Anahtar kelimeler: Davaalacak Özetidavacı Verişi Dökümünde Alış Cari Muhtelif Firmanın Görüleceği Almış

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ EsasKARAR NO:█████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO:████████ Esas - █████████ Karar TARİHİ:█████/2022DAVA:Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)KARAR TARİHİ:█████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı firma arasındaki ticari ilişki nedeniyle farklı tarihlerde muhtelif gıda malzemeleri alış verişi yapıldığını, bu malzemelere ilişkin karşılıklı olarak faturalar tanzim edilerek gönderildiğini, cari hesap dökümünde görüleceği üzere müvekkili firmanın satın almış olduğu gıda malzemelerinin satış işlemine ilişkin 2020 yılı cari hesabında toplamda 5.309,13-TL alacaklı olduğunu, bu miktarın bir sonraki yıl olan 2021 yılına devrettiğini, ayrıca █████/2021 tarihinde tutanakla imha edilen ürünlere ait 4.050,00-TL fatura alış iadesi yapıldığını ve █████/2021 tarihinde müvekkili firma tarafından banka kanalıyla 53.640,98-TL havale yapılması sonucu toplam bakiye miktar olan 63.000,11-TL’nin ödemesi müvekkili firmaya yapılmadığı gibi bu bedele karşılık müvekkili firmaya herhangi bir mal da gönderilmediğini, bu durumla ilgili davalı firmaya Adana 4.Noterliği █████/2021 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarname gönderilmesine rağmen davalı firmanın Çerkezköy 2.Noterliği █████/2021 tarih ve ... numaralı ihtarnameyle müvekkili firmaya herhangi borçlarının bulunmadığının bildirildiğini, davalı firmayla şifahen yapılan görüşmelerde 2019 yılında müvekkili firma tarafından cirolanarak davalı firmaya verilen iki adet çek bedelinin tahsil edilemediği için söz konusu tutarın müvekkili firmanın cari hesap ekstresinde görülen 63.000,11-TL alacaktan mahsup edildiğini ve herhangi bir alacak ve borç bakiyesi kalmadığının bildirdiğini, bu durumun hukuka uygun olmadığını, 2019 yılında... Şirketi'nin müvekkili firmaya vermiş olduğu... Bankası A.Ş' nin...Şubesi'ne ait ...seri numaralı █████/2019 keşide tarihli 30.000,00-TL tutarındaki çek ile ... A.Ş'nin Barkal Şubesi'ne ait... seri numaralı █████/2019 keşide tarihli 33.000,00-TL tutarındaki çekin müvekkili firma tarafından cirolanarak davalı ile müvekkili firma arasında bulunan ticari ilişki nedeniyle davalı firmaya teslim edildiğini, ancak davalı firmanın toplam tutarları 63.000,00-TL olan bu iki çeki kaybettiğini, bu durumla ilgili davalı firmanın Çerkezköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesi ████████ esas numaralı dosyasında söz konusu çekleri kaybettiklerini bu yüzden çeklerin iptaline karar verilmesini talep ettiğini, mahkemenin de █████/2020 tarih ve ████████ karar numaralı kararla çeklerin iptaline ve bu kararın çekler yerine geçtiğine karar verdiğini, bu kararın █████/2020 tarihinde kesinleştiğini, bu durumdan sonra davalı firmanın ilgili mahkeme kararına dayanarak toplam tutar olan 63.000,00-TL'yi söz konusu çeklerin keşidecisi olan ... Şirketi'nden tahsil etmesi gerekirken herhangi bir girişimde bulunmadığını, zayi olan çeklerin bedellerini müvekkili firmadan tahsil etme yoluna gittiğini, ancak bu durumun hakka, hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını beyan ederek davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile 63.000,11-TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve arabuluculuk taraf ve dava vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında mevcut ticari ilişki sebebi ile, ... Bankası A.Ş.'nin... Şubesi'nin ... Seri numaralı 21.08.2019 Keşide Tarihli ve Keşide Yeri Adana olan 30.000,00-TL tutarında bulunan çek ve ... A.Ş.'nin Barkal Şubesi'nin ... Seri numaralı 03.08.2019 Keşide Tarihli Keşide Yeri Adana olan 33.000,00-TL tutarında bulunan iki adet çekin davacı tarafından cirolanarak müvekkili şirkete teslim edildiğini, işbu çeklerin kaybolmak suretiyle zayi olması sebebiyle Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ile çeklerin iptaline karar verildiğini, doğrudan ticari ilişki içerisinde bulunulması sebebi ile davacı şirkete durum ve mahkeme kararının bildirildiğini, ödeme talebinde bulunulduğunu, karşılıklı görüşmeler neticesinde sorumluluğu üstlenen davacının müvekkiline 53.640,98-TL ödediğini, ancak daha sonra haksız ve hukuka aykırı olarak keşide ederek müvekkiline gönderilen Adana 4.Noterliği 01.04.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile alacak talebinde bulunduğunu, talebin haksız bulunması sebebiyle ihtara itiraz edildiğini, davacının senetsiz hakkını ileri sürebilmesi için iptal kararını göstermesi ve kimliğini ispat etmesinin yeterli olduğunu beyan ederek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarih ve ████████ Esas - █████████ Karar sayılı kararında;"Dosya davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişinin █████/2022 tarihli raporunun sonuç ve kanaat kısmının; "...Davalı tarafın ticari defterlerinin birbirini teyit etmesi , e beratlarının zamanında verilmesi ve ticari defterlerin usulüne tutulduğundan TTK 85 md ve HMK 222. Maddesi gereğince davalıya delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur. Davalı tarafın ticari defterlerinde davacıya ait cari hesap bakiyesi -0- olarak kayıtlıdır. Davalı tarafın davacıdan 20.05.2019 tarihli 2356 tarihli tediye makbuzu ile tahsil etmiş olduğu ve kayıp olduğunu beyan ederek Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E., ████████ K. 11.03.2020 T. Sayılı kararı ile İPTALİNE karar verilen 30.000,00 TL ve 33.000,00 TL tutarı çekleri ticari defterlerine kayıt etmediği tespit edilmiştir. Davalı taraf ilgili çekleri davacıdan tediye makbuz ile tahsil ettiğinden ticari defterlerine kayıt ederek cari hesap bakiyesine ilave etmesi gerekeceği, ilgili çeklerin cari hesaba eklenmesi ile davalının dava tarihinde davacıya cari hesap bakiyesi olarak ( 30.000,00+.33.000,00) 66.000,00 TL borçlu olacağı, davalı tarafın, iptal edilen çeklerde çek keşidecisi olmadığı, çeklerin davacı firma tarafından cirolanarak davalı firma teslim edildiği anlaşılmaktadır. Davacının davalıdan dava tarihinde cari hesap bakiyesine dayalı olarak 66.000,00 TL alacaklı olduğu, davacı alacağını Adana 4. Noterliğinde 01.04.2021 tarihli ... yevmiye no' lu ihtarnamesi ile temerrütte düşürmüştür. Davacının temerrüt tarihinden ( tebliğ tarihi + 7 gün ) itibaren faiz talep edebileceği, tarafların tacir olması dikkate alındığında işleyecek faiz türünün değerlendirmesi Sayın Mahkemenizin ait olacağı..." şeklinde olduğu görülmüştür.Yapılan yargılama sırasında davacının ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi raporunda incelenmediği anlaşılmakla dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişinin █████/2022 tarihli ek raporunun sonuç ve kanaat kısmının; "...Davalı ve davacı tarafın ticari defterlerinin birbirini teyit etmesi, e beratlarının zamanında verilmesi ve ticari defterlerin usulüne tutulduğundan TTK 85 md ve HMK 222. Maddesi gereğince davalıya delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur. Davalı taraf ticari defterlerine göre çeklerin dahil edilmesi halinde davacıya 63.000,00 TL borçlu olduğu, davacı ile davalı cari hesap bakiyesi arasında 0,11 TL küsurat farklı olduğu, ( kök raporda sehven çekler toplamı 30.000,00 +33.000,00 toplamı 66.000,00 TL olarak beyan edilmiştir. Olması gereken 33.000,00 +30.000,00 = 63.000,00 TL dir.) Davacı taraf ticari defterlerine göre davalıdan 63.000,11 TL alacaklı olduğu, davacı alacağını Adana 4.Noterliğinde 01.04.2021 tarihli ... yevmiye no' lu ihtarnamesi ile temerrütte düşürmüştür. Davacının temerrüt tarihinden (tebliğ tarihi + 7 gün ) itibaren faiz talep edebileceği, Tarafların tacir olması dikkate alındığında işleyecek faiz türünün değerlendirmesi Sayın Mahkemenizin ait olacağı..." şeklinde olduğu görülmüştür.Dava; zayi olan çekten dolayı tahsil edilen bu nedenle ödenmediği belirtilen ticari satım ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.Poliçeye ilişkin TTK'nın 764/2. maddesinde, iptal kararı verildiği takdirde, iptal talebinde bulunan kişinin sadece kabul eden muhataba karşı poliçeden doğan hakkını ileri sürebileceği belirtilmektedir. Bu hükümden hareketle, poliçede kabul eden muhatap dışında diğer başvuru borçlularına (cirantalara) zayi nedeniyle iptal kararına dayanarak başvurulamayacağı sonucuna varılır. Cirantalara başvuru için senedin ibrazı şarttır. TTK'nın 778/1.ı maddesindeki atıf nedeniyle aynı durum bono için de geçerli olup, zayi nedeniyle iptal kararı alan kişinin cirantalara başvuru hakkı tanınmamıştır. Çek yönünden ise TTK'nın 818/1.s maddesinde 764. maddenin sadece birinci fıkrasına atıf yapılmış, ikinci fıkraya atıf yapılmamıştır. Dolayısıyla, zayi nedeniyle çek iptali kararı alan kişinin kural olarak cirantalara da başvurabileceği sonucu çıkarılabilir.Çekin iptaline ilişkin kararı ile ciranta, çekin teşhis fonksiyonunun ortadan kalktığını öğrenebilir ve çek hamiline ödeme yapmayıp bedelini tevdi ederek sorumluluktan kurtulabilir. Aksi takdirde, yani iptal kararı kendisine bildirilmediği takdirde cirantanın iyi niyetle çek hamiline yapacağı ödeme, geçerli bir ödemedir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı vekilinin duruşmada alınan beyanı ve bilirkişi raporu ile herhangi bir ihtirazı kayıt koymadan paranın havale edildiği, ayrıca taraflar arasında uyuşmazlık noktası olan zayi olan çekten dolayı davalının davacıdan mahsuba gidip gidemeyeceği yönünden ise, TTK 818/1.s maddesinde 764. Maddesine göre zayi olan çekten dolayı da davalının davacıya gidebileceği anlaşılmakla, ciranta olan davacının bu nedenle davalıya yaptığı ödeme geçerli bir ödeme olarak mahkememizce kabul edildiğinden, ayrıca söz konusu havalenin de mal karşılığı yapıldığının davacı tarafça ispatlanamaması nedeniyle davacının dava dilekçesinde alacak istemine konu davanın reddine dair aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulmuştur...."gerekçesi ile,''1-Davacı tarafından açılan davanın reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece █████/2022 tarihli celsede davanın reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin, eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde dosya kapsamına aykırı hatalı hüküm tesis ettiğini,Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen bu kararın yasaya ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, mahkemece karar verilirken esas alınan ve gerekçeli kararda bahsedilen dava konusunun doğru olmadığını, davanın cari hesap ekstresinden kaynaklı alacak talebi ile açılmasına rağmen yerel mahkemece dava konusu zayi olan çekten tahsil edilen alacağın tahsili istemi olduğu şeklinde yanlış değerlendirme neticesinde hüküm tesis edildiğini, bu değerlendirmenin dosya kapsamına, usul ve yasaya, hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda davalı firmanın, zayi olması nedeniyle mahkeme kararıyla iptal ettirdiği çekleri ticari defterlerine kayıt etmediği, davalı firmanın çekleri davacı müvekkilden tediye makbuzu ile tahsil ettiğinden ticari defterlerine kayıt ederek cari hesap bakiyesine ilave etmesi gerekeceği, ilgili çeklerin cari hesaba eklenmesi ile davalı firmanın davacı müvekkil firmaya cari hesap bakiyesi olarak (30.000,00+.33.000,00) 63.000,00 TL borçlu olacağı, bu yüzden de davacı müvekkil firmanın davalı firmadan dava tarihinde cari hesap bakiyesine dayalı olarak 63.000,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, yerel mahkemenin ticari defterlerin tekrardan incelemesi için dosyayı bilirkişiye ek rapor için gönderdiğini ve bilirkişice hazırlanan ek raporda da davanın cari hesap ekstresinden kaynaklandığı, tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit ettiği, e beratlarının zamanında verilmesi ve ticari defterlerin usule uygun tutulduğundan TTK 85.maddesi ve HMK 222.maddesi gereğince delil niteliğine haiz olduğu, davalı tarafın ticari defterlerine göre çeklerin dahil edilmesi halinde davacıya 63.000,00 TL borçlu olduğu, davacı ile davalı cari hesap bakiyesi arasında 0,11 TL küsurat farkı bulunduğu, sonuç olarak davacı tarafın ticari defterlerine göre davalıdan 63.000,11 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, dolayısı ile yerel Mahkemece dava konusunun cari hesaptan kaynaklı alacak olduğu kabul edilerek usul ve yasaya uygun rapor doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken hatalı kabul ile hüküm tesis edildiğini,Diğer yandan yerel mahkemenin gerekçeli kararında poliçeye ilişkin TTK'nın 764/2. maddesinde, iptal kararı verildiği takdirde, iptal talebinde bulunan kişinin sadece kabul eden muhataba karşı poliçeden doğan hakkını ileri sürebileceği, çek yönünden ise TTK'nın 818/1.s maddesinde 764. maddenin sadece birinci fıkrasına atıf yapıldığı ikinci fıkraya atıf yapılmadığı, bu yüzden de zayi nedeniyle çek iptali kararı alan kişinin kural olarak cirantalara da başvurabileceği sonucunun çıkartılabileceği sonucuna varıldıysa da bu çıkarım Yargıtay içtihatlarına ve doktrinde hakim olan görüşe uygun olmadığını,Konunun doktrindeki görüşler ele alınarak değerlendirilecek olunur ise TTK m. 764/2 lafzından, dilekçe sahibinin senetten doğan hakkını, asıl borçluya karşı ileri sürebileceğinin anlaşıldığını, fakat müracaat borçlularına başvuramayacağına yönelik bir ifade yer almadığını, bu nedenle, iptal kararı hamili, kural olarak, kabul eden muhataba veya bonoyu düzenleyen kişiye veya bunlar lehine aval verene karşı ödeme talebinde bulunabileceği gibi, bundan başka müracaat borçlularından da hak talep edebileceğini, müracaat borçlularına başvuru, TTK 713 vd. maddeleri gereğince, protesto çekilmesi halinde mümkün hale gelebileceğini, ancak ilan süresi beklenirken ödeme için ibraz ve protesto süresinin geçeceğini, bu durumda müracaat borçlularına başvurunun, mümkün olmayacağını, iptal kararının, protesto yerine geçmeyeceğini, zira ne TTK m. 722’de düzenlenen “protesto düzenlenmesi gerekmeyen haller” de, ne de TTK m. 731’de düzenlenen “mücbir sebepler” de zayi olma nedeniyle senedin iptali, protesto çekmeyi bertaraf etmediğini, ayrıca müracaat borçlusu, borçlu olmadığını iddia ettiğinde, karar hamili tarafından bu hususun, genel hükümlere göre yazılı bir şekilde kanıtlanması zorunluluğu ortaya çıktığını, senedin elde bulunmaması sebebiyle ispat etme güçlüğü göz önüne alınacak olursa itiraz edecek başvuru borçlularına müracaat, zaten uygulamada bir fayda sağlamayacağını, çek yönünden ise, TTK m. 764/2, çek bakımından uygulanmayacağından, karar hamili, TTK m. 652/1 gereğince, çekin iptali kararına dayanarak muhatap, keşideci, lehtar, ciranta ve aval verenlere başvurabileceği düşünenler olsa da çekte de bono ve poliçede olduğu gibi, karar hamili tarafından, müracaat borçlularına başvurabilmek için, protesto çekilmeli ya da muhatap bankaya ibraz ile karşılıksız olduğuna ilişkin bir beyan alınması gerektiğini, böylelikle müracaat borçlularına başvurunun mümkün hale gelebileceğini, Yargıtay'ın da bu görüşte olduğunu, ayrıca kambiyo senedine ilişkin ödeme yasağı kararı verilmesi ve ödeme yasağı şerhi, başvuru hakkının kullanılabilmesi açısından senedin süresinde ibraz edilmesi ve ödenmeme (karşılıksızlık) durumunun tespiti zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağını, yani ödeme yasağı kararı şerhinin senede yazılmış olmasının, tek başına müracaat hakkını doğurmayacağını; bununla birlikte karşılıksız olduğunun ya da kısmi karşılığı varsa bu durumun belirlenmiş olması gerektiğini, ibraz süreleri içinde protesto çekmeyen senet hamili, müracaat hakkını yitireceğini, çek bakımından, TTK m. 808 gereği, protestoyla birlikte, muhatap veya takas odasının beyanıyla, zamanında ibraz edilmiş olan çekin ödenmemiş olduğu ve ödememe halinin tespit edilebilir olduğunu, çekte müracaat hakkının kullanılabilmesi için çekin öngörülen süreler geçmeden ibraz edilmesi ve ödenmeme halinin tespit edilmesi gerektiğini, kanunda çekte ibraz sürelerinin ancak mücbir sebepler dolayısıyla uzayabileceğinin de açıkça ifade edildiğini, (TTK m. 811) eğer çekin zayi olması, bir mücbir sebep olarak kabul edilebilirse, mücbir sebep nedeniyle protesto edilememiş olacağından müracaat hakkının da korunacağını, fakat Yargıtay'ın çek hamilinin çeki kaybetmesini mücbir neden olarak kabul etmediğini, bu durumda çekin zayi olması ibraz sürelerini uzatan bir neden olarak değerlendirilmemesi gerektiğini,Sonuç olarak; yukarıda ifade edilen öğretideki görüşlerde de belirtildiği üzere, çekin iptali istemiyle dava açıldığında, ilan süresi beklenirken ödeme için ibraz ve protesto süresinin geçeceğini, bu nedenle çeklerde de bono ve poliçede olduğu gibi, karar hamilinin müracaat borçlularına başvurması uygulamada mümkün olamayacak veya yarar sağlamayacağını, bu yüzden davalı firmanın zayi olan ve bu sebeple de mahkeme kararıyla iptal edilen çek bedellerinin ödenmesi için ciranta konumunda bulunan davacı müvekkil firmadan tahsil yoluna girmesinin hukuka uygun olmadığını, kaldı ki dava konusu olayda davalı firmanın, her zaman olduğu üzere davacı müvekkil firmaya bazı malların gönderileceğini söyleyip para istediğini, davacı müvekkil firmanın parayı göndermesine müteakip daha öncesinde iade edilen malların bedellerini de üzerine eklenmesi suretiyle elde edilen tüm meblağın kendileri tarafından zayi edilmesi dolayısıyla iptal edilen çek bedellerine karşılık aldıklarını iddia ettiklerini, ancak gerek Yargıtay kararları gerekse de doktrinde ki görüşler düşünüldüğünde ki doktrinde azınlıkta bulunan iptal edilen çekler için müracaat borçlularına başvurulabileceğini düşünen görüşte dahi protesto çekilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davalı firma tarafından davacı müvekkil firmaya gönderilmiş bir protesto bulunmadığı gibi söz konusu çek keşidecisi firmaya da bir başvuruları da bulunmadığını, davalı firmanın keşideciye başvurmak yerine söz konusu çek bedellerini hukuka aykırı bir şekilde davacı müvekkil firmadan tahsil etme yoluna giriştiğini, ayrıca yerel mahkeme kararında her ne kadar davacı müvekkil firma tarafından yapılan ödemeye ihtirazı kayıt koyulmadan yapıldığı belirtilmişse de taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunması ve yapılan tüm ödemelerde cari hesaba ilişkin yapıldığı için herhangi bir kayıt içermesinin gerekmediğinin ortada olduğunu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, gerçeklere uygun düşen vakıalar dikkate alındığında yerel mahkeme kararının usul ve yasaya, yerleşmiş Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ile doktrine aykırı olduğunu,Yerel mahkeme tarafından verilen hükmün ortadan kaldırılması suretiyle yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini, mahkemece davanın yeniden görülmesi mümkün değilse, kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına ve ilamın edaya ilişkin hüküm fıkrasını tehiri icra talepli olarak istinaf talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; bakiye cari hesap alacağının tahsili talebine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında mal alım satımına ilişkin ticari ilişki olduğuna ve davacı tarafından zayi nedeniyle iptaline karar verilen çeklerin ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya verildiğine, çeklerin zayi olduğunun ve iptaline karar verildiğinin davalı tarafından davacının haberdar edildiğine ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı vekili, davacının davalıdan cari hesapta gözüken 5.309,13 TL devreden alacak bakiyesi, 4.050,00 TL fatura alış iadesi, 53.640,98 TL banka havalesi ile ödeme toplamı olan 63.000,11 TL alacaklı olduğunu, davacı tarafından davalıya verilen ve davalı tarafından kaybedilen çek bedellerinin davacıdan tahsil edilemeyeceğini iddia etmiş, davalı vekili, davalı tarafından ticari ilişki kapsamında daha önce kendisine ciro edilerek teslim edilen 30.000,00 TL ve 33.000,00 TL bedelli iki adet çekin kaybolması sebebiyle açılan çek iptali davasında çeklerin iptal edilmesi üzerine davacı tarafından çeklere karşılık 53.640,98 TL ödeme yapıldığını, davalının davacıya borcu olmadığını savunmuştur. Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan 65.148,92 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davacı cari hesap bakiyesinin 0 olarak kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davacı cari hesapta görünen alacağın ödenmediği ve davalının bu bedel kadar malı teslim etmediğini, çek bedellerinin davacıdan talep edilemeyeceğini iddia etmiş ise de, davacı tarafından davalıya yapılan banka havalesinde açıklamanın bulunmadığı, havale bir borcun ödenmesi niteliğinde olup söz konusu ödemenin mal teslimi için avans ödemesi olarak yapıldığının davacı tarafından ispat edilemediği, Mahkemece gerekçeli kararda isabetli bir şekilde açıklandığı üzere davacı tarafından davalıya ticari ilişki kapsamında verilen ve zayi olan çek bedellerinin çeklerin iptal edildiği hususunda bilgilendirilen davacıdan talep edilebileceği, davacının ticari defterlerindeki tek taraflı kayda göre alacaklı olduğunun ispat edilemediği anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, 7-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.