Anahtar kelimeler: İdavadavacı Tcistanbul Işıklandırma Perdesinin Şahsen Mevcudu Gizlenmekte Nihayetinde Yürüten Arkasına

T.C.İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO: ████████
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ: █████/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I.DAVA:Davacı vekili; Müvekkili Şirketin -------ışıklandırma alanında çalışma yürüten bir şirket olup, Davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki bulunmakta ve Davalı şirket müvekkili şirketten ürün temin etmekte olduğunu, Diğer davalı ------ davalı şirketin tek yetkilisi olup, Esasen işlemleri şahsen yürütmekle birlikte şirketin arkasına gizlenmekte, Davalı şirketin aktif mevcudu bulunmadığından, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gerektiği gözetilerek işbu davalının da müteselsil ve müştereken sorumluluğuna başvurulması gerekmiş olduğunu, Müvekkili ile davalılar ile aralarında yıllardır yürüttükleri iş ilişkisine bağlı gelişen bir güven söz konusu olup, 2018'den bu yana davalıların ödemeleri gecikmeye başlamış fakat güven ilişkisi nedeniyle iş ilişkisi sürmeye devam etmiş olduğunu, Nisan 2018'den itibaren davalı, müvekkile 40.000,00-$ değerinde sipariş vermiş, Ekte sunulan sipariş formları ve konşimentolar incelendiğinde ürünlerin davalılara teslim edilmek üzere nakliyesinin başladığı ve Anılan ürünlerin boşaltma limanı olan --------indirilmiş olduğunu, Siparişe konu mallar Türk limanına vardığında davalı ---- şirkete vergisel nedenler ve ----- Belgesi eksikliği sebebiyle gümrükte malların indirilemediğini bildirmiş olup, Müvekkili şirketin malları, ---Belgesine sahip olduğunu,----- vergi artışı da müvekkili değil davalıları ilgilendirmekle birlikte müvekkilin bu konuda herhangi bir sorumluluğu bulunmamakta, Davalılar ilgili sorunu çözmeye çalıştığını müvekkiline bildirmiş, müvekkilinin de kendisine inanarak beklemeye başlamış, Bu süreçte de davalı şirket yetkilisi ..., müvekkili şirkete borcunu ödeyeceğini bildirmişsee de herhangi bir ödeme yapmamış olduğunu, Aralık 2018'de davalılar yeni bir sipariş vermek istediğinde müvekkili, mağdur olmamak adına davalıların o zamana kadarki toplam borcu olan 51.678,00-$ miktarın en azından bir kısmının ödenmesini yeniden talep etmişse de davalıların, müvekkilini oyalayarak ödemeden kaçınmaya devam etmiş olduğunu, 2019 senesinde ise yine toplam borcun bir kısmını ödeyeceğini bildiren davalılar, aynı şekilde hiçbir ödeme yapmamış, Ekte sunulan ve müvekkili ile davalı arasındaki yazışmalar da davalının borcunu kabul ettiğini ve borcunu ödeme vaadiyle müvekkili durmadan bekletip oyaladığını göstermekte olup, Haziran 2019'dan bu yana ise müvekkilinin davalıya hiçbir yolla ulaşamamakta, Bu nedenle müvekkilinin alacağının tahsili için huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğumuz doğmuş olduğunu, Dava konusu uyuşmazlık zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan tarafımızca arabuluculuk başvurusu yapılmış; yapılan görüşmelerde taraflarca anlaşma sağlanamamış olduğunu, Davalıların taşınır ve taşınmaz malları üzerine ihtiyaten tedbir konulmasına, Davalıların müvekkili şirketten aldığı malların bedeli olan -fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik- 10.000 USD'nin ürünlerin teslim tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek Devlet bankalarının USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP: Davalılar vekili; Davacı Şirketin,------ dışında bir ülkede müseccel olmakla birlikte dava ikamesi esnasında MÖHÜK 48.Maddesi uyarınca teminat yatırmak zorunda olduğunu ve Davacının Müseccel adresi ------- olduğundan ve satım sözleşmesindeki karakteristik edim borçlusunun davacı olmasından dolayı uygulanacak hukukun ----- olmakla, sayın mahkemenin yargılama yetkisinin bulunmadığını, dava şartı olarak belirtilen teminat yükümlülüğü şartı sağlandıktan sonra, açılan davanın MÖHÜK Md. 24 gereğince davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı yana yükletilmesine ve yatırılması gereken teminattan karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.Uyuşmazlık: -----ışıklandırma alanında çalışma yürüten davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, Davalı-----, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması yönünden şirketler arasındaki mevcut olması halinde ilgili borçtan sorumlu olup olmadığı, Nisan 2018'den itibaren davalı şirketin, davacı şirkete 40.000,00 $ değerinde sipariş verip vermediği, ürünlerin boşaltma limanı olarak ----- indirilip indirilmediği, gümrük sorunundan kaynaklı ürünlerin davalı yanca teslim alınıp alınmadığı, davalıların siparişten kaynaklı borcu bulunup bulunmadığı, şimdilik 10.000,00 doların tahsili gerekip gerekmediği hususundadır. Davalı--- Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı şirket, Nisan 2018'den itibaren davalı şirketin 40.000,00-$ değerinde sipariş verdiğini, ürünlerin boşaltma limanı olan -------- indirildiğini, ancak bedellerinin ödenmediğini iddia etmiştir.Davacının, davalıya sipariş konusu malı sattığını ispatlaması gerektiği, davacı vekili teslime dair bir vesika sunmamışsa da ticari defterler taraflar lehine delil olabilecekitir, zira uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olduğu yani iki tarafında defter tutma yükümlülüğü bulunduğu, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari defterlerine geçirilmesi gereken bir işten doğmuş olduğu, davacının defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olduğu bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılmıştır.TTK 82.maddesi gereğince, kural olarak ticari defterler tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda delil olarak kabul olunur.------
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ----yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.----. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere inceleme günü verilmiş, bu karar davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, davalının ticari defterlerini sunmadığı, bilirkişi raporunun davacının ticari defterlerinin incelenmek suretiyle hazırlandığı, dava konusu fatura alacağının davacı şirketinin defterlerinde ise kayıtlı olduğu ise, bilirkişi raporu ile sabittir. HMK 222/3'e göre, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun olarak tutulmuş davacının ticari defter kayıtlarının kendi lehine delil teşkil ettiği, bunun aksinin davalı tarafça senet veya diğer bir kesin delille de ispatlanmadığından, davacının takip tarihi itibariyle bilirkişi raporuna göre 51.678,00 USD asıl alacağı bulunduğu değerlendirilmekle, davanın davacının ıslahla talebi gibi davanın kabulüne, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek ----- cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Davalı --- Yönünden Yapılan Değerlendirmede;Davacı yanca, diğer davalı ------ise davalı şirketin tek yetkilisi olduğu, esasen işlemleri şahsen yürüttüğü şirketin arkasına gizlendiği, davalı şirketin aktif mevcudu bulunmadığından, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak asıl borçtan sorumlu olduğunun kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davacının iddialarının soyut beyanlar olduğu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması müessesinin son çare olduğu, davacının henüz asıl borçlu için alacak tahsili girişiminde bulunmadığı, tüzel kişilik perdesinin kaldırılabilmesi için asıl borçluya başvurulup alacağın tahsil edilememesi gerektiği, böyle bir durumun gerçekleşmemiş olması, yine tüzel kişilik perdesinin kaldırılması içi organik bağ şartlarının da gerçekleşmemesi nedeniyle, davacının Davalı ...'un şirket borcundan sorumlu tutulması yönünden davasının açıklanan nedenlerle reddine karar verilmiştir.
IV.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-Davalı ... Yönünden;
1-Davanın REDDİNE,
B-Davalı ... Yönünden;
1-Davanın KABULÜ İLE,
51.678,00 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek Devlet bankalarının USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan TAHSİLİNE,
C-Yargılama giderleri yönünden;
1-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 138.333,56 TL karar ve ilam harcından 3.328,58 TL peşin harç ile 31.254,81 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 103.750,17 TL karar harcının davalı ------ tahsili ile hazineye irat kaydına,
2-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 282.759,36 TL vekalet ücretinin davalı ---- tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Davalı ------ davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 282.759,36 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 34.763,29 TL harcın davalı ----- tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 5.743,75 TL yargılama giderinin davalı -----tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
8-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davalı ------ tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair; davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ------ Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!