Anahtar kelimeler: Özleşmelere Oteli Rezervasyon Online Edimi Kurulumlar Kanal Otel İşlettikleri Sunulduğunu

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Taraflar arasında davaların birlikte işlettikleri ... oteli için 10.09.2019 tarihinde online rezervasyon sistemleri kullanım sözleşmesi ve ...otel kanal yönetimi programı kullanım taahhütnamesi sözleşmeleri ayrı ayrı hizmetler yönünden 2 ayrı sözleşme yapıldığı, özleşmelere uygun olarak kurulumlar ve hizmetlerin davalı şirkete sunulduğunu, üzerine düşen edimi yerine getirdiği halde davalılar tarafından ödeme yapılmadığını. 04.04.2023 tarihinde ihtarname ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ve sözleşmeler doğrultusunda ödenmesi gereken kalemlerin davalara bildirildiğini, davaların ihtarname sonrasında da ödeme yapmaması sebebiyle davalar aleyhine ... 33 icra Müdürlüğünün ...E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı ... ın. Bir kısım alacak kalemlerine itiraz ettiğini belirterek takibin devamını, davanın kabulünü, dava ve harç giderlerinin davalılara tahmilini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacının iddia ettiği işin yapılmasının mümkün olmadığını zira otelin 2020 yılı Mart ayında kapandığını ve hiç açılmadığını, alacağa konu olduğu iddia edilen faturaların kendilerine hiç gönderilmediğini, davaya dayanak olarak gösterilen Hotel kanal yönetimi programı kullanım taahhütnamesi..., ..., ... ve ortakları adi ortaklığına verilmesi hedeflenen hizmete ilişkin olup hizmete ilişkin taahhütnamede bulunan imzaların ...'a ait olduğu görüldüğü ortaklığa ilişkin olarak 2 tarafa borç yükleyen böyle bir sözleşmeyi yapma yetkisinin yalnız adi ortaklığın taraflarına ait olduğu, sözleşmenin affedildiği şahsın şirketi temsil yetkisi de bulunmadığı bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak hukuki bir işlem yaparsa bu işlemin ancak onadığı takdirde temsil olunanın bağladığını, yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı taraf temsil olunan uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onaylayıp onaylamayacağını. Bildirmesini istemesi gerektiği. Sözleşme yapım aşamasında şirkete borç altına sokacak. Sözleşmenin imzaya yetkili temsilci tarafından imzalanmadığı, ondan alacaklı olduğu iddia edilen tarafça emin olunması bu hususun gözetilmesi, araştırılması, kanuni bir yükümlülük olduğu ve yetki gözetmeksizin yetkisiz kişi ile yapılan sözleşmeye dair şirkete herhangi bir bildirim yapılmadığını, sözleşmenin her nasılsa imza edildi Ünal'ın işletmede resepsiyon görevlisi olarak çalışmaktayken 12 Eylül 2020 tarihinde işten çıkış bildirimi, şirket tarafından yapılarak şirket ile ilişiğinin kesildiği yetkisiz kimse tarafından imzalanan ve alacak doğurduğu iddia edilen sözleşme doğrultusunda düzenlenen faturaların düzenlenme tarihinde sözleşmeyi imzalayan çalışan şirketin bünyesinde dahi olmadığı, hizmet verildiği iddia edilerek faturalarla borçlu sıfatı verilmeye çalışılan Şirketin Covid 19 salgını nedeniyle devlet eliyle gelen yasak neticesinde çalışmayı durdurduğu ve bir daha hiç çalışmadığı belirtilerek davanın reddini ve yargılama giderlerinin davalılara tahmilini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan dava, davacı tarafından davalıların işlettiği otele rezervasyon işlemlerinin yapılabilmesi için sistem kurulmasına dair sözleşme akdedildiği, sözleşmedeki edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen davalıların ödemelerini yapmadığı iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın kısmen iptali istemli davadır.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasındaki sözleşmenin olağanüstü fesih sebebine dayalı olarak sona erdirildiği ve gerekçe olarak fatura bedellerinin ödenmemesi sebebine dayandırıldığı, Davacının davalıdan fatura alacağına dayalı olarak talepte bulunması ve fakat davalının sözleşme bedelini ödememesinin mehil verilmeksizin sözleşmenin haklı sebeple feshini doğurmayacağının düşünüldüğü, zira yargı kararlarında da ifade edildiği üzere haklı sebebin, fesih hakkını kullanan taraf bakımından sözleşmesini devam ettirmesini dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenemeyecek duruma sokan ve çekilmez bir hâle getiren olgu ve olayları ifade ettiği, Taraflar arasında mutabakatsızlık bulunan faturalar dayanak gösterilerek sözleşme ilişkisinin sürdürülmesinin davacı taraf için çekilmez kılındığı ve bu nedenle feshin haklı sebebe dayandığından bahsetmenin kanaatimizce mümkün olmadığı, hâl böyle olunca: Muhterem Mahkemece sözleşme ilişkisinin davacı tarafından sürdürülmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve dolayısıyla feshin haklı sebebe dayalı olarak gerçekleştirildiği kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle cezai şart talebinde bulunmasının mümkün olacağının ifade edilebileceği, Buna karşın Sayın Mahkemece 1.131,00-Euro'luk borç dayanak gösterilerek sözleşme ilişkisinin sürdürülmesinin davacı taraf için çekilmez kılındığı ve bu nedenle feshin haklı sebebe dayandığından bahsetmenin mümkün olmadığı kanaatinde olunması durumunda ise sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanmadığından davacının cezai şart talebinde bulunmasının mümkün olmayacağının ifade edilebileceği, ancak davacının faturalardan kaynaklı alacağını talep edebilmesi sözleşmenin feshine bağlı olmadığından davacının varsa fatura alacağına konu bedelleri talep edebilmesinin mümkün olduğu, Sayın Mahkemece sözleşme ilişkisinin davacı tarafından sürdürülmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve dolayısıyla feshin haklı sebebe dayalı olarak gerçekleştirildiği kanaatinde olunması durumunda davacının cezai şart talebinin irdelenmesi halinde ise taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 10.09.2019 tarihinde başladığı ve 2 yıllık süre için imzalandığı hususu nazara alındığında yürürlük tarihinin 10.09.2021 olduğu ifade edilebilecekse de sözleşme ilişkisinin taraflarca sona erdirilmediği hususu nazara alındığında 10.09.2021 ilâ 10.09.2023 tarihleri arasındaki uzama sürecin de devam ettiği, tüm bu açıklamalardan sonuçla evvelce de ifade edildiği üzere Sayın Mahkemece sözleşme ilişkisinin davacı tarafından sürdürülmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve dolayısıyla feshin haklı sebebe dayalı olarak gerçekleştirildiği kanaatinde olunması durumunda davacının 1.300,00-Euro cezai şart talebinde bulunmasının mümkün olabileceği, Davacının cari hesap alacağı yönünden ise 551,90 Eur (takip tarihi 1 Eur: 21,3256 ve 11769,59864.-TL) ödenmeyen ftlar için 369,91 Eur gecikme bedeli (takip tarihinde 7888,578111.-TL) talep edebileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Yine mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişilerden ek rapor aldırıldığı, bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları ek raporda özetle: "Döviz değerinin sehven kök raporda hatalı belirtilmiş olması sebebi ile faiz hesaplaması da hatalı olduğu görüldüğünden, davacının alacak iddiasında haklı olması durumunda sözleşmeye göre aylık 905 üzerinden faiz talep edebileceği ve bu tutarın 1.131,90 Eur için 1.672,50 Eur olarak hesaplanabileceğinin anlaşıldığı, Davalı ...'ın ortaklığı temsile yetkili kişi olmadığının Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nden anlaşılamadığı, davacı şirketin, tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık bakımından ortaklığı temsile yetkili kişiyi bilemeyeceğinin ifade edilebileceği, bu hususta; taraflar arasındaki sözleşmenin, üçüncü kişilere karşı davalı ... için bağlayıcı olduğunun düşünüldüğü, şayet Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı ... yönünden bağlayıcı olmadığı kanaatine varılırsa davacı şirketin taleplerinin davalı ...'a yöneltilemeyeceğinin ifade edilebileceği, Somut ihtilafta, kök raporda da belirtildiği üzere, bakiye alacağın miktarının düşüklüğü de nazara alındığında feshin TMK m. 2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği düşünüldüğü, feshin haklı sebebe dayanmadığı, davacının cezai şart talep , fakat, Sayın Mahkemece, sözleşmeyi feshin haklı sebebe kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle cezai şart talebinde bulunmasının mümkün olacağının ifade edilebileceği; Sözleşmenin 10.09.2021- 10.09.2023 tarihleri arasında uzama sürecinde olduğu, sona ermesinden 5 ay önce 04.04.2023 tarihinde feshedildiği ve ilave uzama süresinin mevcut olmadığı, bu sebeple 1.000,00-Euro cezai şart talebinde bulunulmasının mümkün olduğunun düşünüldüğü" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
...'ın ve ...'ın taraf sıfatının olup olmadığının değerlendirilmesi;
Davacı tarafından sunulan sözleşmenin incelenmesinde; ... adına ve ... ve ortakları adına imza edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından davalı ...'a ait ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemede; 2020 yılında davacı yanca davalı adına keşide edilen ... nolu ... davalı tarafından kayda alınmış, davalı tarafından fatura bedeline itirazda bulunulmamış ya da iade faturası keşide edilmemiştir.
Yine 2019 yılında davalı adına davacı yanca keşide edilen ... nolu ... kaydı davalı yanca kayda alınmış, davalı tarafından fatura bedeline itirazda bulunulmamış ya da iade faturası keşide edilmemiştir.
Dolayısıyla gelen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davalı ... tacir olup her ne kadar sözleşmenin kendisi tarafından akdedilmediğini savunmuş olsa da HMK 222 bağlamında tutmuş olduğu defterlerde davacı tarafından kesilen faturaların kayda alınmış olması ve faturanın iade edilmemesi ya da faturaya itiraz edilmemiş olduğu da dikkate alındığında taraflar arasında sözleşmenin kurulmuş olduğu ve davalı ...'ın pasif husumet ehliyetinin olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
... bakımından ise bahse konu sözleşmenin kendi adına imza edildiği, takipten sonra davacıya borcunun bir kısmını ödediği ve sunulan kısmi itiraz dilekçesi ile sözleşmenin kendisi tarafından imzalandığının ikrar edilmiş olması ile birlikte deneme sözleşmesi olduğu yönünde savunmada bulunmuş olduğu dikkate alınarak davalının pasif husumet ehliyetinin olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Davanın esası bakımından yapılan değerlendirmede;
Mahkememizce alınan bilirkişi raporları ve taraflarca sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında █████/2019 tarihli sözleşmenin akdedildiği, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının takip tarihi itibariyle 1.131,90 Euro alacaklı olduğu, sözleşme gereğince 1.131,90 Euro'nun takip tarihine kadar aylık %5 üzerinden hesaplanan gecikme faizinin ise 1.672,50 Euro olduğu hesap edilmiştir. Ayrıca davacının davalıdan cezai şart talep edip edemeyeceği yani feshin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olay bakımından taraflarca █████/2019 tarihli sözleşme akdedilmiş ve sözleşme bedeli olarak yıllık 300 Euro belirlenmiş olmasına rağmen sözleşmenin feshedildiği tarih olan █████/2023'e kadar davalılar tarafından davacıya ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin konusu, kapsamı ve miktarı dikkate alındığında sözleşmenin kurulduğu tarihten feshedildiği tarihe kadar davalılar tarafından sözleşme bedellerinin ödenmemiş olması nedeniyle sözleşmenin ifasının davacı yan tarafından çekilmez hâle geldiği kanaati mahkememizde hâsıl olmuş olup davacının sözleşmeyi feshinde haklı olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin 9. Maddesi gereğince senelik 1.000,00 Euro olmak üzere davacının takip tarihi itibariyle 2.000,00 Euro cezai şart talep edebileceği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Ayrıca Ayrıca taraflar arasında akdedilen taahhütnamenin ekinde "(...) geçerlilik süresi bitiş tarihinden 90 gün öncesine kadar karşı tarafa mail kanalıyla sözleşmeyi sona erdirmemesi hâlinde sözleşmenin süresi 1'er yıllık periyotlarla uzar. İşbu sözleşmenin erken feshi durumunda otel borçlarına ilave olarak senelik üçyüz euro öder" ibaresi bulunmaktadır. Bu kapsamda sözleşmenin haklı olarak erken feshedilmiş olması nedeniyle davacının 300 Euro talep etme hakkı bulunmaktadır.
Davacı tarafından başlatılan icra takibinin incelenmesinde ise; 300 Euro cezai şart, 2000 Euro cezai şart ve ödenmeyen fatura bedelleri ile gecikme faizi talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının takip tarihi itibariyle davayı açmakta haklı bulunduğu ve itirazın iptali ile alacağın likit ve muayyen olması sebebiyle %20 icra inkar tazminatı verilmesi gerektiği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Ayrıca davalı ... tarafından takip başlatıldıktan sonra bir takım ödemeler yapılmış olup yapmış olduğu ödemelerin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği kanaati mahkememizde hâsıl olduğundan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KABULÜNE,
1-Davalılar tarafından ... 33. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla aynen DEVAMINA, davalı ... tarafından icra dosyasına yapılan ödemenin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla infaz aşamasında dikkate alınmasına,
2-Alacağın % 20'si olan 17.182,92 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.868,83 TL harçtan peşin alınan 961,53 TL'nin mahsup edilerek bakiye 4.907,30 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,
4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 961,53 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.231,38‬ TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 85.914,60 TL üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 803,00 TL tebligat, posta gideri ile 15.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.803,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!