Anahtar kelimeler: Eğlence Sınıfta Patent Fikrî Spor Kültür Sinaî Hükümsüzlüğünden Yaklaşık Tescilli

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: ████████ EsasKARAR NO: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2025Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait 25.07.2012 başvuru tarihli ... tescil numaralı ... markasının 41. sınıfta "Spor, kültür ve eğlence hizmetleri"ne ilişkin olarak tescilli olduğunu, davalı tarafın, müvekkilinin tescil başvurusundan yaklaşık 2 yıl sonra 08.07.2014 tarihinde Türk Patent Kurumuna başvurarak 41.sınıfta " Spor, kültür ve eğlence hizmetleri"ne ilişkin olarak ... numarası ile markasını tescil ettirdiği, davalıya ait daha sonradan başvurusu yapılarak hatalı ve haksız olarak tescil edilmiş "..." ibareli marka ile müvekkiline ait “..." markasının SMK 5/ç ve 6/1 maddeleri gereğince iltibasa yol açacak şekilde ayniyet derecesinde benzer olması sebebi ile davalı markasının aynı hizmetlere ilişkin hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin ... markası için " Spor, kültür ve eğlence" hizmetlerine ilişkin olarak davalıdan 2 yıl önce başvuru yaparak gerçek hak sahibi olduğunu ve bu sebeple kendisinden sonra yapılan müvekkilinin markası ile iltibasa yol açacak derecede benzer tescilleri önleme veya hükümsüzlüğünü isteme hakkına sahip olduğunu, davalının, müvekkilinin kendi başvurusundan daha önce ... numarası ile tescil başvurusu yaptığından haberdar olup buna rağmen müvekkilinin başvurusunun tescil süreci devam ederken daha sonra yaptığı bu başvuru ile müvekkiline ait markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini iddia ve beyan ederek davalıya ait ... numaralı markanın “Spor, kültür ve eğlence” hizmetleri bakımından hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...'nin, kendilerine ait ... tescil numaralı "..." markasının müvekkili şirkete ait ... tescil numaralı "..." markası ile benzer işarete, aynı türde hizmet sunmalarına, daha önceki tarihli tescile ve gerçek hak sahipliğine dayanarak davayı ikame ettiğini, davacı tarafın her ne kadar daha önceki tescil iddiasına dayanarak hareket etse de, dava konusu marka bakımından gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, gerçek hak sahipliğinin, kullanımın yanı sıra kendisini bu isimle piyasada tanıtan, bu ismi markalaştıran kullanıcıya ait olduğu, davacı yanın sektörde bu isim ile tanındığını veya marka ismini müvekkilinden önce kullanmaya başladığını kanıtlamaya yönelik herhangi bir delil sunmadığını, müvekkili olan şirketin dava konusu ... markasını 1 Eylül 2003 tarih ve 5875 sayılı ticari sicil gazetesinden anlaşılacağı üzere çok eskiden beri ticaret unvanı olarak kullanıdığını ve kendi sektörüne yıllardır bu isimle öncülük ettiğini, müvekkilinin ... markasını 2003 yılından beri kullandığını, aynı yıl içerisinde markayı ... tescil numarasıyla tescil ettirdiğini, müvekkilinin markasını 10 yıllık süre içerisinde koruma bitmeden yenilemediğini, ancak koruma bittikten yaklaşık 1 yıl sonra uyuşmazlık konusu marka ismini 41. sınıf da dahil olmak üzere tekrar tescil ettirdiğini, Sınai Mülkiyet Kanununun 25. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, aradan yaklaşık 6 yıl geçmesine rağmen davacının herhangi bir ihtar göndermediğini, bu süre sonunda müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddiasıyla talepte bulunamayacağını, davacının SMK 25/6.maddesine göre susma suretiyle dava açma hakkını kaybettiğini, ancak gerçeklikten uzak biçimde bu davayı lehe sonuçlandırma gayesiyle müvekkilinin kötü niyetli olduğunu destekten yoksun bir şekilde öne sürdüğünü, halbuki şu ana kadar suskun kalması ve dosyaya hiçbir delil sunulmamasının davacının kötü niyetli olduğunu göz önüne serdiğini, açıkladıkları nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davalının, davacının davaya mesnet 25.07.2012 başvuru tarihli ... tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu 41. sınıfta yer alan "Spor, kültür ve eğlence hizmetleri" bakımından davacının marka tescil başvurusundan önce gerçek hak sahibi olduğunu kanıtlayamadığı, davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." markası ile hükümsüzlüğü talep edilen davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın SMK 5/l-ç maddesi hükmü çerçevesinde ayniyet derecesinde benzer olmadığı, ancak taraf markalarının SMK 6.maddesi hükmü çerçevesinde ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu, davacının uzun süre sessiz kalmak sureti ile hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği, davalının; hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı "..." ibareli marka tescil başvurusunu gerçekleştirirken kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, bu nedenlerde TPMK nezdinde davalı ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKET adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın; “Spor, kültür ve eğlence” hizmetleri bakımından SMK'nın 6/1. maddesi hükmü çerçevesinde hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığından; "DAVANIN KABULÜNE, TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının 41.sınıfta "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine," karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dosya kapsamında temin edinilen bilirkişi kurulu tarafından yapılan incelemede; müvekkili şirket tarafından sunulan delillerden hiçbirisinde müvekkilinin ilgili hizmetlerde davaya mesnet marka tescil basvurusunu gerçeklestirdigi tarihten önce markasal kullanımların gerçekleştirildiğinin tespit edilemediğini, müvekkili adına tescilli ... numaralı, "... + sekil" ibareli markanın 07, 08, 09 ve 35. Sınıflarda,... numaralı "..." ibareli markanın 09, 35 ve 41. sınıflarda müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, ihtilaf konusu 41. sınıfta yer alan “Spor, kültür veeglence” hizmetlerinde hiç tescil edilmediğini, müvekkili şirketin ... ibaresini, www.....net uzantılı alan adında, davalının üçüncü kisilerle yaptığı sözleşmelerde "... SAN. VETIC, LTD. STI." seklinde ticaret unvanı olarak kullandığını, sadece alan adında ev ticaret unvanı ile yapılan kullanımın tek başına markasal kullanım olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının davayı açmak bakımından uzun süre sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğramadığını, bu nedenlerle müvekkili şirketin ilgili marka bakımından 41. sınıfta yer alan "spor, kültür ve eğlence" hizmetleri bakımından gerçek hak sahibi olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varıldığını, mahkemece müvekkili şirketin salt olarak internet sitesi ve ticari unvan olarak kullandığı sözleşmeler bulunduğu ifade edilse de işbu tespitin külliyen yanlış olduğunu, dosyaya ibraz edilen sözleşmelerden 01.07.2006 tarihinde akdedilen sözleşmenin müvekkili şirket ile ... A.Ş. arasında yurt içinde veya yurt dışında "..." ismiyle fuar düzenlenmesi ile ilgili olduğunu, mahkemece müvekkili şirkete ait ... kod numaralı ... ibareli markanın 35. sınıfta tescilli "ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri" ile dava konusu 41.sınıftaki "spor, kültür ve eğlence" hizmetlerinin bağlantılı sınıflar olduğu gerçeğinin görmezden gelindiğini ve işbu bağlantıya ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi heyetince bu hizmetler arasındaki tek farkın organizasyonu yapan kişi olduğu yönünde görüş bildirdiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte işbu sınıflarda yer alan hizmetlerin farklı olduğu düşünülse dahi Yargıtay Genel Kurulu 30.09.2021 tarih ve ███████-413 E, █████████K sayılı ilamında belirtildiği üzere işbu sınıflarda yer alan hizmetlerin benzer olup olmadığının da değerlendirilmemesi gerektiğini, ancak mahkemenin bu hususunun da değerlendirilmediğini, bilirkişilerin görüşünün ve mahkeme kararının doğru olduğu düşünülürse 41.sınıfta tescilli marka sahiplerinin başkalarına ait hizmetlerin sunulabilmesine yönelik fuar düzenlenebileceğini ancak kendi organize ettiği fuarı düzenleyemeyeceğini, bu düşüncenin kabulü halinde ise davacının delillerinin tamamen 35.sınıf değil 41.sınıfa ait olduğunun görüleceğini, zira davacının delillerinin ... fuarlarına ilişkin olup İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ortak düzenledikleri fuarları, ...'nin İstanbul Modern'de düzenlediği ... 2006 fuarını, ... 2004'e ilişkin ... A.Ş. ile ortak yapıyı gösterdiğini, mahkemece ticaret unvanı ve internet sitesinin markasal kullanım olmadığı sonucuna varılmış ise de bu değerlendirmenin de ynalış olduğunu, Yargıtay içtihadında internet sitesinin kullanımının markasal kullanım olduğunun da belirtildiğini, son bir yılda yaklaşık 190 bin ziyaretçisi olan bir internet sitesinin nasıl markasal kullanım olmayacağını veya işbu markayı maruf hale getirmeyeceğini, iltibas bakımından yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, dava konusu markanın spor, kültür ve eğlence hizmetleri özel bir alıcı çevresine hitap etmekte olup, bu yönde hizmet talep eden tüketicilerin halk değil, eğitim seviyesi daha yüksek ve dikkatli olan insanlar olduğunu, işbu bahse konu insanların dava konusu markaları karıştırma ihtimali olmadığını, mahkemenin sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin tespitinin de yanlış olduğunu, SMK uyarınca kötüniyetli olunmadığı müddetçe 5 yıllık sürenin başlangıcının tescil tarihinden itibaren değil, marka sahibinin markanın kullanıldığını bilmesi gerektiğinden itibaren başlayacağını, davalı müvekkili şirketin kötüniyetli olmadığının mahkemece de kabul görülmüş olup burada önemli olanın müvekkili şirketin bahse konu markayı kullanıp kullanmadığı değil, davacının bu durumu bilmesi gerekip gerekmediği tartışmasının önemli olduğunu, davalının marka tescil başvurusunun 18.11.2014'te yayınlandığını, dolayısıyla davacının işbu markanın tescil talebini bilmesi gerektiği tarihin bu tarih olup, davanın 07.02.2020 tarihinde ikame edildiğini, dolayısıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davalıya ait ... numaralı "..." ibareli markanın "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkiline ait 25.07.2012 başvuru tarihli ve ... tescil numaralı “...” markasının 41. sınıfta tescilli olduğunu, davalının ise bu başvurudan yaklaşık iki yıl sonra 08.07.2014 tarihinde aynı sınıfta “...” ibareli markayı tescil ettirdiğini belirterek; markalar arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin daha önce başvuru yapmış olması nedeniyle gerçek hak sahibi olduğunu, davalının bu markayı müvekkilin başvurusu sürecinde bilerek ve kötü niyetle tescil ettirdiğini ileri sürmüş ve davalıya ait ... numaralı markanın “spor, kültür ve eğlence” hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise, müvekkilinin ... ibaresini 2003 yılından beri ticaret unvanı olarak kullandığını, 2003 yılında tescil ettirdiği bu markanın koruma süresinin dolmasının ardından, yaklaşık bir yıl sonra aynı markayı tekrar tescil ettirdiğini, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, ayrıca SMK m. 25/6 gereği uzun süre sessiz kalmak suretiyle dava hakkını yitirdiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.█████/2021 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalının, davacının davaya mesnet 25.07.2012 başvuru tarihli ... tescil numaralı ... markasının tescilli olduğu 41. sınıfta yer alan "Spor, kültür ve eğlence hizmetleri" bakımından davacı yanın marka tescil başvurusundan önce gerçek hak sahibi olduğunu gösterir herhangi bir kullanımının dosya arasından tespit olunamadığı, davacı yana ait davaya mesnet marka ile davalı yanın davaya konu ... numaralı markasının SMK 5/l-ç maddesi hükmü çerçevesinde ayniyet derecesinde benzer olmadığı, davacı yana ait davaya mesnet marka ile davalı yanın davaya konu... numaralı markasının SMK 6.maddesi çerçevesinde ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu, davacı yanın uzun süre sessiz kalmak sureti ile hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği, davalı yanın dava konusu marka tescil başvurusunu gerçekleştirirken kötüniyetli olduğunun ispat olunamadığı, bildirilen tüm gerekçeler ile davalı yana ait davaya konu ... numaralı markanın hükümsüzlüğü talep olunan “SPOR, KÜLTÜR ve EĞLENCE” hizmetleri bakımından SMK'nın 6/1. maddesi çerçevesinde hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. ... numaralı, 25.07.2012 başvuru tarihli "..." ibareli markanın, 41. sınıfta yer alan "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" bakımından davacı ... adına tescilli olduğu, ... numaralı, 08.07.2014 başvuru tarihli "..." ibareli markanın ise, 09., 35. ve 41. sınıflarda yer alan mal ve hizmetler bakımından davalı ... Menajerlik Müzik Yapım Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamına göre, davaya mesnet ... başvuru numaralı "..." ibareli markanın 25.07.2012 başvuru tarihiyle, 41. sınıfta yer alan "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" bakımından davacı ... adına tescilli olduğu, öte yandan ... başvuru numaralı "..." ibareli markanın ise 08.07.2014 tarihinde başvurulmuş ve 09., 35. ve 41. sınıflarda davalı şirket adına tescil edildiği, taraf markalarının hem görsel hem de işitsel olarak birebir aynı "..." ibareyi içerdiği, her ne kadar davalı markasında şekil unsurları bulunsa da, bu unsurların ortalama dikkat düzeyine sahip tüketici nezdinde markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracak ayırt edici nitelikte olmadığı , markaların 41. Sınıfta aynı hizmetlerde tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, markalar arasında iltibas yaratacak düzeyde benzerlik bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davalı taraf, gerçek hak sahipliğine dayalı olarak önceki kullanım iddiasında bulunmuş ise de,Türk Marka Hukukunda “tescilde öncelik ve teklik ilkesi” geçerlidir. Yasa koyucu bu yolla piyasada aynı veya benzer mal ve hizmetler için mükerrer markanın varlığını önleyerek; bir yandan, önceki markaya yapılan yatırımı korurken diğer yandan da nihai alıcı olan tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetin kökeni konusunda yanıltılmalarını önleyerek korunmalarını amaçlamıştır. Öte yandan Türk Marka Hukukunda “gerçek hak sahipliği ilkesi” de benimsenmiştir. Buna göre, bir markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi, marka üzerinde gerçek hak sahibidir. Bu ilke uyarınca SMK 6/3. ( 556 sayılı KHK'nın 8/3) maddesine göre, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, █████████ - ██████████). Bu açıklamadan hareketle eldeki hükümsüzlük davasında davalının iltibas yaratan marka tescili bakımından gerçek hak sahipliği savunmasının dinlenilmesine olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, davalının kötü niyetle başvuru yaptığına dair somut delil bulunmadığından bu iddiaya itibar edilmemiştir. Davalı tarafça sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiasında bulunulmuştur. SMK 25/6 maddesine göre; "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." Hükümsüzlük davalarında 5 yıllık sessiz kalma süresinin tescil tarihinden itibaren başlatılması gerekmektedir. Somut olayda davalı markasının tescil tarihinin 23.02.2017 olduğu, tescil tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık sürenin geçmediği, ayrıca davalının bu tarihten daha önce kullandığını bildiği ya da bilmesi gerektiğine dair dosya kapsamında somut delil bulunmadığı bu nedenle sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyeceği anlaşılmıştır. Sonuç olarak, davaya konu ... tescil numaralı "..." ibareli markanın 41. Sınıf tescil kapsamında yer alan "Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil)." hizmetleri bakımından kısmi hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu, mahkemenin davanın kabulü yönündeki kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak karar gerekçesinin düzeltilmesi gerektiğinden istinaf talebinin kısmen kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına düzeltilmiş gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİnin █████/2022 tarih, ████████ E., ████████ K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- DAVANIN KABULÜNE, -TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının 41.sınıfta "spor, kültür ve eğlence hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, -Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-615,40 TL ilam harcından peşin yatan 54,40 TL harcın mahsubu ile eksik 561,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4/b-Davacı tarafın yaptığı 54,40 TL başvuru harcı 54,40 TL peşin harç 207,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 2.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.316,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 162,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 654,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2025