Anahtar kelimeler: Aylığa Hissedarı Düzenli Ardından Bendine Emekliliğe Bağlandığını Aylığı Konya Yaşlılık
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. İş Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kısmen kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacının, 23.01.1978 ile 31.07.1998 tarihleri arasında şirket hissedarı sıfatıyla 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine tabi sigortalı olarak bulunmuş olup düzenli prim ödemelerinin ardından emekliliğe hak kazandığını ve Sosyal Güvenlik Kurumunca davacıya yaşlılık aylığı bağlandığını, aylığa hak kazandığı tarihten 2022 Aralık ayına kadar düzenli bir biçimde aylık alan müvekkiline Kurum tarafından "Bayram İkramiyesi Yersiz Ödeme Borcu" adı altında 10.400,00 TL, yine "Hak Kazanma koşullarının oluşmaması nedeniyle bağlanan gelir/aylığın iptal edilmesi" adı altında 132.330,27 TL borç bildirimi yapıldığını; müvekkilinin ödediği primlerin yurtdışı hizmet çakışması gerekçesiyle hiçe sayılarak 01.04.1985 tarihi ile 31.07.1998 tarihleri arasındaki prim ödenen günlerin silindiğini, müvekkilinin yaşlılık aylığının kesildiğini, müvekkili süresi içerisinde işbu ödeme bildirimlerine itiraz etmiş olup bu itirazların Kurum tarafından reddedildiğini belirterek söz konusu Kurum işlemlerinin iptaline, kesilen emekli aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, birleşen ███████ Esas sayılı dosyanın dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.08.1998-30.11.2022 tarihleri arasındaki hizmetinin iptal edildiğini, bu hizmetlerinin iptalinden kaynaklı Kurumca yersiz sağlık ödemesi masrafları çıkartıldığını belirterek Kurum işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili özetle, Kurum işlemlerinin usul ve kanuna uygun olduğunu, davacının 01.08.1998 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almakta iken 27.09.2022 tarihli İsviçre'den gelen hizmet cetveline göre 1991 yılında davacının yurtdışındaki çalışmasının Türkiye’de Bağ-Kur hizmetleri ile çakıştığını, çakışma nedeni ile hizmetlerinin yeniden düzenlendiğini, buna göre 7045 prim olan gün sayısının 4855 prim gün sayısına düştüğünü ve yaşlılık aylığı için gerekli olan en az 5400 prim gün sayısı şartını sağlayamadığını, sigortalının aylığının iptal edildiğini, aylığın iptal edilmesi ile 10.400 TL bayram ikramiyesi ve 133.416,46 TL aylık borcunun oluştuğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının asıl dava açısından davasının reddine, davacının birleşen ███████-72 Esas Karar sayılı dosya açısından ise davanın kabulü ile davalı Kurumun E-95427488-719-64580781 sayılı borç bildirim işleminin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin birleşen davada verilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Yapılan istinaf incelemesi sonucunda, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacının 06.01.1978 tarihinde 1479 sayılı Kanun kapsamında şirket ortaklığı nedeniyle zorunlu sigortalılık tescilinin yapıldığı, şirket ortaklığının 08.01.1982 tarihine kadar devam ettiği, bu tarihten itibaren ödediği primlerin isteğe bağlı sigorta kapsamında olduğu, davacının 01.01.1991 tarihinden itibaren İsviçre'de hizmetlerinin olduğu, bu hizmetlerinin 01.02.1991-28.02.1991 ve 31.07.1991-2008 tarihleri arasında olduğu, 01.10.2021 tarihinde İsviçre'de yaşlılık aylığına hak kazanarak aylığının bağlandığı, Türkiye'de Bağ-Kur hizmetleri de gözetilerek 01.08.1998 tarihinden yaşlılık aylığı bağlandığı ancak 01.01.1991 tarihinden itibaren İsviçre'de hizmetlerinin olması ve Türkiye'deki hizmeti ile çakışması nedeniyle toplam 4855 gün hizmeti geçerli sayılarak çakışan hizmetlerinin iptal edildiği, bu iptal sonrası davacının 4/b kapsamındaki hizmet süresinin 4855 güne indiği, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında prim ödeyerek 06.01.1978-31.07.1998 tarihleri arasındaki hizmetine istinaden emeklilik aylığı bağlanmasında davacının kusurunun olmadığı, Türkiye ile İsviçre arasında 01.05.1969 tarihinde imzalanan ve halen yürürlükte olan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi hükümleri gereğince, aynı dönemde davacının İsviçre sigortalısı olması nedeniyle Türkiye'de göreceği sağlık yardımlarına da müstehak olacağı, bu nedenle davacıdan talep edilen ve birleşen davanın konusu olan 4.203,76.-TL'nin davacıdan talep edilemeyeceği, yerel mahkemenin yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı, sonuç olarak birleşen davada verilen yerel mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, temyiz dilekçesinde özetle,
1.İlk Derece Mahkemesinin asıl dava yönü ile red kararının yerinde olup birleşen davayı kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu, eksik ve yetersiz araştırma sonucu verilen birleşen dava yönü ile kabul kararının Kurum lehine bozulması gerektiğini,
2.Davacının dosyası incelenmiş olup; sigortalının 01.08.1998 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almakta iken 27.09.2022 tarihli İsviçre'den gelen hizmet cetveline göre hizmetlerinin yeniden düzenlendiğini, buna göre 7045 prim olan gün sayısının 4855 prim gün sayısına düştüğünü ve 5400 prim gün sayısının altında olması sebebi ile aylığının iptal edildiğini, sonuç olarak Kurum işlemlerinin usul ve kanuna uygun olduğunu,
3. Kurum aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin isabetsiz olduğunu, zira Kurumun hiç bir kusurunun bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yaşlılık aylığının kesilmesine yönelik Kurum işleminin iptali ile Kurumca tahakkuk ettirilen borçlardan sorumlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!