Anahtar kelimeler: Reklamları Aldatıcı Yazısıyla Reklam Durdurma Onuncu Gözetimi Yasağının Piyasa İnternet

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...DAVALI :...Bakanlığı/ANKARAVEKİLİ : Av. ...DAVANIN_KONUSU : İnternet üzerinden ticari faaliyette bulunan davacı tarafından, 1- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61. ve 62. maddelerinde düzenlenen aldatıcı reklam ve haksız ticari uygulama yasağının ihlal edildiğinden bahisle 104.781,00 TL idari para cezası ve reklamları durdurma cezası verilmesine ilişkin (Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı yazısıyla bildirilen) ... tarihli ve ... sayılı Reklam Kurulu kararının ve2- Anılan işlemin dayanağı █████/2015 tarih ve 29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin;a) 28. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ile 29. maddesinin birinci fıkrasının, b) "Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar" başlıklı ekinin "A - Aldatıcı Ticari Uygulamalar" başlıklı bölümünün, █████/2018 tarihli ve 30521 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik 19. maddesinin,iptali ile 3- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61. maddesinin sekizinci fıkrası ile 62. maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarının Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek itiraz yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına,karar verilmesi istenilmektedir.DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, ceza uygulanan maskenin üreticisi, toptancısı veya piyasa fiyatını belirleyenin kendisi olmadığı, üreticiler ve toptancıların ürünün fiyatına aşırı zam yaptığı, ürünün alış fiyatına, internet sitesinin komisyonu, depo ve kargo giderleri, vergi ve diğer işletme giderlerini ekleyerek satış yaptığı, satış bedelinin tamamının kendi kârı olmadığı, 86,23 TL’ye satılan üründe net kârının 16,39 TL olduğu, iddia edildiği gibi fiyat artışı yapmadığı, aksine ürün fiyatında indirime gittiği, Şubat ayında 109,00 TL’den satışa çıkan ürünün fiyatını Mart ayında önce 99,00 TL’ye sonra 90,00 TL’ye ve 86,23 TL’ye indirdiği, idarenin, fahiş fiyatı neye göre belirlediğinin, hangi ürünle kıyas yaptığının ve olması gereken fiyatın ne kadar olduğunun belli olmadığı, ceza verilen ürünün basit bez maskelerle kıyaslanamayacağı, sattığı ürünün virüse karşı etkili bir maske olmadığı, zaten kendisinin de bu yönde reklam yapmadığı, idarenin düzenleyici işlemle suç ve ceza ihdas edemeyeceği, idari yaptırım gerektiren fiilin ve uygulanacak yaptırımın kanunla belirlenmesi gerektiği, dolayısıyla Kanun’un bu konuda idareye yetki veren 61. maddesinin sekizinci fıkrası ile 62. maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarının Anayasanın 2., 7. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Covid-19 salgını ile birlikte kamuoyunun dikkatinin virüs ve etkileri üzerinde yoğunlaştığı, tüketicilerin salgın ile bireysel mücadele kaygısıyla maske, kolonya, dezenfektan gibi temel ihtiyaç haline gelen tıbbî malzemelere ve gıda maddelerine yönelik yoğun talep gösterdiği, bu talebe karşılık kimi satıcıların fiyatları maliyetlerin ötesinde arttırma yoluna gitmelerinin, arz yönünde rakiplerinin makûl fiyatlar ile ürün edinmesi ve bu ürünleri tüketicilere piyasanın normal işleyişi içinde sunmalarını engellediği, talep yönünde ise bu faaliyetlerin, tüketicilerin özellikle gelirleri ve ileriye dönük harcama beklentileri üzerinde baskı bulunan bu gibi durumlarda rasyonel biçimde fiyatların oluşmasına katkıda bulunmalarının önüne geçtiği, somut olayda davacı tarafından satışa sunulan ürünün de yüksek koruyuculu bir solunum maskesi olması sebebiyle diğer tüm maskeler gibi ciddi anlamda talep gördüğü, davacı şahsın anılan ürün gruplarının gerek arz zinciri güvenliğini gerekse fiyatlarını olumsuz biçimde etkileyecek piyasa bozucu uygulamalarda bulunduğu, mesleki özenin gereklerine aykırı olarak salgının tüketiciler nezdinde yarattığı olumsuz etkiden faydalanmak suretiyle maske fiyatını piyasa mekanizmasının normal işleyişi dışında ve tüketicinin satın alma davranışını olumsuz etkileyecek şekilde arttırdığı, davacının satışa sunduğu maskenin virüse karşı etkili olmadığı, dolayısıyla Covid-19 salgınıyla bir ilgisinin bulunmadığı iddiasının yersiz olduğu, virüs ile mücadelede yardımcı bir ürün olarak kullanılması tavsiye edilen maskelerin tek başına virüsü önleyeceğine yönelik ifadelerin tanıtımlarda kullanılmasının zaten tüketicileri yanıltıcı ve aldatıcı olduğu, buna bağlı olarak mevzuata da aykırı olduğu, Anayasaya aykırılık iddiasının yerinde olmadığı, dava konusu işlem ve düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Dava konusu █████/2015 tarih ve 29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 28. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ile 29. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemi yönünden davanın reddi; "Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar" başlıklı ekinin "A - Aldatıcı Ticari Uygulamalar" başlıklı bölümünün, █████/2018 tarihli ve 30521 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik 19. maddesinin iptali istemi yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı; Reklam Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı kararının, davacı hakkında reklam durdurma ve idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptali istemi yönünden ise dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI : ...DÜŞÜNCESİ : Dava, İnternet üzerinden ... pazaryerinde ... Maske satışına yönelik ticari faaliyette bulunan davacı tarafından, 6502 sayılı Kanun'un 61. ve 62. maddelerinin ihlal edildiğinden bahisle 104.781,00 TL idari para cezası verilmesi ve reklamların durdurulmasına ilişkin işlem ile anılan işlemin dayanağı Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin 28. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkralarının, 29. maddesinin birinci fıkrasının, Yönetmeliğin Eki; "Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar" başlıklı metnin "A-Aldatıcı Ticari Uygulamalar" bölümünün 19. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61. maddesinin sekizinci ve 62. maddesinin birinci ve dördüncü fıkrasının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Ticari reklam" başlıklı 61. maddesinde; "(1)Ticari reklam, ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır. (2) Ticari reklamların Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, doğru ve dürüst olmaları esastır. (3) Tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılamaz. (8)Ticari reklamlara ilişkin getirilecek sınırlamalar ile bu reklamlarda uyulması gereken usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir." hükmü getirilmiş, "Haksız ticari uygulamalar" başlıklı 62. maddesinde; "(1)Bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya önemli ölçüde bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilir. Özellikle aldatıcı veya saldırgan nitelikte olan uygulamalar ile yönetmelik ekinde yer alan uygulamalar haksız ticari uygulama olarak kabul edilir. Tüketiciye yönelik haksız ticari uygulamalar yasaktır. (2) Ticari uygulamanın haksız olduğunun iddia edilmesi hâlinde, ticari uygulamada bulunan, bu uygulamasının haksız ticari uygulama olmadığını ispatla yükümlüdür. (3) Haksız ticari uygulamanın reklam yoluyla gerçekleştirildiği hâllerde bu Kanunun 61 inci maddesi hükümleri uygulanır. (4)Haksız ticari uygulamaların tespit edilmesine ve bunların denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile her hâlükârda haksız ticari uygulama olarak kabul edilecek uygulamalar yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un ceza hükümlerini düzenleyen 77. maddesinin 12. fıkrasında, "Bu Kanunun 61 inci maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları hakkında durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası ve gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası uygulanır. Reklam Kurulu, ihlalin niteliğine göre bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı verebilir. Aykırılık; (...) e) İnternet aracılığı ile gerçekleşmiş ise elli bin Türk Lirası, ... idari para cezası verilir. (...), 13. fıkrasında, "Bu Kanunun 62 nci maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında haksız ticari uygulamanın üç aya kadar tedbiren durdurulması veya durdurulması yaptırımı veya beş bin Türk Lirası idari para cezası uygulanır. Kurul, ihlalin niteliğine göre bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı verebilir. İdari para cezası, aykırılık ülke genelinde gerçekleşmiş ise elli bin Türk Lirası olarak uygulanır. Aykırılığın reklam yoluyla gerçekleştirildiğinin tespiti hâlinde bu maddenin on ikinci fıkra hükümleri uygulanır." hükmü yer almıştır. Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin "Haksız ticari uygulama yasağı" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında, "Tüketiciye yönelik bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin, bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilir. Bir mal veya hizmete ilişkin tüketici işleminden önce, işlem sırasında veya işlem sonrasında haksız ticari uygulama yapılamaz.", 2. fıkrasında, "Tüketiciye yönelik ticari uygulamaların, ortalama tüketicinin bilinçli olarak karar verme yeteneğini azaltarak normal şartlar altında taraf olmayacağı bir tüketici işlemine taraf olmasına yol açması halinde, tüketicilerin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozduğu kabul edilir.", 4. fıkrasında, "29 uncu maddede yer alan aldatıcı eylemler, 30 uncu maddede yer alan aldatıcı ihmaller ve 31 inci maddede yer alan saldırgan ticari uygulamalar ile Ek’te yer alan aldatıcı ticari uygulamalar ve saldırgan ticari uygulamalar her hâlükârda haksız ticari uygulama olarak kabul edilir." kuralı getirilmiştir. Aynı Yönetmeliğin, "Aldatıcı eylemler" başlıklı, 29. maddesinin 1. fıkrasında; " Yanlış bilgi içeren veya verilen bilgiler esasen doğru olsa bile sunuluşuna dair bütün koşullar değerlendirildiğinde, ortalama tüketiciyi aldatan ya da aldatmaya elverişli olan ve bu suretle tüketicinin normal şartlar altında taraf olmayacağı bir hukuki işleme taraf olmasına yol açan ya da yol açma olasılığı bulunan ticari uygulamalar aldatıcı olarak kabul edilir. 2. fıkrasında ise; tüketicileri aldatan ya da aldatma ihtimali olan eylemlerin aldatıcı eylem olarak değerlendirileceği hususlar sıralanmış, (c) bendinde; "Bir mal veya hizmetin fiyatı, fiyatının hesaplanma yöntemi, ödeme koşulları ya da belirli bir fiyat avantajı", hususuna da yer verilmiş, 3. fıkrasında da; "Bir ticari uygulamanın, ortalama tüketicinin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya bozma ihtimali bulunması ve aşağıdaki olasılıkları içermesi halinde aldatıcı olduğu kabul edilir." kuralı getirilmiştir. Anılan Yönetmeliğin Ekinde; "Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar" belirlenmiş, metnin; "A-Aldatıcı Ticari Uygulamalar" bölümünün 19. maddesinde, "Girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen bu durumlardan etkileniyormuş gibi hareket ederek tüketiciye sunulan mal veya hizmetin satış fiyatında haklı bir gerekçe olmaksızın artış yapmak." düzenlemesine yer verilmiştir. Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulunun █████/2020 tarihli toplantısında, internet üzerinden ticari faaliyette bulunan davacının mesleki özenin gereklerine aykırı olarak, Covid-19 salgınının tüketicilerde meydana getirdiği olumsuz etkiden faydalanmak suretiyle maske fiyatını piyasa mekanizmasının normal işleyişi dışında ve tüketicinin satın alma davranışını olumsuz etkileyecek şekilde artırdığı sonucuna varılarak, 6502 sayılı Kanun ile Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğine aykırılık nedeniyle anılan Kanun'un 63. ve █████. maddeleri uyarınca 104.781,00 TL idari para cezası ve reklamların durdurulması yaptırımının uygulanmasına karar verilmiştir.Anayasa tarafından tüketiciyi koruyucu tedbirler alma görev ve sorumluluğunun gereği olarak, 6502 sayılı Kanunda, bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya önemli ölçüde bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilmiştir. Özellikle aldatıcı veya saldırgan nitelikte olan uygulamalar ile yönetmelik ekinde yer alan uygulamalar haksız ticari uygulama olarak belirlenmiştir. Tüketiciye yönelik haksız ticari uygulamalar yasaklanmış ve ticari uygulamanın mesleki özenin gereklerine uygun olmaması, talepte bulunan grubun ortalama üyesinin ekonomik davranış biçimini bozan aldatıcı nitelikte eylemler ile Yönetmelik ekinde belirlenen eylemlerin haksız ticari uygulama olduğu açıklanmıştır. Sözü edilen Yasa dayanak alınarak yapılan düzenlemede de, mesleki özenin gereklerine uymayan ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin, bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozan veya bozma ihtimali olan her türlü ticari uygulama, haksız ticari uygulama olarak tanımlanmıştır. Bu halde, Yasayla belirlenen kıstaslar esas alınmak suretiyle, uygulanırlığını sağlamaya yönelik olarak hazırlanan Yönetmeliğin 28. maddesi ile yapılan düzenleme ile Yönetmeliğin 29. maddesinde, aldatıcı eylemlerin belirlenmesine yönelik olan düzenlemede ve aldatıcı ticari uygulamaların örneklendirilmesinde üst hukuk normuna aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu bireysel işlemin incelenmesinden;Dosyada bulunan Reklam Kurulu kararı ve eklerinin incelenmesinden, COVİD-19 salgını nedeniyle tüketicilerin salgınla mücadele kapsamında maskeye artan talep üzerine bazı satıcılar tarafından maske fiyatlarının maliyetlerin ötesinde artırma yoluna gitmelerinden dolayı makul fiyatlar ile mal edinilmesi ve normal fiyatlar üzerinden tüketicilere sunulmasının engellendiği, rasyonel bir biçimde fiyatların oluşmasının önüne geçildiği saptamasında bulunulmuş, ürün fiyatının üç aylık değişimini gösteren ve alış fiyatını da gösteren bilgi ve belgeler davacıdan istenilmiş, davacı tarafından verilen cevapta; ... pazaryerinde ürünün ilk satışa çıkmasından ürünün tamamının satılıp da kapanana kadarki satışlarda ilk ürün satış fiyatının 109,00TL olarak girildiği, ancak ürün stoğunun 86,23TL den satıldığı, bu satış fiyatı üzerinden pazaryerine %19 komisyon ödendiği, bu komisyonun KDV sinin %18 olduğu, 19,33TL kesintiye uğrayarak ödeme yapıldığı, 8-10TL kargo maliyeti bulunduğu, işçilik ve işletme giderinin %10 olduğu, %15 gelir vergisi ve diğer vergilerin ödendiği, net karın yüzdelik diliminin %19 olduğu ve fahiş fiyatla satışın söz konusu olmadığı açıklamasında bulunulmuştur. Dava konusu işlemin; davacının, girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen bu değişimden etkilenmiş gibi hareket ederek tüketiciye sunduğu ürünün satış fiyatında haklı bir gerekçe olmaksızın artış yapılmak suretiyle mesleki özenin gereklerine uymadığı ve ulaştığı ortalama tüketicinin, satılan ürüne ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozduğu, dolayısıyla haksız ticari uygulamada bulunduğu tespitlerine dayandırıldığı görülmektedir.Dairemizin █████/2020 tarihli ara kararı ile taraflardan; ürün fiyatındaki değişimlerin incelenebilmesi ve karşılaştırma yapılabilmesi için dava konusu işlemin konusu olan ürünün █████/2019 tarihinden işlem tarihine kadar geçen süredeki satış fiyatlarını gösteren belgelerin sunulması istenilmiş; davalı idarece, daha önce sunulan ve dava konusu Reklam Kurulu kararının verilmesinde kullanılan alış ve satış fiyatlarına ilişkin belgelere ilave edilecek başka bir belgenin bulunmadığı cevabı verilmiş; davacı tarafından ise 2019 yılında dava konusu "..." isimli ürünü hiç satmadığı, ilk defa █████/2020 tarihinde 109,00 TL fiyatla satışa başladığı ve █████/2020 tarihine kadar farklı zamanlarda indirimler yaparak█████/2020 tarihi itibariyle ürün fiyatını 88,90 TL'ye kadar düşürdüğü, ürün fiyatında hiç artış yapmadığı yönünde cevap verilmiştir.Bu halde, davalı idarece, uyuşmazlık konusu ürünün fiyatının emsalleriyle kıyaslanmasına ya da farklı tarihlerdeki satış fiyatlarının karşılaştırılmasına imkan sağlayacak bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmadığı, haklı bir gerekçe olmaksızın ürün fiyatında artış yapılmak suretiyle mesleki özenin gereklerine uyulmadığı ve ulaştığı ortalama tüketicinin, satılan ürüne ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozduğu, dolayısıyla haksız ticari uygulamada bulunduğu tespitlerine ilişkin delillerin ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.Bu durumda, davacı adına 104.781,00 TL idari para cezası verilmesine ve reklamların durdurulmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın; dava konusu Yönetmeliğe ilişkin kısmının reddi, uygulama işlemine yönelik kısmının iptali gerektiği, düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulunun █████/2020 tarihinde yapılan toplantısında, internet üzerinden ticari faaliyette bulunan davacının, Covid-19 salgınının tüketicilerde meydana getirdiği olumsuz etkiden faydalanmak suretiyle maske fiyatını piyasa mekanizmasının normal işleyişi dışında ve tüketicinin satın alma davranışını olumsuz etkileyecek şekilde artırdığı, bunun da 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61. ve 62. maddeleri ile Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğine aykırı olduğundan bahisle, anılan Kanun'un 63. maddesi ve 77. maddesinin 13. fıkrası uyarınca 104.781,00 TL idari para ve reklamların durdurulması cezası uygulanması üzerine; davacı tarafından anılan bireysel işlem ile işlemin dayanağı olan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 28. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ile 29. maddesinin birinci fıkrasının ve anılan Yönetmeliğin "Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar" başlıklı ekinin "A - Aldatıcı Ticari Uygulamalar" bölümünün 19. maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.İNCELEME VE GEREKÇE :ESAS YÖNÜNDEN:Anayasa'ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:Anayasaya aykırılık iddiasına konu olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61. maddesinin sekizinci fıkrası ile 62. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, ticari reklamlar ile haksız ticari uygulamaların çerçevesi ve denetimine ilişkin genel ilkeler ile usul ve esasları düzenleme konusunda davalı idareye yetki veren kurallar olup; tüketicilerin korunması amacıyla ve Kanunla çizilen çerçeve içinde kalmak kaydıyla, günün koşullarına, teknolojik gelişmelere, ticari uygulamalardaki değişimlere göre sık sık değişebilecek teknik konular olduğu da dikkate alınarak tüketicileri aldatıcı ticari reklamlar ile haksız ticari uygulamaların ve denetim usullerinin belirlenmesi için idareye yetki verilmesine yönelik hükümlerde, Anayasamızın 7., 38. ve 172. maddelerine aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, bahse konu hükümlerin itiraz yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına dair davacı istemi ciddi görülmemiştir.İlgili Mevzuat:Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Tüketicilerin korunması" başlıklı 172. maddesinde, "Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder." kuralı getirilmiştir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un, dava konusu uygulama işleminin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle;"Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir." kuralına; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar." kuralına;"Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde,"(1) Bu Kanunun uygulanmasında; ...ı) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,i) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, ...k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ...ifade eder." hükmüne;"Ticari reklam" başlıklı 61. maddesinde, "(1) Ticari reklam, ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır.(2) Ticari reklamların Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, doğru ve dürüst olmaları esastır.(3) Tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılamaz....(8) Ticari reklamlara ilişkin getirilecek sınırlamalar ile bu reklamlarda uyulması gereken usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir." hükmüne; "Haksız ticari uygulamalar" başlıklı 62. maddesinde, "(1) Bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya önemli ölçüde bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilir. Özellikle aldatıcı veya saldırgan nitelikte olan uygulamalar ile yönetmelik ekinde yer alan uygulamalar haksız ticari uygulama olarak kabul edilir. Tüketiciye yönelik haksız ticari uygulamalar yasaktır.(2) Ticari uygulamanın haksız olduğunun iddia edilmesi hâlinde, ticari uygulamada bulunan, bu uygulamasının haksız ticari uygulama olmadığını ispatla yükümlüdür.(3) Haksız ticari uygulamanın reklam yoluyla gerçekleştirildiği hâllerde bu Kanunun 61 inci maddesi hükümleri uygulanır.(4) Haksız ticari uygulamaların tespit edilmesine ve bunların denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile her hâlükârda haksız ticari uygulama olarak kabul edilecek uygulamalar yönetmelikle belirlenir." hükmüne;"Reklam Kurulu" başlıklı 63. maddesinde,"(1) Ticari reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirleme ve haksız ticari uygulamalara karşı tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeleri yapma, bu hususlar çerçevesinde inceleme ve gerektiğinde denetim yapma, inceleme ve denetim sonucuna göre durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası veya gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası kararı verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu oluşturulur. Kurul tedbiren durdurma kararı verme yetkisini Reklam Kurulu Başkanına devredebilir. Kurulun kararları Bakanlıkça uygulanır. ..." hükmüne;"Ceza hükümler" başlıklı 77. maddesinde, "... (12) Bu Kanunun 61 inci maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları hakkında durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası ve gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası uygulanır. Reklam Kurulu, ihlalin niteliğine göre bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı verebilir. Aykırılık; ... e) İnternet aracılığı ile gerçekleşmiş ise elli bin Türk Lirası, ... idari para cezası verilir. ...(13) Bu Kanunun 62 nci maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında haksız ticari uygulamanın üç aya kadar tedbiren durdurulması veya durdurulması yaptırımı veya beş bin Türk Lirası idari para cezası uygulanır. Kurul, ihlalin niteliğine göre bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı verebilir. İdari para cezası, aykırılık ülke genelinde gerçekleşmiş ise elli bin Türk Lirası olarak uygulanır. Aykırılığın reklam yoluyla gerçekleştirildiğinin tespiti hâlinde bu maddenin on ikinci fıkra hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. 6502 sayılı Kanun ile verilen yetkiye dayanılarak hazırlanan ve █████/2015 tarihli, 29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin;"Amaç" başlıklı 1. maddesinde,"(1) Bu Yönetmeliğin amacı; reklam veren, reklam ajansları, mecra kuruluşları ve reklamcılık ile ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlar ile ticari uygulamada bulunanların uyması gereken ilkeleri ve bu ilkeler çerçevesinde yapılacak inceleme esaslarını belirlemek ve haksız ticari uygulamalara karşı tüketicileri korumaktır." kuralı;"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde,"(1) Bu Yönetmelik, tüketiciye yönelik her türlü ticari reklam ile haksız ticari uygulamayı kapsar." kuralı;"Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde,"(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında; ... d) Haksız ticari uygulama: Mesleki özenin gereklerine uymayan ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin, bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozan veya bozma ihtimali olan her türlü ticari uygulamayı, ...n) Ticari reklam: Ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak, bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyuruları,o) Ticari uygulamada bulunan: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla mal veya hizmet sunan veya bu kişiler adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,ö) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi,p) Tüketiciye yönelik ticari uygulama: Bir mal veya hizmetin tüketicilere tanıtımı, satışı veya tedariki ile doğrudan bağlantılı olarak ticari uygulamada bulunan tarafından gerçekleştirilen eylem, ihmal, davranış biçimi, beyan, reklam, ve pazarlama da dahilolmak üzere her türlü ticari uygulamayı,ifade eder." kuralı;"Haksız ticari uygulama yasağı" başlıklı 28. maddesinde, "(1) Tüketiciye yönelik bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine uymaması ve ulaştığı ortalama tüketicinin ya da yöneldiği grubun ortalama üyesinin, bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya bozma ihtimalinin olması durumunda haksız olduğu kabul edilir. Bir mal veya hizmete ilişkin tüketici işleminden önce, işlem sırasında veya işlem sonrasında haksız ticari uygulama yapılamaz.(2) Tüketiciye yönelik ticari uygulamaların, ortalama tüketicinin bilinçli olarak karar verme yeteneğini azaltarak normal şartlar altında taraf olmayacağı bir tüketici işlemine taraf olmasına yol açması halinde, tüketicilerin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozduğu kabul edilir....(4) 29 uncu maddede yer alan aldatıcı eylemler, 30 uncu maddede yer alan aldatıcı ihmaller ve 31 inci maddede yer alan saldırgan ticari uygulamalar ile Ek’te yer alan aldatıcı ticari uygulamalar ve saldırgan ticari uygulamalar her hâlükârda haksız ticari uygulama olarak kabul edilir." kuralı; "Aldatıcı eylemler" başlıklı 29. maddesinde, "(1) Yanlış bilgi içeren veya verilen bilgiler esasen doğru olsa bile sunuluşuna dair bütün koşullar değerlendirildiğinde, ortalama tüketiciyi aldatan ya da aldatmaya elverişli olan ve bu suretle tüketicinin normal şartlar altında taraf olmayacağı bir hukuki işleme taraf olmasına yol açan ya da yol açma olasılığı bulunan ticari uygulamalar aldatıcı olarak kabul edilir.(2) Aşağıda belirtilen hususlarda tüketicileri aldatan ya da aldatma ihtimali olan eylemler aldatıcı eylem olarak değerlendirilir: ...c) Bir mal veya hizmetin fiyatı, fiyatının hesaplanma yöntemi, ödeme koşulları ya da belirli bir fiyat avantajı,...(3) Bir ticari uygulamanın, ortalama tüketicinin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya bozma ihtimali bulunması ve aşağıdaki olasılıkları içermesi halinde aldatıcı olduğu kabul edilir:a) Rakibinin malı, hizmeti, markası veya diğer bir ayırt edici özelliği ile karışıklığa sebep olması.b) Ticari uygulamada bulunanın, bağlı olduğu meslek odaları ve benzeri kuruluşların ve varsa bunların üst kuruluşlarının, ilgili faaliyet alanına veya belirli bir ticari uygulamaya ilişkin düzenlemiş oldukları davranış kurallarında yer alan yükümlülüklerini yerine getirmemesi." kuralı;"Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar" başlıklı ekinin "A - Aldatıcı Ticari Uygulamalar" başlıklı bölümünün, █████/2018 tarihli ve 30521 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik 19. maddesinde, "Girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen bu durumlardan etkileniyormuş gibi hareket ederek tüketiciye sunulan mal veya hizmetin satış fiyatında haklı bir gerekçe olmaksızın artış yapmak." düzenlemesi yer almıştır.Bilahare, dava konusu uygulama işleminin tesis edilmesinden ve bakılan davanın açılmasından sonra █████/2022 tarihli ve 31737 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle, Yönetmeliğin “Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar” başlıklı ekinde yer alan “A-Aldatıcı Ticari Uygulamalar” başlıklı bölümündeki dava konusu 19. bent yürürlükten kaldırılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1- Dava konusu Yönetmeliğin "Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar" başlıklı ekinin "A - Aldatıcı Ticari Uygulamalar" başlıklı bölümünün, █████/2018 tarihli ve 30521 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik 19. maddesinin incelenmesi:Dava konusu Yönetmelik hükmü, █████/2022 tarihli ve 31737 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu durumda, dava konusu düzenlemenin yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, davanın konusu kalmayan bu kısmının esası hakkında karar verilmesine hukuki olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.2- Dava konusu Yönetmeliğin 28. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkralarının incelenmesi:Ticari uygulamaların ana hedefinin, muhatabı olan tüketicilerin davranışlarını etkilemek olduğu, tüketicilerin ise güvenli bir piyasa ortamında söz konusu davranışlarını doğru yönlendirme, ihtiyaçlarını karşılama, ekonomik çıkarlarını koruma, mal ve hizmetler hakkında tam ve yeterli bilgi talep etme ve bu suretle piyasada hareket etme haklarının bulunduğu açıktır. Satıcı ve sağlayıcı karşısında daha zayıf konumda bulunan tüketicilerin, aldatıcı veya saldırgan ticari uygulamalara, başka bir anlatımla haksız ticari uygulamalara ya da yaş, bilgi, tecrübe veya diğer sebeplerle özel/dezavantajlı grupta bulunan çocuk, genç ve engelli tüketicilerin fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimlerini olumsuz yönde etkileyecek ticari reklamlara maruz kalması halinde, bu durum tüketicinin ekonomik ve/veya toplumsal davranışlarının bozulmasına ve ekonomik ve kişisel menfaatlerinin zarar görmesine sebebiyet vermektedir. Bu noktada, tüketicilerin karşılaşabileceği haksız ticari uygulamalardan ya da genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ticari reklamlardan korunması için davalı idarenin bir takım tedbirler almaya, hangi ticari uygulamaların haksız, hangi ticari reklamların genel ahlaka, kamu düzenine vb. aykırı olduğunu tespit etmeye, bu konuda ikincil düzenleme yapmaya yukarıda aktarılan Anayasa ve Kanun hükümleri gereği görevli ve yetkili olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un gerekçesine bakıldığında; getirilen düzenlemeler ile tüketicinin hukuki işlem gerçekleştirmeden önce bilinçli bir şekilde karar verebilmesi sağlanarak haksız reklam ve ticari uygulamalardan korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Böylece, tüketicinin irade özerkliğinin temin edilmesi amacıyla kendini yanlış yönlendirebilecek her türlü reklam ve haksız ticari uygulama yasaklanmıştır. Bu şekilde tüketicinin kafasında uyandırılan yanlış kanaatler sonucu değil, düşünerek, tartarak, bilinçli bir şekilde satın alma kararı vererek hukuki işlem yapabilmesi sağlanmak istenmiş; reklam verenlere de dürüst rekabet ilkelerine uyma, tüketiciyi yanıltmama yükümlülüğü yüklenmiştir. Nitekim, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61. ve 62. maddelerinde, ticari reklamların, hedef kitlesi olan tüketicilerin korunması amacıyla genel nitelikleri belirlendikten sonra ticari reklamlara ilişkin getirilecek sınırlamaların, bu reklamlarda uyulması gereken usul ve esasların ve haksız ticari uygulama olarak kabul edilecek uygulamaların davalı Bakanlıkça yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.Anılan yetki kapsamında düzenlenen dava konusu Yönetmeliğin 28. maddesinin birinci fıkrasında, dayanağı 6502 sayılı Kanun'un 62. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "haksız ticari uygulama" tanımının aynısına yer verilerek, mesleki özenin gereklerine uymayan ve ortalama bir tüketicinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini bozan veyahut bozma ihtimali olan durumların "haksız ticari uygulama" olarak kabul edileceği düzenlenmiş; ayrıca bir mal veya hizmete ilişkin tüketici işleminden önce, işlem sırasında veya işlem sonrasında haksız ticari uygulama yapılamayacağı belirtilerek dayanak Kanun maddesindeki haksız ticari uygulama yasağının tüketici işlemlerinin her aşamasına şamil olduğu ifade edilip kanun koyucunun iradesi vurgulanmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, tüketiciye yönelik ticari uygulamaların, ortalama tüketicinin bilinçli olarak karar verme yeteneğini azaltarak normal şartlar altında taraf olmayacağı bir tüketici işlemine taraf olmasına yol açması halinde, tüketicilerin ekonomik davranış biçimini "önemli ölçüde bozduğu"nun kabul edileceği kurallaştırılmak suretiyle "haksız ticari uygulama" tanımının anlam ve kapsamını belirleyici, açıklayıcı bir düzenlemeye yer verilmiştir.Son olarak maddenin dördüncü fıkrasında, dayanağı 6502 sayılı Kanun'un 62. maddesinin dördüncü fıkrasıyla davalı Bakanlığa verilen yetki kullanılmak ve Kanunla çizilen çerçeveye sadık kalınmak suretiyle, tüketicilerin korunmasını teminen, "29 uncu maddede yer alan aldatıcı eylemler", "30 uncu maddede yer alan aldatıcı ihmaller", "31 inci maddede yer alan saldırgan ticari uygulamalar" ile "Ek'te yer alan aldatıcı ticari uygulamalar ve saldırgan ticari uygulamalar"ın, her halûkarda "haksız ticari uygulama" olarak kabul edileceği belirtilmiş; böylece yine "haksız ticari uygulama"ların, dolayısıyla yasaklanan fiillerin hukuki güvenlik (belirlilik, öngörülebilirlik) ilkesi doğrultusunda kapsamı açıklığa kavuşturularak Kanun hükmünün uygulamasını gösteren bir düzenleme getirilmiştir.Buna göre; dayanağı 6502 sayılı Kanun'un 62. maddesinde yer alan haksız ticari uygulama tanımının aynısına yer verip aynı maddenin devamında kendisine tanınan yetkiyi kanuni çerçevede kalmak suretiyle kullanarak haksız ticari uygulamaların kapsamı (önemli ölçüde bozma kavramının anlamı, her halûkarda haksız ticari uygulama kabul edilecek haller) ile tespitine esas ilke ve esaslara yer veren, haksız ticari uygulama yasağının tüketici işlemlerinin her aşamasında geçerli olduğunu vurgulayarak kanun koyucunun iradesini ihzar eden; kısaca mesleki özenin gereklerini, ticari etik ilkeleri, tüketici ile sağlayıcı/satıcı menfaatleri arasındaki makul dengeyi gözeterek tüketicilerin korunmasını sağlamak amacıyla getirilen ve yukarıda ifade edildiği üzere Kanun hükmünü tekrarlayan, açıklayan, uygulamasını gösteren dava konusu kurallarda üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.2- Dava konusu Yönetmeliğin 29. maddesinin birinci fıkrasının incelenmesi:Dava konusu Yönetmeliğin 29. maddesinin birinci fıkrasında, "aldatıcı eylem" tanımına yer verilmiş olup; yanlış bilgi içermesi veya doğru bilgiler içerse dahi ortalama tüketiciyi aldatması ya da aldatmaya elverişli olması nedeniyle tüketicinin normal şartlar altında taraf olmayacağı bir hukuki işleme taraf olmasına yol açan ya da yol açma olasılığı bulunan ticari uygulamalar "aldatıcı eylem" olarak tarif edilmiştir.6502 sayılı Kanun'un 62. maddesinin birinci fıkrasında, haksız ticari uygulamaların temel niteliği "ortalama tüketicinin ortalama üyesinin mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya önemli ölçüde bozma ihtimalinin bulunması" olarak kabul edilmiş, ardından özellikle "aldatıcı" nitelikteki uygulamaların haksız ticari uygulama olarak kabul edileceği ve haksız ticari uygulamaların tümüyle yasak olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.Bu durumda, dayanağı Kanun hükmünde haksız ticari uygulama olarak kabul edilen ve yasaklanan aldatıcı eylemleri, aldatmaya yönelik fiilin yanı sıra 6502 sayılı Kanun'da haksız ticari uygulamaların temel niteliği olarak belirlenen "ortalama tüketicinin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması veya bozma ihtimali bulunması" kriterini esas alarak tanımlayıp kanuni yasağın kapsamını netleştiren dava konusu kuralda, hukuka, dayanağı Kanun'un gerekçesi ile tüketicinin korunması amacına aykırılık bulunmamaktadır.3- Dava konusu bireysel işlemin incelenmesi:Dosyanın incelenmesinden; davacının bir internet sitesi üzerinden ilk olarak █████/2020 tarihinde "..." tipi bir adet maskeyi 109,00 TL bedelle satışa sunduğu ve devam eden süreçte en son 86,23 TL'ye ürünü sattığı, Ticaret Bakanlığına, davacının, söz konusu ürünün fiyatını, piyasa şartlarında normal kabul edilebilecek bir orandan çok daha yüksek bir miktarda arttırdığı ve tüketicilerin satın alma davranışını olumsuz etkileyen bu uygulamanın aldatıcı ve yanıltıcı olduğu iddiası ile yapılan bir başvuru üzerine, Reklam Kurulunca, davacı tarafından gerçekleştirilen uygulamaların incelemeye alındığı ve COVID-19 salgını ile birlikte maske, kolonya, dezenfektan gibi temel ihtiyaç haline gelen tıbbi malzemelere yoğun talep oluştuğu, kimi satıcıların fiyatlarını maliyetlerin ötesinde arttırdığı, tüketiciler nezdinde bu ürünlere aşırı talep olması durumunda, ilerleyen süreçte teminlerinin zorlaşacağı veya aşırı pahalı olabilecekleri şeklinde intiba uyandırıldığı, bu haliyle mesleki özenin gereklerine aykırı olarak salgının tüketiciler nezdinde yarattığı olumsuz etkiden faydalanmak suretiyle söz konusu ürünlerin fiyatlarını piyasa mekanizmasının normal işleyişi dışında ve tüketicinin satın alma davranışını olumsuz etkileyecek şekilde arttırılmasının mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle davacının satışını yaptığı maskenin reklamının durdurulmasına ve davacıya idari para cezası uygulanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, ilk olarak 2019 yılının Aralık ayında ortaya çıkan ve 2020 yılının Ocak ayından itibaren dünya genelinde yaygın hâle gelen COVID-19 hastalığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından "pandemi" olarak ilan edilmiş, ülkemizde de ilk vaka █████/2020 tarihinde tespit edilmiştir. Bu günden itibaren, tüketicilerde, maske, dezenfektan, kolonya gibi hastalıktan korunmaya yarayacak ürünlere ulaşma ihtimalinin azalacağı veya çok daha yüksek fiyatlara satılacağı endişesi oluşmuş ve bu nedenle söz konusu ürünlere talep ciddi anlamda artmıştır. Bu talebin sonucu olarak da satıcılar tarafından normal koşullardan yüksek fiyatla bu ürünlerin satılması, halihazırda hastalığın endişesi ile hayatına devam etmeye çalışan tüketicilerin, satın alma davranışlarını olumsuz etkilemiştir.Dava konusu olayda da, davacının satışını yaptığı "..." tipi maske de halk arasında COVİD-19 salgın hastalığına karşı yüksek oranda koruyuculuğu olduğuna inanılan ve bu nedenle de talebi yaygın olan bir üründür. Öncesinde bu ürünle ilgili bir satışı bulunmayan davacı tarafından, hastalık henüz ülkemizde görülmese de dünya genelinde yaygınlaştığı tarihlerde, █████/2020 tarihinde 109,00 TL bedelle satışa sunulmuş ve davacı hakkında mesleki özenin gereklerine aykırı hareket ederek tüketicilerin satın alma davranışını olumsuz etkilediği kanaatiyle dava konusu işlemler uygulanmıştır.Somut uyuşmazlıkta, Reklam Kurulu tarafından dava konusu işlemler tesis edilmeden önce davacının, Ticaret Bakanlığına yapılan başvuruda yer alan iddiaya ilişkin savunmasının alındığı, bu savunmada, bir adedi 30,13 TL olan maskeden 1000 adet satın alındığı, en son satış fiyatı olan 86,23 TL ile arasındaki farkın da depolama, nakliye hizmeti, kargo bedeli, işletme giderleri, vergiler ve ürünün satıldığı internet sitesine ödenen komisyon bedeli gibi giderlerden kaynaklandığını belirterek birtakım fatura ve makbuzların sunulduğu görülmektedir.Dosya bir bütün olarak incelendiğinde; gider olarak gösterilen kalemlere ilişkin sunulan faturalardan davacının hangi hizmet için ne kadar masrafı olduğunun ve bu masrafın bir adet maskeye yansıyan bedelinin ne olduğunun net olarak açıklanamadığı, davacı tarafından bir gider hesabı yapılmakla birlikte bu hesaplamanın, kargo bedelini kendisinin karşıladığını belirterek her bir maske için iade ihtimali de bulunduğundan bahisle 12,00 TL masraf hesaplanması ya da internet sitesine her ürün için tek tek komisyon bedeli ödeniyormuş gibi her bir maske için 19,33 TL bedelin gider yazılması gibi, 1000 adet maske için düzenlenen faturalar dışında bir veriye dayanmayan, afaki değerlendirmeler içerdiği ve aradaki farka ilişkin maliyet hesabının ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, 6502 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen 62. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ispat yükümlülüğü bulunan davacının, 30,13 TL bedelle satın aldığı maskeyi en son 86,23 TL'ye satışına ilişkin tüketicinin satın alma davranışını olumsuz yönde etkilediği yönündeki şikayeti bertaraf edecek somut verileri ortaya koyamadığı, bu haliyle anılan Kanun'un 61 ve 62. maddeleri kapsamında salgın sürecinde mesleki özenin gereklerine aykırı olarak tüketicilerin satın alma davranışını olumsuz etkileyerek haksız ticari uygulamada bulunduğu sonucuna varılmaktadır.Bu itibarla, dava konusu █████/2020 tarihli ve 295 sayılı Reklam Kurulu kararının, davacı hakkında reklam durdurma ve idari para cezası verilmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. █████/2015 tarih ve 29232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin;a) 28. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ile 29. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oybirliğiyle, b) "Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar" başlıklı ekinin "A - Aldatıcı Ticari Uygulamalar" başlıklı bölümünün, █████/2018 tarihli ve 30521 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik 19. maddesinin iptali istemi yönünden dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oybirliğiyle,2. Reklam Kurulunun... tarihli ve ... sayılı kararının, davacı hakkında reklam durdurma ve idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE oyçokluğuyla,3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 2/3'ü olan ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 1/3'ü olan... TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, yine ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,6. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2024 tarihinde karar verildi. (X)-KARŞI OY : Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulunun █████/2020 tarihinde yapılan toplantısında, internet üzerinden ticari faaliyette bulunan davacının, Covid-19 salgınının tüketicilerde meydana getirdiği olumsuz etkiden faydalanmak suretiyle maske fiyatını piyasa mekanizmasının normal işleyişi dışında ve tüketicinin satın alma davranışını olumsuz etkileyecek şekilde artırdığı, bunun da 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 61. ve 62. maddeleri ile Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğine aykırı olduğundan bahisle, anılan Kanun'un 63. maddesi ve 77. maddesinin 13. fıkrası uyarınca 104.781,00 TL idari para ve reklamların durdurulması cezası uygulanması üzerine; davacı tarafından anılan bireysel işlem ile işlemin dayanağı olan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 28. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ile 29. maddesinin birinci fıkrasının ve anılan Yönetmeliğin "Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar" başlıklı ekinin "A - Aldatıcı Ticari Uygulamalar" bölümünün 19. maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.Dairemiz kararında belirtildiği gibi, dava konusu Yönetmelik kurallarında, dayanağı Kanuna, tüketicinin korunması amacına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Dava konusu uygulama işlemine gelince;Öncelikle belirtmek gerekir ki, her ne kadar dava konusu... tarihli ve ... sayılı Reklam Kurulu kararı ile bu kararın bildirimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü yazısında, 6502 sayılı Kanun'un aldatıcı reklam yasağını düzenleyen 61. maddesine yer verilerek nihayetinde davacıya reklam durdurma cezası uygulanmış ise de, esasen davacının herhangi bir mecrada anılan Kanun maddesinde tanımlanan ticari bir reklamının bulunmadığı, yalnızca elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı tarafından sağlanan elektronik ticaret ortamında (...) "..." tipi maskenin satışını gerçekleştirdiği, nitekim davalı idarenin de bireysel işlemin dayanağı olarak Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin "Haksız Ticari Uygulamalar" başlıklı kısmında yer alan 28. ve 29. maddelerini gösterdiği, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta "aldatıcı reklam"ın değil, "aldatıcı ticari uygulama"nın söz konusu olduğu; bununla birlikte uygulama işleminde 6502 sayılı Kanun'un haksız ticari uygulama yasağını düzenleyen 62. maddesine de yer verildiği ve 6502 sayılı Kanun'un 77. maddesinin onüçüncü fıkrası uyarınca Reklam Kurulunun aynı zamanda haksız ticari uygulamayı durdurma yetkisine de sahip olduğu dikkate alındığında, dava konusu uygulama işleminde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.Diğer taraftan, dosyada bulunan Reklam Kurulu kararı ve eklerinin incelenmesinden; dava konusu işlemin; davacının, girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen bu değişimden etkilenmiş gibi hareket ederek tüketiciye sunduğu ürünün satış fiyatında haklı bir gerekçe olmaksızın artış yapmak suretiyle mesleki özenin gereklerine uymadığı ve ulaştığı ortalama tüketicinin, satılan ürüne ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozduğu, dolayısıyla haksız ticari uygulamada bulunduğu tespitlerine dayandırıldığı görülmektedir.Dairemizin █████/2020 tarihli ara kararı ile taraflardan; ürün fiyatındaki değişimlerin incelenebilmesi ve karşılaştırma yapılabilmesi için dava konusu işlemin konusu olan ürünün █████/2019 tarihinden işlem tarihine kadar geçen süredeki satış fiyatlarını gösteren belgelerin sunulması istenilmiş; davalı idarece, daha önce sunulan ve dava konusu Reklam Kurulu kararının verilmesinde kullanılan alış ve satış fiyatlarına ilişkin belgelere ilave edilecek başka bir belgenin bulunmadığı cevabı verilmiş; davacı tarafından ise, 2019 yılında dava konusu "..." isimli ürünü hiç satmadığı, ilk defa █████/2020 tarihinde 109,00 TL fiyatla satışa başladığı ve █████/2020 tarihine kadar farklı zamanlarda indirimler yaparak ürün fiyatını 88,90 TL'ye kadar düşürdüğü, ürün fiyatında hiç artış yapmadığı yönünde cevap verilmiştir.Bu durumda, söz konusu ürünün fiyatının emsalleriyle kıyaslanmasına ya da farklı tarihlerdeki satış fiyatlarının karşılaştırılmasına imkan sağlayacak bilgi ve belgelerin davalı idarece dosyaya sunulmadığı, dava konusu işlemin gerekçesini oluşturan, davacının tüketiciye sunduğu ürünün satış fiyatında haklı bir gerekçe olmaksızın artış yapmak suretiyle mesleki özenin gereklerine uymadığı ve ulaştığı ortalama tüketicinin, satılan ürüne ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozduğu, dolayısıyla haksız ticari uygulamada bulunduğu tespitlerine ilişkin delillerin ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.Diğer taraftan, davacının satışını gerçekleştirdiği maskenin, elektronik ticaret ortamında (...) satışa sunulduğu sayfanın dosyaya mübrez örneği incelendiğinde; ortalama tüketiciyi aldatıcı ve ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozucu nitelikte ("son ürünler", "en ucuz ürün", "en etkili ürün" vb.) ifadelere yer verilmediği gibi "Ürün Açıklaması" kısmında yer alan bilgilerin gerçeği yansıtmadığı hususunda bir iddianın da davalı idarece ileri sürülmediği görülmektedir.Her ne kadar, Dairemiz kararında da belirtildiği üzere, 6502 sayılı Kanun'un 62. maddesinin ikinci fıkrasında, "Ticari uygulamanın haksız olduğunun iddia edilmesi hâlinde, ticari uygulamada bulunan, bu uygulamasının haksız ticari uygulama olmadığını ispatla yükümlüdür." hükmüne yer verilmek suretiyle ispat yükümlülüğü davacı satıcı üstünde bırakılmış ise de; esasen anılan yükümlülük, tüketicinin iddiasının yanıtsız ve davalı idarenin haksız ticari uygulamayı tespit bakımından verisiz bırakılmaması, inceleme ve denetimin etkinliğinin sağlanarak sonuçsuz kalmasının engellenmesi, satıcının elinde bulunan konuya ilişkin verilerin ticari sır korumasından istisna tutulması amacıyla getirilmiş olup, yargılama usulü bakımından bir kural içermemektedir. Esasen yargılama usulünde geçerli olacak ispat külfetinin aidiyeti sorunu, ilgili yargılama usulü kanunlarında (Örneğin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi) düzenlenmekte olup, bu hususun maddi hukuka yönelik kural içeren bir kanunda yer aldığının savunulması, kanun tekniğine de uygun düşmemektedir. Başka bir ifadeyle, 6502 sayılı Kanun'un 62. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hükmün davacı aleyhine yorumlanması ve yukarıda özetlenen amaçlarla getirilen maddi hukuka ilişkin yöntemin yargılama usulü hukukuna taşınması hukuken mümkün görülmemektedir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, idari uyuşmazlıkların yargı yerince re'sen yapılacak inceleme ve araştırmalarla çözümleneceği hükme bağlandığından, tarafların ispat yüküne ilişkin bir kural sevk edilmemiş olmakla birlikte, hukukun genel prensiplerinin idare ve idari yargılama usulü hukukunda da uygulanması gerektiğinin, bu çerçevede idari yargılama usulü açısından da, özellikle Mahkemece re'sen yapılan araştırmaya karşın açıklığa kavuşturulamayan hususlar bakımından "iddia edenin, iddiasını ispatla yükümlü olduğu"nun kabulü zorunlu bulunmaktadır.Buna göre, bakılan uyuşmazlıkta, davacının haksız ticari uygulamada bulunduğu iddiasıyla dava konusu Reklam Kurulu kararını tesis eden davalı idarenin, bahse konu iddiasını ispatla yükümlü olduğunun kabulü zorunlu olup; anılan iddiasını (davacının haksız ticari uygulamada bulunduğunu) somut veri ve deliller ile birlikte ortaya koyamayan davalı idarece tesis edilen bireysel işlemde hukuka uygunluk görülmemektedir.Bu itibarla, davacıya 104.781,00 TL idari para ve haksız ticari uygulamanın durdurulması cezası verilmesine ilişkin dava konusu bireysel işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile anılan kısım yönünden Daire kararına katılmıyoruz.