Anahtar kelimeler: Etmişlerdir Feri Müdahil Dönemler Nezdinde Dönem İii Kesinlik Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı, davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacının 01.08.2002-06.09.2009 tarihleri arasındaki dönem ve 10.11.2011-21.09.2012 tarihleri arasındaki dönemler arasında davalı işveren nezdinde geçen çalışmasının tespitini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı şirket ve feri müdahil Kurum vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddine karar verilmesini ayrı ayrı talep etmişlerdir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 06.01.2021 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya ait işyerinde 10.11.2011 - 14.09.2012 tarihleri arasında sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 06.01.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2022 tarihli kararı ile usul ve esas açısından İlk Derece Mahkemesi kararını yerinde bulmak suretiyle; davacı, davalı ve feri müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, "..Somut olayda, davacının davalıya ait işyerinde ibranameler kapsamında da belirtildiği üzere iki dönemde geçen çalışmalarının Kuruma bildirildiği, işyerince bildirilen en son hizmet tarihinin 11.07.2014 tarihi olduğu, eldeki davanın da 29.01.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmakla davacının 06.10.2009 tarihi öncesi geçtiği iddia olunan hizmet talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Ancak yazılı belgelerin bulunduğu hallerde tanık deliline de başvurulamaz. Ne var ki davacı tarafından 31.01.2018 tarihli celsede “ Ben davalı tarafın ibraz ettiği işe giriş bildirgeleri ve ibranamelerdeki imzaları kabul ediyorum. Ben birkaç defa davalı ile problem yaşadığım için işe 3-5 gün ya da 1 hafta ara vererek işten ayrılmıştım. Ancak daha sonrasında beni tekrar çağırdılar ve ben de o zaman o işe giriş bildirgelerini imzaladım. İbranameleri ise bir problem olmayacağını söylediklerinden dolayı işveren davalıya duyduğum itimat nedeniyle imzaladım” şeklindeki beyanı dikkate alındığında, ibranamelerin geçerliliği konusunda hata, hile, ikrahın varlığı araştırılmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.Bu durumda Mahkemece yapılması gereken iş, anılan belgelerin hata, hile veya manevi baskı altında imzalanıp imzalanmadığı yönünde davacının beyanı alınmalı, işbu yazılı belgelerin aksinin eşdeğerde delillerle ortaya konulması için davacıya delilleri sorulup toplanmalı ve böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlığa konu dönemde davacının fiili ve gerçek çalışması bulunup bulunmadığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmeli, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir..."gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2009 yılı öncesi hizmetlerinin hak düşürücü süreye uğradığı şeklindeki değerlendirmeye ilişkin Yargıtay bozma ilamı uyarınca araştırma yapılarak davacının 2009 yılında işe ara vermediği işverenle sadece tartışması sonucu birkaç gün evden çalışmaya devam ettiği o tartışma akabinde baskı altında ibraname ve işe giriş bildirgesine imza attığı ancak baskı altında imza atması nedeniyle bu belgelere Mahkemece davacının muzayaka halinde olması manevi baskı altında olması sebebiyle itibar edilmemiş dolayısıyla davacının 01.07.2007-20.09.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde aralıksız olarak çalıştığı iş akdinin 11.07.2014 tarihinde feshedildiği davanın 2015 yılında açıldığı bu nedenle davada hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı kanaatine varılmış, hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde; davalıya ait ....sicil numaralı işyeri tarafından 06.10.2009 -10.11.2011 tarihleri arasında hizmet bildiriminin Kuruma davalı işyerince verildiği bu dönemlere ilişkin talep bulunmadığı ve bu dönemin uyuşmazlık konusu olmadığı değerlendirilmiş yukarıda belirtilen sebeplerle Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda gerekli araştırma yapıldığından davacının 01.07.2007-05.10.2009 ve 11.11.2011-20.09.2012 tarihleri arasında prime esas kazancın alt sınırındaki ücretle hizmet akdi ile çalıştığını ispatladığı anlaşılmış olup, davacının 01.08.2002 tarihi ile 30.06.2007 tarihi arası dönem yönünden davasını bordrolu tanık beyanları ile diğer somut delillerle ispatlayamadığı kanaatine varılarak ve davacının ibraname nedeniyle işe ara vermediği ve ilk işe giriş bildirgesi öncesi dönem yönünden ise işe giriş bildirgesinin verildiği tarihten sonra 2014 yılına kadar kesintisiz blok çalışması bulunduğundan davada hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı da kabul edilerek davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine davacının, davalıya ait ... sicil sayılı işyerinde 01.07.2007-05.10.2009 tarihleri arasında aralıksız olarak ve 11.11.2011-20.09.2012 tarihleri arasında aralıksız olarak hizmet akdiyle prime esas kazancın alt sınırındaki ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine, karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili, davacının 01.10.2008 - 06.10.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde sigortasız olarak çalıştırıldığının 25.05.2016 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olduğunu, bu hizmet dönemi için Mahkemenin davacının “işe 3-5 gün ara verdiği” yönündeki beyanını yanlış yorumla çalışmada kesintili olduğu gerekçesiyle, 06.10.2009 tarihinden önceki hizmet dönemi için de hak düşürücü süre değerlendirmesiyle taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinde talep edilen diğer hizmet dönemlerinde de çalışmış olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.2.Davalı şirket vekili davacının davalı işyerinde geçen hizmetlerinin işe giriş çıkışlarıyla birlikte düzenli olarak Kuruma bildirilmiş olduğunu, davalının imzalamış olduğu ibraname tutanaklarında da işe giriş ve çıkış tarihlerinin birinci tutanakta 06.10.2009 ile 10.11.2011 tarihi ve yine ikinci tutanakta da 21.09.2012 -11.07.2014 tarihleri olduğunu, tüm bu belgelerde davacının imzasının mevcut olduğunu, davacının işe giriş bildirgelerindeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, belgelerin aksinin ancak resmi belge ile ispatlanabileceğini, davacı iş akdine ara verdiği dönemde KPSS kursuna gittiğini, yine bu dönemde dil kursuna katıldığını belirterek verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.3.Feri müdahil Kurum vekili ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı, davalı ve feri müdahil Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.