Anahtar kelimeler: Davatazminat Portföy Yasağı Erdiğini Akdedildiğini Akdedilmiş Yan Vermediğini Rekabetten Akdi

T.C.

İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
"Kısmen Kabul - Kısmen Red"
ESAS NO:████████ Esas
KARAR NO :████████
DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:█████/2024
KARAR TARİHİ:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında 19.12.2022 tarihinde hizmet sözleşmesi akdedildiğini, davalı, davacı şirkette portföy yöneticisi olarak çalıştığını, davalının iş akdi 10.07.2023 tarihinde sona erdiğini, taraflar arasında 19.12.2022 tarihinde “Rekabet Yasağı Sözleşmesi” akdedilmiş olup davalının ilgili sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, bu sebeple davalıya ....Noterliği ... yevmiye numaralı ve 10.10.2023 tarihli ihtarname keşide edilmiş olup davalı yan ihtarnameye cevap vermediğini, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından davalı, davacı ile aynı faaliyet konusunda hizmet veren ... ... Şirketinde çalışmaya başladığını, dava dışı ... ... Şirketi, ekli ticaret odası kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davacı şirketle aynı nace kodu olan 80.20.01 kapsamında faaliyetine başladığını, davacı şirket ile dava dışı şirketin faaliyet konusu aynı olup aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davalı, aynı sektörde iştigal eden ... ... Şirketi’de çalışmaya başlamış olup davacının müşteri portföyünü, ticari sırlarını ve diğer bilgilerini kullanarak davacı şirketin önemli ölçüde müşteri kaybına ve dolayısıyla zarara uğramasına neden olabileceğini, keza davacı şirket daha önce de buna benzer durumlarla karşılaşmış olup müşteri kaybına uğradığını, ayrıca davalı taraf ... AVYM’de portföy yöneticisi olarak davacı şirket aleyhine ve rekabet yasağı sözleşme maddelerine aykırı bir biçimde çalışmada bulunduğunu iddia ederek, davalının, Rekabet Yasağı Sözleşmesi’ne aykırı davranması sebebiyle işbu sözleşmenin 5. maddesinde de belirtildiği üzere davalının son brüt ücreti üzerinden hesaplanan 12 aylık brüt ücret toplamından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik kısmi olarak 1.000,00 TL tutarındaki cezai şart tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Esasa ilişkin olarak davalı rekabet yasağından, yasağa aykırı fiilinden söz edilmesi imkansız olduğunu, fakat bunun evvelinde davacı ile davalı arasında akdedildiği iddia edilen sözleşme, davacının öncelikle iş ihtiyacı olan insanlara karşı adeta çalışmak isteyen bireylerin zorlanarak imza ettirilen bir sözleşme olduğunu, kaldı ki bu sözleşmede yer alan maddelerin bir çoğu da genel hükümlere aykırılık teşkil etmekte ve olağan hayatın akışında belirlenen cezai şart miktarı ile birlikte aynı zamanda aşırı yararlanma ve hakkı da olmayan bir zenginleşmeye sebep olduğunu, ilgili kanun kapsamında sözleşme irdelendiğinde eldeki davaya konu sözleşmenin aslında haksız rekabeti ortadan kaldırmaya yönelik olmasından ziyade bireylerin kazançlarından faydalanmaya yönelik olduğu dahi düşünülebileceğini, nitekim cezai şartlar, miktarlar ve davalı gibi diğer personelin de maaş dengesi de incelendiğinde adeta davacının personelden hukuka aykırı bir şekilde yararlandığı kanaati oluştuğunu, açıklanan hususlar dışında davalı SGK kayıtları incelendiğinde ve rekabet yasağına aykırı olduğu iddia edilen eylemin, kabul anlamına gelmemekle birlikte, süresine bakıldığında davacının davalı üzerine bindirilmek istenen külfetin de çok fazla olduğu ve bu anlamda bir külfetin yükletilmesi halinde hukuk ve hakkaniyete kesinlikle aykırı olacağı açıkça ortada olup davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: ....Noterliği ... yevmiye numaralı ve 10.10.2023 tarihli ihtarnamesi, dava dışı ... ... A.Ş'nin ticari sicil kayıtları, davalının ücret bordrosu ve işyeri özlük dosyası, davalının SGK hizmet döküm kayıtları, davalının işe giriş işten ayrılış listesi, işe giriş işten ayrılış bildirgesi, davacı şirket ile davalı yan arasında akdedilen 19.12.2022 tarihli Belirsiz ve Tam
Zamanlı İş Sözleşmesi, bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart alacağı istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında █████/2022 tarihli hizmet sözleşmesi ve rekabet yasağı sözleşmesinin düzenlendiğini, davalının portföy yöneticisi olarak çalıştığını, davalının iş akdinin █████/2023 tarihinde sona erdiğini, davalının iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından aynı faaliyet konusunda hizmet veren dava dışı işyerinde çalışmaya başladığını, rekabet yasağını ihlal ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin görevli ve yetkili olmadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, davalının rekabet yasağına aykırı davranışının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan █████/2024 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin görev itirazının; ticari davaları düzenleyen TTK'nın 4/1-c maddesi gereğince, işçinin rekabet yasağına ilişkin TBK'nın 444 ilâ 447. maddelerinde düzenlenen uyuşmazlıklar mutlak ticari dava olup, bu tür dava ve uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olması nedeniyle reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı vekilinin yetki itirazının; sözleşmeden kaynaklı para alacağı olması dikkate alınarak alacaklının yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olduğundan ve davacının seçimlik yetkisini kullandığı anlaşılmakla reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde Mali Müşavir Bilirkişi ... ve Haksız Rekabet Alanında Uzman Bilirkişi ... tarafından █████/2024 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet raporuna göre; "Dava konusunun, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra taraflar arasında daha önce imzalanan iş sözleşmesine aykırı davranarak haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiği iddiası ile bu ihlal nedeniyle rekabet sözleşmesi ile kararlaştırılan cezai şartın şimdilik 1.000,00 TL kısmının davalıdan tahsili talebinden ibaret olduğu, davacı şirket ile davalı yan arasında akdedilen 19.12.2022 tarihli Belirsiz ve Tam Zamanlı İş Sözleşmesi dosyaya ibraz edilmiş olup sözleşmede davalı yanın davacı şirkette direkt satış bölümünde portföy yöneticisi olarak çalışacağı yazılı olduğu, iş sözleşmesinde dava konusu haksız rekabete ilişkin bir maddenin yer almadığı, Taraflar arasında 19.12.2022 tarihinde Rekabet Yasağı Sözleşmesi akdedildiği, davalı yanın davacı şirkette 19.12.2022 – 10.07.2023 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığı, davalı yanın, davacı şirketten ayrıldığı 10.07.2023 tarihinden sonra 09.08.2023 tarihinde dava dışı 1359643 sicil numaralı dava dışı ... ... Limited Şirketi nezdinde sigorta girişinin olduğu, iş bu şirketin de nace kodunun 86.90.01- (Hemşirelik hizmetleri (evdeki hastalar için bakım, koruma, anne bakımı, çocuk sağlığı ve hemşirelik bakımı alanındaki benzeri hizmetler dahil, hemşireli yatılı bakım tesislerinin faaliyetleri ile tıp doktorlarının hizmetleri hariç)) şeklinde olup davacı şirket ile aynı faaliyeti göstermediği, görülmekle davalının sonraki işe giriş kayıtlarında ise İstanbul dışı firmalarda işe girişlerinin olduğu anlaşılmış olup davacı yanın dava dilekçesinde iddia ettiği gibi davalının hiçbir dönemde dava dışı ... ... Şirketinde sigortalılık kaydı görülmediği, taraflar arasında 19.12.2022 tarihli Rekabet Yasağı Sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmeye göre davalı yanın rekabet yasağının ihlal etmesi halinde son brüt ücret üzerinden hesaplanacak 12 aylık ücretin cezai şart olarak ödeneceği kararlaştırıldığı, davalı yanın rekabet etmeme borcuna aykırı davranıp davranmadığı hususunda Takdir Mahkemeye ait olmak üzere davacı yanın haklı görülmesi halinde, dosyada mübrez davalıya ait son dönem ücret bordrosuna göre davalı yanın son çıplak brüt ücretinin 17.250,00 TL olarak bildirildiği, buna göre davacının talep edebileceği cezai şart tutarının (12 ay x 17.250,00 TL=) 207.000,00 TL olarak hesap edilmiş olup uyuşmazlık konusu üzerinde hukuki yönden incelemelerimize aşağıda yer verileceği, somut olayda uyuşmazlığın, davalının rekabet yasağına aykırı davranıp davranmadığı noktasında toplandığı, Taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin geçerlilik şartlarına uygun olarak imzalandığı, davalının fiil ehliyetine sahip olduğu, sözleşmenin davalı tarafından imzalandığı ve davacının rekabet yasağı sözleşmesi yapılmasından hukuken korunan haklı bir menfatinin bulunduğu, içerik bakımından ise; zaman yönünden rekabet yasağı düzenlemesi incelendiğinde, TBK’da öngörülen 2 yıllık azami sürenin sözleşmeyle getirildiğinin görüldüğü, bu yönüyle zaman bakımından kanuni sınırlar içinde kaldığı, rekabet yasağının yer bakımından sadece İstanbul iliyle sınırlı bir kısıtlama getirdiği, davalının Türkiye’nin diğer illerinde çalışması önünde bir engel bulunmadığı, konu bakımından ise davacı şirketin yaptığı türden işlerin kapsama alındığı, rekabet yasağı sözleşmesinde yer ve konu bakımından getirilen sınırlamaların kanuni sınırlar içinde kaldığının düşünüldüğü, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu düşünülmekle birlikte somut olayda davalı tarafından rekabet yasağına aykırı bir eylemin gerçekleştirildiğine ilişkin veriye dosya kapsamında rastlanmadığı, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra farklı bir sektörde çalışmaya başladığı, ayrıca davalının daha sonraki çalışma yerlerinin de İstanbul ili dışında olduğu, dolayısıyla davalının rekabet yasağına aykırı bir eyleminden bahsedilemeyeceği" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Mali Müşavir Bilirkişi ... ve Haksız Rekabet Alanında Uzman Bilirkişi ... tarafından █████/2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi ek raporuna göre; Bilirkişi kök raporunda rekabet yasağı sözleşmesinin coğrafi sınır olarak sehven İstanbul ili olarak anlaşıldığı ve bu çerçevede değerlendirme yapıldığı, ancak gerçekte rekabet yasağı sözleşmesinin Marmara Bölgesini kapsar şekilde yapılmış olduğu, bu hususun kök raporda varılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli bir şekilde kurulduğu hususunda bir değişikliğe neden olmayacağı, ancak rekabet yasağının yer bakımından Türkiye’nin nüfus ve ekonomi bakımından en yoğun bölgesini kapsaması nedeniyle işçinin çalışma özgürlüğünü kısıtlayıcı bir şekilde kaleme alındığı sonucuna varılabileceği, ancak bu halde dahi Sayın Mahkemenizce TBK m. 445/2 uyarınca müdahale edilebileceği ve coğrafi sınırlamanın daraltılabileceği, bu çerçevede davalının rekabet yasağına aykırı bir eyleminin bulunup bulunmadığı hususundaki tespitlerin de aşağıda belirtildiği şekilde olacağı, Dosya kapsamındaki SGK kayıtlarından davalının davacı ile kısa bir süre de olsa İzmit ilinde aynı işkolunda faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, konu bakımından rekabet yasağına aykırılığın mevcut olup olmadığı değerlendirilirken, davalının davacı ile aynı faaliyette bulunan bir işyerinde çalışıp çalışmadığının değerlendirilmesi gerektiği, zira işkolu tasnifinin geniş anlamda bir belirleme içerdiği, önemli olan hususun ise fiili iştigal alanı olduğu, davalının hizmet akdi ile çalıştığı ...’ün aynı alanda faaliyet gösterip göstermediğinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği, fiili olarak aynı alanda faaliyet gösteren iki işletmenin mevcut olduğu durumda davalının rekabet yasağına aykırı bir eyleminin varlığından bahsedilebileceği, davalının davacı şirkette 7 ay çalıştığı ve ardından başka bir sektörde iş bulduğu, sonrasında ise iki ay gibi kısa bir süre için aynı iş kolunda faaliyet göstermesinin ardından yine farklı bir sektöre geçiş yaptığı göz önünde bulundurulduğunda, hakkaniyet gereği cezai şartın indirilmesi gerekebileceği" şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Davacı vekili █████/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesi ile 1.000,00 TL olarak açılan tazminat davasının değerini 206.000,00 TL arttırarak 207.000,00 TL olarak ıslah ettiği, ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir.
TBK'nın 445. maddesi uyarınca; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.
Somut olayda; davalının █████/2022 tarihinde davacı şirkette portföy yöneticisi olarak çalışmaya başladığı, davacı ile davalı arasında önce █████/2022 tarihli iş sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmede rekabet yasağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, taraflarca imzalanan █████/2022 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin 4. maddesinde rekabet yasağının zaman, yer ve kapsam bakımından belirli olduğu, sözleşmenin 3. maddesine göre,çalışanın, işveren ile arasındaki hizmet sözleşmesinin sona ermesi halinde işverenin faaliyet gösterdiği Marmara Bölgesi sınırları içerisinde, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süre boyunca işverenin işkolunda faaliyet göstermeyeceğini, faaliyet gösteren bayi ve acenteler de dahil olmak üzere bir başka gerçek ya da tüzel kişi nezdinde çalışmayacağını, bunlarla ortaklık ilişkisine girmeyeceğini, bunlara danışmanlık vermeyeceğini, bunlar ile herhangi bir ticari ilişki içerisinde bulunmayacağını kabul ettiği, sözleşmenin 5. Maddesine göre rekabet etmeme borcuna aykırı davranması halinde işverene son brüt ücreti üzerinden hesaplanacak 12 aylık ücretinin toplamı kadar cezai şart ödemeyi kabul ettiği hususlarının hüküm altına alındığı, davalının █████/2023 tarihinde işten ayrıldığı, █████/2023-█████/2023 tarihleri arasında davacı şirket ile aynı sektörde ve aynı faaliyet konularıyla Sakarya'da iştigal eden dava dışı firmada satış danışmanı/uzman yardımcısı olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede yer alan rekabet yasağı hükmü geçerli olup, Sözleşmede rekabet yasağı iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süre ve Marmara Bölgesi coğrafi alanı ile sınırlandırılmıştır. Bu nedenle sözleşmede TBK'nın 445. maddesi kapsamında da kanuna aykırılık yoktur.
TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Dosya kapsamından; davalının, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra yeni işyerinde de aynı iş kolunda çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı ise rekabet yasağına aykırılığın kabulü için yeterlidir. Bu nedenle davalının sözleşmenin rekabet yasağı hükmünü ihlal ettiği, toplam cezai şart miktarı olarak bilirkişi raporunda; davalının en son brüt ücretinin 12 katı (12 ay x 17.250,00 TL=) 207.000,00 TL olarak hesap edilmiş olup düzenlenen raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşılmıştır.
TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Buna göre davalının; davacı ve dava dışı işyerindeki çalışma süreleri gözetildiğinde işten ayrıldığında 17.250,00-TL brüt ücret alan davalının 12 aylık brüt ücretine tekabül eden 207.000,00-TL cezai şart tazminatı fahiş kabul edilmiştir. Bu nedenle kararlaştırılan cezai şarttan %50 oranında tenkis yapılması somut olaya uygun görülmüş olup, cezai şart tutarı takdiren 12 aylık ücret tutarı olan 207.000,00-TL'nin %50'si olan 103.500,00-TL olarak hesaplanmıştır. Diğer yandan sözleşmede öngörülen cezai şarttan TBK'nın 182/3. maddesi hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargılama giderine hükmedilmiş olup reddedilen miktar üzerinden davalı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; davacının 103.500,00 TL cezai şart alacağının 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren 102.500,00 TL'sinin █████/2025 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken 7.070,09-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 3.945,60-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.124,49-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL başvuru harcı, 427,60-TL peşin/nisbi harcı, 3.518,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam ‭4.373,20-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 8.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 239,00-TL posta giderinden ibaret toplam 8.239,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalı*
Hakim ...
e-imzalı*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!