Anahtar kelimeler: Kısalmadan Femur Boyun Bacağında Kırığı Bozukluk Caddesi Sağ Uğranıldığı Sekizinci

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALILAR) : 1- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI): ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... ili, ... ilçesi, ... Caddesi üzerinde bulunan kaldırımdaki bozukluk nedeniyle düşmesi sonucunda gördüğü tedavi sonrası sağ femur boyun kırığı sebebiyle bacağında oluşan kısalmadan dolayı davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla uğranıldığı ileri sürülen zararlarına karşılık şimdilik 50.000,00-TL maddi (maddi tazminat talebi 2577 sayılı Kanunun 16/4 maddesi uyarınca sonradan artırılarak 500.800,98-TL) ve 100.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 150.000,00-TL tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:... K:... sayılı kararda; davacının vücudunda kemik kırılmasına neden olan olayın meydana geldiği kaldırımın ... ilçesi, ... Caddesi üzerinde olduğu, bahse konu cadde üzerinde davalı idarelerden ... Belediye Başkanlığınca verilen yapı ruhsatı uyarınca devam eden inşai faaliyetin bulunduğu, cadde üzerindeki inşai faaliyet nedeniyle kaldırımın işgal edilerek inşaat malzemeleriyle yayaların geçişine engel olunduğu, inşai faaliyet nedeniyle kaldırımın yapısının bozulduğu, olayın meydana geldiği caddede bulunan kaldırımdan geçen insanların geçiş güvenliğini sağlamaya yönelik herhangi bir tedbir alınmadığı, insan geçişine uygun güzergah belirlenmediği, çukur oluşan yerlerin üzerinin ve etrafının kapatılmadığı, uyarı levhası konulmadığı, dolayısıyla üzerine düşen denetim ve inceleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı idarelerin olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu, davacının, yaya olarak yürüdüğü kaldırımın inşaat nedeniyle bozulduğu, bozulan zemine yağmurlu havalarda dolan su nedeniyle logar çukurunun yükselmiş kapağını bilmesinin mümkün olmaması nedeniyle kusurunun bulunmadığı, yürütülen inşaat faaliyeti nedeniyle kaldırımın zeminin bozulması sonucunda davacının █████/2018 tarihinde düşerek vücudunda kemik kırılmasına bağlı olarak %48 oranında malul kalması olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 497.600,98-TL maddi tazminatın, 48.000,00-TL'lik kısmının davalı ... Belediye Başkanlığına başvuru tarihi (tebliğ) olan █████/2018 tarihinden itibaren; 449.600,98 TL'lik kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine,Davanın, davacının, 1.000,00-TL tedavi gideri ve 2.200,00-TL yol ve iaşe giderinin tazmini istemi yönünden incelenmesinden;Uyuşmazlık konusu olayda; olay nedeniyle yapılmış olan harcamaları gösteren (tedavi giderleri, yol ve iaşe giderleri vb.) ve talep edilen maddi tazminatın miktarını hesaplamaya yarar tüm bilgi ve belgelerin (Fatura vb.) dosyaya sunulmasının istenildiği, davacı tarafından anılan ara kararlarına cevaben maddi kayıplarını ve tedavi sürecine ilişkin yaptığı harcamaları gösteren herhangi bir belge sunulmadığı anlaşıldığından 1.000,00-TL tedavi gideri ve 2.200,00-TL yol ve iaşe gideri olmak üzere toplam 3.200,00-TL'ye yönelik maddi tazminat isteminin ise reddine,Manevi tazminat istemine ilişkin kısma gelince; Davacının olay sebebiyle duyduğu acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, kusurun niteliği, oranı, davacının sosyal durumu da dikkate alınarak manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 50.000,00-TL'nin davalı ... Belediye Başkanlığına başvuru tarihi (tebliğ) olan █████/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Davalı idarelerin; kararın maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurularının incelenmesinden; Dosyadaki belgeler ile başvuru dilekçelerindeki iddiaların incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu kararın bu kısmının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmına yönelik davalı idareler istinaf başvurularının reddine,Davacının; kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinden;Dosyadaki belgeler ile başvuru dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu kararın bu kısmının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle davacı istinaf başvurusunun manevi tazminata ilişkin kısmının reddine, Davacının; kararın 1.000,00 TL tedavi gideri ve 2.200,00 TL yol ve iaşe gideri olmak üzere toplam 3.200,00 TL'ye yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinden; Mahkemece istenilmesine karşın davacı tarafından olay nedeniyle yapılmış olan harcamaları gösteren (tedavi giderleri, yol ve iaşe giderleri vb.) ve talep edilen maddi tazminatın miktarını hesaplamaya yarar bilgi ve belgeler (Fatura vb.) sunulamamış ise de; olayın meydana geldiği ... İlçesinin merkez ilçe olmaması, anılan ilçe ile davacının tedavisinin yapıldığı ... ili arasındaki mesafenin 50 km'nin üzerinde olması, evinden hastaneye tedavi ve kontrol için gidip gelirken talep edilen 3.200,00-TL'nin harcanmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu anlaşıldığından, 1.000,00-TL tedavi gideri ve 2.200,00-TL yol ve iaşe giderinin tazmini isteminin kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı istinaf başvurusunun 1.000,00-TL tedavi gideri ve 2.200,00-TL yol ve iaşe gideri olmak üzere toplam 3.200,00 TL'ye yönelik maddi tazminat isteminin kabulüne; idareye başvuru tarihi olan █████/2018 tarihinden ödeme tarihine kadar hesaplanılacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; tam yargı davalarında ispat yükünün davacının üzerinde olduğu, davacının söz konusu bölgede düştüğüne ilişkin somut bir delil bulunmadığı, kaldırımda yürüyen bir insanın söz konusu çukur ve tümsekleri görmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, olayın davacının yeterince dikkatli olmaması nedeniyle meydana geldiği, kaldırımdaki bozulmanın 3. kişiden kaynaklandığı,; davalı ... Belediye Başkanlığı tarafından; zararın meydana geldiği yolun ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının sorumluluğunda olduğu, kaldırımdaki hasarın meydana gelmesinde idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğu, hizmet kusurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... ili, ... İlçesi, ... Caddesi üzerinde dava dışı A.E tarafından yürütülen inşaat çalışmaları sırasında kaldırımda oluşan çukur ve tümsekler nedeniyle davacının █████/2018 tarihinde ... Caddesinde düşerek sağ femur kemiğini kırması olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle davacı tarafından, davalılardan ... Belediye Başkanlığına olay nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle █████/2018 tarihli ihtarname ile başvuru yapıldığı, davalılardan ... Belediye Başkanlığı tarafından olayın kaldırımın üst yapısının bozulmasından kaynaklandığından bahisle reddedilmesi üzerine, meydana gelen zararlarına karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 150.000,00-TL tazminatın olayın meydana geldiği tarih olan █████/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT:Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Anayasanın 'Yargı yolu' başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralına yer verilmiştir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralına yer verilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir.Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.Kamu tüzel kişiliğini haiz olsun olmasın soyut bir örgüt olan idarelerin, ancak organ ve ajanları (personeli) aracılığıyla hizmet sunabilmelerine bağlı olarak, idare hukukunda "hizmet kusuru", özel hukuktaki kusurun dikkatsizlik, tedbirsizlik, ihmal gibi sübjektif niteliğinden uzaklaşarak nesnelleşen, idare hukukuna has, müstakil, olaylara göre değişebilen anonim bir niteliğe bürünmüştür. Başka bir deyişle, personelin faaliyeti (işlem veya eylemi), kamu hizmeti ve yararı amacıyla yapıldığı için idari hizmet ile tam anlamıyla bütünleşip kaynaştığından, faaliyet sırasında işlenen kusur, artık bireysel ve bağımsız olmaktan çıkmakta ve hizmetin kusurlu işletilmesine neden olan kamu görevlisine değil, adına kamu hizmeti yürütülen idareye izafe olunmaktadır. Bu bakımdan hizmet kusuru, ajanlardan sadır olmakla beraber, onların şahıslarına atıf ve izafe edilemeyen, mal edilemeyen faaliyetler sırasında ortaya çıkmaktadır.Bu bağlamda, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur (ortak kusur), zarara uğrayanın; zararın doğumuna veya zararın artmasına yardım (etki) etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana veya mirasçılarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında orantısal olarak azaltılmalıdır.Yukarıda alıntısı yapılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesi uyarınca çözümü özel teknik ve bilgi gerektiren hususlarda bilirkişinin görüşü alınmalıdır. Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerinde uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.a. Davalı idarelerin ve yapı sahibi 3. kişinin olaydaki kusur oranları bakımından yapılan incelemede:Kişilerin can ve mal güvenliğini korumakla görevli olan idare, üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmek, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli teşkilatı kurmak, her türlü araç ve olanağı hazır bulundurmak ve yine doğması muhtemel bazı olayların önlenmesi ve anında bertaraf edilmesi için gerekli önlemleri almak zorundadır.Kamu idarelerinin kusurlu sorumluluklarına dayanılan tam yargı davalarında, hiç kimsenin bir başkasının kusurundan kaynaklanan zararı tazmin etmek zorunda bırakılamayacağı ilkesinden hareketle, idarelerin ancak kendi kusurlarından kaynaklanan zararları tazmin etmeye mahkum edilebilecekleri açık olup, zarar görenin yada 3. kişinin de belli bir oranda kusurlu olması halinde davalı idareler aleyhine hükmedilecek tazminat miktarı belirlenirken bu hususun göz önünde bulundurulması gerekmektedir.Olayda; İdare Mahkemesince, davalı idarelerce ödenecek maddi tazminat miktarı belirlenirken davalı idareler, zarar gören, yapı sahibi 3. kişi yönünden gerekirse bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle kusur oranları belirlenmek suretiyle hüküm tesis edilmesi gerektiği halde bu yönde bir değerlendirme yapılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır.Bu durumda, dava konusu olay nedeniyle davacının uğradığı zarara sebebiyet veren etkenlerin birden fazla olduğu anlaşıldığından; söz konusu olaya ilişkin idarelerin, zarar görenin ve yapı sahibi 3. kişinin kusuru olup olmadığı, varsa ne oranda olduğu hususları birlikte değerlendirilerek hakkaniyete göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme yoluyla tesis edilen Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. b. 1.000,00 TL tedavi gideri ve 2.200,00 TL yol ve iaşe gideri bakımından yapılan incelemede:Davacı tarafından zararının ispatı yönünden dava dosyasına herhangi bir bilgi ve belge sunulmamış ve Mahkeme tarafından, tazmini istenilen maddi zararlara ilişkin herhangi bir araştırma yapılmamış olduğu açıktır. Mahkeme tarafından talep edilen zarar kalemleri ve bu zarar kalemlerine ilişkin ne miktar harcama yapıldığının (gerekirse ilgili mercilerden yapılacak araştırmayla) belirlenmesi, özellikle tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanıp karşılanmadığının araştırılması gerekirken, eksik inceleme yoluyla tesis edilen Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. c. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan inceleme: Müterafik kusurun bulunduğu hallerde hükmedilecek manevi tazminat miktarı, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat tutarı üzerinden kusur oranının uygulanması suretiyle değil, meydana gelen olayda uğranılan manevi zararın niteliğine göre Mahkemece takdir edilen parasal karşılığa kusur oranının uygulanması suretiyle belirlenmelidir.Kamu idarelerinin kusurlu sorumluluklarına dayanılan tam yargı davalarında, hiç kimsenin bir başkasının kusurundan kaynaklanan zararı tazmin etmek zorunda bırakılamayacağı ilkesinden hareketle, idarelerin ancak kendi kusurlarından kaynaklanan zararları tazmin etmeye mahkum edilebilecekleri açık olup, zarar görenin yada 3. kişinin de belli bir oranda kusurlu olması halinde davalı idareler aleyhine hükmedilecek tazminat miktarı belirlenirken bu hususun göz önünde bulundurulması gerekmektedir.Diğer yandan; faize ilişkin olarak, davacının dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel, dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de; davacıların tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradesini yansıtan miktarın, miktar artırım dilekçesi ile arttırılan gerçek zararı olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde ortaya çıktığı, ancak davacılar tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü gerekmekte olup, bu kabul doğrultusunda da miktar artırım dilekçesi ile arttırılan dava değerinin tamamına, dava açılmadan önce davalı idareye başvuru yapılmışsa başvuru tarihinden itibaren, davalı idareye başvuru yapılmamışsa dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varılmaktadır.Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun █████/2020 tarih ve E:███████, K:████████ sayılı kararı da bu yöndedir.Bu durumda davacılar lehine hükmedilen maddi tazminat tutarının tamamına davacılar vekilinin idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletimesi gerekmektedir.Bu çerçevede, bozma kararı üzerine yapılacak yargılama neticesinde yeniden bir karar verileceğinden, hükmedilen nispi karar harcı ve vekalet ücretleri yönünden bu aşamada inceleme yapılmamıştır.Bu itibarla, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemlerinin kısmen kabul ve kısmen de reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin...gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.