Anahtar kelimeler: Davacıbirleşen Davalıbirleşen Davacısı Direnilmiştir Bozulmuş Menfi Kurumu Birleşen Kesinlik Şartı

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ███████ K.Taraflar arasındaki “Kurum işleminin iptali, menfi tespit ve itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece verilen asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine ilişkin kararın davalı-birleşen dava davacısı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece bozma kararına direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulu tarafından Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş; Hukuk Genel Kurulu kararı sonrasında bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı-birleşen dava davalısı (davacı) vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin, eşi .. ..’dan 18.02.2005 tarihinde boşandığını, 17.06.2006 tarihinde vefat eden babasından dolayı kendisine ölüm aylığı bağlandığını, müvekkilinin kronik bel fıtığı hastası; müşterek çocuk .. ..’ın ise %50 oranında engelli olduğunu, müvekkilinin boşandığı eşi ile müşterek çocuklar ve mevcut rahatsızlıkları nedeniyle zaman zaman görüştüğünü, eski eşin eve bu süreler zarfında gelip gittiğini, davacı ve eski eşin anlaşamadıkları için boşandıklarını, tarafların müşterek çocuklar nedeniyle zaman zaman görüşmesinin birlikte yaşadıkları anlamına gelmeyeceğini, ayrıca babasının müvekkilinin boşanmasından sonra vefat ettiğini, tarafların 17.01.2011 tarihinde yeniden evlendiklerini, davalı ... Kurumunun (Kurum/SGK) 09.03.2011 tarihli yazısı ile ölüm aylığının kesildiğinin bildirildiğini, bu işleme yönelik yapılan itirazın reddedildiğini, 29.03.2011 tarihli yazı ile de 24.10.2008-23.01.2011 tarihleri arasında ödenen aylıkların borç kaydedilerek 15.079,14 TL yersiz ödemenin 5510 sayılı Kanun’un 96/1-a maddesine göre tahsil edilmesi gerektiğinin belirtildiğini ileri sürerek davalı Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-birleşen dava davacısı (davalı) Sosyal Güvenlik Kurumu vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının kesilerek 24.10.2008-23.01.2011 tarihleri arasında ödenen 15.079,14TL’nin borç çıkarıldığını, Antalya 9. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine takip başlatıldığını ancak itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davacının itirazının iptali ile takibin devamına, %40’dan az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiş, dava Antalya 4. İş Mahkemesinin 24.11.2011 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile eldeki dava ile birleştirilmiştir.II. CEVAP Davalı ... vekili asıl davada cevap dilekçesinde; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Davacı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayandırılan davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını belirterek ayrıca asıl davaya ilişkin dava dilekçesi içeriğini tekrar etmek suretiyle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.III. MAHKEME KARARI Antalya 4. İş Mahkemesinin 28.01.2013 tarihli ve ████████ E., ███████ K. sayılı kararı ile davacının babasının ölümünden önce boşandığı, zabıta araştırmasında tutanak tarihi itibariyle tarafların 7-8 aydan beri birlikte yaşadıklarının belirtildiği, bu tarihin yeniden evlendikleri tarihe denk geldiği, tanık anlatımları, GSM ve seçim kayıtları ile elektrik, su abonelikleri ve telefon kayıtları ile de davacının iddiasının doğrulandığı, tarafların zaman zaman bir araya gelmelerinin fiilen birlikte yaşamaya dönük olmadığı, müşterek çocuklar ve özellikle engelli çocuk dolayısıyla gerçekleştiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen dava davacısı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizin 10.04.2013 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararı ile birleşen dava hakkında açıkça hüküm kurulmadığı belirtilerek sair yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyulmayarak Verilen Direnme KararıAntalya 4. İş Mahkemesinin 16.09.2013 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile; birleşen dava hakkında ayrıca hüküm kurulduğu gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.C. İkinci Bozma kararı Dairemizin 05.05.2014 tarihli ve ██████████ E., █████████ K. sayılı kararı ile "Mahkemece, anılan dava hakkında da hüküm kurulduğu belirtilerek direnme kararı verildiği, Dairemiz kararının yanılgıya dayalı olduğu anlaşılmakla, Dairemizin 10.04.2013 gün █████████ sayılı ilamı ile bozma ilamının ortadan kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır." denilerek direnme hükmü onanmış; ancak esasa ilişkin temyiz incelemesi neticesinde "Somut olayda, Sosyal Güvenlik Kontrol Memuru tarafından yapılan araştırma ve dinlenen komşu beyanlarından davacı ile boşandığı eşinin 10 aydır aynı evde oturduklarının beyan edildiği, adreslerinin aynı olduğu, davacı beyanında, evin eski eşine ait olduğu, eski eşin sık sık geldiği ve arada sırada yatıya kaldığı, polis araştırması ile 7-8 aydır birlikte yaşadıklarının belirlendiği, tahsis sırasında adreslerinin aynı olduğu, bu delillerin birlikte yaşamaya karine olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Mahkemece, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma yapılarak, davacının diğer komşuları da belirlenerek tanık olarak bilgisine başvurulmalı, tüm deliller toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.D.Mahkemece Bozmaya Uyulmayarak Verilen Direnme KararıAntalya 4. İş Mahkemesinin 08.09.2014 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile davanın re'sen araştırma ilkesine tâbi olmaması nedeniyle re'sen delil toplanamayacağı, bozma kararında sözü edilen delillere dayanılmadığı, kaldı ki toplanan delillerin yeterli olması hâlinde diğer delillerin toplanmasında hukukî yarar bulunmadığı gibi usul ekonomisine de aykırı olacağı, öte yandan kontrol memurunun tespitinin davacı ve bir komşusunun beyanına dayandığı, tutanak tanığının Mahkemede beyanının alındığı ayrıca mahalle muhtarının davacının 2011 yılından önce yardım talebi ile kendisine başvurduğunu, iki çocuğu ile yaşadığını, eşinin olmadığını beyan ettiği, diğer tanıkların da somut ve inandırıcı anlatımları ile davacının iddiasını doğruladıkları gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.E. Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen dava davacısı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.11.2021 tarih, ███████-170 Esas, █████████ Karar sayılı kararında; "Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sosyal güvenlik kontrol memuru tarafından yapılan araştırma sırasında bilgisine başvurulan üst kat komşusunun ve davacının beyanları, kolluk araştırması, tahsis talebi sırasındaki adreslerinin aynı olması hususları tarafların boşandıktan sonra fiilen birlikte yaşadıklarına karine teşkil etmekte olup bu nedenle davacının diğer komşuları da belirlenerek tanık olarak bilgilerine başvurulmalıdır. Hâl böyle olunca Özel Dairenin bu yöne ilişkin bozma kararı yerindedir.Ne var ki Mahkemece tarafların uyuşmazlık dönemi olan 24.10.2008-23.01.2011 tarihleri arasındaki dönemde MERNİS’te (Adres Kayıt Sistemi) kayıtlı adresleri araştırılmamış ve bu adreslerde fiilen birlikte yaşama olgusu yönünden kolluk araştırması yapılmamış, MEDULA kayıtları getirtilmemiştir. Bu itibarla tarafların uyuşmazlık dönemi olan 24.10.2008-23.01.2011 tarihleri arasındaki dönemde MERNİS’te (Adres Kayıt Sistemi) kayıtlı adreslerinin tespiti ile bu adreslerde fiilen birlikte yaşama olgusu yönünden kolluk araştırması yapılması ve MEDULA kayıtlarının getirilmesi gerektiği hususları bozma kararına ilave edilmelidir." gerekçeleriyle Mahkemece verilen direnme kararı bozulmuştur.F. Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararı sonrası Mahkemece Verilen KararMahkemenin 14.03.2023 tarih ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile"Asıl dava açısından;1-Davacı ...'ın davalı SGK'ya borcu olmadığının tespiti talebinin reddine,B- Birleşen Dava Açısından;2-Davalının itirazı üzerine duran Antalya 9. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı takip dosyasında itirazın iptali ile takibin 15.079,14 TL asıl alacak, 2.006,76 TL gecikme faizi üzerinden devamına,3-Yukarıda yazılı ana para miktarı üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacı SGK'ya verilmesine," karar verilmiştir.Kararın gerekçesinde özetle;"Uyuşmazlık konusu 24.10.2008 - 23.01.2011 arası için ve tutanak tarihi olan 24.10.2010 tarihindeki komşularının tespiti için nüfus, kolluk ve ilgili kurumlara müzekkere yazılmıştır. Sonuçta ... , ... ve ... komşu ve kamu tanıkları olarak tespit edilmiş, re'sen ... ve ... dinlenmiş, her ikisinin de beyanlarından tutanak tarihinde davacının kocası .. .. ile birlikte ... Mahallesi ...Sokak No:...adresinde birlikte oturdukları anlaşılmıştır.Tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının ve kocasının tutanak tarihi ve memur rapor tarihinde birlikte yaşamaya devam ettikleri kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle davacının SGK'ya borcu olmadığının tespitine dair davası reddedilmiş, davalı Kurum tarafından karşı dava olarak açılan davacıya haksız ödenen aylıkların tahsili taleple Antalya 9. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyasına yapılan itiraz iptal edilmiştir. Borcun likit olması nedeni ile davalı - karşı davacı lehine icra inkar tazminatına da hükmedildiği" belirtilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;1.Antalya İl Sağlık Müdürlüğünün göndermiş olduğu müzekkere cevabında .. ..'ın 24.10.2008 - 23.01.2011 tarihleri arasında müvekkili ile beraber aynı evde yaşadığına karine gösterilebilecek hiç bir kayıt bulunmadığını,2.Muratpaşa 1. İlçe Seçim Kurulunun cevap yazısında, davacının ve .. ..'ın 2010 yılı anayasa değişikliği oylamasında farklı ilçelerde oy kullandıklarını, eğer belirtilen tarihlerde gerçekten bir arada yaşıyor olsalardı, aynı sandıkta oy kullanmış olacaklarını,3.Müvekkili ve .. ..'ın boşanmasının, müvekkilin babasının ölümünden önce gerçekleştiğini,4.Kamu tanığı muhtar .. ..'in, 13.12.2012 tarihli duruşmada "Davacı bana gelerek mahalle sakinlerinden olduğunu, 2 çocuğu ile beraber yaşadıklarını, mağdur olduklarını söyleyip yardım talep etti,..." ifadelerinde bulunduğunu,5.Yerel Mahkemece, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, 6.Müvekkili ve eşinin, boşandıktan sonra zaman zaman bir araya gelmiş olsalar da bu durumun yasada söz edilen fiilen birlikte yaşama amacına dönük olmayıp, müşterek çocuklarla özellikle de engelli çocukla ilgilenmek dolayısıyla gerçekleştiğini,7.14.03.2023 tarihli son celsede, tanığın anlatımlarına karşı beyan ve itirazlar için süre istendiği halde süre verilmeden aynı celse karar verildiğini beyanla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle aylığın kesilmesi ve yersiz ödeme nedeniyle borç tahakkuk ettirilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı-birleşen dava davalısı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.