Anahtar kelimeler: Akrilik Özetidavacı Davaitirazın Usdlik İplik Satımdan Muhtelif Borçluya Cari Usd

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████ Esas
KARAR NO:█████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO:████████ Esas - ████████ Karar
TARİHİ:█████/2022
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:█████/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı borçlu arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, bu ilişki uyarınca muhtelif tarihlerde davalı borçluya ödeme yapılarak karşılığında mal alındığını, bu kapsamda en son akrilik iplik satın alınmak üzere 23.08.2016 tarihinde davalı borçluya 31.200,00 USD ödeme yapıldığını, davalının ise 29.09.2016 tarihinde 28.975,44 USD'lik (93.310,92 TL)akrilik iplik faturası kestiğini ve bu miktardaki malı müvekkili şirkete teslim ettiğini, davalı borçlunun müvekkili şirket carisinde müvekkilinin davalı şirketten 2.224,566 USD alacağının kaldığını, devamında 21.10.2016 tarihinde müvekkili şirket tarafından davalı borçlu şirketin ... e-posta adresine mutabakatname ve cari hesap ekstresi gönderildiğini, 7 gün içinde itiraz edilmemesi halinde kabul edilmiş sayılacağına ilişkin bildirimde bulunulduğunu, davalı şirket tarafından cari hesap ekstresine itiraz edilmeyerek mutabık kalındığını, buna karşılık bakiye borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının icra takibine itirazı üzerine takibin durduğunu belirtmiş olup, davanın kabulüne, davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %20'si oranında tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ticari defter kayıtlarına göre müvekkilinin davacı şirkete hiçbir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından akdi ilişkinin dahi ispatlanamadığını belirtmiş olup, davanın reddine, davacının dava değerinin %20'si oranında tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarihli, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;"Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir. ...Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Talimat sayılı dosyasından aldırılan bilirkişi raporunda özetle; Davalı “... A.Ş.” firması tarafından 2016-2017 yıllarına ait yasal defter kayıtlarının e-defter olarak Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden tutulduğu, defter açılış ve kapanış onaylarının aranmadığı defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir. Davalı “Ş... A.Ş.” firması ile davacı “...Şti.” firması arasında gerçekleşen 2016-2017 yılları ticari ilişkinin incelenmesinde; Davalı firma tarafından davacı firma adına beş adet fatura karşılığı toplam 660.212,19 TL tutarında fatura düzenlendiği, karşılığında 614.701,31 TL tutarında davacı firmadan Banka havaleleri yoluyla tahsilat yapıldığı, 42.504,65 TL davacı firma lehine iade KDV tahsilatı yapıldığı, 485,23 TL davacı firma lehine kur farkı kaydı işlemi yapıldığı, gerçekleşen bu cari hesap hareketleri sonucunda davalı firmanın davacı firmadan 2.521,00 TL alacağının olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. ...Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketin 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, Davalı şirket tarafından inceleme günü defterler ibraz edilmediğinden, davalı şirket defterleri üzerinde usul ve hesap incelemesi yapılamadığı,Davacı Alacağı Yönünden: Raporumuzun Genel Değerlendirme bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, tarafların mal teslimi ve ödemelerin yabancı para karşılığı yapılmasını kararlaştırdıkları, davalı şirket tarafından davacı şirkete teslim etmiş olduğu mallara için düzenlenen KDV hariç 212.284,64 USD tutarlı faturalara davacı şirket tarafından 214.509,20 USD tutarında ödeme yapılmış olması nedeniyle, davacı şirketin takip konusu fazla yapılan ödeme kaynaklı 2.224,56 USD bedelli alacağını talep edebileceği, davacı şirketin takip incesi faiz talebini TTK.m.1530' dayandırdığından, belirtilen ihtarsız temerrüt hallerin oluşumu için maddenin ikinci fıkrasındaki koşulların somut olayda bulunmadığı, TBK m.117 gereği takip öncesinde borçlu temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi faiz talebinin yerinde olmadığı, Mahkeme'nin kısmen va da tamamen Davacı/Alacaklının lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle takip tarihinden sonrasında yabancı para (USD) ana para alacağı için 3095 s.k m.4/a maddesi kapsamındaki “...Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır. (3095 Sayılı Kanun m. 4/a)...” faizi isteyebileceği, icra inkâr tazminatı ve sair hususların yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller ile denetlenip benimsenen ve somut olaya uygun görülen bilirkişi raporundaki gerekçeler ve hesaplamalara göre; Davacı yanca davalı şirket tarafından davacı şirkete teslim edilen mallara karşılık, davacı tarafından yapılan fazla ödemeden kaynaklanan açık hesap alacağına dayalı olarak davalı hakkında icra takibi başlattığı, davalının davaya sunduğu cevap dilekçesinde davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığını ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Tarafların tacir olması ve yapılan işlerin de açık hesaba yansıtılması ve buna binaen takip başlatılması nedeni ile öncelikle tarafların defter incelemelerine bakılmıştır. Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde davalı şirketin 2.521,00 TL alacaklı gözüktüğü; davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında ise davacı şirketin 2.224,56 USD alacaklı gözüktüğü anlaşılmıştır. Davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 5 adet faturanın toplam KDV hariç 212.284,64 USD karşılığı 617.707,13 TL tutarlı olduğu, fatura içeriği malların yurtdışına ihraç edilmek üzere satılmış olması nedeniyle 3065 sayılı kanunun 11/C maddesi gereğince ihraç kayıtlı satışta KDV'nin tahsil edilmediği ve ... Bankası A.Ş.'nin 14.07.2021 tarihli cevabında gönderilen ödeme dekontlarında 3 adet ödemenin toplamının 214.509,20 USD olduğu anlaşılmıştır.Somut olayda davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen fatura içeriği malların yurtdışına satılmak üzere satılmış olması, 5 adet toplam KDV hariç 212.284,64 USD karşılığı 617.707,13 TL tutarlı faturalar ile davacı şirket tarafından davalı şirket adına yapılan 3 adet toplam 214.509,20 USD bedelli ödemelerin her iki şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirketin kayıtlarını inceleyen bilirkişi USD olarak belirlenen mal değerlerinin takip tarihindeki USD'nin TL karşılığı olarak çevirirken USD olarak yapılan ödemelerin ödeme tarihlerinde USD'yi TL 'ye çevirdiği için davalı alacaklı çıkmış olup, oysa tüm ödemelerin USD olarak gerçekleştiği, bu durum taraf kabulünde olduğu, ödemlerinde yabancı para ile yapılacağı kararlaştırılmış olmakla davacının 2.224,56 USD alacak talebinin yerinde olduğu, ancak işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı nazara alınarak; davanın kısmen kabulüne, davalının... sayılı dosyasına yaptığı itirazın KISMEN İPTALİ ile, İcra takibinin 2,224,56 USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının bir yıl vadeli USD cinsinden mevduatlara uyguladığı azami faiz oranı uygulanarak devamına, İşlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine, alacağın likit olduğu, davalı itirazının haksız olduğu mahkememizce kabul edilmekle, 16.306,02 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..."gerekçesi ile, ''DAVANIN KISMEN KABULÜNE,1-Davalının ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın KISMEN İPTALİ ile, İcra takibinin 2,224,56 USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının bir yıl vadeli USD cinsinden mevduatlara uyguladığı azami faiz oranı uygulanarak devamına,İşlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine,16.306,02 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Davalının reddedilen kısım üzerinden kötü niyetli takip tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin işlemiş faizin reddine ilişkin kararının gerekçelendirilmediğini, bu hususun hukuka aykırı olduğunu, mahkemece █████/2022 tarihli bilirkişi raporu olduğu gibi kabul edilmişse de bu rapora süresi içinde itiraz ettiklerini; mahkemenin bu itirazlarına gerekçeli kararında da bir açıklama getirmediğini, bu kapsamda da müvekkil ile davalı borçlu arasında cari hesap ilişkisi olduğu ve cari hesaba ilişkin 6102 S. TTK m. 94/2/c hükmü gereği, müvekkilin muhasebe departmanından davalının resmi elektronik posta adresine gönderilen █████/2016 tarihli mutabakat formuna davalı tarafça süresinde cevap verilmeyerek █████/2016 tarihi itibariyle bakiye 2.224,56-USD'nin kesinleştiğinin dikkate alınması gerektiğini, cari hesap mutabakatının gönderildiği tarihten sonraki 1 ay içinde itiraza uğramaması halinde sürenin bittiğini, son günün kesin vade sayılacağı ve bu tarihte temerrüde düştüğünün kabulünün gerektiğini,Mahkemece faizin icra takip tarihi itibariyle işleyeceğine yönelik kararının bu sebeple hukuka aykırı olduğunu ve faizin bu tarih itibariyle işletilmesi gerektiğini, yerel mahkemece faize ilişkin verilen kısmı red için karşı tarafa 9200-TL'lik karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, faizin bir kısmının reddine ilişkin hükmün taraflar arasındaki maddi hukuk ilişkisine değil, faiz oranına dayalı olduğunu, yüksek mahkeme içtihatları uyarınca maddi hukuk bakımından alacağın bir kısmının reddedildiğinden bahsedilemeyeceği gözetilerek davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de kaldırılması gerektiğini, kaldı ki mahkemece reddedilen kısmın 1.206,61-USD olduğunu ve takip tarihindeki kur 7,33-TL üzerinden 8.844-TL olduğunu, buna karşılık mahkemece karşı vekalet ücretinin 9.200-TL üzerinden kurulmasının da isabet olduğunu, Huzurdaki davada iptali talep edilen davalının itirazına konu, ... No'lu icra takibinin; fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden 2.224,56-USD asıl alacak ve 1.206,61-USD olmak üzere asıl alacak üzerinden hesaplanarak harç yatırıldığını, faizin bir kısmı reddedilse dahi davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini,Yerel mahkeme kararında işlemiş faizin temerrüt tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işletilmesi şeklinde düzeltilmesi ve karşı taraf lehine hükmedilen karşı vekalet ücretinin hukuka aykırı olması sebebiyle kaldırılarak hükmün bu şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davada davacı ve davalı müvekkilin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığını, müvekkil şirketin merkezi Gaziantep ilinde bulunduğundan talimat yolu ile bilirkişi raporu aldırıldığını, davacının defterlerinin ise yerinde incelendiğini, davacının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; davacı ... Şti'nin yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, kapanış tasdiklerinin bulunmadığının görüldüğünü, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222. maddesinin 2. Fıkrasına uygun olmalarının arandığını, Yargılamaya konu dosyadan davalı müvekkilin ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde alınan bilirkişi raporunda ise; davalı "... A.Ş." firmasının 2016 ve 2017 yıllarına ait yasal defterlerinin e-defter olarak tutulduğu, defter açılış ve kapanış onaylarının aranmadığı, yasal defterlerinin 6102 Sayılı yasanın 64 ve 65. maddelerine uygun olarak usulüne uygun olarak tutulduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın defterlerini fiziki ortamda tutmakta olduğunu ve bu sebeple davacı taraf defterlerinin bahse konu yargılamada delil olarak kabul edilebilmesi için defterlerin açılış kapanış onaylarının usulüne uygun yaptırılmış olmasının zorunlu olduğunu, davalı müvekkilin ticari defterlerinin ise fiziki ortamda tutulmayıp e defter olarak oluşturulduğu için e-defterlerde açılış kapanış onayı zaten elektronik ortamda gerçekleştirildiğinden açılış kapanış onayı aranmadığını, müvekkilin ticari defterlerinin açılış onayının da mevcut olduğunu ve bilirkişi raporuyla tasdik edildiğini,Ticari defterlerin sahibinin lehine delil olabilmesi için yasaya uygun olarak tutulmalarının şart olduğunu, yevmiye defterinin yasaya uygun tutulmuş sayılabilmesi için ise, Türk Ticaret Kanununun 70 inci maddesinin son fıkrasına göre yıl sonu tasdikinin bulunması gerektiğini, ayrıca defterlerin delil olması için kanunda yazılı olanlar dışında Türk Ticaret Kanununun 66 ıncı maddesine göre ticari işletmenin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterlerin tutulmuş olması gerektiğini,
Somut olayda davacı tarafın delil olarak yalnız ticari defterlere dayandığını, başkaca bir ispat vasıtası ortaya koyamadığını, ticari defterleri de delil olarak dayanılacak türden olmadığından artık davacının davasını ticari defterler dışında başka bir delille ispatının gerekeceğini ve bunun mümkün olmadığını, davacının ticari defterlerinin açılış kapanış onayının olmamasının yanısıra davacının ticari defterlerindeki durum ile usulüne uygun olarak tutulan müvekkile ait ticari defterlerin birbirlerini tutmadığını, müvekkil ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen rapora göre müvekkil şirketin davacıya bir borcu bulunmadığı gibi aksine 2.521,00 TL alacağının olduğu tespit edildiğini,
İşbu bilirkişi raporuna göre, müvekkilin ticari defterlerinin delil niteliği taşıdığı, kanunda aranan tüm hususların defterlerde mevcut olduğu, açılış onaylarının bulunduğu, e-defter olması sebebiyle kapanış onayının aranmadığı belirtildiğini, bu meyanda alınan raporda; davalı "... A.Ş." firması ile davacı "... Şti." firması arasında gerçekleşen 2016-2017 yılları ticari ilişkinin incelenmesinde; davalı firma tarafından davacı firma adına beş adet fatura karşılığı toplam 660.212,19 TL tutarında fatura düzenlendiği, karşılığında 614.701,31 TL tutarında davacı firmadan Banka havaleleri yoluyla tahsilat yapıldığı, 42.504,65 TL davacı firma lehine iade KDV tahsilatı yapıldığı, 485,23 TL davacı firma lehine kur farkı kaydı işlemi yapıldığı, gerçekleşen bu cari hesap hareketleri sonucunda davalı firmanın davacı firmadan 2.521,00 TL alacağının olduğunun tespit edildiğini,Tüm bunların yanı sıra huzurdaki davanın, bir fatura alacağına dayalı, cari hesap ekstresinin de takip dayanağı olduğu bir takibe ilişkin yapılan itirazın iptali davası olmadığını, davacı tarafından açılan takbin, banka yolu ile yapılan ödeme dekontlarına dayalı takip olduğunu, itirazın iptali davasının ilamsız takip dayanağı ödeme emri ve takip talebiyle ve dayanak belgesi ile sıkı sıkıya bağlı bir dava tipi olduğunu, takip talebinde adı geçmeyen, dayanılmayan hiçbir kayıt ve belgenin itirazın iptalinde dikkate alınmaması gerektiğini, buna rağmen mahkemece icra takibatından tamamen bağımsız belgelere ve iddialara dayalı bir yargılama yapıldığını,Yerel Mahkemenin davanın kısmen kabulü kararı gerekçesinde kur farkı alacağına dayandığını ancak bunun doğru olmadığını, mahkemenin huzurdaki davanı yargılamasında muhasebe bilirkişisinden kur farkı ve kur farkı işleme şekilleri bakımından uzman görüş aldırması gerektiğini, çünkü kararın gerekçesine bakıldığında muhasebe bilgisinden yoksun bir gerekçeye dayanıldığını;Dövizin değerlenmiş tutarları üzerinden hesaplama ve ödemelerin müvekkil şirketçe yapıldığını, kayıtların da buna göre tutulduğunu, işbu ihracatın gerçekleşmesi nedeniyle önce tecil daha sonra ihracatın gerçekleşmesinin akabinde de terkin yapıldığını, böylece işleme ait hesaplamada KDV'nin ihtilaf konusu olmaktan çıktığını,Gaziantep ilinde müvekkil şirket ve defterlerinin incelenmesi neticesinde alınan bilirkişi raporunda da dövizin değerlenmemiş Türk Lirası tutarları üzerinden inceleme yapıldığını ve bu nedenle de davacı taraftan alacaklı oldukları yönünde tespit yapıldığını, kur farkı kaydının gidere atılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından ileri sürülen ve yerel mahkemece kabul edilen hususların Türk Hukukunda hiçbir karşılığı ve dayanağının olmadığını, davacının yabancı para cinsinden defter tutulması gerektiğini düşünmekte olduğu için, gönderilen ödemenin tamamı üzerinden fatura kesilmesi gerektiği, aksi halde kalan bakiyenin iadesinin zorunlu olduğunu düşünmekte olduğunu,Davacı tarafın KDV iadesi yapılmamıştır iddiasında bulunduğunu, ancak davacının ticari defterlerinin muavin dökümü kısmında KDV iadesinin yapıldığı da açıkça görüldüğünü, davacı şirketin muhasebesinin kendi hatalı işlemlerine ve eksik bilgilerine dayalı olarak tuttukları kayıt ve defterler üzerinden alacaklı oldukları yönünde bir yanılgıya kapıldıklarını,Dosyada mübrez her iki bilirkişi raporu netice bakımından farklı olsa da rapor içeriğinde tarafların ticari defterlerindeki kayıtların tamamının rapora yansımış olması bakımından birbiriyle örtüşmediğini, ancak sonuç bakımından farklı olma sebebinin ise davacı tarafın defterlerinin delil niteliği taşıyamayacak kadar eksik, kanuna aykırı ve muhasebe bilgisinden yoksun olarak düzenlendiğinden ve ne yazık ki bu eksik bilgiye dayalı olarak alacaklı olduklarını ileri sürmelerinden ileri geldiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı tarafından davalıya mal teslimi karşılığı ödenen dava konusu bedel karşılığında mal teslim edilmediği iddiası ile ödenen fazla bedelin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Taraflar arasında davalı tarafından davacıya toplam 212.284,64 USD bedelli beş adet fatura düzenlendiği, faturaya konu ürünlerin davalı tarafından davacıya teslim edildiği, davacı tarafından karşılığında 214.509,20 USD ödeme yapıldığı hususlarında ihtilaf bulunmadığı, tarafların ticari defterlerinin de bu hususlarda mutabık olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından yapılan ödeme miktarı ile davalı tarafından teslim edilen faturalardaki ürünlerin bedeli dikkate alındığında davacı tarafından davalıya 2.224,56 USD fazla ödeme yapıldığı, davalı tarafından bu bedel karşılığı ürünün davacıya teslim edildiğinin savunulmadığı gibi ispat da edilmediği ve davalının bu miktar kadar sebepsiz zenginleştiği anlaşılmakla Mahkemece bu bedelin hüküm altına alınması isabetlidir.Tarafların ticari defter ve kayıtlarının yukarıda belirtilen uyuşmazlık noktasında birbirini teyit ettiğinden davacının ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmaması sebebiyle usulüne uygun olarak tutulmamasının sonuca etkisinin bulunmadığı, Mahkemece davacı alacağının kur farkından kaynaklandığının tespit edilmediği, davalı ticari defterlerinde alacaklı olarak gözükmesinin sebebinin bilirkişi tarafından USD ödemelerin ödeme tarihindeki kur üzerinden TL çevirmesi sebebiyle davalının alacaklı çıktığının, oysa ödemelerin USD üzerinden yapıldığının ve davalının alacaklı olmadığının belirtildiği anlaşılmakla davalının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.TTK'nın 18/3 maddesi uyarınca tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiği, davacı tarafından icra takip tarihinde davalının maddede belirtilen şekilde usulüne uygun olarak temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir delilin dosyaya sunulmadığı, TTK'nın 94/2 maddesinin yazılı cari hesap sözleşmeleri için geçerli olduğu, bunun içinde TTK'nın 95 maddesi şartlarının oluşması gerektiği, bilirkişi incelemesinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin açık cari hesap şeklinde olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi akdedildiğine ilişkin dosyaya bir sözleşme sunulmadığı ve takip öncesi işlemiş faizin talep edilemeyeceği, ayrıca döviz cinsinden açılan davanın TL değerinin dava tarihindeki kur dikkate alınarak belirlendiği ve buna göre davanın tam/kısmen kabul edilip edilmediğinin belirlendiği, davacı tarafından asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden dava açılarak harcın yatırıldığı, Mahkemece işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi sebebiyle dava tarihindeki kur (7,93 TL) esas alınarak reddedilen dava değerinin belirlenmesi ve belirlenen bu bedel (9.568,41 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca tarifenin 13/1 maddesi de dikkate alınarak davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, tarafların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.203,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 300,85‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 902,55‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, 8-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!