Anahtar kelimeler: Entegrasyon Entegrasyonuna Çoklu Ofisi Sunmak Yazılımın Listeleme Onüçüncü Ücretsiz Vermemek
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:████████
Karar No:█████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...... Teknolojileri A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA):... Pazarlama ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Müdahil şirketin, davacı şirket tarafından geliştirilen toplu ve çoklu emlak listeleme hizmeti sağlayan yazılımın entegrasyonuna izin vermemek, entegrasyon hizmeti veren başka hizmetlere entegrasyon izni vermek ve emlak ofisi yönetim hizmetini ücretsiz sunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesi uyarınca hakim durumunu kötüye kullandığından bahisle yapılan şikâyet başvurusunun reddine ve soruşturma açılmamasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve... sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:... K:... sayılı kararda; yazılım üreticisi olan ve emlakçıların ilanlarını tek seferde birden fazla emlak sitesine girmelerini ve görüntüleyebilmelerini sağlayan bir yazılım geliştiren davacı şirketin, bu yazılımına entegrasyon izni vermeyerek dışlayıcı davranışlar ve yıkıcı fiyatlama, bağlama davranışları sergilemek suretiyle pazardaki hakim durumunu kötüye kullandığından bahisle müdahil şirkete ait emlak satış platformu hakkında █████/2020 tarihinde yaptığı şikâyet başvurusunun reddedilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile bu karara karşı █████/2022 tarihinde yapılan itirazın reddine ilişkin... tarih ve... sayılı Kurul kararının iptali amacıyla bakılan davanın açıldığı;
Davacının temel iddiasının, piyasaya sundukları elektronik ağ uygulamasının kullanıcılarına gereken faydayı sağlayabilmesi için "..." isimli elektronik ağ platformundan talep edilen entegrasyon izninin, başkaca ara uygulamalara verilmesine karşın dışlayıcı ve ayrımcı davranışlarla kendi ara uygulamalarına verilmemesi ve bunun yanında daha önce ücretli olarak sunmakta olduğu bir hizmeti ücretsiz olarak kullandırarak yıkıcı ve bağlayıcı fiyat uygulaması yapmak suretiyle, pazardaki hakim durumunu kötüye kullanmak olduğu,
Davacıya ait elektronik ağ uygulamasının kullanım şekli yönünden bakıldığında, birden fazla emlak ilan platformuna ilan girmek isteyen kullanıcılara ilanlarını uygulama üzerinden tek seferde girmeye imkân sağladığı, emlak ilan platformlarında ilan oluşturulması süreci ele alındığında, emlak ilanlarının güncellenmesi veya sonlandırılmasının belirli aşamalardan oluştuğu, bu aşamaların, ilana konu bilgilerin platforma girilmesi, fiyat belirlenmesi, fiyat güncellenmesi, platform tarafından sunulan çeşitli indirim, kampanya, anket, v.b. tekliflerin sunulması ile bunlara ilişkin tercihlerin girilmesi, şartların kabulü, sözleşmelerin imzalanması, ödeme yapılması, verilerin saklanmasına veya silinmesine ilişkin tercihlerin girilmesi gibi birçok işlemi içerdiği, ayrıca ilan verenin tüm bu aşamalarda ilan platformu içerisinde vakit geçirirken reklamlar, platformun başkaca uygulamalarına teşvik edici bildirimler, emlak ilanlarına ilişkin genel analizler ve verilerin incelenmesine yönelik veya benzer başkaca ek hizmetlerin kullanılmasına yönlendirmeler gibi ilan platformunun ağ trafiğini artırıcı ve platforma gelir getirici bir çok işlem/teklif/reklamla karşılaştığı, davacının uygulamasının entegrasyonu ile emlak ilanlarının davacıya ait uygulama üzerinden oluşturulması, güncellenmesi, sonlandırılması halinde ise, ilan platformunun ana faaliyet alanı olan emlak ilanı oluşturulması işlevinin davacı şirketin uygulamasına devredilmesi sonucunu doğuracağı,
Bu durumda emlak ilan platformunun emlak ilanı oluşturulması, güncellenmesi, sonlandırılması sırasında müşteri ile bağlantısı kesileceğinden, bunun sonucunda platformun ağ trafiğinin azalması ile reklam ve belirli hizmet ve işlemlerden kaynaklı gelirlerinin azalacağı, ayrıca emlak ilan platformu tarafından yayınlanması için platforma yüklenmek istenen ilanın platform tarafından kabul edilmesinin gerektiği, emlak ilanı girilmesine yönelik olarak platform tarafından oluşturulmuş belirli kurallar bulunduğu ve bu kurallara uymayan ilanların platform tarafından kabul edilmediği göz önüne alındığında, bir ilanın ücret karşılığında davacıya ait uygulama üzerinden oluşturulmasının emlak ilan platformunun ilanları kabul etmeme hususundaki yetkisinin elinden alınması sonucunu doğurabileceği, bu şekilde, emlak ilan platformunun ana faaliyeti olan ilan oluşturulmasının emlak ilan platformu olan "..." platformunun yerine davacıya ait uygulamadan yapılmasının müdahil şirkete ihmâl edilemeyecek bir zararının olabileceği, davacıya ait elektronik ağ uygulamasının kullanıcısı olan emlak danışmanlarına ve son tüketici olarak kabul edilen alıcı ve satıcıya faydası yönünden bakıldığında, entegrasyonu talep edilen uygulamanın, emlak danışmanlarına yönelik ücretli bir uygulama olduğu, bu pazardaki son tüketici olan emlak alıcısına ve satıcısına yönelik bir uygulama olmadığı, emlak danışmanlarına ilanlarını toplu olarak uygulama üzerinden girmeyi (oluşturmayı) ve görüntülemeyi, güncellemeyi ve sonlandırmayı sağlayan uygulamanın, emlak danışmanlarına belirli bir ölçüde zaman tasarrufu sağlamak suretiyle fayda sağlayacağının açık olduğu, anılan uygulamanın bu faydasının yanında ücretli olması nedeniyle emlak danışmanlarına parasal anlamda bir maliyetinin de olacağı, uygulamayı ücretli olarak kullanacak emlak danışmanlarının ise, bu maliyete katlanmak istememeleri durumunda maliyeti son tüketici olan alıcı ve satıcıya yansıtacakları, bu durumda ise uygulamadan herhangi bir fayda elde edemeyecek olan alıcı için ek bir maliyet oluşacağı, uygulamanın zaman tasarrufu sağlayıp sağlamadığı hususuna bir başka yönden bakıldığında, uygulamayı kullanacak olan emlak danışmanlarınca ilanların emlak ilan platformları yerine davaya konu elektronik ağ uygulaması üzerinden girilmesi veya güncellenmesinin, ilanların doğrudan ilan platformları üzerinden oluşturulması, güncellenmesi ve sonlandırılması sırasında sağlanan çeşitli indirim, kampanya, platform tarafından sunulan diğer uygulama ve ek hizmetlere erişim, tanıtım, ankete katılma veya benzeri işlemlerin gerçekleştirilmesini sağlayamayacak olması nedeniyle, bu işlemlerin gerçekleştirilebilmesi için emlak danışmanlarınca ilanların davacıya ait uygulama üzerinden toplu olarak girilerek oluşturulması sonrasında, ilanların yayınlanacağı platformların her birine ayrıca giriş yapılarak bu işlemlerin yerine getirilmesi suretiyle ayrıca işlem yapılmasının gerekeceği, bu durumun ise sağlanacak olan zaman tasarrufunu oldukça sınırlandırabileceği, hatta yapılacak işlemlerin süresine göre zaman tasarrufu faydasını ortadan kaldırabileceği, diğer yandan yalnızca ilan oluşturulması sırasında yapılabilecek işlemlerin ise yapılmasını engellemiş olacağı, uygulamanın kullanılmasının gereklilik arz edip etmediği yönünden bakılacak olduğunda, davalı idarece yapılan incelemede yapılan anket çalışmalarında ankete katılan emlak danışmanlarından, ilanları ayrı ayrı sitelerde yayımlamakta zorluk çektiğini söyleyenlerin oranının %44 olduğu, bu kişilerden bir kısmının ise zorluk sebebini, ilan girmenin çok zaman alması sebebinden başkaca sebeplere dayandırdıkları, yine ankete göre bir entegratör uygulama ile çalışmak isteyenlerin oranı %69 iken istemeyenlerin oranının %31 olduğu, söz konusu bu anket sonuçlarının davaya konu uygulamaya mutlak ve muhakkak seviyede ihtiyaç duyulmadığını ortaya koyduğu,
Öte yandan, davaya konu uygulamaya "..." platformu tarafından entegrasyon verilmesinin uygulama için zorunlu unsur olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapıldığında, bu hususun yalnızca davacı şirket yönünden değerlendirilemeyeceği, davacının beyanlarında, pazarda hakim konumda bulunan ... platformunun entegrasyon vermeyerek çalışmak istememesi nedeniyle emlak danışmanlarınca uygulamaya rağbet gösterilmediğinin belirtildiği, ancak davacı tarafından 2013 yılından bugüne uygulamanın piyasaya sunulduğunun, "..." platformu dışındaki emlak ilan platformları ile çalışıldığının beyan edildiği yine davalı idarece yapılan inceleme kapsamında düzenlenen ön araştırma raporuna yansıdığı şekliyle davacı şirketin 2017 yılından bugüne kadar gelir ve kâr oranlarını artırdığının görülmekte olduğu, "..." platformunun emlak ilanları pazarındaki hakim konumu nedeniyle, davacı şirkete ait uygulamaya entegrasyon vererek birlikte çalışması durumunda bu uygulamaya rağbetin artacağı açık olmakla birlikte, bahsi geçen hususlar göz önüne alındığında "..." platformunca entegrasyon verilmemek suretiyle birlikte çalışılmasının davacıya ait uygulamanın varlığını koruması ve kullanımının devamı yönünden mutlak derecede bir zorunlu unsur olmadığı,
Bu değerlendirmeler ışığında, "..." platformunun dışlayıcı davranışlarla hakim konumunu kötüye kullanmak suretiyle rekabeti engellemek iddiası ele alındığında, "..." platformunun emlak ilanları pazarında hakim konumda olduğunun tartışmadan uzak olduğu, ancak yalnızca pazarda hakim konumda olmanın yasaklı bir davranış olarak kabul edilemeyeceği, yasaklanan hususun hakim durumun kötüye kullanılması olduğu, hakim durumun kötüye kullanıldığının kabulü için ise ortada haklı gerekçenin bulunmamasının gerekli olduğu, "..." platformunun müşterileri ile ilan oluşturulması, güncellenmesi ve sonlandırılması aşamalarındaki doğrudan bağlantısının kesilmesi sonucunu doğuracak şekilde bir ara uygulamaya entegrasyon sağlamasının, ... platformunun ana faaliyet alanının devri sonucunu doğuracağından, ... platformunun ana işlevi olan emlak ilanı oluşturulması faaliyetin alanını davacıya devretmemek istememesinin, Hakim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Davranışlarına İlişkin Kılavuz'un 4. maddesinde düzenlenen haklı gerekçe kapsamında olduğu, müdahil şirketin sahibi olduğu platformunun davacı şirkete ait uygulamaya entegrasyon sağlamamasının hakim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceği;
Davacının, "..." platformunca entegrasyon talebi kabul edilmemesine karşın, "..." ve "..." isimli elektronik ağ uygulamasına ve çevrim içi ikinci el ürün satışıyla iştigal eden sağlayıcılara entegrasyon sağlamasının ayrımcılık teşkil ettiği iddiası değerlendirilecek olduğunda, "..." isimli uygulamanın banka kuruluşlarına ait gayrimenkullerin elektronik ihale yolu ile satışının sağlanmasına yönelik bir uygulama olduğu, "..." platformunun hizmet sunmadığı bir sektör olan banka gayrimenkullerine yönelik elektronik ihale sistemi alanında çalıştığı, bu yönüyle davacıya ait uygulama ile aynı kullanım amacına yönelik olmadığı, yine "..." isimli uygulamanın, emlak piyasası dışında ikinci el ve sıfır e-ticaret ürünlerine yönelik olarak Güvenli Elektronik Ticaret (GET) belgesine sahip bir uygulama olmadığı dolayısıyla bu belge üzerinden satış yapanlara yönelik olarak söz konusu uygulamaya entegrasyon sağlandığı anlaşıldığından, davacıya ait uygulama ile nitelik ve kullanım amaçları yönünden farklılık oluşturan ve "..." platformunca sunulmayan hizmetlere ilişkin olduğu anlaşılan uygulamalara entegrasyon sağlanmasının ayrımcılık teşkil ettiğinden bahsedilmesine hukuken imkân bulunmadığı;
Davacının bir diğer iddiası olan "..." platformunun "..." isimli uygulamasının, daha önce ücretli kullandırılmakta iken, "..." platformunca ilan veren müşterilerine ücretsiz olarak sunulmasının, hakim durumun kötüye kullanılması davranışlarından yıkıcı fiyatlama ve bağlama davranışını oluşturduğu hususu yönünden bir değerlendirme yapılacak olduğunda ise, davalı idarece gerçekleştirilen inceleme kapsamındaki bilgi ve belgelere bakıldığında, söz konusu uygulamanın hizmete ilk sunulduğu dönemden itibaren platform içerisinde emlak danışmanlarına, müşterilerini ve yaptığı işlemlerini kaydederek bu bilgilere yeniden kolayca ulaşma imkanı sağlayan, platform içerisinde, platformun ayrı bir özelliği olarak ve kullanımı zorunlu olmamak üzere ilk kullanıma sunulduğu tarihten itibaren ücretsiz sunulduğu anlaşıldığından, söz konusu davranışların yıkıcı fiyatlama ve bağlama teşkil ettiğine yönelik iddialara itibar edilmesine olanak bulunmadığından dava konusu Kurul kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemler hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, davalı idarenin şikâyeti reddettiği Kurul kararı ile birlikte müdahil şirket aleyhine re'sen soruşturma başlattığı, bu soruşturma sonucunda müdahil şirketin kurumsal üyelerinin veri taşımalarını engellemek suretiyle birden fazla platform kullanmalarını zorlaştırdığına ve sözleşmelerinde getirdiği rekabet etmeme yükümlülüğü yoluyla fiili/sözleşmesel münhasırlık uyguladığına, rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığına, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesini ihlâl ettiğine karar verildiği, bu durumun, davalı idarenin yapılan şikâyet üzerine elde ettiği bulguların soruşturma açmak için yeterli olduğunu gösterdiği, dava konusu Kurul kararında entegrasyon talebinin reddi için ileri sürülen gerekçelerin büyük çoğunluğunun entegrasyonun "..." üzerinde yaratacağı ticari olumsuzluklara dayandığı, ancak asıl incelenmesi gereken hususun entegrasyon taleplerinin tüketiciler üzerindeki etkisinin olması gerektiği, dava konusu Kurul kararının mülkiyet hakkına, hak arama özgürlüğüne ve idari istikrar ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararında entegrasyon talep edilen hizmetin faydaları, gerekliliği, sektördeki paydaşlara rekabetçi etkileri ve zararları ile bunlar arasındaki denge ve orantılılığın analiz edildiği, talep edilen entegrasyonun paydaşlara olası zararlarının ağır bastığı, re'sen açılan soruşturmanın davacı şirketin entegrasyon talebinden bağımsız pazarda gerçekleşebilecek olası aksaklıklar ve rekabete aykırı uygulamaları değerlendirmeye yönelik olduğu, re'sen açılan soruşturma ile davacının talep ettiği entegrasyon sistemi gibi bir dayatma olmaksızın kurumsal üyelerin doğrudan istedikleri platforma verilerini taşıyabildikleri bir modelin incelendiği; müdahil tarafından, dava konusu Kurul kararında oldukça detaylı değerlendirmelerde bulunulduğu, Kurul kararında emlak sektörü üst kuruluşlarının Rekabet Kurumu aracılığıyla yeni bir aracının daha oluşturulmasını istemediklerini belirttikleri, davacı şirketin talep ettiği entegrasyonun "..."in temel bir faaliyetini devretmek ve müşterilerle en önemli temas alanı olan ilan girişinden yoksun bırakmak anlamına geldiği, re'sen açılan soruşturmanın konusunun şikâyet konusundan farklı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Kullanılmayan ...TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara ve müdahile tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Müdahil şirketin, davacı şirket tarafından geliştirilen toplu ve çoklu emlak listeleme hizmeti sağlayan yazılımın entegrasyonuna izin vermemek, entegrasyon hizmeti veren başka hizmetlere entegrasyon izni vermek ve emlak ofisi yönetim hizmetine ücretsiz sunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesi uyarınca hakim durumunu kötüye kullandığından bahisle yapılan şikâyetin reddine ve soruşturma açılmamasına ilişkin ... tarih ve... sayılı Kurul kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 40.maddesinde, Kurul'un re'sen veya kendisine intikal eden başvurular üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için önaraştırma yapılmasına karar vereceği, önaraştırma yapılmasına karar verildiği takdirde önaraştırma yapmakla görevlendirilen raportörün elde ettiği bilgileri, her türlü delilleri ve konu hakkındaki görüşlerini Kurul'a yazılı olarak bildireceği; 41.maddesinde, önaraştırma raporunun Kurul'a teslimini takiben Kurul'un elde edilmiş olan bilgileri değerlendirerek soruşturma açılmasına veya açılmamasına karar vereceği belirtilmiş, 43., 44., 45., 46. ve 47. maddelerinde ise, Kurul'un soruşturmaya başlaması halinde uygulanacak idari usul çerçevesinde delillerin toplanması, tarafların bilgilendirilmesi, tebligat ve cevap verme ve sözlü savunma toplantısına ilişkin kurallara yer verilmiştir.
4054 sayılı Kanun'un bu düzenlemesine göre soruşturma açılmasına yeterli bilgi ve belge varsa Kurul'un doğrudan soruşturma açılmasına karar verilebileceği, doğrudan soruşturma açılmasına yetecek bilgi ve belge bulunmadığı hallerde ise daha fazla bilgi veya belge elde edebilmek için önaraştırma yapılabileceği ve önaraştırma yapmakla görevlendirilen raportörün elde ettiği bilgi ve deliller ile önaraştırma raporu Kurul'ca değerlendirilerek soruşturma açılmasına veya açılmamasına karar verilebileceği, bu iki karar türünden birini verme hususunda Kurul'un takdir yetkisinin bulunduğu ve bu yetkinin 4054 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirtilen amaçları gerçekleştirme hedefi doğrultusunda kullanılması gerektiği açıktır.
Bu bağlamda, önaraştırma sonucunda rekabet kurallarını ihlâl eden eylem, karar ve anlaşmaların söz konusu olmadığının hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkması halinde Kurul'ca soruşturma açılmamasına karar verileceği, ancak önaraştırma sonucu elde edilen bilgi ve delillerin bu sonuca ulaşmaya elverişli olmaması veya yetersizliği halinde ise soruşturma açılmasına karar verilmesi gerektiği konusunda duraksamaya yer yoktur.
Başka bir anlatımla, ihbar ve şikayet başvurularında ileri sürülen iddia ve deliller ile re'sen araştırma sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların noksan olduğu ve dolayısıyla önaraştırmaya konu edilen olayın soruşturma açılmasına gerek bulunmadığı yönünde kesin bir kanaate ulaşmaya yetecek ölçüde aydınlatılmadığı hallerde Kurulca soruşturma açılmasına karar verilerek 4054 sayılı Kanun'un 43. ve devamı maddelerinde düzenlenen idari usulün uygulanması sonucunda yapılacak değerlendirmenin 48. maddede öngörülen nihai kararla sonuçlandırılması gerekir. Aksi takdirde rekabet kurallarının ihlal edildiğine ilişkin iddialar açıklığa kavuşmadan soruşturma açılmaması yönünde alınan kararın rekabetin korunması amacına hizmet etmeyeceği kuşkusuzdur.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin, geliştirmiş olduğu toplu ve çoklu emlak listeleme hizmeti sağlayan yazılıma "..." platformuna entegrasyonuna müdahil şirketçe izin verilmediği, çoklu listeleme hizmetinin düzgün bir şekilde işlemesinin emlakçılar açısından kritik öneme sahip olduğu, sistemin başarılı bir şekilde ilerleyebilmesi için ...’in neredeyse tekel konumundaki hizmetleriyle entegrasyon sağlanmasının gerekli olduğu, "..."in gelir elde ettiği müşteri grubunun birden fazla kaynakta ilan verebilmesi, diğer bir deyişle çok kaynaktan beslenmesi halinde "..."in pazar gücünün azalacağı, entegrasyonun sağlanması halinde, sunulan hizmetten yararlanan emlakçıların tek bir hizmetten yararlanarak pek çok farklı ilan verme platformunda eş zamanlı ilan verebileceği, bu durumun ilan platformları arasındaki fiyat rekabetini artırabileceği, emlakçılar için söz konusu platformlarda ilan vermenin tek maliyetinin ilan başına ödenen ücretler olmadığı, farklı platformlarda ilan vermek isteyen emlakçıların ayrı bir zaman ve emek harcaması gerektiği, emlakçıların çoğu zaman bu maliyeti göze alamadığı için yalnızca en güçlü platform üzerinde ilan verme eğiliminde olduğu, bu durumun "..." üzerindeki ilan sayısının mütemadiyen rakiplerinden yüksek seviyede olmasına sebep olduğu, "..."in bu entegrasyonu sağlamamasının haklı gerekçe bulunmaksızın sözleşme yapmanın reddi ve müşteri gruplarının çok kaynaktan beslenmesinin engellenmesi yoluyla diğer teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması/pazardan dışlanması olmak üzere iki farklı rekabet hukuku ihlaline sebep olduğu, müdahil şirketin entegrasyon hizmeti veren başka hizmetlere entegrasyon izni vererek ayrımcı davranışta bulunduğu, emlak ofisi yönetim hizmetine ücretsiz sunarak marjinal maliyetin altında sunduğu hizmetle yıkıcı davranışta bulunduğu, ayrıca bu davranışın bağlama da oluşturduğu iddialarıyla davalı idareye █████/2020 tarihinde şikâyette bulunduğu, ... tarih ve... sayılı Kurul kararı ile şikâyet başvurusunun reddine ve soruşturma açılmamasına karar verildiği, ancak aynı gün ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile re'sen başlatılan soruşturma sonucunda müdahil şirketin kurumsal üyelerinin veri taşımalarını engellemek suretiyle birden fazla platform kullanmalarını zorlaştırdığına, bu yolla ve sözleşmelerinde getirdiği rekabet etmeme yükümlülüğü yoluyla fiili/sözleşmesel münhasırlık uyguladığına, rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığına, dolayısıyla hakim durumunu kötüye kullanarak 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesini ihlâl ettiğine ve müdahil şirkete idari para cezası verilmesine karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere, uyuşmazlık konusu süreç sonucu alınan dava konusu şikâyetin reddi ve soruşturma açılmamasına ilişkin karar ile, aynı günlü toplantıda verilen Kurul kararı ile başlatılan ve daha sonrasında rekabet ihlali tespiti yapılarak idari para cezası verilmesi ile neticelenen soruşturma süreci sonucunda alınan Kurul kararı arasında müdahil şirketin ihlâl edip etmediğinin incelendiği Kanun hükmü açısından bir farklılık bulunmamaktadır. Bunun yanında, müdahil şirketin veri taşımanın engellenmesi yoluyla hakim durumunu kötüye kullanıp kullanmadığına ilişkin davacı şirket tarafından ileri sürülen müşteri gruplarının çok kaynaktan beslenmesinin engellenmesi yoluyla diğer teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması/pazardan dışlanması iddiası kapsamında değerlendirilebilecek şekilde soruşturma açılmasına karar verilebilecek iken re'sen ayrı bir soruşturma açılmıştır.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu önaraştırma kapsamında yapılan incelemeler sırasında elde edilen bilgi ve belgeler dikkate alınarak, müdahil şirketin, şikâyet konusu davranışlarıyla 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesini ihlâl edip etmediğinin açık bir şekilde ortaya konulması için soruşturma açılması gerekirken, soruşturma açılmaması yönünde verilen Kurul kararında ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY :
Dava konusu Kurul kararında, entegrasyon talep edilen hizmetin faydaları, gerekliliği, sektördeki paydaşlara rekabetçi etkileri ve zararları ile bunlar arasındaki denge ve orantılılığa ilişkin yapılan analiz sonucunda, entegrasyon işlemi neticesinde "..." platformunun uzun vadede inovasyon güdüsünün düşeceği, ar-ge yatırımının karşılığını alamayacağı, bu durumun sonucunda "..."in rakipleri ve davacı şirket açısından uzun vadede bedavacılık sonucu yatırım/yenilikçi ürün geliştirme güdüsünün azalacağı, tüketiciler (alıcılar ve satıcılar) açısından ise uzun vadede "..." tarafından kendilerine sunulan hizmet kalitesinin düşmesi sonuçlarının gerçekleşebileceği öngörülmüştür. Bu nedenle, entegrasyon ile olası rekabete aykırı etkilerin rekabetçi etkilerden fazla olduğuna yönelik bir çıkarım yapılarak entegrasyon sağlanmasının reddedilmesinin müşteri gruplarının çok kaynaktan beslenmesinin engellenmesi veya birlikte işlerliğin reddedilmesi yoluyla diğer teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması/pazardan dışlanması olarak ifade edilemeyeceği ve rekabet ihlâli teşkil etmediği değerlendirmesi yapılmıştır.
Davacının şikâyet başvurusunda ileri sürdüğü iddiaların, "..." üzerinde uzun vadede doğabilecek olumsuz etkiler ve bunun diğer piyasa aktörlerine olan etkisi üzerinden değerlendirilmesi yönündeki yaklaşım, 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesine aykırı davranışların engellenmesinin hakim durumdaki teşebbüsün hakim durumunu kaybetmesi nedeniyle söz konusu pazarın kötü etkileneceği gibi bir anlama gelecek ve hiçbir şekilde hakim durumdaki teşebbüsler aleyhine ihlâl kararı verilmemesi gibi bir sonuç doğuracaktır ki bu durum 4054 sayılı Kanun'a aykırı bir durum oluşturmaktadır.
Bu durumda, davalı idarenin, "..."in müdahil şirkete entegrasyon izni vermemesinin doğrudan tüketiciler üzerindeki etkilerini inceleyerek bu durumun söz konusu pazarda rekabeti kısıtlayıcı etki doğurup doğurmadığı açısından bir değerlendirme yapılmak suretiyle müdahil şirketin, şikâyet konusu davranışlarıyla 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesini ihlâl edip etmediğinin açık bir şekilde ortaya konulması için soruşturma açılması gerekirken, soruşturma açılmaması yönünde verilen Kurul kararında ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!