Anahtar kelimeler: Uytacirlere Kkartlarından Üçü Akdettiğini Şahsen Limitli Verenlerin Kurumsal Ağabeyinin Borçtan

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO: ████████
DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ : █████/2022
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan, Tasfiye Halinde -----dava dışı ---- Kredi kullanmak amacıyla kredi sözleşmesi akdettiğini, Kredi ilişkisinin tarafı olmayan ve doğacak borçtan şahsen sorumlu olmayan davacı ----- ağabeyinin şirketi olan Tasfiye Halinde ------ kullanacağı kredinin teminatını teşkil etmek üzere, ------ numaralı taşınmazı üzerinde, banka lehine ------üst limitli teminat ipoteği tesis ettiklerini, ipotek verenlerin üçü de tarafı olmayan ve borçtan şahsen sorumlu olmayan üçüncü kişi olduklarını, Krediyi kullandıran banka, tahakkuk eden kredi alacağını ve alacağı temin eden ipotek haklarını------ sayılı temlikname ile --- Nolu davalı ---------- temlik ettiğini, davacının ipotek veren 3. Kişi olduğunu, dolayısıyla borçtan şahsen sorumlu olmadığını belirterek, davacının ipotek veren sıfatıyla sorumluluğunun ipotekli taşınmazın satışı ile sona ermiş olduğunun ve davalılardan -----şahsen borçlu olmadığının tesbitine, ----- sayılı dosyasından 689.193,24 € +226,34 TL tutarlı olarak düzenlenmiş ve sonradan ----- olarak düzeltilmiş olan tarihsiz ilk rehin açığı belgesinin ve buna dayalı olarak ----sayısı ile yapılmış takibin davacı yönünden iptaline, ------ sayılı dosyasından 24.12.2021 tarihinde mükerrer olarak düzenlenmiş 495.286,32 Euro tutarlı ikinci rehin açığı belgesinin ve buna dayalı olarak ------sayılı dosyası ile yapılan mükerrer takibin davacı yönünden iptaline, Davalı --------davacı aleyhine yaptığı takiplerde haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle, ayrı ayrı her iki takip tutarının 9020'sinden az olmamak üzere belirlenecek kötü niyet tazminatının dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı ----tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açılırken harcın eksik yatırıldığını, bu yönüyle davanın reddinin gerektiğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın usulden reddinin gerektiğini, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdiğinden ve bu tarihten önce verilmiş olan ------ tarihli kefalet 818 sayılı borçlar kanununa tabi olduğundan; ----------- yevmiye nolu resmi senet ile davacı borcun alacaklı bankaya geri ödenmesi hususunda müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu kabul ettiğini, bu durumda yargıtay içtihatları doğrultusunda borçtan müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olan ipotek veren davacı aleyhinde de asıl borçlu gibi İİK’nın 150/f ve 152. maddelerinde yer verilen rehin açığı belgesi düzenlenebileceğini belirterek, açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE DEĞERLENDİRME:Dava hukuki niteliği itibariyle, menfi tespit davasıdır.
Mahkememizce alınan █████/2024 tarihi itibariyle alınan bilirkişi raporunda özetle; Niza konusu ipotek senedine bakıldığında, ipotek verenlerin asıl borçlunun kredi borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına dair kayıt içerdiği, ETBK döneminde kefalet için sözleşmenin yazılı olması ve kefalet limiti yeterli görüldüğünden, ipotek kefaletlerinde de ipotek limiti kefalet limiti kabul edildiğinden, ETBK hükümleri nazara alındığında, davacının, davalının temlik aldığı alacaklar için 650.000,00 EUR asıl alacak limitle sınırlı olarak borçtan asıl borçlu ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, bu durumda, ipotek senedinde yer alan faiz oranı üzerinden hesaplama yapıldığında, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, takip tarihleri itibarıyla davalının davacıdan alacaklı olduğu, davacının borçlu olmadığı tutarın tespit edilemediği, Borç ve alacak aynı kişide birleştiğinde borç sükut etmekle birlikte, asıl borçlu ve davalı arasında ticari işletme devri olup olmadığına ilişkin, heyetimizin bir uzmanlığı olmadığından asıl borcun sona erip ermediği hususunda bir değerlendirme yapılamadığı şeklinde kanaat bildirilmiştir.Mahkememizce alınan █████/2025 tarihli alınan bilirkişi ek raporunda özetle; BK 202 kapsamına giren bir işletme veya malvarlığı devrinin olmadığı,---- borçlarından sorumluluğunun devam ettiği, kök rapordaki müşterek borç müteselsil kefalete ilişkin değerlendirme ve hesaplamalarla bağlı kalındığı, ipotek senedinden müşterek borç müteselsil kefalet akdinin kurulup kurulmadığı ile ilgili takdirin mahkemenin olduğu, şeklinde kanaat bildirilmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller , taraf beyanları, davalı ----- dava dışı -------- arasında yapılan genel kredi sözleşmesi, tapu kayıtları, ipotek senedi, temlik sözleşmesi, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı ----- davalılardan tasfiye halinde olan -------arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı şirkete kredi kullandırıldığı, davacı ---- kredinin teminatı olmak üzere kendi adına kayıtlı ----- numaralı taşınmaz üzerinde ----- tarihli ipotek senedi ile 650.000.000-Euro bedelli, dava dışı ------ lehine ipotek tesis edildiği, -----tarafından 650.000.000-Euro bedelli alacak diğer davalı------- lehine kullandırılan kredilerden kaynaklı Banka alacakları davalı ------ ödenerek, bahse konu alacaklar ve bu alacağın teminatı teşkil eden ipotek dahil tüm teminatlar------ tarihli temlik sözleşmesi ile davalı -----temlik edilmiş, -----tarafından borcun ödenmesi konusunda ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borcun ödenmesi konusunda borçlular ---- davacı ----- ihtarname keşide edilmiş akabinde borcun ödenmemesi üzerine---------- esas sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmış, takibe borçlu tarafından icra muamelesini şikayet yoluyla şikayet edilmiş, iş bu takipte alınan rehin açığı belgesinin ve----- esas sayılı dosyasında takibin iptali için ---- mahkemesinin ----- esas sayılı dosyasında açılan dava da kesin rehin açığı belgesinin iptali yönünde karar verilmiş iş bu karar -------- sayılı kararında , borçlu olan davacının ipotek limiti kadar borçtan sorumlu olduğundan mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı üzerine mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak borçlunun 495.286.32-EURO bedelle sorumlu olduğuna karar verilmiş ve iş bu karar İstinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.------mahkemesinde davacı borçlu tarafından rehin açığı belgesinin iptali ve takibin iptali üzerine dava açılmış, açılan dava da şikayetin kabulüne karar verilmiş, icra müdürlüğünce düzenlenen kesin rehin açığı belgesinin ve buna dayalı -------- esas sayılı dosyasında başlatılan takibin iptaline karar verilmiş, alacaklı tarafından İstinaf yoluna başvurulmuş, -----mahkemesinde borçlunun rehin açığı belgesinin kesin hükmün varlığı nedeniyle usulden reddine, ------ sayılı dosyasında takibin 495.286.32-EURO rehin açığı tutarını aşan istemler yönünden ve şikayetçi borçlu ile birlikte sınırlı olmak üzere kısmen iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiş , borçlu tarafından süresinde temyiz istemi incelemesinde bulunmakla, ------ karar sayılı ilamı ile; rehin açığı belgesi yönünden kesin hüküm teşkil ettiğinden İstinaf kararının yerinde olduğu kanaati ile ---- kararının onanmasına karar verilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlıklıklardan biri, dava dışı banka ile davacı borçlu arasında düzenlenen ipotek senedi nedeniyle sadece borcun ipotekle sınırlı olup olmadığı, aynı zamanda borçlunun davalı --------- borçlarından müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olup olmadığı yönündedir. 6098 sayılı TBK yürürlük tarihi 2012 yılı olup kanunun 583 maddesinde şekil başlığı altında kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz,kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla ve ya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiği, kefalet sözleşmesinde kendi el yazılı ile belirtmesi şarttır. 818 sayılı eski TBK şekil şartı 484 madde düzenlenmiş olup, madde hükmüne göre " kefaletin sıhhati tahriri şekli riayet etmeye ve kefilin mesul olacağı muayyen bir miktar iraesine mütevakkıftır." somut uyuşmazlıkta ipotek sözleşmesi █████/2011 tarihinde düzenlenmiş olup, eski Borçlar kanunu hükümlerine göre uyuşmazlığın çözümü gereklidir. İpotek senedi incelendiğinde, ipotek senedinin 4 maddesinde " ipotek verenler, ipotek kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklanan borçlarının alacaklı bankaya ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, ayrıca ipotek verenler ipotek kapsamındaki gayri menkullerden bir ya da bir kısmı üzerindeki ipotekin fek edilmesi halinde diğer gayri menkuller üzerindeki ipoteğin resmi senetteki şartlarla aynen devam edeceğini, bankaca kısmı fek işlemi için ayrıca muvafakatlarının alınmasına yer olmadığını kabul , beyan ve tahhattüt ederler, " şeklindeki beyan davacı borçlu tarafından kendi el yazısı ile okudum şeklinde yazılıp, imzalandığı, görülmüştür. Eski borçlar kanunu hükümlerinde şekil şartı ve azami miktar belirlenmediğinden ve davacı borçlunun sözleşme içeriğindeki beyanına göre de, davalı şirketin borçlarının tamamını müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna dair beyanı okuyup imzaladığından , davacı borçlunun bu borç ilişkisinde sadece ipotek borçlusu olmayıp aynı zamanda müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla davalı şirketin tüm borçlarından sorumlu olduğu------ icra hukuk mahkemesi ve----------- kararında da, ipotek senedi nedeniyle şikayetçi ile dava dışı banka ve dava dışı kredi kullanan şirket arasında imzalanan kredi sözleşmelerinin teminatı olarak maliki bulunduğu taşınmazı üzerinde banka lehine 650.000.-EURO bedelli ipotek tesis edildiği, ipotek resmi senedinin 4. Maddesinde senetteki ipotek limiti kadar müştereken borçlu ile müteselsil kefil olduğunu, şikayetçinin kabul ettiği yönünde gerekçeli karara istinaden kaldırma kararı verilmiştir. Ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, nitelikli hesaplamalar ve mali müşavir tarafından verilen bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere, takip tarihi itibariyle davalının davacıdan alacaklı olduğu, davacının borçlu olmadığı tutarın tespit edilemediği şeklinde kanaat raporu sunulmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlıklardan bir diğeri de , davalı ------ asıl borçlu -----arasında ticari işletme devri olup olmadığı, borç ve alacağın aynı kişide birleştiğinde borcun sukut edip etmeyeceğidir. Konu ile ilgili olarak ticari işletmeler hakkında uzman nitelikli hesap bilirkişiden rapor aldırılmıştır. TTK 11/3 Madde "Bütünlük ilkesi” kenar başlığını taşıyan bu maddenin 1 . cümlesine göre: “Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredi- lebilir ve diğer hukukî işlemlere konu olabilir.” TBK 202 . Madde "Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için -----, diğerleri için-------- genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz."Ticari işletmenin devri, TTK 11 maddesi ile TBK 202 maddesinde düzenlenmiştir. TTK 202 maddesi sadece ticari işletmeler yönünden uygulama yeri bulur. TTK 11/3 maddesi uyarınca ticari işletmenin içerdiği mal varlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasının gerek olmaksızın bir bütün olarak devir edileceği, madde hükmü başlığındaki bütünlük ilkesinden de anlaşılacağı üzere, bir ticari işletmeye ait tüm aktif ve pasifler tek bir sözleşme ile geçiş mümkün kılınmıştır. Kanun hükmüne göre bu sözleşmelerin yazılı olması ve ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi şartı gereklidir. Ticaret sicil yönetmeliğinin 133 maddesinde ticari işletmenin devrinin sözleşmenin tümünün tescili ile hüküm ifade edeceği ve tescilin kurucu etkisi olduğu bildirilmiştir. Her iki kanun maddesinde de ticari işletme devrinde, ticari işletmenin borçlarının da devir edileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak taraflar bunun aksini de kararlaştırılabilir. Bu konuda öğretide farklı görüşler bulunmaktadır. Öğretide baskın görüş ve Yargıtayın benimsenen içtihatlarında devir eden ve devir alan arasındaki sözleşmede pasiflerin tamamının devir kapsamı dışında bırakılması, ticari işletmenin bütünlüğü ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Sadece aktiflerin devri halinde devir edenin mal varlığı azalacaktır ve alacaklılar arasında da eşitsizlik yaratacaktır. Bu nedenle alacakların alacaklarının elde edebilmesi için devir eden ile devir alanın müteselsil sorumluluğunun devam etmesi halinde alacaklılar hem de devir edene, hem de devir alana başvurabilecektir, bu nedenle Yargıtay emsal kararında teminat teorisi adı verilen teoriyi benimsemiş, bu şekilde de emsal içtihatlar yayınlanmıştır. Şirket birleşmesi ise TTK 136/4 bendinde " birleşme ile devir alan şirket , devir olunan şirketin mal varlığını bir bütün halinde devir alır, birleşme ile devir olunan şirket sona erer ve ticaret sicilinden silinir . " somut uyuşmazlıkta davalı tasfiye halindeki --------------- tüzel kişiliği devam etmekte olup, tüm mal varlıklarının bir bütün halinde devir alana geçtiği konusunda dosyaya yazılı belge sunulmamış, ticaret sicil kayıtların da davalı asıl borçlu şirketin halen ticaret sicil kaydının devam ettiği görülmüştür. Bu kapsamda asıl borçlu şirketin tüzel kişiliğinin devam etmesi, tüm mal varlığının devir alan şirkete geçmemesi, ya da geçmiş olsa dahi-----------borçların devir edildiği anlamına gelmemesi ve asıl borçlu şirketin halen borçlarından sorumlu olması nedeniyle alacaklı borçlu sıfatının aynı şirkette birleştiğinden bahsedilemeyeceği ancak alacaklı ve borçlu sıfatının aynı şirkette birleşebilmesi için TTK 136 maddesine göre şirket birleşmesi halinde mümkün olacağı bu nedenle asıl borçlu şirket olan davalı tasfiye halinde ----- borçlularından sorumluluğunun devam ettiği, davacı ----- bu borçlardan müşterek müteselsil kefil sıfatı ile borcunun devam ettiği ve borcun sukut etmediği anlaşılmakla, davacı tarafından açılan menfi tespit davasının reddine karar verilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harc ile 154.597,89 TL tamamlama harcın mahsubu ile kalan bakiye 154.063,19 TL nin davacıya iadesine,
3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı için takdir olunan 673.148,99 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından herhangi bir masraf yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, Davacı Vekilinin ve Davalı Vekilinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı . █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!