Anahtar kelimeler: Sakarya Bolu Kazasından Kesinlik Şartı Eksiklikleri Birleşen Sayisi Özetle Esastan

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu İş MahkemesiSAYISI : ███████ E., ███████ K.Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ...'in inşaatında çalışırken 04.05.2012 tarihinde 4. kattan düşmesi sonucunda sakat kaldığını, kaza neticesinde idrar gaita kontrolünü kaybeden müvekkilinin aynı zamanda kol ve bacaklarında güçsüzlük ve sinir sistemlerinde ağır hasar oluştuğunu, müvekkilinin desteksiz hareket edemediğini, bundan sonra sağlığına kavuşmasının söz konusu olmadığını, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu raporlarıyla maluliyet oranının %100 olarak belirlendiğini, kazanın gerçekleştiği özel bina inşaatı işinin yapımını üstlenen .. İnş. Tur. Tic. Ltd. Şti'nin alt işveren, davalı ...'un ise şantiye şefi olduğunu, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10 Hukuk Dairesinin █████████ Esas sayılı ve ████████ Karar sayılı dosyasında davalı ...'un müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna karar verildiğini belirterek 300.000,00 TL geçici ödeme, 273.000,00 TL bakıcı tazminatı ve 75.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili ███████ Esas sayılı dosyaya verdiği dava dilekçesi ile Mahkememizin ████████ Esas sayılı dava dosyasında ... hakkında 644.148,48 TL maddi tazminata hükmedildiğini, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10 HD'nin █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ve kararda .. İnşaat Ltd. Şti'nin %30 oranında, şantiye şefi davalı ...'un % 10 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiğinden haklarında dava açılmaması nedeniyle iş bu davanın açılmasının gerektiğini belirterek 300.877,31 TL maddi tazminatın, 273.271,17 TL bakıcı gideri ile 70.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 644.148,48 TL alacağın davalılar ... ve .. İnşaat Tic. Tur. Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile müvekkilinin kazanın gerçekleştiği inşaatta şantiye şefi olarak çalıştığını, davacının duvar ustası olarak çalıştığını, 03.05.2012 tarihinde işyerinde işin riskli olması nedeniyle işin durduğunu, davacıya 10 gün süre ile izin verildiğini, davacının ertesi gün hiç bir kimseden talimat almadan kendisinin çalışmasının riskli olduğu bölgede insiyatifi ile işverenin ve müvekkilinin haberi olmadan çalıştığını bunun üzerine de kazayı geçirdiğini, müvekkili hakkında yapılan soruşturma sonucu takipsizlik kararı verildiğini, davacının olayda kusurlu olduğunu, maluliyetinin gerçeği yansıtmadığını, davacının günlük 100,00 TL ücret aldığı konusunun doğru olmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilimin iş kazası geçirerek %100 malul ve bakıma muhtaç derecede ağır şekilde yaralandığı somut olay hakkında dava dışı asıl işveren ...'e karşı Bolu İş Mahkemesinin ████████ Esas, sayılı dosyası dava açılmış ve Mahkemece davacının %30 davalının ise %70 kusurlu olduğu tespiti ile ████████ K. sayısı ile hüküm kurulmuştur. Akabinde söz konusu karar için Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi ████████ E- ████████ K sayılı dosyası ile inceleme yapılmış ve aynı kusur oranları üzerinden karar verilmiştir. Söz konusu kararda temyiz edilmiş ve neticesinde işbu karar hakkında da Yargıtay 10. Hukuk Dairesi █████████ E █████████ K sayılı ilamı ile "Bu açıklamalar doğrultusunda hükme esas alınan kusur raporundaki kabulün dosya içeriği ve hayatın olağan akışı ile uyumlu olmadığı açıktır. O halde Mahkemece, davalı ile dava harici ... İnşaat Turizm ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki sözleşme gereğince hukuki ilişkinin niteliği değerlendirilip, taraflar arasında eser akti mi yoksa asıl alt işveren ilişkisi mi olduğunun açıklığa kavuşturulması, öte yandan tanık anlatımlarına göre şantiye şefi ...'un davacıya çalışma tarzı noktasında talimat vermiş olduğu hususu da gözetilmek suretiyle, iş kazasının gerçekleştiği bina inşaatı işyerinde, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin kim tarafından alınması gerektiği, hangi tedbirlerin alındığı hangi tedbirlerin alınmadığı hususu açıkça raporda belirlenerek, davacı sigortalı, davalı ve olaya etkisi olan üçüncü kişilerin kusurlarının tespiti istenmiştir. Gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı hakkında bozma ilamı düzenlenmiştir. Yargıtayın bozma ilamından sonra gerçek kusur oranlarının tespiti için Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi █████████ E. ████████ K sayılı dosyasında yeniden yargılama yapılmış hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; davacı işçi ...’nın olayda %20 oranında kusurlu olduğu, davalı asıl işveren ...’in olayda %40 oranında kusurlu olduğu, dava dışı alt işveren .. İnşaat Tur. Tic. Ltd. Şti. (.. ..)’nin olayda %30 oranında kusurlu olduğu, dava dışı şantiye şefi ...’un olayda %10 oranında müşterek müteselsil kusurlu olduğu tespit edilmiş ve söz konusu karar kesinleşmiştir. Akabinde kazanın meydana gelmesindeki gerçek kusurlu kişi ve kurumlar tespit edildikten sonra huzurdaki dava açılmıştır. Ancak istinaf incelmesi talep edilen İlk Derece Mahkemesi kararına esas alınan kusur bilirkişi raporlarında yargıtay bozma kararından sonra alınan raporlar yerine maalesef ki taraf dahi olmadığımız itiraz hakkımızın bulunmadığı, rücu yapılmadığı için sadece dar kapsamda kusur incelemesi yapılan dolayısıyla yalnızca asıl işverenin tespit edildiği, alt işveren ve diğer sorumluların tespit edilmediği, Kurum müfettişleri tarafından hazırlanan SGK inceleme raporu dikkate alınarak kusur raporu düzenlenmiştir. Aynı yerel mahkemece görülen ve taraf olmadığımız SGK rücü davasında alınan bilirkişi raporlarında davacının %30 dava dışı .. ... .in %70 oranında kusurlu olduğu ve Mahkemece bu rapora itibar edilerek karar verildiği ve bu kararın Yargıtay onayından geçtiği gerekçe gösterilerek Mahkemece huzurdaki davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay onamasından geçmiş mahkeme kararlarının yalnızca davanın tarafı olan kişi ve kurumlar açısından kesin hüküm oluşturduğu aşikardır. Ancak görüleceği üzere kısıtlı inceleme yapılan söz konusu sgk rücu davasındaki hükmün tarafları farklı olan huzurdaki dava için ve kesin hüküm oluşturmadığı da açıktır. Öte yandan SGK rücü davalarının aksine söz konusu iş kazasındaki maddi gerçeğin ortaya çıkartılması ve gerçek sorumluluların tespitinin yapıldığı maddi manevi tazminat davası için yapılan yargılamada; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi █████████ E █████████ K sayılı ilamından sonra yapılan araştırma neticesinde özetle taraflar arasında eser sözleşmesi bulunmadığı bu sebeple Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi █████████ E. ████████ K. sayılı ilamıyla huzurdaki davalıların kusurlu olduğu; "... kazanın gerçekleştiği özel bina inşaatı işinin yapımını üslenmiştir. Sözleşme gereğince iş yerinde gerekli iş güvenliği önlemleri alınmasından da alt işveren olarak bizzat sorumludur. Ancak şirket tarafından iş güvenliği önlemleri alınmadan, eğitim verilmeden, denetim ve gözetim sorumluluğu yerine getirilmeden işçi çalıştırıldığı bu nedenle sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içinde ... ile ... arasında Şantiye Şefliği Hizmet Sözleşmesi bulunduğu, yapı ruhsatı belgesinde de şantiye şefi olarak ...'un gözüktüğü, tanık ve müşteki anlatımlarına göre şantiye şefinin zaman zaman inşaat alanına gelerek davacıya çalışma tarzı ile ile ilgili talimat verdiği ancak işyerinde gördüğü eksiklikleri ve alınması gereken önlemleri işverene bildiriğine dair bir belge ve raporun dosya içinde bulunmadığı, bu nedenle şantiye şefi ...'un da iş kazasının oluşumunda kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay bozma ilamı öncesinde 27.07.2013 ve 16.07.2018 tarihlerinde alınan bilirkişi kurulu raporlarında işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına aykırılıklar tespit edilerek özetle; iş kazasının oluşunda davalı işverenin ...'in %70, davacı işçinin %30 oranında kusurlu oldukları belirtilmiştir. Bozma kararı öncesi İlk Derece Mahkemesi kararına karşı sadece davalı iş sahibi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş yine davalı iş sahibi tarafından karar temyiz edilmiştir. Yargıtay bozma ilamına uyulmuş ve bozma doğrultusunda yeniden kusur raporu alınmıştır. Her ne kadar 27.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda iş sahibi davalı ... %40 oranında, yüklenici ... %30 oranında, şantiye şefi ... %10 oranında ve kazalı işçi %20 oranında kusurlu bulunmuş ve rapor Mahkememizce yukarıda açıklanan nedenlerle dosya kapsamına ve taraflar arasındaki ilişkiye uygun bulunmuş ise de istinaf ve temyiz yoluna başvuranın sıfatı ve kazanılmış hakkı göz önüne alınarak davalı tarafın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu miktar %70 kabul edilerek ve buna dayalı hesap raporu dikkate alınarak hüküm kurulmuştur. Bu nedenle davalının kusura yönelik yapmış olduğu istinaf nedenleri yerindedir. açıkça tespit edilmiş ve işbu kararda kesinleşmiştir. Her ne kadar davalılar ... İnşaat ile şantiye şefi ... yukarıda gerekçesine kısaca yer verilen dosyada davalı olarak yer almasa ve işbu kararın huzurdaki dava için SGK rücu davasında verilen karar gibi aynı derece kuvvetli delil olduğu aşikardır. Bilindiği üzere Yargıtay kararları, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı olmadıkça herkes için bağlayıcı değildir. Ancak Mahkeme tarafından huzurdaki davanın reddine karar verilirken rücu davasında verilen kararın Yargıtay onamasından geçtiği Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda kısaca yer verilen kararının ise Yargıtay bozma ilamından sonra yeniden temyiz edilmeden kesinleştiği belirtilerek sanki işbu dava hakkında Yargıtay tarafından kesin hüküm verilmiş gibi yanılgı ile hareket edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak işbu davada kesin hüküm olmadığı gibi aşağıda detaylı olarak izah edileceği üzere Mahkemenin hukuka aykırı tespitlerinin aksine kazanın meydana gelmesinde davalıların ihmallerinin bulunduğu izahtan varestedir. Hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunu düzenleyen kişiler doğal olarak inşaat mühendisidir. Nitekim hukukçu olmayan bilirkişilerden sadece iş güvenliği noktasında tespitler yapması beklenirken maalesef ki hukukçu olmayan inşaat mühendisi bilirkişiler tarafından tanık anlatımları (hem raporda hem de gerekçeli kararda beyanına itibar edilen tanıklardan biri davalının eşi olmasına rağmen!) dikkate alınarak ve dahası hakimin yerine geçerek davalıların hatırı için imza attıkları gerekçesiyle sözleşmeden kaynaklı sorumlu olmadıkları gibi absürt hukuki nitelendirmelerde bulunulmuştur. Oysa ki hukukumuzda ruhsat alabilmek adına hatır için düzenlenen inşaat yapım sözleşmesi gibi bir düzenleme bulunmadığı gibi davalıların inşaatın yapımı devam ederken emir ve talimat verdiklerini ikrar etmelerine rağmen bu durumunun fiili bir çalışma olmadığı sadece iyi niyet çerçevesi içerisinde yapılmış beyanlar !!! olduğu iddiası ile kusurlarının bulunmakdıkları yönünde rapor düzenlenmesi de hukuka aykırıdır.Anlam veremediğimiz şekilde Mahkemece bu raporlara itibar edilmiş ve "...Dosya kapsamında aldırılan raporlar, dinlenen tanık beyanları ve tarafların beyan ile itirazları birlikte değerlendirildiğinde; davalı .. İnşaat Ltd. Şti. ile imzalanan 01.08.2011 tarihli inşaat yapım sözleşmesinde işin süresinin mülk sahibi olan ...'in belirleyeceği iş programına göre yapılacağı, müteahhidin tüm inşaat işlerini yerine getireceği, iş güvenliği tedbirlerini alacağı, ...'in inşaatla ilgili malzeme ve işçilik giderlerini karşılayacağı, su, elektrik sağlayacağının kararlaştırıldığı görülmekle birlikte .. ..'ın sadece evin projesini kendilerinin yaptığına, inşaatı fiilen ... tarafından yaptırıldığına, fiilen kendilerinin yapmadığına, ...'nın firma tarafından işe alınmadığına dair beyanı, .. ...un ...'nın inşaat işi için ...'in kendisiyle anlaştığına dair beyanı, ...'in ...'yla inşaat işi için .. .. aracılığıyla anlaştığına dair beyanı, ...'nın inşaat işi için ...'le anlaştığına, .. İnşaat ile herhangi bir irtibat kurmadığına, şirketten gelen kimsenin olmadığına dair beyanı, Mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyasında ...'in inşaatın ...'e ait olduğuna ve işverenin ... olarak bildiğine dair beyanı birlikte değerlendirildiğinde birbirlerini teyit eder mahiyette oldukları aslında yasal mevzuat gereği yetkin bir yüklenicinin işi yapması ve hususun yapı izin belgesinde yer alması gerekmesi nedeniyle ruhsat alınabilmesi için ... İnşaat Ltd. Şti.'nin yüklenici olarak gösterildiği, inşaatın sevk ve idaresinin ... tarafından yapıldığı, bizzat çalışacak işçilerle kendisinin anlaştığı, .. İnşaat Ltd. Şti.'nin yapım sürecine dahil olmadığı anlaşıldığından atfedilecek bir kusurun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı ... ve ... İnş. Ltd. Şti. arasında imzalanan bila tarihli Şantiye Şefliği hizmet sözleşmesinin imzalandığı görülmekle birlikte Mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyasındaki davacı tanığı ...ifadesinde davacının şantiye şefine lentoların dışarından konulmasının risk oluşturduğunu, iskele kurulması gerektiğini söylediğini beyan etse bile dinlenen tanık ...'un konuşma sırasında bizzat bulunması ve ...'un davacıya hitaben dış cephe için iskele kurulmadan çalışmaması gerektiğini, ...'e hitaben iskele kurulmaksızın çalışılmaması gerektiğini söylediğine dair beyanı, lentonun montajı sırasında davacının yüksekten düşmesine yol açacak bir talimatta bulunmadığı, iş güvenliği yönünden sözlü olarak uyarıda bulunduğu, davalının şantiye şefi olarak iş güvenliği önlemleri konusundaki sorumluluğunun iş yerinde tespit ettiği eksik hususları işverene bildirildiği, kendisinin bilgisi dışında dış cephede çalışma yapıldığı, davalının sürekli işin başında olmadığı, zaman zaman işyerine gelerek işin tekniğine ve projesine uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetlediği anlaşıldığından meydana gelen olayda atfedilecek kusurun bulunmadığı kanaatine varılmıştır şeklinde hiçbir yasal dayanağı olmayan bilirkişi raporlarındaki ifadelere aynen yer vererek yerel mahkemece hukuka ve hakkaniyete aykırı karar vermiştir. Nitekim Mahkemece davalılardan ... İnşaat için hiçbir hukuki dayanağı olmadan örneğin eser sözleşmesi vb. bir sebep gösterilmeden, ... İnşaat için "mevzuat gereği yetkin bir yüklenicinin işi yapması ve hususun yapı izin belgesinde yer alması gerekmesi nedeniyle ruhsat alınabilmesi için ... İnşaat Ltd. Şti.'nin yüklenici olarak gösterildiği, inşaatın sevk ve idaresinin ... tarafından yapıldığı," gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir. Mahkemenin hukuki dayanaktan yoksun bu gerekçesini anlamak mümkün değildir. Nitekim davalı .. İnşaat Limited Şirketi basiretli bir tacir olup yaptıkları sözleşmelerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındadır. Kaldı ki davalı .. İnşaat dava dışı ... ile eser sözleşmesi imzalayarak kendi işlerini müteahhit olarak dava dışı ...'e eser sözleşmesi ile vermemiş aksine söz konusu inşaatın ruhsat sahibi olarak bizzat kendisi tarafından yapılacağı yasal olarak taahhüt edilmiştir.Yerel mahkemece dava dışı .. ...'e karşı açılan Bolu İş Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyasında aynı hatalı gerekçelerle davalıların kusurlu olmadığı yönde karar verilmiş ise de yukarıda izah edildiği üzere iş bu karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesi █████████ E █████████ K sayılı ilamı ile bozulmuştur. Yargıtay ilamının gerekçesinden (" taraflar arasında eser akti mi yoksa asıl alt işveren ilişkisi mi olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekirken") anlaşılacağı üzere davalı inşaat şirketinin yasal sorumluluktan kurtulması için söz konusu inşaat işini dava dışı ... ile eser sözleşmesi olarak verilmiş olması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Ancak huzurdaki davada böyle bir sözleşmenin olmadığı aksine davalı inşaat şirketinin bizzat kendi ruhsatına dayanarak yapıyı yapmak için dava dışı ... ile anlaştığı aşikardır.Hal böyle olmakla birlikte Mahkemece sözleşmenin hatır için imzalandığı kanaatine varıldığı, İnşaat şirketinin fiili olarak inşaatın yapımında bizzat eylemi bulunmadığı, bu sebeple kusurunun bulunmadığı şeklindeki hukuki dayanaktan yoksun gerekçesiyle davanın reddi kararı başlı başına hukuka aykırıdır. Kabul analamına gelmemekle birlikte hukukumuzda "hatır için", "ruhsat alabilmek adına", vb. gibi inşaat sözleşmeleri yapmanın basiretli bir tacir olan davalı şirketi sorumluluktan kurtarmayacağı açıktır. Öte yandan Mahkemece davalı şirketin fiili bir çalışması olmadığı kabul edilmiş, ancak devamında kendi gerekçesiyle çelişecek şekilde davalı şirkette şantiye şefi olarak görev yapan davalı ...'un arasında şantiye şefliği hizmet sözleşmesinin imzalandığı görüldüğünü, işbu kişinin bizzat şantiye sahasına giderek işçilere talimat verdiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Mahkemenin bu birbiri ile çelişen gerekçesi her şeyden önce hayatın olağan akışına aykırıdır. Nitekim hem söz konusu şirketin hem fiili bir çalışma yapmadığı bu sebeple kusurlu ve sorumlu olmadığı kabul edilmiş ancak fiili çalışma yapmayan şirketin kendi bünyesinde sözleşme ile şantiye şefi olarak çalıştırdığı kişinin fiilien inşaat sahısına gönderilerek işçilere işin nasıl yapılması gerektiği ve iş güvenliğine uyulması gereken kurallara ilişkin talimat verdiği kabul edilmiştir. Ancak devamında davalı ...'un tanığı-aynı zamadan eşi olan tanık ...'un- (kendisinin ne iş yaptığı ve inşaat sahasında ne sıfat ve görev ile orada bulunduğu bilinmemekle birlikte) beyanına göre söz konusu beyanların tavsiye niteliğinde olduğu kazanın meydana gelmesinde doğrudan bir etkisinin olmadığı, bu sebeple davalıların kusursuz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Bu gerekçe ile verilen karar garabet olduğu kadar yüksek mahkemelerinin yerleşik kararlarına da aykırıdır. Nitekim yargıtay ilamında da belirtildiği üzere belgeye dayanmayan tamamen sözlü olarak davalı tanık akrabalarının mesnetsiz beyanlarının aksine kazanın meydana geldiği inşaattın yapımında şirketin kendi şantiye şefini görevlendirerek fiilen çalışma yaptırdığı davalı şantiye şefi ...'un ikrarı ile sabittir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketin hatır imzası atamayacağı, kanunda böyle bir uygulama bulunmadığı, aksine bu inşaat yapım sözleşmesini imzaladığı andan itibaren başta TBK kanunu ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu vb. kanunlar ve ayrıca ilgili yönetmelikler uyarınca meydana gelecek zarardan tüzel kişi olarak kendisi ve yanında çalıştırdığı kişilerin de sorumlu olacağı izahtan varestedir. Öte yandan diğer davalı şantiye şefi olan ...'un da Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere inşaat alanında işçilere talimat verdiği ikrarı ile sabittir. Mahkemenin dayanaksız gerekçesinin aksine ilgili kanun ve yönetmelikler uyarınca davalı ...'un şantiye şefi olarak diğer davalı işveren şirket tarafından açıkça istenmedikçe ve yazılı olarak belirtilmedikçe iş güvenliğine ilişkin önlemlerin alınmasından doğrudan sorumludur. İş kazasının meydana geldiği somut olayda hiçbir belge veya delil olmadan yalnızca davalı şantiye şefi ...'un soyut beyanlarına itibar edilerek davalıya kusur izafe edilmemesi ve davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır. Yukarıda da izah edildiği üzere tüm bu beyanlar dosyada yer almasına rağmen Bolu İş Mahkemesince; ne iş yaptığı, olay yerinde neden bulunduğu bilinmeyen ancak sadece bizzat duyduğunu iddia ettiği için bu beyanına itibar edilen davalı şantiye şefi ...'un eşi ...un beyanına göre hüküm kurulmuştur. Huzurdaki somut olayda ne asıl asıl işveren alt ilişkisi ne de diğer sorumluların kusurları tespit edilmediği açıktır.Ancak Mahkemece Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi █████████ E. ████████ K. sayılı dosyasında yapılan inceleme ve gerekçeli kararı ve somut deliller yerine tamamen kişisel düşünceler üzerinden hareket edilerek, ayrıca sadece davalıların kendi beyanları dikkate alınarak öte yandan davacı tanık beyanlarını hiç dikkate almadan ve sorumluluktan kurtulacak ne bir eser sözleşmesi ne bir muvafakatname olmadan davalılar lehine hüküm kurulmuştur. Kaza sebebiyle %100 malul ve bakıma muhtaç kalan davacının kazanın üstünden 11 yıl geçesine rağmen halihazırda hiçbir sorumlu tarafından zararının ödenmediği ve mağduriyeti her geçen gün arttığı aşikar olduğu gibi işbu karar da ayrıca yargılamaya olan güveni sarsmaktadır. Nitekim şantiye şefi olan davalı ...'un diğer davalı ... İnşaatın çalışanı, denetcisi, emir ve talimat veren şantiye şefi olarak işveren vekilliği yaptığı ve bizzat inşaat alanında çalışma yaptığı tespit edilmesine rağmen hem şirketin hem de şantiye şefinin fiilen çalışma yapmadığı tespiti başlı başına kendi ile çelişmektedir. Hukuk yerine kişisel düşünceye dayalı sözde bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerimizde bu hususlar detaylı olarak izah edilmiş olduğundan tekrara düşmemek adına tüm itirazlarımızın bir bütün halinde değerlendirilmesini, Yargıtay ve BAM kararı ile çelişen İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını akabinde yeniden yargılama yapılarak Yargıtay 10. Hukuk Dairesi █████████ E █████████ K sayılı ilamında belirtildiği gibi " O halde Mahkemece, davalı ile dava harici ... İnşaat Turizm ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki sözleşme gereğince hukuki ilişkinin niteliği değerlendirilip, taraflar arasında eser akti mi yoksa asıl alt işveren ilişkisi mi olduğunun açıklığa kavuşturulması, öte yandan tanık anlatımlarına göre şantiye şefi ...'un davacıya çalışma tarzı noktasında talimat vermiş olduğu hususu da gözetilmek suretiyle, iş kazasının gerçekleştiği bina inşaatı iş yerinde, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin kim tarafından alınması gerektiği, hangi tedbirlerin alındığı hangi tedbirlerin alınmadığı hususu..." ile taleplerimiz doğrultusunda yeniden rapor aldırılmasını ve akabinde yeniden yargılama yapılarak davamızın kabulüne karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ediyoruz, şeklinde belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.2. İlgili Hukuk6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi3. DeğerlendirmeDosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı işçinin dava dışı . ... .'e ait .. Mahallesi .. Sokak No:.. .. adresinde faaliyet gösteren özel bina inşaatı iş yerinde çalışırken 04.05.2012 tarihinde yüksekten düşme şeklinde iş kazası geçirip %100 oranında meslekten kazanma gücünü yitirerek başka birinin sürekli bakımına muhtaç hale geldiği, mülk sahibi dava dışı ... ile davalı müteahhit ... İnşaat Turizm Ticaret Limited Şirketi arasında 01.08.2011 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalandığı, temyize konu işbu dava dosyasından önce davacı ... tarafından dava dışı ...'e karşı açılan bakıcı gideri, maddi ve manevi tazminat talepli dava dosyasında aldırılan 16.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ...'ya %30, davalı ...'e %70 oranında kusur atfedildiği, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre başkaca bir tarafa veya kusur atfedilmeyeceğinin bildirildiği, Mahkemece anılan raporun hükme esas alınması suretiyle karar verildiği, işbu dosya davalısı ...'in yargılama aşamasında dava dışı ... İnşaat firması ile şantiye şefi ...'un sorumluluğunun tartışılması gerektiği itirazlarının ileri sürüldüğü, İlk Derece Mahkemesi kararının davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 29.01.2020 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamıyla, bakıcı giderinde hakkaniyet indirimi yapılarak yeniden hüküm kurulduğu, dairemiz 25.05.2021 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar sayılı bozma ilamıyla, "... davalı ile dava harici .. İnşaat Turizm ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki sözleşme gereğince hukuki ilişkinin niteliği değerlendirilip, taraflar arasında eser akti mi yoksa asıl alt işveren ilişkisi mi olduğunun açıklığa kavuşturulması, öte yandan tanık anlatımlarına göre şantiye şefi ...’un davacıya çalışma tarzı noktasında talimat vermiş olduğu hususu da gözetilmek suretiyle, iş kazasının gerçekleştiği bina inşaatı işyerinde, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin kim tarafından alınması gerektiği, hangi tedbirlerin alındığı hangi tedbirlerin alınmadığı hususu açıkça raporda belirlenerek, davacı sigortalı, davalı ve olaya etkisi olan üçüncü kişilerin kusurlarının A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak heyete belirletilerek sonucuna göre usuli kazanılmış hakları da gözeterek bir karar verilmesi ..." gerekçesiyle Daire kararının bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devamla aldırılan 27.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda, iş sahibi davalı ... %40 oranında, yüklenici ... %30 oranında, şantiye şefi ... %10 oranında ve kazalı işçi %20 oranında kusurlu bulunduğu iş bu rapor hükme esas alınmak suretiyle Bölge Adiye Mahkemesi gerekçesinde taraflar arasındaki ilişki ve dava dışı firma ile ...'un sorumluluk gerekçelerinin; "...Taraflar arasındaki inşaat yapım sözleşmesi incelendiğinde sözleşmenin anahtar teslimi eser sözleşmesi niteliğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda söz edilen sözleşme maddeleri incelendiğinde işveren konumundaki davalı ...'in tüm malzeme, işçilik ve diğer masrafları karşılayacağı, malzemeleri müteahhide temin edeceği, bizzat işin içinde olduğu, tanık ve müşteki anlatımları göz önüne alındığında davacı işçi ile bizzat anlaşan kişinin de iş sahibi davalı ... olduğu bu nedenle iş kazasının oluşumunda iş sahibi olarak bizzat kusurlu olduğu, anahtar teslimi niteliğinde inşaat yapım sözleşmesi olmadığı, davacı işçinin yüksekten düşme riski bulunmasına rağmen hiçbir güvenlik önlemi almadan işçiyi düşme riski altında çalıştırdığı anlaşılmaktadır. ... kazanın gerçekleştiği özel bina inşaatı işinin yapımını üslenmiştir. Sözleşme gereğince iş yerinde gerekli iş güvenliği önlemleri alınmasından da alt işveren olarak bizzat sorumludur. Ancak şirket tarafından iş güvenliği önlemleri alınmadan, eğitim verilmeden, denetim ve gözetim sorumluluğu yerine getirilmeden işçi çalıştırıldığı bu nedenle sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içinde ... ile ... arasında Şantiye Şefliği Hizmet Sözleşmesi bulunduğu, yapı ruhsatı belgesinde de şantiye şefi olarak ...' un gözüktüğü, tanık ve müşteki anlatımlarına göre şantiye şefinin zaman zaman inşaat alanına gelerek davacıya çalışma tarzı ile ile ilgili talimat verdiği ancak işyerinde gördüğü eksiklikleri ve alınması gereken önlemleri işverene bildiriğine dair bir belge ve raporun dosya içinde bulunmadığı, bu nedenle şantiye şefi ...'un da iş kazasının oluşumunda kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır. " şeklinde açıklandığı ve kazanılmış hak ilkesi gözetilerek davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu miktar %70 kabul edilerek karar verildiği ve dosyanın tarafların temyiz etmemesi üzerine kesinleştiği; davacının kesinleşen ilam üzerine kusur ve sorumluluk atfedilen .. İnşaat firması ile ...'a karşı açılan temyize konu işbu dava dosyasında ise Mahkemece davalı .. İnşaat Ltd. Şti. ile imzalanan 01.08.2011 tarihli inşaat yapım sözleşmesinde işin süresinin mülk sahibi olan ...'in belirleyeceği iş programına göre yapılacağı, müteahhidin tüm inşaat işlerini yerine getireceği, iş güvenliği tedbirlerini alacağı, ...'in inşaatla ilgili malzeme ve işçilik giderlerini karşılayacağı, su, elektrik sağlayacağının kararlaştırıldığı görülmekle birlikte ...'ın sadece evin projesini kendilerinin yaptığına, inşaatı fiilen ... tarafından yaptırıldığına, fiilen kendilerinin yapmadığına, ...'nın firma tarafından işe alınmadığına dair beyanı, ...'un ...'nın inşaat işi için ...'in kendisiyle anlaştığına dair beyanı, ...'in ...'yla inşaat işi için ... aracılığıyla anlaştığına dair beyanı, ...'nın inşaat işi için ...'le anlaştığına, ... İnşaat ile herhangi bir irtibat kurmadığına, şirketten gelen kimsenin olmadığına dair beyanı, Mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyasında ...'in inşaatın ...'e ait olduğuna ve işverenin ... olarak bildiğine dair beyanı birlikte değerlendirildiğinde birbirlerini teyit eder mahiyette oldukları aslında yasal mevzuat gereği yetkin bir yüklenicinin işi yapması ve hususun yapı izin belgesinde yer alması gerekmesi nedeniyle ruhsat alınabilmesi için ... İnşaat Ltd. Şti.'nin yüklenici olarak gösterildiği, inşaatın sevk ve idaresinin ... tarafından yapıldığı, bizzat çalışacak işçilerle kendisinin anlaştığı, ... İnşaat Ltd. Şti'nin yapım sürecine dahil olmadığı anlaşıldığından atfedilecek bir kusurun bulunmadığı, yine davalı ... ve ... İnş. Ltd. Şti. arasında imzalanan bila tarihli Şantiye Şefliği hizmet sözleşmesinin imzalandığı görülmekle birlikte Mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyasındaki davacı tanığı ... ifadesinde davacının şantiye şefine lentoların dışarından konulmasının risk oluşturduğunu, iskele kurulması gerektiğini söylediğini beyan etse bile dinlenen tanık ...'un konuşma sırasında bizzat bulunması ve ...'un davacıya hitaben dış cephe için iskele kurulmadan çalışmaması gerektiğini, ...'e hitaben iskele kurulmaksızın çalışılmaması gerektiğini söylediğine dair beyanı, lentonun montajı sırasında davacının yüksekten düşmesine yol açacak bir talimatta bulunmadığı, iş güvenliği yönünden sözlü olarak uyarıda bulunduğu, davalının şantiye şefi olarak iş güvenliği önlemleri konusundaki sorumluluğunun iş yerinde tespit ettiği eksik hususları işverene bildirildiği, kendisinin bilgisi dışında dış cephede çalışma yapıldığı, davalının sürekli işin başında olmadığı, zaman zaman işyerine gelerek işin tekniğine ve projesine uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetlediği anlaşıldığından meydana gelen olayda atfedilecek kusurun bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:a)Risklerden kaçınmak,b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih ███████-102 Esas █████████ sayılı kararı).6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih ███████-1121 E. ████████ sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda; davacı sigortalı tarafından dava dışı yapı sahibi aleyhine aynı kaza olayına ilişkin açılan ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 21.01.2022 tarihli ilamı ile kesinleşen tazminat dava dosyasında hükme esas alınan 27.12.2021 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre iş sahibi davalı ... %40 oranında, yüklenici ... %30 oranında, şantiye şefi ... %10 oranında ve kazalı işçi %20 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği işbu raporda birleşen dosya davalısının alt işveren olarak, kazalının kayıtlı işverenin de üst işveren olarak nitelendirildiği, asıl dosya davalısı ...'a kusur atfedildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemece davalıların sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi aynı olaya ilişkin açılan tazminat dava dosyalarında çelişkili hüküm meydana getirmiş olup bu husus hatalı olmuştur. Ayrıca birleşen dosya davalısının sorumluğu yönünden dava dışı yapı sahibi .. ile .. İnşaat firması arasında 01.08.2011 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin "Teknik Şartlar" Başlığını taşıyan müteahhidin sorumluluklarını düzenleyen a) maddesinin birinci cümlesinde, müteahhidin tüm inşaat işlerini tasdikli projesine uygun olarak yerine getireceğinin, ikinci cümlesinde işyerinde çalışma ve iş güvenliğinin gerektirdiği her türlü tedbirin müteahhit tarafından alınacağı düzenlendiği, sözleşmenin " İşverenin Sorumlulukları" başlığını taşıyan b) maddesinde işverenin müteahhidin istediği malzemeyi temin edeceği, tüm işçilik ve malzeme giderlerinin işveren tarafından karşılanacağı kararlaştırıldığı ,kazanın gerçekleştiği binanın yapı ruhsatında da yapı sahibi ..., yapı müteahhidi olarak ... yer aldığı Mahkemece sözleşme hükümleri değerlendirilmeksizin taraflar arasındaki ilişki tam olarak ortaya konulmadan hüküm tesisi hatalı olduğu gibi asıl dosya davalısı ...'un sorumluluğu yönünden ise işbu davalı ile ... arasında Şantiye Şefliği Hizmet Sözleşmesi bulunduğu, yapı ruhsatı belgesinde de şantiye şefi olarak ...'un gözüktüğü, yukarıda açıklanan bozma ilamında da işaret edildiği üzere tanık ve müşteki anlatımlarına göre şantiye şefinin zaman zaman inşaat alanına gelerek davacıya çalışma tarzı ile ile ilgili talimat verdiği ancak işyerinde gördüğü eksiklikleri ve alınması gereken önlemleri işverene bildiriğine dair bir belge ve raporun dosya içinde bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm tesisi de yine hatalıdır. O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince dava dışı ... ile davalı .. İnşaat firması arasındaki ilişkinin niteliği ile işverenin bu yönden sorumluluğunu değerlendirmek, davacı itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranları , bahsi geçen tazminat ile açılan rücu dosyalarında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporlarını da inceler ve çelişkileri giderir mahiyette rapor aldırmak, dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararı bozulmalıdır .VI. KARAR Açıklanan sebeplerle,Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı temyiz edenin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.