Anahtar kelimeler: Kalker İia Yürüten Sahasında Grubu Maden Alanda Ruhsat Satışların Sekizinci
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... İşleri Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Şanlıurfa İli, Merkez İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan alanda ... numaralı II-A Grubu maden işletme ruhsatına dayalı kalker işletmeciliği faaliyeti yürüten davacı şirket tarafından, 27.03.2013 tarihindeki devir işleminden önce ruhsat sahasında yapılan üretim ve satışların beyan edilmediğinden bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 54.812,00-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına dair ... tarih ve E... sayılı Maden İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Şanlıurfa İli, Merkez İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan ... numaralı II-A Grubu kalker ruhsat sahasında, 27.03.2013 tarihindeki devir işleminden önce yapılan üretim ve satışların beyan edilmediği gerekçesiyle idari para cezası verildiğinin anlaşıldığı, Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasının engellenmesi ve/veya haksız surette hak iktisap edilmesi durumunda 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. fıkrası uyarınca, ruhsat sahibine para cezası verileceği açık ise de; hukuk sistemimizde geçerli olan "cezaların şahsiliği" ilkesi dikkate alındığında, ruhsat sahibi ifadesinden, Kanun hükümlerinin uygulanmasının engelleyen ve/veya haksız surette hak iktisap eden kişinin anlaşılması gerektiğini, devir tarihinden önce yapıldığı ileri sürülen üretim ve satışların davacı şirket tarafından yapıldığını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulmamış olması nedeniyle, davacının bu üretim ve satıştan sorumlu tutulamayacağı, ayrıca bu durumun cezaların şahsiliği ilkesinin de bir gereği olduğu, bu nedenle davacıya para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usul yönünden süre aşımı bulunması halinde davanın öncelikle süre aşımından reddi gerektiği, esas yönünden ise Şanlıurfa İli, Merkez İlçesi hudutları dahilindeki S:... numaralı II-A Grubu kalker ruhsat sahası ile ilgili olarak mahallinde gerçekleştirilen inceleme sonucunda, sahanın ... tarih ve ... sayılı Olur kapsamında mahallinde tetkik edildiği ve sahanın bakir konumda olduğunun tespit edildiği, anılan sahada yalnızca 40.000 ton üretim ve sevkiyat bildirildiği, ancak toplam 389.326,55 ton üretim yapıldığının heyet üyelerince hesap ve tespit edildiği, beyan edilmeyen 153.739,90 ton üretimden dolayı Maden Kanunu'nun 10/7. maddesinin uygulandığı, davacının tüm faaliyetlerden sorumlu olduğunu █████/2012 tarihli taahhüt ettiğini, devir işlemleri gerçekleşirken maden kanunundan doğan tüm hak ve vecibelerinde devredildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X) - Dava, Şanlıurfa İli, Merkez İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan alanda ... numaralı II-A Grubu maden işletme ruhsatına dayalı kalker işletmeciliği faaliyeti yürüten davacı şirket tarafından, 27.03.2013 tarihindeki devir işleminden önce ruhsat sahasında yapılan üretim ve satışların beyan edilmediğinden bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 54.812,00-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına dair ... tarih ve E... sayılı Maden İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasının engellenmesi ve/veya haksız surette hak iktisap edilmesi durumunda 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 7. fıkrası uyarınca, ruhsat sahibine para cezası verileceği açık ise de; hukuk sistemimizde geçerli olan "cezaların şahsiliği" ilkesi dikkate alındığında, ruhsat sahibi ifadesinden, Kanun hükümlerinin uygulanmasının engelleyen ve/veya haksız surette hak iktisap eden kişinin anlaşılması gerektiğini, devir tarihinden önce yapıldığı ileri sürülen üretim ve satışların davacı şirket tarafından yapıldığını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulmamış olması nedeniyle, davacının bu üretim ve satıştan sorumlu tutulamayacağı, ayrıca bu durumun cezaların şahsiliği ilkesinin de bir gereği olduğu, bu nedenle davacıya para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Ancak dava konusu işlem incelendiğinde, davalı idare tarafından sahanın █████/2011 tarihinde mahallinde tetkik edildiği ve sahada üretim yapılmadığının tespit edildiği, █████/2012 tarihinde davacı tarafından devir talebinde bulunulduğu, █████/2013 tarihinde devir işleminin gerçekleştiği, davacı tarafından verilen █████/2012 tarihli dilekçe ile Maden Kanunundan doğan tüm hak ve vecibeleri ile birlikte aynen ve tamamen kabul ve taahhüt ettiğini bildirildiği, Maden Kanunun 10. maddesinin 7 fıkrası kapsamında, █████/2013 tarihindeki devir işleminden önce ruhsat sahasında yapılan üretim ve satışların Genel Müdürlüğe beyan edilmemesi nedeniyle 54.812,00-TL tutarında İdari para cezası tecziyesine karar verildiği, Davalı idarenin ... tarihli temyiz istemi dilekçesinde ise, Google Earth görütüleri incelendiğinde maden sahasının █████/2009 tarihinde bakir olduğu, █████/2013 tarihli görüntüde ise ruhsat içerisinden dışarıya doğru taşan ocağın açıldığının görüldüğü, bu tarihin ise sahanın devrinden 7 ay sonraya rastladığını beyan ettiği görülmektedir. Maden Kanunu'nun 5. maddesinde "(...) Maden ruhsatları, görünür rezerv geliştirme hakkı ve buluculuk hakkı devredilebilir. Devir yapılmadan önce arama ve işletme ruhsatlarının devredildiği tarihteki ruhsat bedelinin iki katı tutarında devir bedeli alınır. Devir Bakanlık onayı ile gerçekleşir.
Durum maden siciline şerh edilir. Devir muamelesi maden siciline şerh edilmesi ile tamam olur.
(...) Devir ve intikal işlemlerine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.(...)"
█████/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu Maden Yönetmeliği'nin 82. maddesinin 3. fıkrasında "Ruhsatı veya sertifikayı devralacak kişinin; devralacağı ruhsata/sertifikaya ait Kanundan doğan bütün hak ve vecibelerini, ruhsata uygulanmış yaptırımlar ile yükümlülükleri kabul ettiğini; ruhsat sahibinin de ruhsatını bütün hak ve vecibeleri ile devretmek isteğini belirten Ek-21’deki örnek dilekçe ile Genel Müdürlüğe müracaat etmeleri gerekir." düzenlemesi yer almaktadır.
Maden mevzuatı uyarınca devredilen ruhsatlara ilişkin hak ve vecibeler ile yaptırım ve yükümlülüklerin de devredilmesinin ruhsat devrinin doğal bir sonucu olduğu, nitekim İş Kanunu uyarınca işyerinin, Türk Borçlar Kanunu uyarınca malvarlığı veya işletmenin devredilmesine ilişkin düzenlemelerde de hak ve borçların devralana geçeceğine yönelik kuralların yer aldığı görülmektedir.
Sonuç olarak, dava konusu işlemde gerek cezaların şahsiliği ilkesi bakımından gerekse devirden kaynaklanan sorumluluğun yer değiştirmesi hususunda hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesi ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!