Anahtar kelimeler: Davaitirazın Davadavacı Ncü Mutabakatı Cari İlamsız Usd İflas Olsa Amacı

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:████████
KARAR NO:████████
DAVA TARİHİ:█████/2022
KARAR TARİHİ:█████/2024
DAVA:İtirazın Kaldırılması ve İflas
KARAR TARİHİ:█████/2025
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 13.11.2019 tarihli 4.340.718,42 USD tutarlı cari hesap mutabakatı kapsamında davalıdan alacaklı olmasına rağmen ödenmediğini, müvekkilinin alacağını kısmi dahi olsa tahsil etmek amacı ile işbu davaya konu... sayılı dosyası 569.884,93 USD üzerinden başlatılan iflas yolu ile ilamsız takibe itiraz edildiğini, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkinin varlığının borçlu vekili tarafından icra takip dosyasına ibraz edilen itiraz dilekçesi içeriği ile ikrar edildiğini, taraflar arasında tutulan ticari defterlerin incelenmesi halinde müvekkilinin davalı borçludan alacaklı olduğunun kolayca tespit edilebileceğini, cari hesap mutabakatı aslı üzerinde bulunan imzaların borçlu şirket yetkilisine ait olup olmadığının itiraz edilmiş olması nedeniyle tespitini talep ettiklerini, icra takibine dayanak cari hesap mutabakatının tarihinin 13.11.2019, takip tarihinin ise 24.05.2022 olduğunu, mutabakat tarihi ile takip tarihi arasında geçen yaklaşık üç sene boyunca işlemiz % 4 oranındaki USD faizinin mahkemece uygun görülecek bir hesap bilirkişisi marifeti ile hesaplanması halinde davalının itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunun da ortaya çıkacağını, bu nedenlerle itirazın haksız olduğunu belirterek davalının ... sayılı iflas yolu ile ilamsız takibine yapılan 30.05.2022 tarihli tüm itirazlarının kaldırılmasına, itirazların kaldırılması ve mahkemece verilecek depo kararına rağmen ödenme yapılmaması halinde davalı ...-... A.Ş.'nin İİK'nın 156/3. maddesi uyarınca iflasını talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olması nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, dava değeri düşük gösterildiğinden eksik harcın ikmal edilmesi için davacı tarafa kesin süre verilmesini, kesin süre içerisinde harcın ikmal edilmemesi durumunda bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, davaya konu talep zamanaşımına uğradığından davanın reddini talep ettiklerini, davacı şirketin bu davaya konu icra takibinden öncede hukuken geçersiz mutabakatlara dayalı olarak birçok icra takibi haksız haciz ve icra takibi yaptığını, huzurdaki davanın dava şartı arabuluculuğa tâbi olduğundan arabuluculuğa başvurulmadan açılan davada dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, takip dayanağı olarak sunulan geçersiz, sözde mutabakatname ve ihtarnamenin Tebligat Kanunu’na uygun olarak müvekkiline tebliğ edilmemiş olması nedeniyle hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin Uets adresinin olduğunu, fiziki tebligat olarak tebliğe çıkarılmış olması nedeniyle de hukuki sonuç doğurmayacağını, itirazın kaldırılması davasının açılabilinmesi için İİK'nın 68. maddesinde sayılan belgelerin bulunması gerektiğinden öncelikle şartları oluşmayan davanın reddinin gerektiğini, 13.11.2019 tarihli 4.340.718,42 USD tutarlı cari hesap mutabakatnamesindeki imzaya itiraz ettiklerini, bu konuda bilirkişi incelemesi talep ettiklerini, usulüne uygun ihtar ile temerrüde düşürmemesi nedeniyle faize ve ferilerine itiraz ettiklerini, taraflar arasındaki ticari defterler incelendiğinde müvekkili şirketin davacı şirkete USD cinsinden bir borcu olmadığının tespit edileceğini, yabancı parayla iş bu takibin başlatılmasının da 85 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İİK m.154 ve devamı hükümlerinden kaynaklanan iflas yoluyla yapılmış takibe itiraz nedeniyle itirazın kaldırılması ve iflas davasında, hazırlanan kök ve ek rapor içerikleri dikkate alındığında, davalı şirketin envanter defterlerinin noter açılış tarihlerinin görülemediği, ancak diğer defterlerde herhangi bir eksiklik bulunmadığı, buna mukabil davacı şirketin ise envanter defterini sunmamakla birlikte diğer ticari defterlerin incelendiği, buna göre taraflar arasındaki ticari ilişkileri cari hesap yani açık hesap ilişkisi çerçevesinde muhasebesel anlamda devam ettiği, buna göre davalı şirketin davacı şirket ile olan ticari ilişkisinin 2019 ve 2020 yılı hesap özetleri görseline dahi yer verilerek incelendiği, davalı şirketin 2019 yılı sonu itibariyle tespit olunan bakiyesinin 2020 yılı açılış bilançosuna devir tutarını dahi tespit olunduğu, taraflarca sunulan ticari defter ve belgeler karşısında takip tarihi itibariyle her iki şirketin ticari defterlerinin birbiriyle uyumlu olduğu, nitekim davacı ticari defterlerine göre davacının davalı şirketten 3.762.220,78 USD karşılığı olan 55.100.733,10 TL alacaklı olup davalının ticari defterlerine göre dahi davacının 18.533.193,70 TL tutarında borçlu bulunduğu kayden tespit olunduğu, esasen tespit olunan rakamlara ve görsellerin varlığına yönelik bir itiraz olmadığı gibi mevcut kayıt içeriklerine itirazın kabulünü gerektirir bir hal dahi olmadığı, böylelikle taraflar arasındaki açık hesap yani cari hesap ilişkisi çerçevesinde davacının takip tarihi itibariyle 500.000,00 USD karşılığı olan 7.924.700,00 TL tutarında alacaklı olduğu noktasında taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları birbirleriyle tam uyumlu olduğu, bu halde takip konusu alacak ile ilgili davalı şirketin uyuşmazlık konusu alacak ile ilgili faturalara dair vergi dairesi müdürlüğüne dahi yapılmış olduğu bildirimlerin davalı aleyhine, davacı lehine sonuç doğurduğu, davalı şirketin ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmamış olsa bile içermiş olduğu kayıtların davacı iddiasını doğrulaması halinde bu kayıtlar dahi sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, bu durumda davalı tarafın, mutabakatnamedeki borçlu şirkete atfedilen kaşe üzerindeki imzanın yönetici imzasına benzemediği, yöneticinin imza tarihi itibariyle kesin olarak hatırlayamamakla birlikte şehir dışında olduğunu anımsadığı yönündeki beyanların öncelikle imzaya ilişkin açık, kesin ve mutlak bir inkar niteliğinde görülmediği, ancak somut olayda bu durumun uyuşmazlık konusuna etkisinın de artık bulunmadığı, zira uyuşmazlık konusu bakımından gerek davacı gerek davalı tarafların ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayandığı, ticari defterler incelendiği bu noktada yukarıda yapılan yargısal yorumlar ve Yargıtay uygulaması gereği yapılacak imza incelemesinin davacı aleyhine sonuç doğurabilmesinin de mümkün olmadığı, öte yandan davalı şirkete atfedilen ve ancak davalı tarafından açık olmasa dahi imza itirazına konu edilmek istenen █████/2019 tarihli mutabakat ile ilgili temsilci ...'a isticvap davetiyesi tebliğ olunduğu, ancak █████/2023 tarihli duruşmaya icabet etmediği, daha da önemlisi █████/2019 tarihli mutabakata ilişkin belge altındaki imzası olan temsilci ... mutabakata ilişkin belge altındaki imzayı dahi kendisinin attığını açıkça beyan ettiği, hal böyle olunca ve sonuç olarak taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları birbirleriyle uyumlu olduğu gibi sonuca doğrudan etkisi olmasa dahi mutabakat altındaki imza ile ilgili dinlenen temsilci...'in imzayı açıkça kendisinin attığını kabul ettiği, bu suretle davacı takip tarihi itibariyle alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının bu noktada savunmasını ispatlayamadığı, davalı vekilinin yemin teklifi hakkını kullanmayacağını açıkça belirttiği, █████/2019 tarihli ihtarnamede miktarın ödenmesi için açık ve belirli bir süre verilmediği, bu kalem yönünden temerrüdün en erken takip tarihi itibariyle oluşması mümkün olacağı, o halde davacının işlemiş faiz alacağının bulunmadığı, kök ve ek raporların ara karar içeriklerine uygun gerekçeli, açık ve denetime elverişli, uyuşmazlık konularını muhasebesel açıdan tek tek ele alan nitelikte olduğu, mahkemece yapılan yargısal yorumlar dikkate alındığında bilirkişi raporuna itibar etmeye engel ve somutlaştırılmış bir itiraz ise olmadığı, genel hükümlere göre davacının takip tarihi itibariyle takip konusu edilen 500.000,00 USD miktarı talep etmekte haklı olduğu anlaşılmakla bu miktara ilişkin itirazın kaldırılmasına, bu miktarla sınırlı olarak takip talebinde belirtilen rakamın kesinleşmiş olduğuna █████/2024 tarihi itibariyle ve ara karar ile karar verildiği, iflas müdürlükleri tarafından bildirilen miktar dikkate alınarak iflas avansı davacı tarafından mahkemece takdir edilen kesin süre içinde depo edildiği, ara karar çerçevesinde iflas talebi ile duruşma gün ve saati ile ilgili gerekli ilanların yapıldığı, itiraz ve müdahale olmadığı, bilirkişi tarafından hesaplanan depo emrine esas olan miktarın kanun hükmüne ve Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde depo emrinin takdir olunduğu günde geçerli olan kur üzerinden TL olarak hesaplandığı, davalı vekiline tefhim edilmesine rağmen yasal yedi gün içinde davalının ödeme yapmadığı ve bu miktarı süresi içinde depo etmediği, bu şartlarda davalı hakkında iflas kararı verilmesinin yasal şartlarının oluştuğu, takibe konu alacağın süresi içinde depo olunması nedeni ile konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının dava açmakta haklı olması ve iflas kararı verilmesinin yasal şartlarının oluşması karşısında HMK'nın 331. maddesi uyarınca davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmolunmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle Takipli iflas davasında takibe konu alacağın davalı tarafça depo edilmesi sebebiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin öncelikli itirazları olan imza itirazları da dahil birçok itirazlarına yönelik bir araştırma yapmadığını, takip dayanağı olarak sunulan ihtarnamenin Tebligat Kanunu’na uygun tebliğ edilmediğini, bu haliyle davacı yararına hukuki sonuç doğuramayacağına ilişkin itirazlarının araştırılmadığını, hem davacının dayandığı mutabakat adlı yazıdaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmaması hem de ihtarnamenin hukuken geçersiz ve yetersiz olmasının huzurdaki itirazın kaldırılması talepli davada dava şartlarının bulunmadığını gösterdiğini, Envanter defterinin tastiklerinin sunulamamasının davacı şirket yetkilisi ... tarafından binaya girişin yasaklanarak teslim edilmemesinden kaynaklandığını, bu duruma ilişkin bilgi ve delillerinin kök rapora itiraz dilekçesi ile birlikte sunulduğunu, ticari defterlerin eksiksiz olarak sunulmuş olmasına rağmen Mahkemenin eksik ticari defter sunulmuş gibi kabul ederek gerekçesinde müvekkili aleyhine tespitlerde bulunarak hüküm tesis ettiğini, Mahkemenin imzaya itiraza yönelik tespitine katılmanın mümkün olmadığını, imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığına yönelik uzman mütalaası sunulmuş olmasına rağmen imza incelemesi yapılmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin 18.01.2024 tarihli celsedeki beyanının mahkemece yanlış yorumlandığını, dosya kapsamında imzanın mutabakattaki tarihte yönetici olan ...'ye ait olmadığının kesin olarak ispatlandığını, uzman mütalaasının aksinin ispat edilemediğini, ...'nın hem müvekkili şirket hem de davacı şirket yetkilisi olarak müvekkili şirkete ait kromu nüfuzunu kullanarak önce kendi şirketine satış gösterdiğini, davacı şirketten satış yapılmış gibi gösterecek şekilde kayıtları ayarladığını, müvekkilinin krom satışı yapar iken döviz borçlusu konumunda olmasının hayatın olağan akışı ile uyuşmadığını, bahse konu alacağın müvekkilinin nakit sıkıntısı nedeniyle ...'nın şahsen ve şirketleri tarafından müvekkili şirkete ait giderlerinin Türk Lirası üzerinden ödendiğini, bilirkişinin hesaplamada dikkate aldığı Satış ve Satın Alma Kontratının dava konusu alacak ile ilgisi bulunmadığını, Satış ve Satın Alma Kontratından kaynaklı tarafların herhangi borç alacak ilişkisi kalmadığını, bu hususun detaylı olarak incelenmediğini, davacı tarafın İşlemiş faiz yönünden de itirazın kaldırılması talebinin reddedilmiş olmasına rağmen taraflarına karşı vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, iflas yoluyla adi takipte itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında; alacaklı/davacı tarafından, borçlu/davalı aleyhine 500.000,00 USD asıl alacak ve 69.884,93 USD takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 569.884,93 USD üzerinden cari hesap mutabakatı ve ihtarname sebebiyle 24.05.2022 tarihinde iflas yolu ile adi takip başlattığı, ödeme emrinin 30.05.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/borçlunun 7 günlük yasal süre içerisinde 06.06.2022 tarihinde itirazı üzerine takibin durduğu, İİK'nın 156/3. maddesi uyarınca davanın ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde 19.07.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.İİK'nın 154/1. maddesi uyarınca davalının sicilde kayıtlı adresi Şişli/ İSTANBUL itibariyle iflas yoluyla takip yetkili icra dairesinde başlatılmış, dava yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmıştır. Bu nedenle davalının görev ve yetkiye yönelik istinaf sebebine itibar edilmemiştir. İİK'nın 160. maddesi uyarınca davacı tarafından iflas avansı yatırılmıştır. İlk Derece Mahkemesince mali müşavir bilirkişiden aldırılan 11.07.2023 tarihli kök raporda:"davacı şirket tarafından, dava konusu uyuşmazlık kapsamında incelemeye ibraz olunan; 2015-2016-2017-2018-2020-2021-2022 yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutuldukları, 2019 yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutulmadıkları, davalı şirket tarafından, dava konusu uyuşmazlık kapsamında incelemeye ibraz olunan, 2015-2016-2017-2018-2019-2020-2021- yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutulmadıkları, 2022 yılı ticari defterlerinin ise TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutuldukları, anlaşılmakla, anılan ticari defterlerin davalı şirket lehine delil kabiliyetlerinin Mahkemeniz takdirinde bulunduğu; taraflarının satıcı sıfatıyla davalı ... Madencilik ve alıcı sıfatıyla davacı ... Madencilik olduğu anlaşılan ve 18.05.2016 tarihinden başlayarak son olarak 27.06.2019 tarihinde imza altına alınan 20 adet “Satış ve Satın Alma Kontratı”nın tetkik edildiği; anılan sözleşmelerde tüm ödemelerin (avans ve ton başına komisyonlarda dahil olmak üzere) USD üzerinden fiyatlandırıldığı, kur farkına ilişkin düzenlemenin yapıldığı 10.maddesinin; “Fatura tarihi ile ödemenin yapıldığı tarihteki USD kurları arasında bir fark doğması halinde, duruma göre ALICI veya SATICI kur farkı faturası düzenleyecektir. Taraflardan biri tarafından düzenlenecek bu kur farkı faturasına KDV tutarı ilave edilerek düzenlenecektir. İşbu kur farkı faturasından doğacak olan KDV; TCMB alış kurundan dolara dönülerek cari hesaba işlenecektir. "şeklinde kaleme alındığı ve neticeten taraflar arası ticaretin USD bazında yapılacağının kararlaştırıldığının anlaşıldığı, davalı şirket vekili tarafından gerek icra dosyasına sunulu itiraz dilekçesinde ve gerekse huzurdaki davaya cevap dilekçesinde, “ticari kayıtlardaki TL cinsinden borca herhangi bir itirazlarının olmamasına karşın müvekkili şirketin alacaklıya herhangi bir döviz borcunun bulunmadığını,” beyan ettiği; bu bağlamda davacı ve davalı şirketler tarafından sunulu ticari defterler ile tarafların birbiri ile ticari ilişkisini takip ettiği muavin defter hesap özetlerinin incelenmesi neticesinde, davacı şirketin davalı şirketle olan ticari ilişkisini döviz üzerinden takip ettiği, cari hesap kayıtlarına kur değerlemesi yapmak suretiyle Türk Lirasına çevirerek USD=TL karşılığı kayıtlarına aldığı anlaşılmakla, davalı şirketin ise sadece TL bazında cari hesap kaydı tuttuğunun görüldüğü; taraflar arası ihtilafın sebebinin tam da bu olduğu, davacı şirketin iddiaları çerçevesinde Mavi Klasör içerisinde sunmuş oldukları belgelerin tetkikinde öncelikle detayı arz edilen ve davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 2 adet kur farkı faturasının davalı ticari defterlerinde davacı şirket hesabına borç kaydedilmek suretiyle, davacı alacak tutarından mahsup edildiği; davacı ticari defterlerine ise kur farkı/kambiyo zararları açıklaması ile davalı şirket hesabına alacak kaydedilmek suretiyle, davalı alacak tutarından mahsup edildiği, yine davacı tarafından sunulu mavi klasör içerisinde yer alan ve detayı arz edilen ve bu defa davacı tarafından davalı adına düzenlenen 6 adet kur farkı faturasının taraf ticari defterlerindeki kayıt durumunun tetkikinde,tamamının davacı ticari defterlerinde davalı hesabına kayıtlandığının görüldüğü, davacı ... tarafından davalı ... adına düzenlendiği görülen ve detayı yukarıda Tablo-3 ile arz edilen 6 adet kur farkı faturasının davalı ticari defterlerindeki kayıt durumuna bakıldığında ise; Tablo-3/3.sırasında yer alan 1.540,32 Tl tutarlı fatura haricinde 1. ve 2. sırada yer alan fatura tutarlarının tamamının, 4., 5. ve 6. sırada yer alan faturaların ise sadece KDV tutarlarının davalı ... ticari defterlerinde davacı şirket hesabına alacak kaydedildiğinin anlaşıldığı, yukarıda 6., 7. ve 8. maddede yer alan tespitler çerçevesinde tarafların karşılıklı olarak birbirleri adına düzenledikleri kur farkı faturalarının ticari defterlerine karşılıklı borç/alacak kayıtlarının yapıldığının anlaşıldığı rapor içeriğinde taraf ticari defter kayıt görsellerine tek tek yer verildiği; davalı ... tarafından sunulan ve davacı ...'in defter kayıtlarında görünen alacak tutarı 18.533.193,70 TL 'nin “TL” olarak verildiğine ve nelerden oluştuğuna ilişkin örnek fatura, ödeme dekontu ile taraflarına verdiği çek görselleri incelenmiş olup, davalı tarafından davacı adına “...Borcuna İstinaden Ödeme” açıklaması ile banka kanalıyla yapılan ödemelerin her iki şirket ticari defterlerinde B/A kayıtlarının bulunduğu, davalı şirket tarafından davacı şirket adına keşide edilen çeklerin Türk Lirası bazında düzenlendiği; ancak davacı ticari defterlerinde işbu çek giriş ve çıkış kayıtlarının USD karşılıkları gösterilmek suretiyle kayıtlarına alındığı, davalı şirket tarafından sunulu fatura miktarının çok fazla olması sebebiyle örnekleme yapılmak suretiyle 3 adedine ilişkin kayıtlara yer verildiği; bu bağlamda, davacı... tarafından davalı ... adına düzenlenen faturaların davacı şirket ticari defterlerine USD karşılığı gösterilmek suretiyle kayıtlarına alındığının anlaşıldığı, █████/2019 tarihli mutabakat belge içeriği ve tarafların 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yılları ticari defter ve kayıtları dikkate alındığında davacının davalıdan iflas takibinin yapılmış olduğu 24.05.2022 tarihi itibariyle muhasebesel yönden 55.100.733,10TL = 3.762.220,78 USD alacaklı olduğu, davacı şirketin, ticari defter ve kayıtlarının dayanılan cari hesap mutabakatı ile uyumlu olduğu; zira davacı tarafından davalı adına düzenlenen mutabakat metninde 31.10.2019 itibarıyla davalı borç tutarı 4.340.718,42 USD olarak belirtilmiş olmakla davacı şirket ticari defter kayıtlarında da anılan tarih itibarıyla davalı borç tutarının 4.4340.718,42 USD = 24.090.379,50 TL olarak yer aldığı, davalı şirket kayıtlarında ise davacı alacak tutarının 19.708.126,03 TL olduğu,mutabakat belgesindeki imzanın davalı şirketi temsilen atılıp atılmadığı, ne şekilde uyumlu olduğu hususunda ise, mutabakat metni altında herhangi bir şerh bulunmayıp, davalı şirket kaşesine havi imza olduğunun görüldüğü, söz konusu mutabakat imza tarihinde davalı şirket yetkilisi/yöneticisinin ...olduğu anlaşılmakla, davalı şirketin işbu imzaya itirazlarına yönelik hukuki yorum ve nihai takdirin mahkemeye ait bulunduğu, neticeten, arz edildiği üzere davacı şirket ticari defterlerine göre 24.05.2022 icra takip tarihi itibarıyla davalı borç tutarı 3.762.220,78 USD = 55.100.733,10 TL iken, davalı şirket ticari defterlerinde davacı alacak tutarının 18.533.193,70 TL olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirket adına her ne kadar Beyoğlu ... Noterliği’nin 22.11.2019 tarih, ... yevmiye nolu, “Cari Hesap Mutabakatı” konulu ihtarnamesi keşide edilmiş ve davalı şirkete 25.11.2019 tarihinde tebliğ edilmiş ise de alacaklı tarafından gönderilen ihtarnamenin borçluyu temerrüde düşürücü etkisinin olduğunun kabul edilebilmesi için, ihtarnamenin belirli bir süre içerisinde bir borcun ödenmesi ihtarını içermesinin zorunlu olduğu, anılan ihtarnamenin, borcun ödenmesi için belirli bir süre/kesin bir vade tanımadığı, dolayısıyla temerrüt tarihinin icra takip tarihi olan 24.05.2022 olduğu, bu bağlamda takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabı yapılamadığı; neticeten, 24.05.2022 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan muhasebesel açıdan 3.762.220,78 USD = 55.100.733,10 TL tutarda alacaklı gözüktüğü;davacını davasının kabulü halinde taleple bağlılık ilkesi gereğince, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibi ile tahsili talep edilen 500.000,00 USD tutarın tahsilini talep edebileceği, 500.000,00 USD tutarın taraflar arasında akdedilen “Satış ve Satın Alma Kontratı” kapsamında TCMB Alış Kurundan hesaplama yapılacağı hükmünün yer alması sebebiyle 24.05.2022 takip tarihi itibarıyla 1 USD = 15,8494 TL (TCMB Gösterge Niteliğindeki Döviz Alış Kuru) olmakla, 500.000,00 USD = 7.924.700,00 TL tutara isabet ettiği..." aynı bilirkişiden alınan 17.01.2024 tarihli ek raporda ise:"...11.07.2023 tarihli kök raporda arz edilen tüm hususların huzurdaki ek raporda da geçerliliğini aynen koruduğu; neticeten revize edilmesi gereken muhasebesel bir hata bulunmadığı," şeklinde kanaat bildirilmiştir.Somut olayda, davacı tarafın takip konusu ettiği davalı tarafın altındaki imzaya itiraz ettiği cari hesap mutabakatının 13.11.2019 tarihli olduğu, taraflar arasında 20 adet konsantre krom cevherine ilişkin satış ve satın alma kontratlarının farklı tarihlerde düzenlendiği, sözleşmelerde bedellerin USD cinsinden belirlendiği, sözleşmeler kapsamında düzenlenen faturaların bir kısmının davalı defterlerine kaydı neticesinde denetime açık yukarıda yer verilen bilirkişi raporuna göre de davalının kendisine ait ticari defter ve kayıtları dikkate alındığında 31.10.2019 tarihi itibariyle davalının davacıya 19.708.126,03 TL borcunun bulunduğu, takip tarihinde de borç miktarının 18.533.193,70 TL kayıtlı olduğu, davalı şirketin ticari defterlerin kendi aleyhine kayıtların HMK'nın 222. maddesi uyarınca kesin delil teşkil edeceği, satım sözleşmeleri kapsamında bedelin USD cinsinden belirlenmesi nedeniyle davalının ticari defterlerinde borcunu TL cinsinden kaydetmesinin etkisinin bulunmadığı, takip tarihi itibariyle talep edilen 500.000,00 USD'nin 7.924.700,00 TL'ye tekabül etmesine rağmen davalının kendi tuttuğu ticari defterlerine göre daha yüksek tutarda borçlu olduğu anlaşılmakla asıl alacak yönünden itirazın kaldırılmasına yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu anlaşılmıştır. Davalının imza itirazına yönelik inceleme yapılmadığına yönelik istinaf sebebine davalı defterlerindeki aleyhine kayıtların kesin delil niteliği nedeniyle itibar edilmemiştir. Ayrıca takip dayanağı ihtarnamenin tebliğ edilmemesi nedeniyle hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik istinaf sebebine ise ihtarnamenin takip öncesi faiz yönünden etkili olması bu kısım yönünden de itirazın kaldırılmaması nedeniyle itibar edilmemiştir.İlk Derece Mahkemesince █████/2024 tarihli celsede:"Görülmekte olan davada davaya esas ...sayılı icra dosyasında talep olunan rakamlardan, mahkememizce benimsenen █████/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda dahi açıklanan 500.000-Amerikan Doları olan asıl alacak miktarına ilişkin itirazın kaldırılmasına," dair karar verilmiş, İİK'nın 158. ve İİK'nın 166. maddesi uyarınca, ... Gazetesinde 10.05.2024, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 30.04.2024 tarihinde ilanlar yapılmış, kapak hesabının yaptırılmasından sonra mali müşavir bilirkişiden depoya esas TL cinsi bedelin duruşma tarihinden önceki gün dikkate alınarak tespiti amacıyla 18.09.2024 tarihli ek rapor alınarak, depo bedelinin 20.663.786,88 TL olduğu tespit edilerek, asıl alacak ve ferilerini içeren depo emrine yönelik ara karar 19.09.2024 tarihli celsede davalı vekiline ihtar edilmiş, davalı tarafça 7 günlük yasal süre içerisinde 26.09.2024 tarihinde depo emri gereği bildirilen miktarın dava dosyasına yatırıldığı anlaşılmıştır.''Borçlu, yedi günlük depo süresi içinde faiz ve giderleri ile birlikte borcunu bizzat alacaklıya ödediğini kesin delillerle mahkemede ispat eder ya da borç mahkeme veznesine depo edilirse ticaret mahkemesi iflas davasının reddine karar verir. Borçlu depo kararındaki süreden sonra fakat nihai karardan önce, takip konusu borcu davacıya tamamen ödemişse, 'konusu kalmayan davanın reddine' karar vermesi gerekir.'' (bkz. Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, Seçkin Yayınları, 2. Baskı, s:442) Emsal mahiyette Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2022 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında; "...ilk derece mahkemesince itirazın kaldırılmasına karar verilmesi yerinde olduğu, davalı tarafça süresi içerisinde depo emri yerine getirildiğinden, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2-Dava, İİK'nın 158. maddesi uyarınca iflas takibinde borçlunun itirazının kaldırılması ve iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir.Davalı tarafça depo emrinin yerine getirilmesi sebebiyle iflas talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince iflas davasının konusu kalmadığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış ise de, hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi hükmünün aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir..." şeklinde karar verilmiş, süresi içerisinde depo emrinin yerine getirilmesi halinde, iflas davasının reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Yukarıda yer alan tespitlerden de anlaşılacağı üzere, depo emrine mahsus bedelin İİK'nin 158. maddesi uyarınca 7 gün içerisinde mahkeme veznesine depo edildiği anlaşıldığından, iflas davasının reddine ve yargılama giderlerinin davanın açılma tarihindeki haklılık durumuna göre değerlendirilerek kesinleşen takip nedeniyle davacının dava açmasında haklı olması da dikkate alınarak davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi hatalı olmuştur.Açıklanan sebeplerle; davanın esasıyla ilgili olarak yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, mahkemece kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş ise de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. sayılı █████/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, a-Davanın reddine,b-Depo emri uyarınca İlk Derece Mahkemesi veznesine yatırılan 20.633.786,88 TL paranın davacı tarafa ödenmesine; ancak İlk Derece Mahkemesi hükmünün verildiği █████/2024 tarihi ile kanun yollarına başvuru süresinin bitimine kadar olan süreç içinde adı geçen bedelin davacıya ödenmemesine, c-Depo emrine konu bedelin, tehir-i icra talepli olarak kanun yollarına başvuru olmadığı taktirde tüm feriler ile birlikte davacı alacaklıya ödenmesi için İlk Derece Mahkemesi tarafından icra müdürlüğüne ve bankaya müzekkere yazılmasına,ç-Depo emrine konu bedelin, tehir-i icra talepli olarak kanun yollarına başvurulması durumunda ise depo emrine konu bu miktarın, hükmün kesinleşmesi sonrası ve tüm ferileri ile birlikte davacı tarafa ödenmesi için İlk Derece Mahkemesi tarafından icra müdürlüğüne ve bankaya müzekkere yazılmasına,2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden,a-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, b-Davacı tarafça yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 161,4‬0 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Davacı tarafından harcanan 467,75 TL tebligat, posta gideri ile 4.284,00TL basın ilan kurumu ücreti, 259,60 TL ticaret sicil gazetesi ilan ücreti, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.011,35‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,3-İstinaf yargılama giderleri yönünden,a-Davalı tarafça yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcının ve 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,b-Davalı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,c-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,ç-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!