Anahtar kelimeler: Kyazim Davadavacı Esaskarar Rücuen Sıfatı Katip Kazasından İstinaden Ankara Başlatılan

T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
HAKİM : ......
KATİP : ......
DAVACI : ......
VEKİLİ : Av. ......
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ......
DAVALI : 2- ... - ......
VEKİLİ : Av. ......
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2024
K.YAZIM TARİHİ : █████/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Trafik kazasından kaynaklı tazminat istemi ile açılan ve müvekkili davacı ... ile davalılar ... ve ... Şirketinin davalı sıfatı ile bulunduğu ...... Mahkemesinin 04.07.2022 tarih, ......sayılı kararına istinaden başlatılan ......E icra dosyası üzerinden, müvekkili ile davalılara takip başlatıldığını, anılan icra dosyasına ... ve ... Şirketi tarafından teminat yatırıldığından, anılan karar kesinleşinceye kadar müvekkilinin maaşından toplam 145.926,62 TL kesinti yapıldığını, kararın kesinleşmesini müteakip bakiye kalan 88.63,41 TL ise ... A.Ş. tarafından yatırılan teminattan ödendiğini, ...... Mahkemesi'nin 04.07.2022 tarih, ......sayılı kararının istinaf incelemesi sonunda, ......21.02.2024 tarih, ...... sayılı kararı ile; ilk derece Mahkeme kararı kaldırıldığını, yeniden hüküm kurularak, ''Davanın kabulüne; davacı ... lehine hesaplanan 27.159,14 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacı ... lehine hesaplanan 42.284,11 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 69.443,25 TL'nin 28.06.2019 tarihinden itibaren (davalı sigorta şirketi yönünden 07.08.2019 tarihinden itibaren ve poliçe teminat limitleriyle sınırlı olmak üzere) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, Maddi tazminat yönünden davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13. maddeleri gereğince hesaplanan takdiren davacı ... için 5.100,00 TL, davacı ... için 6.296,93 TL olmak üzere toplam 11.396,93 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, Davacıların manevi tazminat davalarının kabulüne, davacı ... lehine 15.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ve ... lehine 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın 28.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Manevi tazminat yönünden davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13. maddeleri gereğince hesaplanan takdirendavacı ... için 5.100,00 TL, davacı ... için 5.100,00 TL, ... için 5.100,00 TL olmak üzere toplam 15.300,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar ödenmesine, Maddi ve manevi tazminat yönünden davacı tarafından yapılan posta, başvuru harcı, bilirkişi ücreti olan 1.406,20 TL (davalı sigorta şirketinin sorumluğu 892,25 TL ile sınırlı olmak üzere) yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, Peşin ve ıslahla alınan 1.852,48 TL harcın (davalı sigorta şirketinin sorumluğu 1.175,42 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine'' karar verildiğini, ayrıca davalı ... ile diğer davalı ... A.Ş. tarafından yapılan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesinin limiti davaya konu maddi tazminat miktarının üzerinde olduğunu, bu haliyle davalı ... A.Ş. maddi tazminatından tamamından sorumlu olduğunu, 29.05.2024 tarihli dilekçeler ile müteselsil sorumluluk kapsamında davalılar ... ve ...'ya ...... 21.02.2024 tarih, ...... sayılı kararı gereğince müşterek ve müteselsil sorumluluk kapsamında ödeme yapmaları talep edildiğini, davalılar tarafından dilekçemize cevap verilmemesi ve herhangi bir ödeme yapılmaması sebebi ile tarafımızca zorunlu dava şartı arabuluculuk sürecine başvurulmuş fakat anlaşma sağlanamadığını, iş bu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, ...... sayılı icra takip dosyasında müvekkilinin maaşından toplam 145.926,62 TL ödeme yapıldığı dikkate alınarak, davalı ... A.Ş.'nin poliçe (ZMMS) teminat limiti ile sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olduğu maddi tazminat, vekalet ücreti ve yargılama gideri ile davalı ...'nın müteselsilen sorumlu olduğu maddi tazminat, manevi tazminat, vekalet ücreti ve yargılama gider tutarlarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile iadesi için işbu davanın açılması zaruretinin hasıl olduğunu, açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle, ...... esas sayılı icra dosyasına müvekkil tarafından ödenen tutarın müteselsil sorumluluk kapsamında, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile, davalı ... A.Ş.'nin sorumlu olduğu maddi tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderinin (Mahkeme ve İcra Dosyası) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile şimdilik 15.000,00 TL, davalı ...'nın sorumlu olduğu maddi tazminat, vekalet ücreti ve yargılama gider (Mahkeme ve İcra Dosyası) tutarlarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile şimdilik 15.000,00 TL, davalı ...'nın sorumlu olduğu manevi tazminat, vekalet ücreti ve yargılama gider (Mahkeme ve İcra Dosyası) tutarlarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile şimdilik 100,00 TL'nin tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili açısından hak kaybına uğramamak için yargı yolu, görev, zamanaşımı, yetki, derdestlik, husumet, kesin hüküm, tahkim, takas gibi itirazları dikkate alınarak, müvekkili belediye aleyhine açılan davanın reddine Karar verilmesini, huzurdaki davanın Ticaret Mahkemelerinde açılması usule ve yasaya aykırı olduğunu, davanın görev yönünden reddi gerektiğini, diğer taraftan, davacının idareye karşı rucü hakkı bulunmamakla birlikte, müvekkili belediye aleyhine açılan huzurdaki davada davayı çözüme kavuşturma yetkisi Adli Yargıya ait olmadığını, huzurdaki davanın idari yargıda açılması gerektiğini, bu bağlamda, davanın müvekkili belediye yönünden reddi gerektiğini, davacının idarelerine karşı rucü hakkı bulunmamakla birlikte, dava dilekçesinde müvekkili belediyeye hangi sebeple rucü edildiğinin belirtilmediğini, öncelikle rücu şartları gerçekleşmemekle birlikte, davacının müvekkili belediyeye karşı rücu hakkı bulunmadığından ortada bir alacak bulunmadığını, idareye yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı ve davacının kusuru dikkate alındığında, davacı müvekkili belediyeye husumet yöneltemeyeceğini, bu hususlarla birlikte, davacı yaptığı işte gerekli özen ve dikkat ile kurallara uygun şekilde yapması gerektiğini, davacı İdareye ve üçüncü şahıslara verdiği tüm zararlardan sorumlu olduğunu, diğer taraftan sigorta tarafından varsa ödenmeyen kısım nedeniyle müvekkili belediyeye Husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili belediyenin dava konusu olayda, tazminat sorumluluğu olduğunu kabul etmemekle birlikte, biran için bir sorumluluk var ise dava konusu yapılan maddi tazminatın sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu hususlarla birlikte, davacının icra dosyasına gerekli itirazlarda bulunmayarak ve teminat göstermeyerek haciz işlemlerine sebebiyet verdiği gibi, mahkeme dosyasında da gerekli itirazlarda bulunmadığı da görüldüğünü, bu nedenlerle de müvekkili belediyenin davaya konu olayda bir kusuru bulunmadığından, maddi tazminata ilişkin varsa bir sorumluluk sigorta şirketine yöneltilmesi gerektiğini, davacı yanın kısmi dava açmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava değeri belirlenebilir olduğundan davanın bu şekilde kısmi dava olarak açılması usule ve yasaya aykırı olup davanın reddi gerektiğini, diğer taraftan davanın kabulü anlamına gelmemesi kaydıyla, huzurdaki davaya konu olayın █████/2019 tarihinde meydana geldiğini, süresi içerisinde müvekkili belediyeye karşı husumet yöneltilmediğini, davaya konu mahkeme ve icra dosyasına gerekli itiraz ve beyanlarda bulunulmadığı da görüldüğünü, varsa bir alacak Zamanaşımına uğramış olup, zamanaşımı ve hak düşürücü süreye ilişkin itirazımızın dikkate alınarak davanın reddine Karar verilmesini, davaya konu kazaya ilişkin ...... Mahkemesi’nin █████/2020 tarih, ...... sayılı kararında, “Sanık ...’nın üzerine atılı taksirle ölüme neden olma suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nun 85/1 maddesi gereğince, suçun işleniş şekli ve fiilin özellikleri, sanığın tali kusurlu olması, sanığın şahsi ve sosyal durumu, nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşma gerekmeksizin takdiren 2 Yıl Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına …” ve bu cezanın da “… Sanığın neticeden 12.100,00 TL Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına ….” Karar verildiğini, ...... Esas sayılı dosyasında ......’nin █████/2019 tarihli raporunda ve yine ...... Esas sayılı dosyasında yer verildiği üzere, ......’nden alınan █████/2021 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde davacı ...’nın % 15 oranında, mütevveffa ...’ın %85 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği ve bu kusur oranlarına göre maddi ve manevi tazminatın belirlendiği görüldüğünü, bu hususlarla birlikte, davaya konu olayda müvekkili belediyenin ise bir kusuru bulunmadığını, maddi tazminat bakımından, davacının müvekkili belediyeye karşı rücu hakkı bulunmamakla ve müvekkili belediyenin tazminat sorumluluğu olduğunu kabul etmemekle birlikte, varsa bir sorumluluk sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında azami olarak poliçe teminatları ve limiti ile sınırlı olmak üzere, zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, varsa bir sorumluluk davalı ... A.Ş. ile araç sürücüsü davacı ...'nın sorumlu olacağını, manevi tazminat bakımından, davacının müvekkil belediyeye karşı rücu hakkı bulunmamakla ve müvekkili belediyenin tazminat sorumluluğu olduğunu kabul etmemekle birlikte, dava konusu olayda müteveffa ...’ın Asli, araç sürücüsü davacı ...’nın Tali kusurlu olduğu ve Müvekkil Belediyenin ise bir kusuru bulunmadığını, davaya konu olayda davacının kusuru dikkate alınarak manevi tazminata hükmedilmiş olup, müvekkili belediyenin bir kusuru bulunmadığından manevi tazminatın tamamından davacı sorumlu olacağını, müteveffanın ve araç sürücüsünün kusur durumları dikkate alındığında, “Kimse kendi kusurundan faydalanamaz” evrensel hukuk kuralı ilkelerine göre, davacının Manevi Tazminat yönünden müvekkil belediyeye husumet yöneltilmesi hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle, müteveffanın asli kusuru ve davacının tali kusuruna karşın, ödenen manevi tazminatın müvekkil belediyeden talep edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu bağlamda; 4857 sayılı İş Kanununa tabi İşçi kadrosunda ...... bünyesinde görev yapmakta olan davacı 3. Kişilere verdiği zarardan dolayı sorumlu olduğunu, müvekkili belediyenin kazanın ortaya çıkmasında herhangi bir kusuru veya ihmali bulunmadığını, Anayasa, Devlet Memurları Kanunu, Borçlar Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri kapsamında, davaya konu olayda müvekkil belediyeye husumet yöneltilemeyeceği açık olduğunu, davacı ile davalı müvekkilinin müteselsil sorumluluğundan bahsedebilmek için ortak kusurun söz konusu olması gerektiğini, davacının kusuru dikkate alındığında, müvekkili belediyenin müteselsil sorumlu olduğunu kabul etmek mümkün olmayacağını, gerek yasa gereği, gerek yerleşik yargı kararları gereği ödenen tazminattan, dava konusu yapılan yargılama giderlerinden ve vekalet ücretlerinden davacının sorumlu olacağını, davacı taraf dava dilekçesinin sonuç kısmında alacak kalemlerine dava tarihinden önceki tarih olan “temerrüt” tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi işletilmesini talep ettiğini, davacının iş bu talepleri de açıkça hukuka aykırı olduğunu, çünkü, davanın ve söz konusu taleplerin kabulü anlamına gelmemesi kaydıyla, dava tarihinden önce maddi ve manevi tazminat, yargılama giderleri ve vekalet ücreti talebi ile başvuru yapılması müvekkilinin temerrüde düşürüldüğünü göstermediğini, ayrıca, davacı, davaya konu olayın gerçekleşmesinden sonra müvekkili belediyeye yönelik bir talebi olmadığı gibi, dava dosyasına ve icra dosyasına ve yapmış olduğu ödemelere ilişkin bir itirazı da olmadığını, davacının biran için faiz talep edebileceği düşünüldüğünde, faiz başlangıç tarihi davacının iadesini talep edeceği miktarının belirlendiği ve talep edildiği tarih olması gerektiğini, nitekim, dava kısmi dava olarak açılmış ve davacının kabulüne göre talep edebileceği miktar belirli hale gelmediğinden davacının “temerrüt tarihinden" itibaren faiz talep etmesi usule ve yasaya aykırı olduğunu, dolayısıyla davacı tarafın söz konusu alacak kalemlerine "temerrüt tarihinden" itibaren faiz talebi ve faizin de en yüksek banka mevduat faizi olarak talep edilmesi hukuka aykırı olduğunu, sonuç olarak; kabul anlamına gelmemekle birlikte faiz en fazla dava tarihinden itibaren ancak yasal faiz olarak istenebileceğini, bu nedenlerle de faize, faiz oranlarına ve faizin başlangıç tarihlerine de ayrıca itiraz ettiklerini, izah olunan ve mahkemece re’sen saptanacak sair nedenlerle; Görev, Husumet, Zamanaşımı itirazlarımız ile birlikte, haksız ve hukuki temelden yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi'ne usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalı süresinde cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının, yargı kararına dayanılarak müteselsil sorumluluk kapsamında yapılan fazla ödemelerin rucüen tahsili başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur.
Uyuşmazlığın Ticaret Kanunda sayılan hususlardan olmadığı müteselsil sorumluğa dayalı fazla yapılan ödemenin diğer sorumlulardan tahsili istemine ilişkin olduğu davacının tacir sıfatının bulunmadığından nispi ticari dava olarak da kabul edilemeyeceği, HMK 114/1-c maddesi gereğince, mahkemenin görevli olup olmadığına ilişkin dava şartının, HMK nun 115. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında re' sen dikkate alınması gerektiği gözetilerek davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu kanaatine varılarak Mahkememizin görevsizliği nedeni ile davanın usulden reddine ve görevli mahkemenin ...... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-DAVANIN MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
2-Kararın kesinleşmesi ve iki haftalık yasal sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli ...... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK.323 ve 331 maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2024
Katip ......
¸[e-imzalıdır]
Hakim ......
¸[e-imzalıdır]

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!