Anahtar kelimeler: Malen Suçta Vasıtasının Mücadele Kaçakçılıkla Nakil Eşyanın Görüşü İadesi İstemlerinin

KANUN İADESİ ÜZERİNE
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : ███████ E., █████████ K.MALEN SORUMLU : ...SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, suçta kullanılan nakil vasıtasının müsadere talebinin reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: BozmaSanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:I- Suçta Kullanılan Nakil Vasıtasının Müsadere Talebinin Reddi Kararı Yönünden Yapılan İncelemedeYapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracının müsadere talebinin reddine ilişkin hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,II-Sanığa Verilen Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Yapılan İncelemedeDiyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2015 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının sanık ve katılan ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.12.2020 tarihli ve 7-███████████ sayılı ilamıyla hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. ve 62. maddeleri ile değiştirilen 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) ilgili hükümlerinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu nedeniyle dosyanın mahkemesine iadesi sonrası yapılan yargılamanın uyarlama yargılaması vasfında olmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak;1. 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında; kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, kovuşturma aşamasında ise, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerin iki katının ödenmesi halinde verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılacağı bildirilmesi gerekirken, Mahkemece 1/3 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi suretiyle sanığın yanıltılarak ödeme yapmadığından bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,2. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, ████████ Karar ile 16.05.2017 tarihli ve 2015/7-398 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 12.10.2014, iddianame düzenleme tarihinin 05.11.2014 olduğu,Yapılan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sorgulamasında, Dairemizin █████████ Esasına kayıtlı Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/9 Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 20.06.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 08.12.2015 olduğu,Yapılan UYAP sorgulamasında, yargılaması devam eden Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 19.12.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 13.01.2015 olduğu,Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,3. Ele geçen kaçak sigaraların tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi gereği müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,4. Suçtan doğrudan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan Gümrük İdaresinin mahkemece katılmasına karar verildiği halde gerekçeli kararda sıfatının ''katılan'' olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, sanık müdafi ve katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 24.03.2025 tarihinde karar verildi.