Anahtar kelimeler: İzninin Bankacılık İflasına İflasın Aşnin Bankası Bankanın İflas Açılmasına Devrine

T.C.
İSTANBUL1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : Tazminat (Bankacılık Kanunu'ndan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2022KARAR TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Bankacılık Kanunu'ndan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: ...'nın ... tarihli ... Sayılı kararı ile ... Bankası AŞ'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 71/B maddesi gereğince ... devrine karar verildiği, ...'nın ... tarihli kararı ile ...'nin █████/2016 tarihli talebi üzerine 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107. Maddesi çerçevesinde ... Bankası AŞ'nin faaliyet izninin kaldırılmasına karar verildiğini, ... tarafından ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında açılan iflas davası neticesinde 5411 sayılı kanunun 106. Maddesi uyarınca müvekkili bankanın iflasına, iflasın █████/2017 tarih saat 15:28 itibari ile açılmasına karar verildiğini, iflas kararının Yargıtay Denetimi'nden geçerek kesinleştiğini, müflis bankanın iflas tasfiyesinin ... 1. İflas Müdürlüğü'nün ... İflas Dosyası üzerinden yürütüldüğünü, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu 106/3. Maddesi gereği ... tarafından İflas Dairesi, Alacaklılar Toplantısı ve İflas İdaresi görev ve yetkileri kullanılarak bankanın tasfiye edilmekte olduğunu, dilekçe ekinde ibraz edilen █████/2022 tarihli teftiş raporunda müflis bankanın Leasing müşterisi ... AŞ. Tarafından bankaya ödenmesi gereken taksitlerin 100.000,00 USD eksik ödendiği, buna rağmen 2005 yılında borcun tamamının ödenmiş gibi müşterinin borç kaydının kapatıldığı, borç kapatılmış göründüğünden projeye konu gayrimenkulün müşteriye devrinin gerçekleştirildiği daha sonra 2010 yılında müşteriden eksik tahsilat yapıldığının tespit edildiği ve 2010 tarihli ayrı teftiş raporu ile bu eksikliğin raporlaştığı, teftiş raporunda eksik tahsilatın müşteriden tahsil edilememesi durumunda yasal süreç başlatılmasının önerildiğini, 2010-2012 döneminde denetim komitesi üyesi olan şüphelilerin riskin tahsili ve yasal süreç başlatılması yönünde banka yönetim kuruluna ve genel müdürlüğün ilgili bölümlerine bilgi vermediklerini, bu durumun 5411 sayılı kanun ve ilgili yönetmelikte banka denetim komitesine yüklenen yükümlülüklere aykırı olduğu, aradan geçen süreçte müşteri şirketin KHK ile kapatıldığı, mal varlığının Maliye Hazinesi'ne devredildiğini, banka alacağının müşteriden tahsil imkanının kalmadığını, banka zararından şüphelilerin sorumlu olduklarının teftiş raporunda tespit edildiğini, müflis banka müşterisi olan ... AŞ'nin kamuoyunda ... olarak bilinen okulların sahibi olduğunu, açık kaynaklarda bu okul ve kurucu ortaklarının hakkında FETÖ/PDY örgüt üyeliğine ilişkin çok sayıda habere rastlanıldığını, şirketin kurucularından ..., ... ve ...'in aynı zamanda müflis bankanın kurucu ortaklarından olduğunu, ... 1. Sulh Ceza hakimlerinin ... tarihli... sayılı kararı ile ... AŞ'ye kayyım atandığını ve 667 sayılı KHK ile Maliye Hazinesi'ne devredilerek firmanın sicil kaydına kapatıldığını, davalıların Yönetim Komitesi oldukları dönemde şirketin bankaya eksik ödeme yaptığını, teftiş raporuyla tespit edilmesine rağmen davalıların bu konuyu Banka Yönetim Kurulu gündemine getirmeyerek ve bankanın ilgili bölümlerinin hukuki süreçleri başlatmalarını sağlamayarak bankanın zarara uğramasına neden olduklarını, bu durumun █████/2022 tarihli Teftiş Raporu'nda detaylı olarak belirtildiğini, yine █████/2010 tarihli Teftiş Raporu'nda bu durumun açıklandığını, █████/2010 tarihli Teftiş Raporu'nda konuyla ilgili ilk raporun █████/2010 tarihinde Teftiş Kurulu Başkanı ... tarafından banka sistemi Teftiş Kurulu Başkanlığı Modülü üzerinden davalılara gönderildiğini, davalıların Teftiş Raporu'nu Yönetim Kurulu gündemine getirmemelerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 24. , 108. , 160. , TTK'nın 369/1. , TTK'nın 553. Maddelerine ve Mülga Bankaların İç Sistemleri Hakkında Yönetmelik'in 7/1 ve 7/2 maddelerine aykırılık teşkil ettiği, davalıların eylemlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160. Maddesi kapsamında zimmet suçunu oluşturduğundan davalılar hakkında şikayette bulunulduğunu,...Cumhuriyet Başsavcılığının ... Sayılı soruşturma dosyasının derdest olduğunun, █████/2022 tarihi itibari ile müflis bankanın 100.000,00 USD asıl olmak, 194.938,62 USD işlemiş faiz, 134.09 TL noter masrafı olmak üzere 294.938,62 USD zararının oluştuğu, ... AŞ'nin KHK ile kapatıldığı, mal varlıklarının hazineye devredildiği, borçların teminatı için banka lehine tesis edilen ipoteklerin Maliye Hazinesi lehine terkin edildiğini, bu nedenle banka zararının tahsil imkanının kalmadığını, banka zararının dava tarihi itibari ile 297.854,11 USD'ye ve 134,09 TL'ye ulaştığını , banka zararının dava tarihinden itibaren bankalarca mevduat hesaplarında uygulanan en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalılardan ... vekili süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde özetle : Müvekkilinin arabuluculuk görüşmesine davet edilmediğini, müvekkili hakkında FETÖ/PDY soruşturması bulunmadığını, davacının iddiasının 2004 yılında müşterisinden yaptığı bir tahsilatın muhasebe fişinin silindiği ve mükerrer tahsil gibi işlendiği ve bunun 2010 yılında fark edilmesine rağmen denetim komitesinin konuyu yönetim kuruluna taşımadığı yönünde olduğu ve zarardan hatayı yapan yerine Denetim Komitesi'nin sorumluğu tuttuğunun anlaşıldığını ve bu müvekkilin dava konusu işlemi hatırlamadığını ve kullanılan krediler ile ilgili bir bilgi ve belgeye sahip olmadığını, müvekkilinin fiili ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı, sözde zararın muhasebe kaydını silen çalışanın işlem hatası sebebi ile meydana geldiğini, Log Kaydı tutulmadığından işlemi kimin yaptığının ve yöneticisinin tespit edilemediğini belirttiğini, müvekkilinin işlem tarihinde banka çalışanı olmadığını, muhasebe hatasının gerçekleştiği tarihte Denetim Komitesi üyesi de olmadığını, hatadan 6 yıl sonra görevde olan Denetim Komitesi'nin yönetim kuruluna bilgi vermediği iddiasının abes olduğunu, 2004 yılında yapılan muhasebe hatasını ortaya çıkaranların müvekkilinin de üyesi olduğu, denetim komitesi olduğu, bu durumun tebrik gerektirdiğini, sorumluluk yüklenmesinin mantığa uygun olmadığını, teftiş kurulunun denetim komitesine bağlı bir birim olarak çalıştığını, teftiş kurulu raporunun yalnız denetim komitesine değil yönetim kurulu genel müdür ve denetlenen bölümün müdürüne de gönderildiğini, bankanın teftiş raporuna istinaden işlem yapmış olabileceğini, buna dair ellerinde bilgi bulunmadığını, teftiş kurulu ve denetim komitesinin tüm yazışmalarının temini gerektiğini, kredi teminatında iyi paketler olduğu belirtildiğinden bu işlem sebebi ile bankanın zarara uğramasının mümkün olmadığını, davacının muhasebe hatasını düzelterek kredi teminatından alacağını alamamasının kendi kusuru olduğunu, davalının öncelikle zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, zararın doğum tarihinin 2004 yılı olduğu gözetildiğinde ceza zamanaşımının dolduğunu, davacının HMK 84/B maddesi gereği teminatı yatırması gerektiği, teftiş raporunun kabul edilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesini iddia ve talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle: Arabuluculuk görüşmesinin usulüne uygun şekilde gerçekleşmediğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, zararı meydana getirilen kişilerin sorumlu tutulması gerektiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin uzun yıllar bankacılık sektöründe bilinen ve uzman bilirkişi düzeyinde bilgi sahibi olan bir kişi olduğunu, birçok bankanın kurulması ve büyümesinde etkin görevlerde bulunduğunu, müvekkilinin uzman görüşü olarak savunmasının aynen dilekçeye alındığını, buna göre ülkemizde 2002 yılı öncesi bankaların teftiş kurulu başkanlıklarının doğrudan Banka Genel Müdürü'ne bağlı olduğunu, ...'nın iç sistemler yönetmeliği ile Banka Teftiş Kurulları'nın banka yönetim-denetim Komitesi'ne bağlandığını, bu düzenleme ile banka müdürlerinin teftiş raporlarına ve soruşturma raporlarına müdahalesinin engellenmeye başlanılmasını, bankaların iç sistemler hakkındaki yönetmelik ile bankalarda ikili bir yapı oluşturmanın amaçlandığını, bankanın bir tarafında genel müdür yönetiminde, genel müdür yardımcıları ile ilgili icra başkanlığı, diğer tarafında ise denetim unsurlarının yani teftiş kurulu başkanlığı iç kontrol merkezi ve risk yönetimi başkanlığının doğrudan bağlı olduğu iki yönetim kurulu üyesinden oluşan denetim komitesi bulunduğunu, dava konusu olayla ilgili gecikmeli de olsa teftiş kurulu başkanlığının olayı raporladığını ve olayı denetim komitesi ile birlikte genel müdüre ilgili genel müdürü yardımcılığına ve ilgili birimlere ilettiğini, yapılması gerekenin genel müdürü tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini, 100.000,00 USD eksik tahsilatın yapılması halinde firma nezdinde gerekli girişimlerde bulunarak çözüme kavuşturacak tarafın denetim komitesi üyesi olmadığını, girişinde olması gereken tarafın genel müdür ve icra-i ekibi olduğunu, bu nedenle soruşturma raporunu hazırlayan müfettişin suçlayacağı kişileri karıştırdığı, █████/2010 tarihinde soruşturma raporunda açıklandığı üzere Genel Müdür ... ile Genel Müdür Yardımcısı ... arasında e-posta üzerinden konu hakkında görüşme yapıldığını, eksik ödemeyi yapan şirketin ...'ye bağlı raporda adı geçen kişilerce ziyaret edildiğini, eksik tahsilatın ödenmesinin istenildiğini ve durumdan Genel Müdür ...'in haberdar edildiğini, bu durumun soruşturma raporundan anlaşıldığını, Genel Müdür ...'in bu durumdan bilgi sahibi olmasına rağmen sorunun çözümü konusunda aksiyon almamasının anlaşılamadığının, teftiş raporunun genel müdür ve ilgili tüm icra-i birimlerine iletilmesini sağlamak görevinin denetim komitesi sorumluluğunda olduğunu, denetim komitesinin teftiş raporunun ilgili birimlere bildirerek yasal sorumluluğunu yerine getirdiğini, genel müdürün konuyu çözememesi halinde kendisinin de üyesi olduğu yönetim kurulunun gündemine konuyu getirtmesi ve bir karar alması gerektiğini, yazılı görüşüne başvurulan bankanın eski Hukuk Müşaviri ...'nin de eksik tutarı tahsil etmek için aksiyon alması gerekenin Genel müdür yardımcısının şube, pazarlama ve operasyon birimlerinin olduğunu, bunun mümkün olmaması halinde hukuki süreçlerin başlayacağının açıklamasından ilgili birimlerin sorumlu olduğunun anlaşıldığını, denetim komitesi üyelerinin bu konuda pasif tarafta olduğunu, sorunu çözecek tarafın genel müdür ve yönetimindeki icrai birimler olduğunu, konunun teftiş kurulu tarafından rapora bağlanmamış olması halinde denetim komitesi üyelerinin sorumluluklarını yerine getirmediğinin söylenebileceğini, zarardan sorumlu olanların icrai takibat yapacak genel müdür ve yardımcı olduğunu, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.Davalılar, arabuluculuk görüşmelerinin usulüne uygun yürütülmediğini iddia etmiş; arabuluculuk son tutanağının ibraz edilmiş olması karşısında dava şartına ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek yargılamaya devam edilmiştir.... Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak █████/2012 tarihli yönetim kurulu kararından █████/2015 tarihli yönetim kurulu kararına kadar müflis bankanın tüm yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının örnekleri ile banka sicil kayıtları dosya içine celp edilmiş, banka yönetim kurulu kararlarında dava konusu olaya ilişkin bilgilendirme ve yasal takibe geçilme ile ilgili alınmış bir kararın bulunmadığı görülmüştür.... Bankası AŞ. Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın ... tarihli ... sayılı inceleme raporunda; ... Şubesi kredili müşterilerinden ... hesap nolu ... AŞ'nin ...'nin █████/2000 tarihinde gayrimenkul alımı için düzenlendiği, geri ödeme planında proje vadesinin 5 yıl toplam taksit tutarının 5.5 milyon USD her yıl için 1.1 milyon USD olarak belirlenmesine rağmen taksitlerin gecikmeli olarak tahsil edildiğini, proje riskinin kapanması üzerine gayrimenkulün █████/2005 tarihinde anılan şirkete devredildiği, firmanın proje taksitleri için hesabından 5.4 milyon USD çıkış olmasına rağmen ödeme tutarının ... ekranından 5.5 USD olarak göründüğü, █████/2004 tarihinde 100.000 USD olarak yapılmış görünen ödemenin hesap hareketlerinde karşılığının bulunmadığı, 100.000 USD karşılığının █████/2015 tarihinden itibaren firma borcu olarak kalmaya devam ettiği, firma hesabında █████/2004 tarihinde herhangi bir hareket olmamasına rağmen banka ekranında 100.000 USD tahsilat görünmesi ile ilgili yapılan incelemelerde ... Personeli ...'nin operatör kodu ile █████/2004 tarihinde firma hesabına gelen 100.000 USD'nin █████/2004 vadeli taksit için tahsil edildiği, sonrasında ise muhasebe fişinin kayıtlardan silindiği, firmanın hesabındaki bakiyenin 100.000 USD arttığı, muhasebe fişinin kayıtlardan silinmesine rağmen ... ekranındaki █████/2004 tarihli 100.000 USD tutarlı tahsilat kaydının silinmediği, işlemin yapıldığı tarihte fiş silme işlemlerinin log kaydı tutulmaması sebebi ile kim tarafından yapıldığının tespit edilemediği, işlemle ilgili görevli personel ...'nin konu ile ilgili alınan yazılı beyanında bazı zamanlarda firmaların acilen yatması gereken ödemeler olması gerekçesi ile firmalardan o gün içinde Leasing taksidi için tahsil edilen tutarın iadesinin talep edilebildiğini, bu hususların yöneticileri tarafından kendilerine iletildiğini ve verilen fiş silme yetkisi ile ilgili işlemi iptal ettiklerini bildirdiğini, yine silme işlemini yapan personelin karar alma yetkisinin bulunmadığını talimatın yöneticiler tarafından verildiğini beyan ettiğini, raporda devamla eksik ödemenin █████/2004 tarihinde yapılan 100.000 USD'lik taksit ödeme işleminin iptal edilerek banka sisteminden silinmesine rağmen taksit tahsilat işlemlerinin izlendiği ... ekranında şirketin 100.000 USD'lik taksit ödemesini yapmış gözükmesinden kaynaklı olarak hukuki sürecin başlatılmasının uygun olacağının belirtildiği anlaşılmıştır.... tarafından düzenlenen █████/2013 tarihli ... sayılı kredi değerlendirme raporunda firmanın vadesi gelen taksitlerinde gecikme bulunmadığı belirtilmiştir. █████/2022 tarihli ... nolu Müflis Banka Teftiş Kurulu Başkanlığı soruşturma raporunda özetle: ...AŞ'nin kullanmış olduğu Leasing Kredisi ile ilgili 100.000 USD tutarlı eksik tahsilata ilişkin ...tarihli Teftiş Kurulu Başkanlığı İnceleme Raporu'nun düzenlendiği, raporda eksik ödemeye ilişkin banka zararının şirketten tahsiline, şirketin ödemeyi yapmayı kabul etmemesi halinde hukuki sürecin başlatılmasının uygun olmadığı, banka alacağının █████/2016 tarihinde takip hesabına alındığı, banka kayıtlarında inceleme konusu leasing işleminin ... Şubesi tarafından yapıldığı ancak kredi dosyasının sırasıyla ..., ...ve ... Şubeleri'ne devredildiği, banka kayıtlarında şirket kredilerinin teminatında ...'de bulunan okul binası üzerindeki 1. Ve 2. Dereceden toplam 70 milyon TL tutarlı gayrimenkul ipoteğinin bulunduğu, █████/2014 tarihli ekspertiz raporunda değeri 17 milyon TL olarak tespit edilen gayrimenkul üzerindeki ipoteklerin 667 sayılı KHK uyarınca Hazine lehine terkin edildiği ve gayrimenkulün Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, ... AŞ'nin leasing kredisinin son taksit ödemesinin █████/2005 tarihinde yapıldığı, kredinin kapalı görünmesine rağmen muhasebe hesaplarında ödenmemiş kredi taksitinin bulunduğunun tespit edildiği, durumun e-posta yoluyla █████/2010 tarihinde...'ne gönderildiği, ...'nce durumun █████/2010 tarihinde banka lotus sistemi üzerinden Teftiş Kurulu Başkanlığına iletildiği, Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından █████/2010 tarihinde inceleme raporunun düzenlendiği, banka insan kaynakları müdürlüğünün Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın inceleme raporu ile ilgili herhangi bir disiplin komitesi kararı alınmadığı, █████/2010 tarihinde Teftiş Kurulu Başkanı ... tarafından inceleme raporunun, Banka Genel Müdürü ..., Denetim Komitesi Üyesi ..., Denetim Komitesi Üyesi ..., Genel Müdür Yardımcısı ..., Genel Müdür Yardımcısı ..., Baş Hukuk Müşaviri ..., Kredi Operasyon Müdürlüğü Birim Müdürü Adil ..., Hukuk Müşaviri .., İnsan Kaynakları Müdürü ..., Bütçe Raporlama Müdürlüğü Birim Müdürü ...'a ulaştırıldığı, olayın gerçekleştiği tarihte Krediler Operasyon Müdürlüğü Leasing servisinde görevli ... ile Bütçe ve Raporlama Müdürlüğü Dış Raporlama Servisinde görevli ... ile yapılan görüşmede █████/2010 tarihli inceleme raporunda yer alan beyanları ile paralel ifadelerde bulundukları ve hukuki süreçlerin 2015 yılına kadar başlatılmamış olmasıyla ilgili bilgileri bulunmadığıyla ilgili ifade ettikleri şirket hakkında hukuki sürecin başlatıldığı █████/2015 tarihine kadar neden beklenildiği hususunda personellere ve Eski Genel Müdür ...'e iadeli taahhütlü mektup ile sorular sorulduğu, eski Genel Müdür ...'in cevabi olarak inceleme raporunun düzenlendiği tarihten 5 ay sonra Mart 2011'de bankadaki görevinden ayrıldığını, inceleme raporunda yer alan konunun Denetim Komitesi'ne raporlanması gerektiğini, Denetim Komitesi'nin görev ve sorumluluğunun Teftiş Kurulu Başkalığı'nın raporlarında tespit edilen hususlar konusunda üst düzey yönetimin gerekli önlemleri alıp almadığını izlemek olduğunu, aynı konuda eski Yönetim Kurulu Denetim Komitesi üyesi ...'e gönderilen mektup sonucu verilen cevapta aradan uzun zaman geçmesi nedeniyle konuyu hatırlamadıklarını belirttiği, Eski Yönetim Kurulu Denetim Komitesi üyesi ...'a gönderilen mektubun adresten taşınmış olması sebebi ile Türkiye'deki son ikamet adresine gönderildiği ancak cevap alınamadığının belirtildiği, █████/2015 tarihinde şirket hakkında ... 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, şirketin █████/2016 tarihli 667 sayılı KHK ile kapatılması sonrasında banka alacağının tahsili için ....'ne başvuruda bulunulduğu, ...Defterdalık KHK İşlemleri İl Bürosu'nun talebin reddine karar verdiği, ... 11. İdare Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında idari işlemin iptali için dava açıldığı, davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz edildiği, inceleme raporu ile ilgili bir suç duyurusunda bulunulmadığı ve ceza davasının bulunmadığı, banka ile ... AŞ arasında arsa üzerinde okul binası alımı amaçlı finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereği ödemelerin tamamlandığı düşünülerek taşınmazın █████/2005 tarihinde şirkete devredildiği, █████/2010 tarihli inceleme raporunun banka sistemi üzerinden yayınlandığı █████/2010 tarihinden █████/2015 tarihine kadar eksik ödenen 100.000 USD yönünden hukuki işlemlerinin başlatılmamasına ilişkin asıl sorumluluğun 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 24. maddesi, Bankaların İç Sistemleri Hakkında Yönetmelik'in 7. Maddesi gereği kendilerine ulaşan teftiş raporu ile ilgili yönetim kurulunu bilgilendirmedikleri tahsilat eksikliği konusunda genel müdürlük departmanlarının aksiyon almalarını sağlamadıklarını devamında tahsilat olmamasına rağmen ilgili şirket hakkında hukuki işlemlere başlanması konusunda birimleri harekete geçirmedikleri unvan ve görevinin gerektirdiği şekilde hareket etmedikleri belirlenen eski Denetim Komitesi Üyeleri ... ile ...'ın zarardan müştereken sorumlu oldukları belirlenen tutarlara tahsil tarihi ne kadar işleyecek gecikme ve yapılacak masraflar da ilave edilerek sorumluluk tutarı için Bankacılık Kanunu 108/3 maddesi uyarınca eski denetim komitesi üyeleri İsmail İşbilen ile Hilagü Özcan'dan zararın tahsili için hukuki işlemlere başlanması gerektiği belirtilmiştir.Müflis Banka Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın ... tarihli ... nolu inceleme raporu, █████/2013 tarihli █████/2014 tarihli ... tarafından düzenlenen ... AŞ. Kredi değerlendirme raporları ve ...tarihli ... nolu Müflis Banka Teftiş Kurulu Başkanlığı soruşturma raporu dosya içine celp edilmiş, müflis bankanın █████/2010-█████/2015 tarih aralığındaki yönetim kurulu kararları dosya içine celp edilmiş, davalıların zarardan sorumlu olup olmadıkları, tahsilat kaydının silinmesine ilişkin eylemlerin banka yönetim kuruluna bildirilmesi yükümlülüğünün hangi tarihe kadar devam ettiği, bankanın bu sebeple uğradığı zarar miktarı dava tarihi itibariyle ne kadar olduğu konusunda banka kayıtlarında yerinde inceleme yaparak rapor düzenlenmesi ve dosya bir bankacı bilirkişi, bir şirketler hukukunda uzman bilirkişi ve bir bankalar yeminli murakıbı bilirkişiden oluşan heyete tevdii edilmiş, bilirkişiler █████/2024 tarihli raporda özetle: Banka ile ... AŞ ile arasında █████/2000 tarihli Leasing Sözleşmesi'nin imzalandığı, ödeme planına göre toplam 6.435.643 USD'nin her yıl Ağustos Ayı'nın 9'u olmak üzere 5 eşit taksidinin bölündüğü, sözleşme kapsamındaki ödemelerin düzensiz ve geç yapıldığı, son ödemenin █████/2005 tarihinde yapıldığı, davalı ...'in █████/2010 tarihli Genel Kurulu Kararı ile Yönetim Kurulu Üyesi'nin görevlendirildiği davalı ...'in Yönetim kurulu/Denetim Komitesi üyeliğinin █████/2012 tarihinde istifa ile sona erdiği, davalı ...'ın █████/2010 tarihli karar ile yönetim kurulu üyesi olarak atandığı, davalının yönetim kurulu/denetim komitesi üyeliğinin █████/2012 tarihinde istifa yolu ile sona erdiği, davalıların görevde bulundukları dönemde yürürlükte bulunan eski TTK madde 309/4 uyarınca tazminat isteme hakkının; davacının zararı ve sorumlu olduğu kimsenin öğrendikten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı fiilin ceza zamanaşımı süresinin daha uzun olması halinde tazminat davasına da o zaman aşımının uygulanacağının düzenlendiğini, dava konusu zararın ve sorumluların █████/2022 tarihli soruşturma raporuyla öğrenildiği bu nedenle dava zamanaşımı süresinin dolmadığı, yönetim kurulu üyesinin ihmali davranışının devam ettiği sürece zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağına dair Yargıtay Kararları'nın mevcut olduğu, bu durumda 5 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcının davalıların görevlerinin bittiği █████/2012 tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği, dava konusu fiillerin cezayı gerektiren fiillerden olup olmadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, Bankacılık Kanunu 141. Maddesi uyarınca fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, zamanaşımının dolup dolmadığının takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, eski TTK madde 336/1-5 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davalarında tazminata hükmedilebilmesi için hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı şartlarının gerçekleşmiş olması gerektiği, Yargıtay'ın usulsüz kredi kullandırılmasından dolayı yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davalarına ilişkin bazı kararlarında alacağın tahsil kabiliyetinin bulunup bulunmadığının önem arz etmediği, banka görevlilerinin yükümlülüklerini ihmal ederek kredi kullandırması ve bu kredilerin geri ödenmemesi halinde doğrudan yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidebileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... sayılı █████/2014 tarihli kararının bu yönde olduğu, Yargıtay kararları ışığında dava konusu zararın kapatılan şirketten olacak alacakların tahsili için İdare'ye başvurulmuş olması ve başvurunun reddi kararının istinaf edilmesi ile ilgili durumun zarar şartına etkisinin mahkemece değerlendirilmesi gerektiği, Eski TTK 321 maddesi uyarınca idare meclisi azalarının şirket işlerinde gösterecekleri dikkat ve basiret hakkında Borçlar Kanunu'nun 528/2 Maddesinin tatbik olunacağı, 818 sayılı Borçlar Kanunu 528. Maddesi'nin " şeriklerden her biri şirket işlerinde mutat vechile gösterdiği ikdam ve ihtimamı sarf etmeye mecburdur. Diğer şeriklere karşı kendi kusuru ile sebebiyet verdiği zararları şirkete diğer işlerde temin ettiği, menfaatler ile mahsup ettirmeye hakkı olmaksızın tazmin ile mükelleftir. Şirket işlerini ücretle idare eden şerik tıpkı bir vekil gibi mesul olur." şeklinde düzenlendiğini, Bankacılık Kanunu 24. Maddesinde Denetim Komitesi'nde görevlerinin ifası ile ilgili düzenli raporlar alarak bankanın faaliyetlerinin güven içinde yürütülmesini olumsuz etkileyebilecek hususların bulunması halinde bunları yönetim kuruluna bildirmekle yükümlü olduğu, bankaların iç sistemleri hakkında yönetmelikte değişiklik yapılmasına dair █████/2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik ile Mülga Bankaların İç Denetim ve Risk Yönetimi Sistemleri hakkında yönetmelik madde 7. uyarınca Denetim Komitesi'nin görevlerinin açıklandığı, İç sistemler Yönetmeliği 22. Maddesinde iç denetim görevinin açıklandığı, yine aynı yönetmeliğin 31. Maddesinde İç Denetim Raporları'nın İç Denetim Birimi, Müfettişler aracılığıyla Denetim Komitesi'ne ve Yönetim Kurulu'na ulaştırmakla yükümlü olduğunun açıklandığı, Bankacılık Kanunu 32/2 maddesi uyarınca İç Denetim Raporu'nun en az 3'er aylık dönemler itibari ile Denetim Komitesi aracılığıyla Yönetim Kurulu'na tevdiinin zorunlu olduğunun, dosyaya sunulan Soruşturma Raporu'nun CD içerisinde ve davalılara gönderilen mektuplarda Denetim Komitesi Yönetmeliği'nden bahsettiğini ancak dava dosyası içine sunulmadığını, mevduat hükümleri incelendiğinde Denetim Komitesi'nin görevinin banka içindeki İç Kontrol, Disk Yönetimi ve İç Denetim Sistemleri'nin işlerliğinin sağlanması, bununla görevlendirilenlerin gözetimi, iç sistemlerdeki aksaklıkların giderilmesi veya bunların iyileştirilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak olduğu, denetim komitesinin icrai görev yetkisinin bulunmadığı, iç denetimle görevli Teftiş Kurulu'nun amiri olmadığı, görev ve yetkisinin gözetim, denetim ve eşgüdüm üçgeninde olduğu, bu kapsamda █████/2010 tarihli inceleme raporunun Yönetim Kurulu'na iletilmesi bakımından Denetim Komitesi'nin sorumluluğunun banka iç sistemindeki log kayıtlarının tutulmamasından, fişlerin silinmesinden ve risklerin bildirilmesine ilişkin olduğu, İç Sistemler Yönetmeliği'ne göre teftiş raporlarından Teftiş Kurulu'na sunulması gerektiği, davalıların Yönetim Kurulu'na bilgi verdiklerine dair belgeye rastlanılmadığı, inceleme raporunun davalılara ve dava dışı personellere █████/2010 tarihli iş emri ile ulaştırıldığı, ... AŞ'nin eksik taksit borcunu kabul ettiği ancak ödeme yapmadığı, şirket ile yapılan son yazışmanın █████/2012 tarihli e-posta olduğu, █████/2015 tarihine kadar alacağın tahsiline ilişkin işlem yapılmadığı, Eski TTK 338 maddesi uyarınca sorumlular aleyhine kusur karinesi getirildiği, kusuru olmadığını ileri sürenlerin ancak bunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilecekleri davalıların kusursuz olduklarını ispat etmemiş sayılabilecekleri bu nedenle zararın tamamından sorumlu oldukları kabul edilebileceği, davacı zarara 100.000 USD'nin gecikme faizinin hangi tarihten itibaren hesaplandığının anlaşılamadığı, yine 134,09 TL noter masrafının hangi sebepten kaynaklandığı anlaşılamadığı, davalıların kusursuz olduklarını ispat edememeleri sebebi ile zararın tamamından sorumlu oldukları yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır. Emsal Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... K. sayılı kararında belirtildiği üzere dava konusu alacağın Fon alacağı olduğu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 141.maddesinde yer alan 20 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibari ile dolmadığı anlaşılmakla davalıların zamanaşımı itirazlarının reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte DeğerlendirildiğindeDava, banka denetim komitesi üyesi davalılardan banka zararının tahsili istemine ilişkindir.Müflis Banka ile ... A.Ş arasında .... 4.Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye sayılı Finansal Kiralama Sözleşmesi imzalandığı, ödeme planına göre toplam 6.435.643 USD'nin her yıl Ağustos ayı'nın 9'u olmak üzere 5 eşit taksitte ödeneceğinin kararlaştırıldığı, ... A.Ş tarafından ödemelerin düzensiz ve geç yapıldığı, son ödemenin █████/2005 tarihinde yapıldığı, █████/2004 tarihinde ... A.Ş 'nin hesabına gelen 100.000 USD'nin leasing kredisinden kaynaklı █████/2004 vadeli taksit için tahsil edildiği, sonrasında ise muhasebe fişinin kayıtlardan silindiği, firmanın hesabındaki bakiyenin 100.000 USD arttığı, muhasebe fişinin kayıtlardan silinmesine rağmen ... ekranındaki █████/2004 tarihli 100.000 USD tutarlı tahsilat kaydının silinmediği, işlemin yapıldığı tarihte fiş silme işlemlerinin log kaydı tutulmaması sebebi ile kim tarafından yapıldığının tespit edilemediği, kredinin kapalı görünmesine rağmen muhasebe hesaplarında ödenmemiş kredi taksitinin bulunduğunun tespit edildiği, durumun e-posta yoluyla █████/2010 tarihinde ...'ne gönderildiği, Kredi Operasyon Müdürlüğü'nce durumun █████/2010 tarihinde banka lotus sistemi üzerinden Teftiş Kurulu Başkanlığına iletildiği, Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından █████/2010 tarihinde inceleme raporunun düzenlendiği, banka insan kaynakları müdürlüğünün Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın inceleme raporu ile ilgili herhangi bir disiplin komitesi kararı almadığı, █████/2010 tarihinde Teftiş Kurulu Başkanı ... tarafından inceleme raporunun, Banka Genel Müdürü ..., Denetim Komitesi Üyesi..., Denetim Komitesi Üyesi ..., Genel Müdür Yardımcısı ..., Genel Müdür Yardımcısı ..., Baş Hukuk Müşaviri ..., Kredi Operasyon Müdürlüğü Birim Müdürü ..., Hukuk Müşaviri ..., İnsan Kaynakları Müdürü ..., Bütçe Raporlama Müdürlüğü Birim Müdürü ...'a ulaştırıldığı, banka alacağının tahsili için 17.11.2015 tarihinde ... 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, şirketin ... tarihli ... sayılı KHK ile kapatılması sonrasında banka alacağının tahsili için ...Valiliği'ne başvuruda bulunulduğu, ... Valiliği Defterdalık KHK İşlemleri İl Bürosu'nun talebin reddine dair karar verdiği, ... 11. İdare Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında idari işlemin iptali için dava açıldığı, davanın reddine karar verildiği ,verilen kararın henüz kesinleşmediği ,banka zararının dava tarihi itibari ile 297.854,11 USD'ye ve 134,09 TL'ye ulaştığı ve dava tarihi itibari ile zararın karşılanmamış olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Uyuşmazlık, müflis banka kurucuları arasında yer alan (..., ...ve ...) kişilerin ortaklıklarının bulunduğu ... A.Ş' tahsis edilen leasing kredisinin 100.000 USD tutarlı bir taksidinin tahsil edilmesinden sonra muhasebe fişinin kayıtlardan silinmesi, müşteri şirket hesabındaki bakiyenin 100.000 USD artması , muhasebe fişinin kayıtlardan silinmesine rağmen ... ekranındaki █████/2004 tarihli 100.000 USD banka kredi takip sisteminde ödenmiş gibi görünmesi suretiyle oluşan eksik ödemenin, banka Teftiş Kurulu Başkanlığının █████/2010 tarihli inceleme raporunda tespit edilmesi ve banka denetim komitesi üyesi olarak görevli davalılarla birlikte genel müdürlüğe ve genel müdürlük personeline inceleme raporunun ulaştırılmasına rağmen hukuki sürecin başlatılması ve banka alacağının tahsili amacıyla çözüm üretilmesi için Yönetim Kurulu'nun durumdar haberdar edilmemesinin davalıların sorumluluğunda olup olmadığı, █████/2004 tarihinde tahsil edilmiş gibi görünen ancak tahsil edilemeyen 31.08.2004 vadeli kredi taksidinin 31.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek faizi toplamından ibaret banka zararından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olup olmadığı konularında toplanmıştır.Dava tarihi itibari ile ve de davalıların görevlerinin gereklerine aykırı olarak hareket ettikleri iddia edilen 07.10.2010 tarihi itibari ile yürülükte bulunan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 'nun " Zimmet" başlıklı 160. maddesi" Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, altı yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler.Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde faile on iki yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası verilir; ancak, adli para cezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi hâlinde mahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur.Faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bir bankanın; hukuken veya fiilen yönetim ve denetimini elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının, kredi kuruluşunun kaynaklarını, kredi kuruluşunun emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin veya başkalarının menfaatlerine kullandırmak suretiyle, kredi kuruluşunu her ne suretle olursa olsun zarara uğratmaları zimmet olarak kabul edilir. Bu fiilleri işleyenler hakkında on yıldan yirmi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur; ancak, adlî para cezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca, meydana gelen zararın müteselsilen ödettirilmesine karar verilir..." hükmünü ihtiva etmektedir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 'nun "Diğer kanunlara aykırılıklar" başlıklı 161.maddesi ise " Bu Kanuna göre suç teşkil eden hareket ve fiiller başka kanunlara görede cezayı gerektirdiği takdirde, failleri hakkında en ağır cezayı gerektiren kanun maddesi uygulanır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun sorumluluğu gerektiren hükümleri saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir.Davalılara isnat edilen fiillerin; banka içi kayıtların olağan bir denetim veya araştırma suretiyle kesin bir biçimde ortaya çıkartılabilecek durumda olduğu ve nitekim bankanın faaliyet izninin kaldırılmasından da önce basit bir denetimle (... Bankası AŞ. Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın ... tarihli...sayılı) ortaya çıkartıldığı, bu itibarla eylemin Bankacılık Kanununda tanımlanan basit zimmet suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.11.2011 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı).Burada üzerinde durulması gereken husus; ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat davası için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin ceza kanununa göre “cezayı gerektiren bir fiil” olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. 6762 sayılı TTK’nın 309/4. maddesinde, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektirmesi yeterli görülmekte, bunun dışında, fiili gerçekleştiren hakkında soruşturma yapılması ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da ceza davası açılmış olması veya mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Bundan başka fiilin kovuşturulması şikâyete bağlı bir suç teşkil edip etmemesi de önemli değildir. Zira bu husus, ceza davasının açılabilmesinin bir şartıdır. Bu bakımdan şikâyet süresinin geçirilmesinden ötürü, ceza davasının açılamamış olması, bu davaya ilişkin zamanaşımı süresinin, tazminat davasına uygulanmasına engel değildir. Ceza zamanaşımının uygulanması yönünden ise hukuk hâkiminin tazminat davasını görürken, ceza hukuku kurallarıyla ve özellikle ceza mahkemesinin zarar veren hakkında vermiş olduğu beraat veya mahkûmiyet kararıyla bağlı olup olmadığı 818 sayılı BK’nın 53. (6098 sayılı TBK’nın 74.) maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre ceza hâkimi, fiilin suç teşkil ettiğine karar vermiş, zarar vereni mahkûm etmiş ve bu karar kesinleşmişse ceza kanunlarının yorum ve uygulamasına ilişkin bu kararla hukuk hâkimi bağlı olup konuyu tekrar tartışamaz. Buna karşılık bir ceza kararı mevcut değilse hukuk hâkimi konuyu bağımsız olarak inceleyebilir.Somut olayda, banka yöneticisi ve denetim komistesi üyesi davalıların zarara neden olan pasif kalma - denetim görevini yerine getirmeme eylemlerinin ilk olarak ( 08.09.2010 tarihli teftiş raporu içeriğindeki zararın öğrenilme tarihi) 07.10.2010 tarihinde gerçekleştiği, davalıların zararı öğrenmelerine rağmen yönetim kurulunu bilgilendirmedikleri ve şirket hakkında hukuki işlemlere başlanması konusunda banka yönetim kurulunu harekete geçirmek için uyarıda bulunmadıkları iddia edildiğinden davalıların iddia edilen eylemlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160/1. maddesinde düzenlenen basit zimmet suçunu oluşturduğu ve 6762 sayılı TTK’nın 309/4. maddesi gereğince ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, 5237 sayılı TCK'nın 66.maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu, davalılara isnat edilen fiillerin aynı zamanda cezayı gerektiren fiil niteliğinde bulunması; bu fiillerle ilgili ceza davasının 15 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 6762 sayılı TTK’nın 309/4. maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan tazminat davası için de geçerli olması; davanın davalılara isnat edilen fiillerin vukuu tarihi üzerinden on beş yıl geçmeden açılmış olması karşısında, somut olayda davalıların zamanaşımı itirazları reddedilerek yargılamaya devam edilmiştir.Davalıların denetim komitesi üyesi olarak görev yaptıkları anonim şirketin aynı zamanda banka olması sebebiyle uyuşmazlığın çözümü için uygulanacak mevzuat hükümlerinden 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 24. maddesinde ''Bankaların, yönetim kurullarınca yönetim kurulunun denetim ve gözetim faaliyetlerinin yerine getirilmesine yardımcı olmak üzere denetim komitesi oluşturulur. Denetim komitesi en az iki üyeden oluşur. Denetim komitesi üyeleri icraî görevi bulunmayan yönetim kurulu üyeleri arasından seçilir. Türkiye'de şube olarak faaliyet gösteren bankalarda ise kendisine bağlı icraî mahiyette faaliyet gösteren bir birim bulunmayan müdürler kurulu üyelerinden biri görevlendirilir.Denetim komitesi üyelerinin, Kurulca belirlenen niteliklere sahip olmaları şarttır. Buna ilişkin bilgi ve belgeler atamanın yapılmasını müteakiben en geç yedi iş günü içinde Kuruma bildirilir.Denetim komitesi, yönetim kurulu adına bankanın iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemlerinin etkinliğini ve yeterliliğini, bu sistemler ile muhasebe ve raporlama sistemlerinin bu Kanun ve ilgili düzenlemeler çerçevesinde işleyişini ve üretilen bilgilerin bütünlüğünü gözetmek, bağımsız denetim kuruluşlarının yönetim kurulu tarafından seçilmesinde gerekli ön değerlendirmeleri yapmak, yönetim kurulu tarafından seçilen bağımsız denetim kuruluşlarının faaliyetlerini düzenli olarak izlemek, bu Kanun kapsamında ana ortaklık niteliğindeki kuruluşlarda, konsolide denetime tâbi kuruluşların iç denetim işlevlerinin konsolide olarak sürdürülmesini ve eşgüdümünü sağlamakla görevli ve sorumludur.Denetim komitesi, iç kontrol, iç denetim ve risk yönetimi sistemleri kapsamında oluşturulan birimlerden ve bağımsız denetim kuruluşlarından; görevlerinin ifasıyla ilgili olarak düzenli raporlar almak ve bankanın faaliyetlerinin sürekliliği ve güven içinde yürütülmesini olumsuz etkileyebilecek hususlar veya mevzuata ve iç düzenlemelere aykırılıklar bulunması hâlinde bu hususları yönetim kuruluna bildirmekle yükümlüdür.Denetim komitesi, altı aylık dönemleri aşmamak kaydıyla icra ettiği faaliyetlerin sonuçları ile bankada alınması gereken önlemlere, yapılmasına ihtiyaç duyulan uygulamalara ve bankanın faaliyetlerinin güven içinde sürdürülmesi bakımından önemli gördüğü diğer hususlara ilişkin görüşlerini yönetim kuruluna bildirmekle yükümlüdür. Denetim komitesi, bankanın tüm birimlerinden, anlaşmalı destek hizmeti kuruluşları ve bağımsız denetim kuruluşlarından bilgi ve belge almaya, bedeli banka tarafından karşılanmak suretiyle konularında ihtisas sahibi kişilerden yönetim kurulunun onayına bağlı olarak danışmanlık hizmeti sağlamaya yetkilidir. Denetim komitesinin görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usûl ve esasları yönetim kurulu tarafından düzenlenir.'' düzenlemesine yer verilmiştir.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle anonim şirket denetim kurulu üyeleri hakkında somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’da yer alan düzenlemelerin incelenmesinde yarar bulunmaktadır. 6762 sayılı TTK döneminde anonim şirketlerde denetleme kurulu, şirketin yönetim kurulu ve genel kurul gibi, zorunlu organlarından bir diğeridir; onun mevcut olmaması şirketin feshi ve tasfiyesini gerektirir. 6762 sayılı TTK’nin 347/1 maddesi gereğince denetim kurulu bir veya beşi geçememek üzere birden çok denetçi (murakıp) tarafından teşkil edilir. 6762 sayılı TTK’nin 353 ilâ 357. maddeleri arasında denetim kurulunun görevleri düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK’nin 353/1 maddesi “Murakıpların vazifeleri, şirketin iş ve muamelelerini murakabe etmektir.” hükmünü haizdir. Buna göre murakıplar, şirkette “iş ve muamele” vasfı taşıyan her hareketi incelemeye vazifeli kılınmışlardır. Anılan maddenin devamında ise bu fıkrada yer alan genel hükmün kapsamına giren sair hususlar örnekleme yoluyla tek tek sayılmıştır. 6762 sayılı TTK’nin 354. maddesi gereğince murakıplar; her yıl sonunda şirketin hâl ve durumuna ve yönetim kurulunun tanzim ettiği bilanço ile sair hesaplara ve dağıtılması teklif edilen kâr ve kazançlara müteallik şirket genel kuruluna, şahsi müşahede ve görüşlerini içeren ve adına “murakıplar raporu” denilen bir rapor vermekle yükümlüdürler. Bu raporlarında yönetim kurulunun yıl sonunda vereceği rapor ve sair evrak hakkında da mütalaalarını beyan ederler; böyle bir rapor alınmadan genel kurul bilanço hakkında bir karar veremez. Murakıplar, vazifelerini ifa esnasında yönetim işlerine ait olmak üzere öğrenecekleri noksanlık ve yolsuzlukları veya kanun yahut esas mukavele hükümlerine aykırı hareketleri, bunlardan mesul olanın üstü olan makama ve yönetim kurulu başkanına ve mühim hâllerde genel kurula ihbar ile mükelleftirler. Bundan başka denetçilere; genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi (m. 355), pay sahiplerinin veya azlığın şikâyetlerini tahkik görevi (m. 356) ve yönetim kurulu toplantılarına, müzakere ve oya katılmamak şartıyla iştirak ve lüzumlu gördükleri teklifleri gerek yönetim kurulunun gerekse genel kurulun olağanüstü toplantıları gündemine koydurma yetkisi (m. 357) verilmiştir. Ayrıca 6762 sayılı TTK’nin 341. maddesi gereğince denetçilerin şirket namına dava açma yetkisi bulunmaktadır. Görüldüğü üzere denetçilere Kanun tarafından yüklenen görev ve yetkiler gözetildiğinde 6762 sayılı TTK döneminde denetçilerin yönetim kurulunun üzerinde geniş idare ve hesap kontrolü yetkisine sahip üstün bir organ olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır (Doğanay, İsmail: Türk Ticaret Hukuku Şerhi C. I, İstanbul 2004, s. 1043). Öte yandan denetçilere Kanun ile yüklenen görev ve yetkiler kapsamında denetleme hakkı mahiyeti itibariyle pasif bir haktır. Bu hak denetçilere ortaklık ile ilgili aksaklıkları tespit etme imkânı verir; bunları düzeltme yetkisi vermez. Örneğin denetçiler yapılan bir işlemin yolsuz olduğunu veya şirket veznesinde açıklık bulunduğunu tespit etseler bile bu duruma müdahale edemezler. Denetçilerin yapabileceği şey, yolsuzluğu tespit edip bu durumu genel kurula intikalden ibarettir. Denetçilerin sorumlulukları kapsamında görevlerini ifa ederken sarf edecekleri özen derecesi 6762 sayılı TTK’nin 359. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde; “Murakıplar, kanun veya esas mukavele ile kendilerine yükletilen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen mesuldürler. Bu mesuliyet hakkında 309 ve 341 inci maddeler hükümleri tatbik olunur.” hükmünü haizdir. Buna göre denetçilerin sorumluluğu, mahiyeti itibariyle yönetim kurulu üyeleri hakkında 6762 sayılı TTK’nin 336. maddesinin 5. bendinde yer alan gerek kanunun gerek esas sözleşmenin kendilerine yüklediği vazifelerin kasten veya ihmâl neticesi olarak yapılmaması hâlinde doğan sorumluluğun aynısıdır. Dolayısıyla denetçiler de tıpkı yönetim kurulu üyeleri gibi kanun veya esas sözleşmeyle kendilerine yükletilen bir vazifeyi ihmâl ederlerse bu hususta kusursuz olduklarını ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulamazlar. Ayrıca denetçilerin sorumluluğu hakkında da yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunda olduğu gibi 6762 sayılı TTK’nin 309 ve 341. maddeleri uygulanacaktır. Denetçilerle anonim şirket arasındaki hukukî ilişki temelde vekâlet ilişkisidir. Bilindiği üzere vekâlet akdinde vekilin özen borcunun düzenlendiği 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 390. maddesi, hizmet akdine ilişkin aynı Kanun’un 321. maddesine atıf yapmaktadır. Dolayısıyla denetçilik vazifesi kabul edilmesi ile birlikte denetçi ile şirket arasında hukukî ilişki gereğince işçiler hakkındaki özen derecesinin denetçilere de uygulanacağı sonucuna ulaşılmalıdır. O hâlde denetçiler bu görevlerini iyi bir surette ifa etmekle yükümlü olup kasıt veya ihmâl ve dikkatsizlik sonucu anonim şirkete (iş sahibine) verdikleri zararlardan müteselsil sorumludurlar. Özen derecesi 818 sayılı BK’nin 321. maddesi gereğince işin mahiyet ve gereğine göre objektif ölçülerle değerlendirilecektir. Böylece aynı nitelikteki anonim şirket denetçisinin aynı somut olayda göstermesi gereken özeni göstermeyen denetçi hem davranışlarında kusurlu sayılacak hem de özen borcunu ihlâl etmiş olacaktır (Doğanay, s. 1049).Açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olayda; Banka Teftiş Kurulu Başkanlığının █████/2010 tarihli inceleme raporunun davalılara █████/2010 tarihli iş emri ile ulaştırıldığı, davalılar tarafından- kredi taksidinin banka sisteminde ödenmiş görünmesine rağmen ödenmediği tespitini içeren- inceleme raporunun banka yönetim kuruluna ulaştırılmadığı , dosya içine celpedilen banka yönetim kurulu kararlarında denetim komitesinin bilgi verdiğine dair bir karara rastlanılmadığı, davalı ...'in █████/2010 -12.03.2012 tarihleri arasında, davalı ...'ın █████/2010 - 12.03.2012 yönetim kurulu/denetim komitesi üyesi olarak görev yaptıkları, █████/2010 tarihli inceleme raporunun banka sistemi üzerinden yayınlandığı █████/2010 tarihinden █████/2015 tarihine kadar eksik ödenen 100.000 USD yönünden hukuki işlemlerinin başlatılmamasına ilişkin asıl sorumluluğun davalıların görev yaptıkları dönemde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK 321,336,338,528. maddeleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 24. Maddesi uyarınca , kendilerine ulaşan teftiş raporu ile ilgili yönetim kurulunu bilgilendirmeyen; tahsilat olmamasına rağmen ilgili şirket hakkında hukuki işlemlere başlanması konusunda Yönetim Kurulunu harekete geçirmek için uyarıda bulunmayan, denetim komitesi üyeliği görevinin gerektirdiği şekilde hareket etmeyen davalıların tahsil edilemeyen kredi borcundan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davalılar hakkında sorumluluk davası açılması için bankanın aciz vesikası almasının veya hukuki sürecin sonunu beklemesinin zorunlu olmadığı gibi aksinin düşünülmesinin bir güven kurumu olan banka çalışanları ve yöneticilerinin ileride tahsil edilme ihtimali bulunabilecek banka zararlarının hukuka aykırı eylemlerle gerçekleştirmesine izin vermek anlamına geleceği, 6762 sayılı TTK 528. maddesi uyarınca banka alacağının tahsili için ikame edilen ... 11. İdare Mahkemesi'nin ... Esas, ... K. sayılı kararının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılamayacağı, davalıların hukuka aykırı eylemleri ile zararın oluşması halinde zararın tamamından sorumluluklarına gidilmesi gerektiği emsal Yargıtay kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla banka zararı 297.854,11 USD'nin davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiş; 134,09 TL tutarlı masraf ispat edilemediğinden bu kısma yönelik talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 297.854,11 USD'nin devlet bankalarınca USD cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesine göre tahsili gereken 301.448,40 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 24.000,00 TL bilirkişi masrafı, 1.369,25 TL posta ve tebligat masrafı, 2.081,52 TL ilan masrafı olmak üzere toplam 27.450,77 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdiren 27.000,00 TL'sinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 496.647,35 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 134,09 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 7-Gider avansının kalan kısımlarının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 8-Dair, davacı vekili ...ve ..., davalı ... vekili ... ve davalı ... İşbilen vekili ...'ın yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2025 BAŞKAN ÜYE ÜYE KATİP