Anahtar kelimeler: Sütur Bayinin Acentelik Bayilik Satılması Bölgede Vermiş Primi Protokol Şirketten

T.C.
İSTANBUL3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2014KARAR TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;TALEP:Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkili ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişki 2010 yılında yapılan bir protokol ile başladığını, Protokol, müvekkili davalı şirketten belli bir miktar mal (sütur ürünleri) alacağını, en az 500.000,00TL'nin %90'ı oranında satış yaptığı takdirde 903,5 oranında satış primi alacağını, taraflar arasındaki ilişkinin 05.03.2012 tarihli Bayilik Sözleşmesi ile devam ettiğini, Sözleşmenin 2'inci maddesine göre, sözleşmenin konusu, bayinin (müvekkili), tanımlanan bölgede, ... ürünlerinin satılması ve dağıtımı hakkında tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin süresi 1 yıl süreyle yürürlükte kalacağını, sözleşmenin 15.03.2013 tarihi itibari ile biteceğini, ancak davalı şirketin ekte gösterilen cari hesap ekstrelerinden de görüleceği üzere, 2013 yılı boyunca mal göndermeye ve bu nedenle sözleşme ilişkisine devam ettiğini, bayilik sözleşmesi kanunen şekle tabi olmayan bir sözleşme olduğundan, sözleşme süresine ilişkin değişiklik, herhangi bir şekle uyulmadan yapılabileceğini, bu nedenle, tarafların filli ilişki ile sözleşme süresinin uzatmasının mümkün olduğunu, ancak bu halde, sözleşmenin 14.1'inci maddesinin ikinci cümlesine göre, sözleşmenin her iki tarafın yazılı onayıyla yenilenebileceği hükmü akla gelebileceği ve davalı şirket tarafından bu şekilde bir yenilemenin yapılmadığı ifade edilebileceğini, ancak şekle bağlı sözleşmeye ilişkin değişikliklerin, yine aynı şekle uyularak yapılması kuralı, rızai şekilde aranmadığını, bu nedenle bayilik sözleşmesinde, fiili ilişki ile sözleşme süresinin uzatılmasına ilişkin değişikliklerin de, belli şekle uyularak yapılmasına gerek olmadığını, fakat aksi düşünülse bile, tarafların sözleşmede kararlaştırdıkları şekle uymadan değişiklik yapmaları ve buna göre sözleşmeyi ifa etmeleri halinde, daha sonra ileri sürülecek şekil eksikliği İtirazı Türk Medeni Kanunu'nun 2'inci maddesine aykırı kabul edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi fiilen ifa edilerek süresiz hale geldiğini, davalının sözleşmeyi haksız şekilde feshettiğini, davalı şirketin, 27.11.2012 tarihinde gönderdiği yazısında “..... bölgesinde ... Üniversitesi, ... Devlet Hastanesi ve belki başka ünitelerde de bize rakip marka ürünler ile teklif verdiğinizi görüyoruz. Sizce verilen bölge dışında da olsa, bize rakip ürünlerin tarafımızdan teklif edilmesi güvenilirlik anlamında bizim için kabul edilebilir olmamaktadır. Ayrıca gene aynı bölgede ... bölgesi olarak adlandırdığımız bölge bize ait ürünleri özel hastanelere satmaya devam ettiğinizi görmekteyiz...” ifadelerine yer verilerek davacıdan bu durumlar hakkında bilgi talep edildiğini, bu yazı üzerine müvekkili de, davalı şirkete gönderdiği yazıda, davalının bu konular hakkında bilgisinin bulunulduğunu ifade ettiğini, bu yazı üzerinde 1 (bir) yıl boyunca müvekkili şirkete mal verildiğini, davalının elimizde bulunan malları iade almaması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davacının denkleştirme talep hakkı doğduğunu, bayilik sözleşmelerinde de denkleştirme talebine ilişkin acentelik hükümleri uygulama alanı bulunduğunu, müvekkilinin davalıya çok sayıda müşteri kazandırdığını ve başarılı cirolarıyla bölgede davalı firmayı çok daha tanınır ve piyasa koşullarında hatır sahibi haline getirdiğini, davalı firmanın hali hazır da diğer bayileri ile TTK 122. md. anlamında ciddi menfaatler ve gelirler elde etmeye devam ettiğini, fakat müvekkili piyasaya mal gönderemediğinden bu menfaatten haksız olarak yoksun bırakıldığını, yine müvekkili kendisine sunulan ihalelere girememekte ve maalesef kazanç kaybına uğratıldığını, davalıya, müvekkili tarafından kazandırılmış olan Pazar payından müvekkili kazanç kaybına uğradığını, bu konuda bilirkişilerce inceleme yapılıp, müvekkilinin zararının tespiti zorunlu olduğunu, müvekkili davranarak farklı bir dağıtıcı (... benzeri) firma ile anlaşma yapmadığını, 2014 yılı çaplı ihalelerine 2013 yılımın son 3 ayında girilebileceğinden, mal tedarik edemeyen müvekkilinin ciro kaybına neden olduğunu, örneklemek gerekirse; 2012 yılı müvekkili-... ikilisi arasındaki ciro Kdv dahil 1.534,95TL (eski para ile trilyon) iken, 2013 yılında 603.970,75TL olduğunu, cari hesaplardan da anlaşılacağı üzere müvekkili 930.124,25TL ciro kaybına haksız olarak uğratıldığını, 2014 yılında da bu kayıbın devam ettiğini, ayrıca müvekkili yine ... Ürünleri için personel istihdam ettiğini ve bunu kazanç elde etmeden cebinden karşıladığını, bu personellerinde ücret-kıdem ve her türlü işçilik faaliyeti masrafları müvekkili tarafından karşılandığını, Beyan ederek; Davacıdan iade alınmamış olan 12.167,784TL'lık mallar yönünden, davacıya satış tarihinden itibaren uygulanacak ticari reeskont faiz ile; diğer alacaklar yönünden dava tarihinden işleyecek ticari faiz ile asgari şimdilik toplam 14.167,784TL olarak tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi iddia edilen aksine belirli süreli olduğu gibi işbu belirli süreli sözleşmenin yenilenmesine ilişkin şeklin yazılı olarak kararlaştırılması karşısında davacı yanın iddiasının hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, taraflar arasındaki belirli süreli bayilik sözleşmesinin 14.1. maddesi ayarınca yenilemeye ilişkin şart açıkça kararlaştırılmış olup, yenilemeye ilişkin her iki tarafın yazılı onayı bulunmadığından sözleşmesi 05.03.2013 tarihinde sonlandığını, davacı taraf sözleşmenin zımnen yenilendiği iddiasını davalı müvekkili şirketin 2013 dönemi sonuna değin ürün sevkiyatına devam ettiğine dayandırmaya çalışmakta ise de bir örneği dilekçe ekinde sunulan mail ile de sabit olacağı üzere davacı tarafın 2011 tarihi itibarı ile .. Bölgesi üzerinden Ek Protokol ile yapılan bayilik anlaşması feshedildiğini ve fakat ihalelere dava önceden verilen teklifler nedeniyle siparişlerin tamamlanması adına ürün sevkiyatına devam edildiğini, bu nedenle, sevkiyatına devam edilmesi sözleşmenin yenilendiği anlamına gelmediğini, davacı yan sözleşmenin yenilendiği iddiasına Aralık 2013 sonuna değin ürün sevkiyatına devam edildiği gerekçesine dayandırmakta ve fakat aynı zamanda dava dilekçesi ekinde sunulan kamu ihalelerine katılamadığını beyan etmekte ise de bu kamu ihaleleri 25.03.2013 ... Kamu Hastane Birliği, 14.05.2013 ... Devler Hastanesi, 21.05.2013 T.K.H.K. ... Kamu Hastaneleri Birliği, 22.07.2013 T.K.H.K. ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve 13.08.2013 T.K.H.K. ... Kamu Hastaneleri Birliği tarafından açılan ihaleler olup iddiasına göre bu ihale tarihleri arasında bayilik sözleşmesi devam etmekte ise neden bu ihalelere katılamadığının da açıklattırılması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 14.5. Maddesinde sözleşmenin feshi halinde ürünlerin ne şekilde iade alınacağı açıkça düzenlendiğini, taraflar arasındaki mutabakata göre davalı müvekkili şirket iade alma konusunda tercih hakkına sahip bulunduğu gibi davacı bayinin bu hususta yerine getirmesi gereken yükümlülükler açıkça kararlaştırıldığını, bu nedenle, iade konusunda davalı şirketin herhangi bir zorunluluğu bulunmadığı gibi bir an için aksinin kabulü halinde dahi davacı tarafın sözleşmenin 14.5 maddesi uyarınca bayi olarak yükümlülüklerini yerine getirdiğini de ispat etmesi gerektiğini, iade alınmadığı için alacak talebinde bulunulan ürünlerin miatlı ürünler olması karşısında son kullanma tarihleri ile birlikte iade konusunda bugüne değin neden herhangi bir başvurunun yapılmadığı hususunun da davacı yana açıklattırılması gerektiğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi davacının bölge ihlali yapması, rakip ürün satışı ve ödeme sıkıntıları sebebiyle yenilenmediğini, davacı taraf, gerek kendi edimlerini ifadaki kusurları gerekse de ihalelerden yasaklı konuma düşmesi sebebiyle ihalelere girememekte iken uğramış olduğu zarara davalı Müvekkili şirketin sebebiyet verdiğini iddia etmesi dürüstlük kurallarına aykırı olduğu gibi yine taraflar arasında akdedilen sözleşmenin Sorumluluk ve Tazminat başlıklı 12.3. Maddesinde tarafların, kar kaybı, iş kaybı, kazanç kaybı, gelir kaybı, beklenen birikimler veya farklı biçimdeki herhangi bir dolaylı kayıp ya da zarardan sorunlu tutulamayacağının kararlaştırılması karşısında davacı yanın bu kaleme yönelik alacak talebine de sözleşme gereği hukuken değer izafesi mümkün bulunmadığını, davacı yanca davalı müvekkili şirket ürünleri için istihdam edilen personel ile ilgili olarak kıdem-ücret ve her türlü işçilik faaliyetleri için alacak talebinde bulunulmakta ise de; öncelikle bu talebin taraflar arasındaki sözleşmenin 12.3.maddesi uyarınca talep edilemeyeceğine ilişkin itirazımızı tekrarla birlikte firma personel listesinin tetkiki ile görüleceği üzere işten çıkarılan personellerden ... dışındaki 7 personel taraflar arasındaki ilişkinin ihtilafsız olduğu dönemde işten çıkarılmış olup bu işçiler için hak talebinde bulunulması da dürüstlük kurallarına aykırı bulunduğunu, beyan ederek; Davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE:Dava, davacı ile davalı arasında akdedildiği iddia edilen bayilik sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak fesih edildiği iddiasıyla, bayilik sözleşmesi uyarınca davacıya teslimi yapılan ancak sözleşme fesih nedeniyle iade alınmamış olan ürün bedelleri ile, denkleştirme bedelinin ve haksız fesih nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin tazminat haklarının tahsili amacıyla açılmış belirsiz alacak istemine dayalı tazminat davasıdır. Davacı tanığı ...'in mahkememizin █████/2016 tarihli duruşmasında; "Ben davalı şirkette santral memuresi olarak çalışmaktayım, şirketin pazarlama ve müşteri hizmetlerine ve ihalelerine akın bey bakmatadır, sipariş ve teslimat işlerine de esra hanım bakmaktadır, ben sadece telefon bağlamaktayım davacı ile davalı arasındaki diğer hususlarda ayrıtılı bir bilgim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.Davacı tanığı ...'ün mahkememizin █████/2016 tarihli duruşmasında; "Ben davalı şirkette 20 yıl yönetici olarak görev yaptım davacı firmaya da bayilik verdik buna ilişkin sözleşme imzaladık. Davacı firma bayilik sözleşmesindeki ödemelerini düzenli olarak yerine getirdi, hatırladığım kadarı ile 2012 yılında davacının bayilik sözleşmesi bölge ihlali dolayısı ile iptal edildi, bildiğim kadarı ile iptalden 1 sene önce davacı taraf bölge ihlali yapmıştı bu yüzden bayiliğini iptal ettik dedi. Hatırladığım kadarı ile davacı firmaya ... ve ... olmak üzere 2 bölgenin bayiliği verildiği, sonrasında ... bölgesinde satışların yetersiz olması nedeni ile iptal ettik, hedeflenen kota gerçekleşmediğinden dolayı bölgeyi iptal ettik, davacı taraf ... bölgesinde farklı bir ürün de satabilir ancak genel olarak bu bölgede satışlar düşük olduğundan dolayı bayiliği iptal ettik, davacı firma ... bölgesinde verilen kotayı tutturabiliyordu, bana göre davacı firmanın ...'daki bayiliği duygusal sebeplerden dolayı iptal edildi, davalı firma temsilcileri ve yetkilileri davacı ... firmasını sevmediklerinden dolayı şahsi olarak duygusal yaklaşarak ... bayiliğini iptal ettiler, o dönemde bölge ihlali yapan tüm bayiiler ile şu an halen davalı şirketin bayiisi olarak çalışmaya devam etmektedir, sadece davacının bayiiliği iptal edilmiştir, davacı taraf ... bölgesinden çekildiği için davalı firmaya başka bir firmanın ürünlerini satacağına ilişkin bilgilendirici yazı gönderdi, davalı firma yetkilisi davacının elindeki ürünleri kabul etmediğinden dolayı ürünler teslim alınmadı ... firması rakip firmadır, "..." adresi bana aittir, kamu ihalelerinden ...yasaklı değildi, bayiliği bitirildikten sonra kamu ihalelerine girmesi yasaklandı, başka firmaların ürünlerini satacağına ilişkin yazı göndermiştir, benim bu yazıyı davacı firma sahibi ...'ün sinir ile yazıp yazmadığı hakkında bilgim yoktur, ben yasal haklarımı alarak tatlı bir şekilde davalı firmadan ayrıldım, hiçbir işim kalmamıştır2012 yılında 2013 yılı ihaleleri için davacı firma yetkilisi ... ile birlikte çeşitli illere giderek ihaleler için tanıtım yaptık" şeklinde beyanda bulunmuştur. ... Asliye Ticaret mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasınad tanık dinlenildiği, Davacı tanığı Davacı tanığı ... duruşmada; "Ben davalı firmanın bölge sorumlusu olarak çalışmaktayım, davacı şirket ile bayilik sözleşmesi yapıldığını biliyorum, bu sözleşme gereğince davacı şirket bizi temsilen ihalelere giriyordu, iki firma arasındaki çalışma şöyle oluyordu: Yapılan sözleşme gereğince davacı şirket ihalelere giriyordu, bu ihalelere bizi temsilen giriyordu, çünkü kendisine yetki vermiştik, ihaleyi kazandığı takdirde ihale gereğince verilmesi gereken ürünleri biz üretim firması olduğumuz için üretip davacı şirkete gönderiyorduk, onlarda ihale gereği hastanelere teslim ediyorlardı, bizim davacı şirketten mal alma durumumuz yoktur, biz onlara mal teslim ediyorduk, ancak daha sonra davacı şirketin aradaki sözleşmeye aykırı olarak özellikle Zonguldak bölgesinde rakip firmaların ürünleriyle ihaleye girdiğini öğrendik ve bu durumu davacı şirkete bildirdik daha sonra firmamız sözleşmeyi fesih etti Biz davacı şirketin sözleşmeye aykırı davrandığını öğrendikten sonra ve bu konuyu davacı şirkete bildirdikten belli bir süre sonra sözleşmeyi feshettik, ancak bu süreyi hatırlamıyorum, bu işlemleri zaten firma merkezi yaptı, bunun yanında sözleşme fesih edilmeden bir müddet önce ... Eğitim Araştırma Devlet Hastanesinde davacı şirketle beraber mal tanıtımını ben yaptım, sözleşme fesih edildikten sonra davacı şirket bizim adımıza ihalelere girmedi, ben böyle biliyorum, sözleşme feshedildikten sonra davacının elinde kalan mallar için depo sayımı yapıldı, ancak bunların geri alınacağına dair kesin bir söz verilmedi,Her ne kadar malların geri alınacağına dair bir söz verilmediyse de bir kısım malları şirketimiz geri aldı, miadı yaklaşanlar kutusu açılmış olanları geri almadık, davacı şirket ihalelerden yasaklandığı için bizim şirketimiz de bazı ihalelere giremedi" şeklinde beyanda bulunmuştur. ... 1. Asliye Ticaret mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasında tanık dinlenildiği, Davacı tanığı Davacı tanığı... duruşmada "Ben 2011 yılından itibaren davacı şirkette şirket müdürünün sekreteri olarak görev yapmaktayım. Telefon bağlantılarını ben yaptığım için davalı şirket yetkilileri ile kurulan protokol gereği ürün alışverişi yapıldığını biliyorum. 2013 ortalarına kadar ameliyat malzemesi olan sütur malzemeleri alımınının davalı şirketten yapıldığını biliyorum. Davacı şirket ihalelere katılmak suretiyle hastanelere ameliyat malzemesi satış işlemi yapmaktadır. Malzemelerin temini sadece davalı şirket olan ... dan yapılmaktadır. İhalelerin takibi yapılmak üzere davalı şirket ile e-mail görüşmeleri yaptık. Devlet hastanelerine ilişkin ihalelere katıldığımız için öncesinde davalı şirketten yeniden malzeme almak üzere malzeme fiyatını öğrenmek istedik ancak fiyat bildirmediler. Haricen başka bir şirket üzerinden devlet hastanelerinin açmış olduğu ihalelere katıldıklarını öğrendik. Akabinde davalı şirketten daha önce alınmış olan ve elimizde bulunan malzemelerin sayımını yapmak üzere davalı şirket elemanları geldi ve sayım yaptılar. Stokları geri alacaklarını bildirdiler ancak stoklar alınmadı. Bundan dolayı davacı şirket zarara uğradı. Bu nedenle davanın açıldığını biliyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.... 1. Asliye Ticaret mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasında tanık dinlenildiği, Davacı tanığı ... duruşmada: "Ben 2008 yılından beri davacı şirket bünyesinde medikal malzemeleri satış ve pazarlama elemanı olarak çalışmaktayım. Şirketimizin çalışma sistemi özel ve devlet hastanelerine tıbbi malzeme tedarik ve satış işini yapmak üzere kurulmuştur. Davalı ... şirketinden ameliyatta kullanılmak üzere üretilen cerrahi sütur ameliyat ipliği malzemelerini alıyorduk. Bu alım 2010 yılında iki şirket arasında bu yönde protokol yapıldı. 2013 yılının ortalarına kadar davalı şirketten malzeme alımına devam ettik. Bu süre içinde malzeme pazarlama ve satışı ile alakalı olarak hiç bir sıkıntı yaşamadığımız gibi davalı şirketin beklentisinin üzerinde bir pazar oluşturduk. Davalı şirketin bölge müdürü de dahil olmak üzere diğer çalışanları ile birlikte ortak pazarlama çalışması yaptık. Bu yönde güven ilişkisi oluştuğundan dolayı başkaca özel ve devlet hastanelerine malzeme temini yönünde davalı şirketten fiyat listesi istedik. Zira davalı şirketin vereceği fiyata göre hastanelerin ihalelerine katılarak fiyat veriyoruz. Ancak davalı şirket bize dönmedi. Sonrasında haricen davalı şirketin başka bir medikal şirket üzerinden hastane ihalelerine katılmış olduğunu öğrendik. Aynı dönemde davalı şirketin bölge sorumlusu bizim ofisimize gelerek bizim şirkette kalan ve stok edilen malzemelerin sayımını aldı, bunları iade alacaklarını söyledi. Yaklaşık 12.000,00 TL tutarında elimizde davalının malzemesi bulunmakta idi ki halen bu malzeme iade alınmadı. Akabinde ki dönemde malzemelerin geri alınacağını bildirerek davacı şirketi bugüne kadar oyaladılar. Davanın da bu nedenle açılmış olduğunu biliyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin sunmuş oldukları raporda özetle :" Davalının ibraz olunan ticari defterlerinin, açılış ve kapanış noter tasdiklerinin tam olduğu, 2011, 2012, 2013 yılı ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, Davalının ticari defter ve belge ibrazında bulunmadığı, Sayın Mahkemece davacının portföy tazminatı alabileceğinin benimsenmesi ihtimalinde, portföy tazminatının hesaplanabilmesi için; Davacının sözleşme süresi boyunca elde ettiği faaliyet Kârının hangi oranda olduğu, Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre taraflar arasındaki sözleşme süresi boyunca davacının satış gelirlerinin ne kadarının davalıdan alınan ürünlere ilişkin olduğu, Sözleşmenin feshinden sonra davacının satış/kârında bir değişiklik olup olmadığı, Davacının aynı ürün grubunda yeni bir tedarikçi, bayilik ve/veya distribütörlük bulabileceği makul sürenin ne kadar olduğu hususlarının tespiti için davacının ticari defter ve belgeleri içeriğinde 153-Ticari Mallar, 600 Yurtiçi Satışlar davalıya ilişkin muavin defter kayıtlının ve ilgili yıllara ilişkin “Kurumlar Vergisi Beyannamesi" ekindeki mali tablolardan analiz edilerek tespit edilmesi gerektiği, Sayın Mahkemece davacının portföy tazminatı talebi benimsense bile dosyaya sunulu mevcut bilirkişi raporları, dosyaya sunulu bilgi ve belgeler kapsamında miktar açısından davacının portföy tazminatı talebi ispata muhtaç olduğu, Davacının iade alınmamış olan 12.167,784TL'lik mallar yönünden söz konusu mallar miadlı olduğu hususu tartışmasız olup bu hususta, taraflar arasındaki sözleşmede davalı sağlayıcıya seçimlik hak tanınmış olmakla davalının söz konusu malları iade almakla ya da bedelini ödemekle yükümlü olmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin sunmuş oldukları raporda özetle :" Taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin devam ettiği sürede davacı şirketin kamu ihalelerinden yasaklı olmasının, davalı tanığının davacı firmanın rakip ürünleri sattığını beyanı da nazara alındığında Sayın Mahkeme davacı şirketin kamu ihalelerinden yasaklı olmasının, rakip ürünleri sattığının ilişkiyi çekilmez hale getirdiği kanaatine varılır ise haklı fesih olduğu, sayın Mahkemece, ilgili işlemlerin ilişkiyi çekilmez hale getirmediği kanaatine varılır ise yahut davacı tarafından yapılan bu işlemlerin haklı bir sebebe dayandığını ortaya koyan bilgi ya da belgeler dosyaya ibraz edilirse haksız feshin gündeme gelebileceği, sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği değerlendirildiğinde davacının zarar talebinde bulunamayacağı, Davacı şirket işin gereği olarak mecburen belli bir oranda stok tuttuğunu, davalı şirketin elinde stokları da iade almadığını belirttiği, sözleşmeden kalan stokları satın alma hakkına sahip olan tarafın davalı şirket olduğu, davalı şirketin kalan stokları satın almayabileceğinin de anlaşıldığı, dolayısıyla, sözleşme maddesinden davacı şirketin stok iadesini talep edemeyeceği, Taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin devam ettiği sürede davacı şirketin kamu ihalelerinden yasaklı olmasının, davalı tanığının davacı firmanın rakip ürünleri sattığını beyanı da nazara alındığında Sayın Mahkeme davacı şirketin kamu ihalelerinden yasaklı olmasının, rakip ürünleri sattığının ilişkiyi çekilmez hale getirdiği kanaatine varılır ise haklı fesih olduğu, davacı şirketin denkleştirme isteminde bulunabilmesinin koşullarının somut ihtilafta bulunmadığı, Sayın Mahkeme, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kanaatinde ise, davacının denkleştirme tazminatı talebinde bulunabileceği, Davacı tarafın yıllar itibariyle brüt satışlarının Gelir tablolarından bulunmasına rağmen Ticari defterlerinin incelenememesi nedeniyle Satış gelirlerinin ne kadarlık kısmının Davalıdan alınan ürünlere ilişkin olduğunun tespitinin ve portföy tazminat hesaplamasının yapılamadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Mahkememiz ara kararı gereği ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasına bilirkişi raporu alındığı ve bilirkişi raporundan özetle: "Bayinin portföy tazminatı başlığında talep ettiği çalışan istihdamı talepleri █████████ yılları arasında personel listesine göre ... isimli işçinin kayıtlarının olduğu diğer çalışanlar bakımından çalışma sürelerinin kısalığı ve bayilik sözleşmesinden önce istihdam edilmeleri nedeni ve bu işçilere ait işçilik alacaklarının portföy tazminatına alacak konusu yapılmasının Yargıtay içtihatları doğrultusunda mümkün olmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.Mahkememiz ara kararı gereği ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasına bilirkişi raporu alındığı ve bilirkişilerin sunmuş oldukları raporundan özetle: " Dosya kapsamında, davacının sözleşme süresi içerisinde sözleşme nedeni ile katıldığı ihalelerin kamu ihaleleri olduğu; sözleşmenin başlangıç tarihinin █████/2012, sözleşmenin fiilen sona erdirilme tarihinin █████/2013 olduğu; Kamu İhate Kurumunun █████/2018 tarihli yazısı ile Yasaklama Detay bilgisinin gönderildiği, bu belgeden davacı firmanın “█████/2013-█████/2014 tarihleri arası 1 yıl süre ile kamu ihalelerine girmekten yasaklandığı”nın anlaşıldığı ; ticari defterler uyarınca taraflar arasında sözleşme konusu alım satım nedeni ile borç ilişkisi bulunmadığının anlaşıldığı, yukarıda belirtilen Yüksek Mahkeme içtihatları uyarınca, davacının sözleşme süresi içinde kamu ihalelerine katılmış ve iş bu dava konusu bayilik sözleşmesini de, hir kısım kamu ihalelerine katılarak mal satımı yapmak amacı ile ikdas etmiş olduğunun; sözleşme süresi içinde davacının kamu ihalelerinden idari işlem ile yasaklı konuma geldiğinin ve yasaklılık durumunun sözleşmenin feshinden sonra da bir süre devam ediyor olduğunun, davacının kamu ihalelerinden yasaklanmasında davalıya izafe edilecek bir kusur olmadığının, sözleşmenin eylemli olarak sona erdirilmesinden sonra davacının bölgede bayilik ilişkisi kurması için gereken makul süre kadar (ki iş bu makul sürenin takdir Sayın Mahkemeye ait olmak kaydı ile 3 ay olacağı kanaati hasıl olmuştur.) sürede davacının zaten kamu ihalelerine girmekten yasaklı durumda olduğunun anlaşılması karşısında, Dosya kapsamında, katıldığı ihalelerin kamu ihaleteri olduğu; sözleşmenin başlangıç tarihinin █████/2012, sözleşmenin fiilen sona erdirilme tarihinin █████/2013 olduğu; Kamu İhale Kurumunun █████/2018 tarihli yazısı ile Yasaklama Detay bilgisinin gönderildiği, bu belgeden davacı firmanın“█████/2013-█████/2014 tarihleri arası 1 yıl süre ile kamu ihalelerinegirmekten yasaklandığı” ; ticari defterler uyarınca taraflar arasında sözleşme konusu alım satım nedeni ile borç ilişkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen Yüksek Mahkeme içtihatları uyarınca, davacının sözleşme süresi içinde kamu ihalelerine katılmış ve iş bu dava konusu bayilik sözleşmesini de, bir kısım kamu ihalelerine katılarak mal satımı yapmak amacı ile ikdas etmiş olduğunun; sözleşme süresi içinde davacının kamu ihalelerinden idari işlem ile yasaklı konuma geldiğinin ve yasaklılık durumunun sözleşmenin feshinden sonra da bir süre devam ediyor olduğunun, davacının kamu ihalelerinden yasaklanmasında davalıya izafe edilecek bir kusur olmadığının, sözleşmenin eylemli olarak sona erdirilmesinden sonra davacının bölgede bayilik ilişkisi kurması için gereken makul süre kadar (ki iş bu makul sürenin takdir Sayın Mahkemeye ait olmak kaydı ile 3 ay olacağı kanaati hasıl olmuştur.) sürede davacının zaten kamu ihalelerine girmekten yasaklı durumda olduğunun anlaşılması karşısında, takdir Sayın Mahkemeye ait olmak kaydı ile, TTK m, 122'de belirtilen hukuki şartların gerçekleşmemesi nedeni ile, denkleştirme bedeli (Portföy Tazminatı) talebinin reddi gerektiği Yine, her ne kadar davacı tarafça sözleşmenin feshi nedeni ile sözleşmeden ötürü İstihdamı ettiği personele ücret, kıdem tazminatı gibi işçilik alacakları ödenmesinden ü uğradığı maddi zarar da talep edilmişse de, 2010 ve 2014 tarihleri: personel listesine göre işe alınan personelden sadece ...'in 19.11.2011 tarihinde işe girmiş 09.05.2014 tarihinde işten ayrıldığının, ...'in işe giriş tarihinin davalı ile imzalanan █████/2012 tarihli bayilik sözleşmesinden önce olduğunun, diğer çalışanların ise, çok kısa sürelerde çalışarak en son 03.12.2012 tarihinde, sözleşme ilişkisini devam ettiği tarihte, işten ayrıldıklarının anlaşılması ve Yargıtay içtihatları uyarınca davacının, davalının sözleşmeyi feshetmemiş olması halinde dahi söz konusu masrafların yapılacağının anlaşılması karşısında, iş bu maddi tazminat talebinin de, takdir Sayın Mahkemeye ait olmak kaydı ile, sübut bulmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.Mahkememiz ara kararı gereği ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Talimat sayılı dosyasına bilirkişi raporu alındığı ve bilirkişilerin sunmuş oldukları raporundan özetle: "...'da faaliyette bulunan ....$ti ....A.Ş. arasında ... satışı konusunda 2012 yeli için aşağıda yazılı maddeler taraflarca kabul edilmiştir. Bölge : ...Ltd.Şti tam yaptığı satışlar için özel fiyat alışları satışlar hariç, cari liste fiyatından bu anlaşma tarihinden itibaren W 20 oranında iskonto yapacaktır. Bayi kotası 875.000 TL. Prim: 2012 yılı: sonunda değerlendirmede, ...Tic.Ltd.Şti 'ne en az 875.000 TE'nin X90'ı oranında satış yaptığı takdirde, X 3,5 oranında satış primi, 3LİZ. 2012 tarihli hizmet faturası karşılığı . ...Ltd.Şti Tan yılırı son ödemesinden mahsup edilecektir. Prim hesaplarımasında KDV matrahı (Satış TL'si) esas alnır. Yıllık satış 1.1.2012 ile 3).12.2012 tarihleri ARS sela net sutur satışlarının toplamıdır. Vade: ....Şti Ödemelerini 90 gün vadeli kendi çekleri ile ödemeyi taahhüt eder. Ödemeler tamamı ile gerçekleşmeden prime hak kazanılmış sayılmaz. Ödemeler ayda 2 kez yapılır. Ayın 15'inde ve ay sonunda hesaplanan borç en geç 5 iş günü içinde, ...Ticltd. Şti.. tarafından kendi çekleri ile ödemesi yapılır, Banka Teminat Mektubu: 50.000 TL'dir" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Kamu İhale Kurumu'nun cevabi yazısında davacı şirketin 26.04.2013-26.04.2014 tarihleri arasında olmak üzere 1 yıl süre ile tüm ihalelerden yasaklandığı ve yasaklama kararının 26.04.2013 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlandığı bildirilmiştir.Taraflar arasında █████/2012 tarihli 1 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiği, 1 yıllık sürenin sonunda taraflarca ticari ilişkiye devam edildiği, ticari ilişkinin devam etmesi nedeniyle sözleşmenin taraflar arasında devam ettiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında ilk olarak çözülmesi gereken ihtilaf davalının feshinin haklı olup olmadığıdır. Kural olarak sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa dahi haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir. Haklı sebep kavramı öğretide, mevcut hukuki durumun değiştirilmesini gerektiren şartların, mevcut hukuki durumun muhafaza edilmesini gerektiren şartlar karşısında üstün gelmesi şeklinde ifade edilmektedir. Dolayısıyla haklı sebebin takdirinde, öncelikle sürekli borç ilişkisinde etkili olan bir olgunun varlığı, sonrasında da bu olgunun borç ilişkisini çekilmez hale getirip getirmediği şartı aranır. Ayrıca sözleşmenin haklı sebeple feshi için, sebebin hem objektif, hem de sübjektif açıdan belirli bir ağırlık taşıması, yani belirli bir önem derecesine sahip olması gerekir. Bunun anlamı, ortaya çıkan sebebin hem dürüstlük kuralına göre (objektif olarak), hem de somut olayda fesih hakkını kullanmak isteyen taraf açısından (sübjektif olarak) derhal feshi haklı kılacak nitelikte olması gerekliliğidir. Somut olay bakımından davalı tarafça davacının rakip firmanın ürünlerini sattığı iddia edilmiş olup bu yönde tanık beyanı da bulunmaktadır. Davalının savunmalarının tespiti ile davacının alacaklarının tespiti amacıyla davacı ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekmiştir. Mahkememizce davacı tarafa ticari defterlerinin bulunduğu yeri bildirmek üzere süre verilmiş, davacı tarafça ticari defterlerin mahkememizde olduğu, önceki ticari defterlerin ise Büyükçekmece'de olabileceği ve müvekkilinin adresinin ...'da olduğu bildirilmiştir. Mahkememiz kaleminde yapılan araştırmalarda davacı tarafın ticari defterlerinin mahkememizde olmadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda taraflara █████/2024 tarihli duruşma ara kararı ile defter inceleme günü bildirilmiş, defterlerin kesin süre içerisinde mahkememizde hazır edilmesi istenilmiş, kesin süre içerisinde mahkememizde hazır edilmez ve hazır bulundurulamamasına ilişkin mazeret ile birlikte defterlerin olduğu yer mahkememize bildirilmez ise defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ihtar edilmiştir. Davacı tarafa verilen kesin süreden sonra önceki beyanlarını tekrarlar şekilde defterlerin mahkememizde ya da Büyükçekmece'de olabileceği bildirilmiş olup herhangi bir mazeret bildirilmemiştir. Bu bağlamda HMK 222/3 gereğince davacı tarafın ticari defterlerin ibrazından kaçınmış olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Bu nedenle davalı tanığının beyanlarına itibar edilmiş ve taraflar arası ticari faaliyetin devam ettiği süre boyunca davacı tarafça davalının rakip firmasının ürünlerinin satıldığı ispat edilmiştir. Bu kapsamda davacı tarafın ticari ilişkinin devam ettiği süre içerisinde 1 yıl boyunca ihalelerden yasaklanmış olması ve rakip firma ürünlerinin satılması sebebiyle davalının feshinin haklı olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuş olup feshe bağlı alacakların davacı tarafından istenemeyeceği anlaşılmış olup davanın bu yönden reddine karar verilmiştir. Ayrıca davacı tarafından Ayrıca davacının iade alınmayan ürün bedellerine ilişkin iddiası bakımından yapılan değerlendirmede de; dava dilekçesi ekinde "teslim alınmayan malların listesi" başlıklı bir liste bulunmaktadır. Davacı tarafça dosyaya sunulan dilekçe ve eklerinde de davalı şirketin bir personeli ile sayım yapıldığından bahsedilmiş ise de bu sayıma dair bir tutanak dosyada görülememiştir. Bahse konu listedeki ürünlere ait bir fatura da dosyada bulunmamaktadır. Aynı şekilde davacı tarafça iade edilmek istenen mallara dair davalı tarafa yollanan bir ihtara ya da tevdi mahalli tayini başvurusuna denk gelinmediği bilirkişilerce tespit edilmiştir.Sözleşme madde 14.5'te de davalı şirket kastedilerek ".... geri alma hakkına sahiptir" denilmektedir. Taraflar arasında sözleşmeden anlaşıldığı üzere davalı şirket ürünleri geri alıp almamakta serbesttir. Dolayısıyla, sözleşme maddesinden davacı şirketin stok iadesini talep edemeyeceği kanaati mahkememizde hâsıl olduğundan bu yönden de davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davanın REDDİNE,2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 242,00 TL'nin mahsup edilerek bakiye 373,4 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan 50,00 TL tebligat-posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereğince dava değeri olan 14.167,78 TL üzerinden hesaplanan 14.167,78 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır