Anahtar kelimeler: Cephe Boya Asansörler Pencereler Aşden Noktaları Parçalar Yarısını Firmasına Vermiş

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "... adresinde bulunan (...: 105 Ada, 21 Parsel) taşınmaz, ... Şirketi adına kayıtlı iken, önce ...A.Ş'den ...'a, sonra da ....Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ... vergi kimlik numaralı mükellefi olan ...A.ş. firmasına devredilmiştir. Daha sonra ... tarafından da ... (...) yöntemi ile söz konusu taşınmaz davalı tarafa devredilmiştir. Davalı tarafa ait ...adresinde bulunan taşınmaza ait bütün elektrik, boya, dış cephe, asansörler, pencereler dahil tüm noktaları müvekkil şirket tarafından resmi faturalı şekilde yapılmış olup, söz konusu parçalar taşınmazın değerinin yaklaşık yarısını oluşturmakta olup, müvekkil herhangi bir ödeme alamamakla birlikte, o dönemde kendisinin de kullandığı binaya da sokulmamıştır.
Müvekkil tarafından gerçekleştirilen elektrik, boya, dış cephe, asansörler, pencerelere ilişkin tüm harcama kayıtları şirket defterlerinde mevcut olup müvekkilde bulunan kayıtların nüshaları da dilekçemiz ekinde sayın mahkemeye sunulmaktadır.
Tarafların ticari defterleri ve sair suretlerle söz konusu işlerin müvekkil şirket tarafından gerçekleştirildiği ispat edilebilecektir.
İş bu dava açılmadan önce hak ve alacaklarımızın talebine ilişkin arabulucu başvurusu da yapılmıştır.
Ancak, Arabulucu ... tarafından yapılan görüşmeler neticesinde; "Müzakere edilen uyuşmazlık konusu : Diğer tarafa ait ... adresinde bulunan taşınmazda yapılan masraflar ile uğranılan zararın tazmini talebidir. Taraflar yürütülen müzakereler sonunda anlaşmaya varamamışlardır." denmek suretiyle olumsuz tutanak tutulmuştur.
Bu nedenle, davalının haksız ve hukuka aykırı şekilde edindiği ve müvekkili zarara uğratıldığı bu tutarlara ilişkin sebepsiz zenginleşmeye dayalı iş bu davanın açılma mecburiyeti hasıl olmuştur.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın, bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır.
Sebepsiz zenginleşme; haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından veya emeğinden yararlanma olarak tanımlanmakta olup iki mal varlığı arasındaki sebepsiz değer kaymasının geri döndürülmesi ile giderilmektedir.
Aynen iade veya ikame şeyin iadesi mümkün değilse, zenginleşen, zenginleşme değerini geri vermekle yükümlüdür.
Buna göre sebepsiz zenginleşen, halihazırdaki malvarlığı ile sebepsiz zenginleşme olmasaydı malvarlığının bulunacağı farazi durum arasındaki farkı iade ile yükümlüdür.
Bu bağlamda sebepsiz zenginleşme iddiası, hukuksal bir neden olmaksızın malvarlığında kazanım meydana gelen kişi aleyhine öne sürülür.
Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana ve enflasyon oranlarına bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve az olduğu da bilinen bir gerçektir.
Bu husus, hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir.
Ancak davalı taraf, müvekkilin sağladığı hizmet ve imkanlardan yararlanması yanında sözleşmeye aykırı davranarak müvekkilin hak ettiği tutarları ödemeyerek müvekkili zarara uğratmıştır.
Davalının iş bu haksız ve hukuka aykırı eylemleri sebebiyle de müvekkilin mağdur edildiği ve ziyana uğradığı ortadadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının uhdesinde oluşan ve haksız ve hukuka aykırı eylemler nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye dayalı belirsiz tutarlı alacağın tespitine ve müvekkile ödenmesine yönelik karar verilmesinimakamınızın resen tespit ve tetkik edeceği sebepler ile ve yargılama sırasında ispat edeceğimiz hususlarda göz önünde bulundurularak davanın kabulüne, davalı tarafından gerçekleştirilen haksız ve hukuka aykırı eylemler nedeniyle davalıda oluşan sebepsiz zenginleşmeye dayalı zarardan kaynaklanan belirsiz tutarlı tazminat alacağının, işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte hesaplanarak tespitine ve müvekkil şirkete ödenmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirket 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu uyarınca kurulu ve finansal kiralama alanında faaliyet gösteren bir finans şirketi olup muhatap olduğu işbu dava ihtisas mahkemelerinde görülmelidir. Şöyle ki; Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) █████/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararıyla uyarınca finans davalarına bakmakla görevli ihtisas mahkemeleri 6-7-8-9 Asliye Ticaret Mahkemeleri olarak belirlendiğinden dosyamızın anılan ihtisas mahkemelerine gönderilmesi gerekir. Dosyanın görevli ihtisas ticaret mahkemesine gönderilmesini talep ederiz. Davacının davayı cüzi değerden açtığı görülmekte olup, dava konusu talebin dava dilekçesine ekli listeden 8.143.029-TL olduğu anlaşılmaktadır.
Hukuken nisbi harcın dava ile talep edilen tutar üzerinden ödenmesi gerekli olup eksik harcın tamamlatılması aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ederiz.Davacı taraf dava dilekçesi ekinde içeriği belirsiz bir liste sunarak müvekkilin sebepsiz zenginleştiğini ileri sürmüştür.
Sunulan listede yer alan tarih aralığı 20212-2015'tir. TBK Madde 82 uyarınca sebepsiz zenginleşme talebi "hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar"
Davacı taraf listede belirtilen belirsiz harcamaları kendisinin yaptığını beyan etmekte olup TBK 82 uyarınca "öğrenme" ile başlayan 2 yıllık zaman aşımı, iş bu davadan çok önce son bulmuştur.
Zaman aşımına uğrayan dava taleplerine karşı zaman aşımı itirazımızı bildirir, davanın esasa girilmeden usulden reddini talep ederiz.
Müvekkil şirket 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu uyarınca kurulu ve finansal kiralama alanında faaliyet gösteren bir finans şirketi olup teminat amaçlı maliktir. Husumet yöneltilmesi mümkün değildir. Şöyle ki;
Müvekkil şirket 6361 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarıncakiracının seçimi ve talebi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracının kendisinden temin ettiği bir malın zilyetliğini aynı kanunun 24. Maddesi uyarınca her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında kiracıya bırakmak suretiyle kiracılarına finansman sağlamaktadır. Kira bedellerinin ödenmesi neticesinde de malın mülkiyetini kiracıya devretmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin cevaplarımızda daha detaylı bildireceğimiz üzere; kiracı ... A.ş. ile müvekkil şirket arasında akdedilen ... tarihli ... sözleşme numaralı “sat ve geri kirala" tipi finansal kiralama sözleşmesi ile dava konusu taşınmazlar finansal kiralamaya konu edilmiştir.
Nitekim kiracı ...A.S. kira ödeme yükümlülüklerini yerine getirmiş olup, dilekçemiz tarihi itibarı ile herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Finansal kiralama sözleşmesi ile belirlenen devir tarihi uyarınca dava konusu taşınmazların mülkiyetini devir alma hakkı doğmuş olmasına rağmen ... 29. İcra Dairesi...Esas sayılı dosya ile devir opsiyon hakkına haciz konulmuş olduğundan devir yapılamamaktadır . Davacı taraf dava dilekçesinde dayandığı delilleri ve delil listesini sunmadığı gibi dilekçesi ekinde içeriği belirsiz liste haricinde davasını ispata yarar hiçbir belge ve evrak sunmamıştır. müvekkil şirket 6361 sayılı finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri kanunu uyarınca kullanma ve yararlanma hakkından yoksun teminat amaçlı mk. md.1023 gereğince tapu siciline güvenen iyiniyetli 3.kişi malik olup taşınmazda yapıldığı ileri sürülen asansör, boya, elektrik, dış cephe, pencere hizmetlerinden sorumlu tutulamaz.
Kiracı ...A.ş. ile .. tarih ve ... nolu Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedilmiş olup, kiracının seçimi ve talebi üzerine dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, 105 Ada, 21 parselde kayıtlı 1, 2, 3, 4 numaralı bağımsız bölümler sat ve geri kirala sözleşmesine konu edilmek üzere satın almıştır. Haziran 2020'de sözleşme süresi sona erdiğinden bahisle, gayrimenkuller ... A.Ş.’ne geri devredilmiştir. ... tarihinde ... sözleşme numaralı “sat ve geri kirala sözleşmesine” konu edilerek tekrar ... A.Ş.'nden satın alınmıştır.
Müvekkil, dava konusu taşınmazları 22.06.2020 tarihinde mevcut durumu ile ... A.Ş.’den devir almıştır. Devir bedeli taşınmazların mevcut haline göre saptanmıştır. Müvekkil şirketçe devir öncesi SPK lisanslı ekspertiz değerlemesi yaptırılmış ve rayiç bedel ile devre konu edilmiştir. Müvekkil şirket MK Madde 1023 uyarınca tapu siciline güvenen iyi niyetli 3. Kişi olup MK 1023. maddesi uyarınca mülkiyeti mevcut hali ile hak kazanımı korunmalıdır.dava dilekçesi ekinde yer alan liste hiçbir somut bilgi içermese de tarih aralığının 2012-2015 olduğu görülmektedir. Müvekkil şirketin dava konusu taşınmazları Finansal Kiralama sözleşmesi uyarınca devir aldığı tarih 2020 olup, Müvekkilin edinim tarihinden çok önce yapıldığı iddia edilen harcamalardan müvekkilin sorumlu tutulabilmesi mümkün değildir.
Müvekkil sirket dava konusu tasınmazları iktisap ederken iyiniyetli ve basiretli tacir olarak hareket etmis olup, kendisinden beklenen özeni tam anlamıyla yerine getirmiş taşınmazları mevcut hali ile rayiç değerden satın almıştır. Müvekkilce Davacının önceki malik ile arasındaki hiçbir ilişkiyi ve harcamayı bilmesi ve bilebilecek durumda olması mümkün degildir.Bu sebeplerle müvekkil sirkete karsı sebepsiz zenginleşme talebi yöneltilmesi haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırıdır.
Kaldı ki müvekkil şirket 6361 sayılı kanun uyarınca kullanma ve faydalanma hakkından yoksun teminat amaçlı malik olup taşınmazların kullanımına ilişkin yapıldığı iddia edilen harcamalardan hukuken sorumlu tutulamaz.
Davacı davasını hiçbir somut delile dayandırmamış, sadece içeriği belirsiz bir liste ile dava ikame etmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinin baş kısmında elektrik, boya, dış cephe, asansör ve pencerelere ilişkin harcamalardan ve müvekkilin bu hizmet ve imkanlardan faydalanmış olduğundan bahsederken, sonuç ve istem kısmında müvekkil tarafından gerçekleştirilen haksız ve hukuka aykırı eylemleri nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini ileri sürmüştür.
Davacının esasa dair talebi dahi anlaşılır değildir. Sözünü ettiği hizmet ve imkanların ne olduğu dahi net değildir.
Huzurdaki dava tamamen kötü niyetli ve mesnetsiz olup Yargıyı ve müvekkil şirketi meşgul etmekten başka hiçbir amaç ve vasfı yoktur.
Hiçbir delille ispat edilemeyen ve HMK'ya aykırı şekilde ikame edilen davanın esastan reddi gerekir.
Davacı şirket yetkilisi ...Sürücü ve yetkilisi olduğu diğer şirketler tarafından gerek müvekkil gerekse diğer 3. kişiler aleyhine dava konusu taşınmazlara ilişkin çeşitli haksız ve asılsız iddialar ile çok sayıda davalar açılmaktadır.
Davacı esasen eski ortakları ile husumetli olup asıl ihtilaflı olduğu kişi ve kurumlara davasını yöneltmezken kötü niyetle ard arda davalar açarak taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmekte ve bu suretle menfaat elde etmeye çalışmaktadır. Sayın mahkemenizden de ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş ancak haksız talebi red edilmiştir.
Müvekkil şirket ise MK.1023 uayrınca tamamen tapu siciline güvenen iyi niyetli 3. Kişi olup davacının yönelttiği iddialarla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. kaldı ki dava konusu taşınmazlar davacının bilgisi ve iradesi dahilinde, bizzat davacı şirket yetkilisi abdurahman sürücü'nün kendi imzası ile akdedettiği üç taraflı kiracı değişikliği sözleşmesi uyarınca müvekkil şirketin finansal kiracısı ...a.ş.'ne devredilmiştir.
Davacı şirket yetkilisi ...'nün yetkilisi bulunduğu ... ile ... arasında akdedilen dava konusu taşınmazlara ilişkin Finansal Kiralama Sözleşmesinin kiracısının ... iken ... A.Ş. olarak değiştirilmesine yönelik Kiracı değişikliği sözleşmesinde bizzat davacı ...'nün imzasının bulunmaktadır.
usul, esas ve görev yönünden itirazlarımızı bildirir, öncelikle dava harcının tamamlatılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesi ile haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, Dava, davacı tarafından davalının maliki bulunduğu binaya ait bir takım tesisat, tamirat ve bakım işlerinin yapılmış olmasına rağmen ödemelerini alamadığı iddiasıyla alacak istemli davadır.
Mahkememizce verilen █████/2025 tarih ... Esas, ...Karar sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ve █████/2025 karar tarihli ilamı ile kaldırılarak mahkememiz esasına kaydı yapılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ...Karar sayılı ve █████/2025 karar tarihli ilamında: "Mahkemece sözleşme ilişkisinin varlığı ile ilgili tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu akdi ilişkinin ispatlanamadığından bahisle davanın husumetten reddine dair verilen karar hatalı olduğundan, kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle,davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine" şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememizin █████/2025 tarihli bozma tensip tutanağının 2 numaralı ara kararı uyarınca sözleşmesel ilişkinin tespiti amacıyla bilirkişi ara kararı kurulduğu, defter inceleme günü tayin edildiği, bilirkişiye 8.000,00 TL ücret takdir edildiği ve davacı tarafa bilirkişi ücretini yatırmak üzere iki haftalık kesin süre verilerek bozma tensip zaptının taraflara tebliğ edildiği, verilen kesin süre içerisinde ve hatta defter inceleme gün ve saatine kadar bilirkişi ücretinin ikmal edilmemiş olduğundan bahisle █████/2025 tarihinde defter incelemesinin yapılamadığına dair tutanak tanzim edilmiş olduğu anlaşıldı.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arasında akdi ilişkinin olup olmadığının tespiti amacıyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin kaldırma ilamı doğrultusunda defter incelemesi yapılmak üzere gün tayin edildiği ve bilirkişi ücreti takdir edildiği, buna ilişkin ara kararın taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacı tarafça defter inceleme gün ve saatinde defterlerin mahkememiz kaleminde hazır edilmediği gibi bilirkişi ücretinin de mahkememize depo edilmemiş olduğu, duruşma gün ve saatine kadar da davacı tarafça bilirkişi ücretinin mahkememize depo edilmemiş olması nedeniyle celse talikine sebep olunduğu ve kesin süre içerisinde defter ve belgelerin mahkememize sunulmaması, bilirkişi ücretinin mahkememize yatırılmaması ve davalı tarafın davacı tarafa verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığından bahisle yeniden süre verilmemesine muvafakat etmediği göz önüne alınarak davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçtiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda tarafların iddia ve savunmalarının ve taraflar arasında akdi ilişki olup olmadığının mevcut delil durumuna göre değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış olup davacı tarafça ... adresinde bulunan taşınmaza ait elektrik, boya, dış cephe, asansörler, pencereler dahil tüm noktalarının davacı tarafından yapıldığı ancak herhangi bir ödeme alamadığı iddiasıyla davalı tarafın sebepsiz zenginleştiği iddiasıyla alacak talebinde bulunulduğu, taraflar arasında bahse konu binanın evvelinde ...'ya ait olduğu, akabinde ...'a, daha sonra ...'ya ve leasing sözleşmesi ile davalıya mülkiyetinin geçtiği hususunda herhangi bir çekişme bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacı tarafından bahse konu imalatlar nedeniyle davalının sebepsiz zenginleştiği ileri sürülmüş olsa da öncelikle imalatların hangi malik döneminde yapıldığının tespiti gerekmektedir. Şayet davalı taraf malik iken bahse konu imalatlar yapılmış ise taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunup bulunmadığının da tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda davacı tarafından gösterilen tanıklar dinlenilmiş olup, tanıklarca davacı ile davalı arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığı, bahse konu imalatların yapılması için davacı ile dava dışı ilk malik ... arasında bir anlaşma yapıldığı beyan edilmiştir. Bu bağlamda bahse konu imalatların davalının malik olduğu dönem içerisinde yapılmadığı, taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığı, imalatların ilk malik ... döneminde yapıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmaması, davacı tarafından iddia olunan imalatların yapımına ilişkin dava dışı ... ile anlaşıldığı, şayet sözleşmesel ilişki nedeniyle davacının bir alacak hakkı varsa ...'ya karşı ileri sürmesi gerektiği, sözleşmesel ilişki olmaksızın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı olarak bir alacak hakkı varsa da yine imalatların ...döneminde yapılmış olması nedeniyle ...'ya karşı ileri sürülmesi gerektiği, davalının iyi niyetli malik konumunda bulunduğu anlaşılmış olup uyuşmazlık bakımından davalının pasif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL'nin mahsup edilerek bakiye 345,55‬ TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'nin 13/2 maddesi gereğince hesap edilen 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafından yatırılan gider/delil avansından artan bakiyenin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!