Anahtar kelimeler: Kişisinin Defadan Açılmaz Verilinceye Üçte Kamunun Azmettiren Kyb Tazmin Fail
2. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

    SAYISI : ███████ E., ████████ K.
    SUÇ : Karşılıksız yararlanma
    KARAR : Mahkûmiyet
    KANUN YARARINA
    BOZMA YOLUNA
    BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
    I. İSTEM
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının █████/2025 tarihli ve KYB-██████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;
    5237 sayılı Kanun’un 168/5. maddesinde yer alan, "(Ek: 2/7/2012 – ███████ md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz." şeklindeki ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6/2. maddesindeki "(Ek: 2/7/2012-████████ md.) Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanması dolayısıyla şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında verilen kararlar adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Onbeş yıl süreyle muhafaza edilen bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından istenmesi halinde verilebilir." şeklinde yer alan düzenlemeler nazara alındığında,
    Soruşturma aşamasında tespit edilecek vergili ve cezasız zararın usulüne uygun bildirime rağmen şüpheli tarafından giderilmemesinin dava şartı olduğu, soruşturma aşamasında kurum zararının bilirkişiye tespit ettirilmeden veya tespit ettirilse dahi usûlünce bildirimde bulunulmadan dava açılması hâlinde, kovuşturma aşamasında zararın tamamen giderilmesinin zarar soruşturma aşamasında giderilmiş gibi, kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmesi sonucunu doğuracağı, bu halde ayrıca sanığın 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinin 5. fıkrası hükmünden kaç kez yararlandığının denetimi açısından verilecek kararın 5352 sayılı Kanun'un 6/2. maddesi uyarınca adlî sicilde bunlara mahsus sisteme kaydının sağlanması gerekeceği,
    Somut olayda her ne kadar soruşturma aşamasında şüpheliye kolluk tarafından kurum zararı olarak bildirilen 53,75 Türk lirasının ödenmesi hususunda ödeme ihtarı yapılmış ise de, gerek soruşturma aşamasında gerekse kovuşturma aşamasında, katılan kurumun vergili ve cezasız zarar miktarının bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilmediğinin anlaşılması karşısında, bilirkişi marifetiyle katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı tespit ettirilerek, hesaplanan zararın makul süre içerisinde giderilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma koşulu gerçekleşmediğinden hakkında düşme kararı verileceğine dair ihtaratta bulunulup, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
    Kabule göre de;
    Kayden █████/1997 doğumlu olan sanığın, adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin █████/2014 tarihli ve ████████ esas, ████████ sayılı kararına konu suçu işlediği █████/2012 tarihinde henüz 18 yaşından küçük olduğu cihetle, 5237 sayılı Kanun’un 58/5. maddesinde yer alan "Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme gereğince, söz konusu kararın tekerrüre esas alınamayacağı, adli sicil kaydında başkaca tekerrrüre esas alınabilecek bir mahkumiyet hükmünün de bulunmaması karşısında, sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde," isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
    II. GEREKÇE
    1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/5. maddesinde yer alan, "(Ek: 2/7/2012 – ███████ md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz." şeklindeki ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6/2. maddesindeki "(Ek: 2/7/2012-████████ md.) Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanması dolayısıyla şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında verilen kararlar adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Onbeş yıl süreyle muhafaza edilen bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından istenmesi halinde verilebilir." şeklinde yer alan düzenlemeler nazara alındığında,
    Soruşturma aşamasında tespit edilecek vergili ve cezasız zararın usulüne uygun bildirime rağmen şüpheli tarafından giderilmemesinin dava şartı olduğu, soruşturma aşamasında kurum zararının bilirkişiye tespit ettirilmeden veya tespit ettirilse dahi usûlünce bildirimde bulunulmadan dava açılması hâlinde, kovuşturma aşamasında zararın tamamen giderilmesinin zarar soruşturma aşamasında giderilmiş gibi, kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmesi sonucunu doğuracağı, bu halde ayrıca sanığın 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinin 5. fıkrası hükmünden kaç kez yararlandığının denetimi açısından verilecek kararın 5352 sayılı Kanun'un 6/2. maddesi uyarınca adlî sicilde bunlara mahsus sisteme kaydının sağlanması gerekeceği,
    Somut olayda her ne kadar soruşturma aşamasında şüpheliye kolluk tarafından kurum zararı olarak bildirilen 53,75 Türk lirasının ödenmesi hususunda ödeme ihtarı yapılmış ise de, gerek soruşturma aşamasında gerekse kovuşturma aşamasında, katılan kurumun vergili ve cezasız zarar miktarının bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilmediğinin anlaşılması karşısında, bilirkişi marifetiyle katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı tespit ettirilerek, hesaplanan zararın makul süre içerisinde giderilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma koşulu gerçekleşmediğinden hakkında düşme kararı verileceğine dair ihtaratta bulunulup, sonucuna göre hükümlünün hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
    2. Kayden 17.03.1997 doğumlu olan sanığın, adlî sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2014 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına konu suçu işlediği 21.12.2012 tarihinde henüz 18 yaşından küçük olduğu cihetle, 5237 sayılı Kanun’un 58/5. maddesinde yer alan "Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme gereğince, söz konusu kararın tekerrüre esas alınamayacağı, adlî sicil kaydında başkaca tekerrrüre esas alınabilecek bir mahkumiyet hükmünün de bulunmaması karşısında, hükümlünün cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
    III. KARAR
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Didim (Yenihisar) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.04.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 5271
    sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!