Anahtar kelimeler: Paspası Araba Hammaddeyi Hammadde Satımı Süredir Satımdan İmalatı İmalat Ayıplı

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2021
NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki ayıplı mal satımı nedeniyle tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının araba paspası imalatı yaptığını, gerekli hammaddeyi uzun süredir davalıdan satın aldığını, davacının imalat için █████/2018 tarih ... seri sıra nolu fatura ile davalı şirketten 23.690.000,00-KG hammadde satın aldığını, imalatı gerçekleştirdiğini, imal edilen paspasların satıldığını, ancak, müşteriler tarafından ürünlerin koku yapması nedeniyle iadesi yapıldığını, bunun üzerine Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye nolu, █████/2019 tarihli ihtarnamesi ile ayıp ihtarının davalıya bildirildiğini, davalının şirket ihtarnameye Kadıköy ... Noterliği'in ... yevmiye nolu, █████/2019 tarihli ihtarnamesi ile cevap verdiğini, ürünlerin ayıplı olmadığını belirttiğini, davacının başka bir şirketten hammadde almadığını, hammaddenin olması gereken kalitede olmaması neticesinde imal edilen ürünlerdeki ayıptan davalının sorumlu olduğunu, davacı tarafından davalıdan alınarak üretilen ve satıldıktan sonra müşteriler tarafından iade ediler paspasların davacının şirket deposunda muhafaza edildiğini, davalı tarafından davacıya verilen hammadde hep SEBS kaynaklı olarak teslim edilmişse de, son satın alınan hammaddelerin SBS olduğunun belirlendiğini, bilirkişi tarafından bu hususun tespit edilmesiyle kokunun hammaddenin kalitesizliğinden kaynaklandığının ortaya çıkacağını, davacının ticari itibarının, hammaddenin ayıplı olması nedeniyle zedelendiğini, davacının otomobil aksesuarları sektöründe tanınmış bir şirket olduğunu, üetilen paspasların hammaddenin ayıplı olması nedeniyle kötü koku yptığını, müşterilerin satın aldığı paspasları iade ettiğini, sektörel olarak davacının itibarının lekelendiğini, satışlarının düştüğünü, bu nedenle davacının uğramış olduğu maddi zararın yanında manevi olarak da zarara uğradığını, e 50.000,00-TL tutarında manevi tazminata hükmedilmes gerektiğini ileri sürerek, davacının ayıplı hammaddeden uğradığı zararı nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL'nin ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; yüzlerce müşteriye aynı ürünün satıldığını, kimseden bu şekilde geri dönüş olmadığını, sorunun hammededen kaynaklanmadığını, davacının üretim hatası kaynaklı olabileceğini, kaldı ki ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava hukuksal niteliği itibariyle, süre gelen ham madde satım ilişkisi kapsamında ayıplı emtia iddiasına dayalı olarak uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir. Yanlar arasındaki uyuşmazlık, paspas imalatında kullanılan ve davacının davalıdan sürekli olarak satın aldığı kauçuklarda herhangi bir ayıp bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa niteliğine göre ayıp ihbar süresi içinde karşı tarafa bildirim yapılıp yapılmadığı konularında toplandığı anlaşıldı. Kimya mühendisi bilirkişi tarafından davacı şirketin imalathanesinde bizzat yerinde inceleme yapılarak yaklaşık 1.500 adet iade otomobil paspas takımı yerinde incelenmiştir. Yapılan incelemede sondajlama usulü kutusu hiç açılmamış paspasların denenerek kokusunun tespit edilmeye çalışıldığı görülmüşse de rahatsız edici derecede kötü koku bulunmadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan üretim tarihi üzerinden yaklaşık 2 sene geçmiş olması da dikkate alınarak kötü kokunun kendiliğinden yok olacağının da ihtimal dahilinde olduğu belirtilmiştir. Ayrıca davacı taraf siparişini SEBS şeklinde yapmış olup SBS şeklinde ham madde gönderdiğine dair siparişe ilişkin herhangi bir yazılı belge bulunmadığı gibi ham maddeden örnek numunede saklanmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf örnek numune sunmadığından kötü kokunun sebebi anlaşılamadığı gibi mevcut paspaslarda da mutad dışı herhangi bir koku tespit edilmemiştir. Bu konuda ispat külfeti TMK'nın 6. maddesi uyarınca davacı taraf üzerindedir. Davacı vekili sadece koklamak suretiyle inceleme yapılamayacağı yönünde itirazda bulunmuşsa da herhangi bir numune sunulmadığı gibi, farklı ürün ham maddesi iddiasında bulunmuşsa da gerekli kontrollerin ve karşılaştırmanın zamanında yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyleyken ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ham maddenin olması gereken kalitede olmaması neticesinde imal edilen ürünlerdeki ayıptan davalının sorumlu olduğunu, davacı tarafından davalıdan alınarak üretilen ve satıldıktan sonra müşteriler tarafından iade edilen paspasların davacının şirket deposunda muhafaza edildiğini davalı tarafından davacıya verilen ham maddenin hep SEBS kaynaklı olarak teslim edilmişse de, son satın alınan ham maddelerin SBS olduğunun belirlendiğini, █████/2021 tarihli bilirkişi itiraz dilekçelerinde belirttikleri üzere yargılamaya esas teşkil edecek bilirkişi incelemesi yapılmadığını, itiraz dilekçelerinde sundukları hususların dikkate alınmadığını, bilirkişi tarafından irsaliye üstündeki ham madde ile gelen ham maddenin farklı olduğu yönünde görüş beyan edildiğini, ancak taraflar arasında yıllarca süre gelen bir ticari ilişki mevcut olup ve bu ticari ilişki sonucunda davalıdan tonlarca ürün satın alındığını, bu ürünlerin tamamı satın alınırken herhangi bir yazılı satış sözleşmesi yapılmadığını, davalının da her zaman aynı ürünü gönderdiğini, ancak dava konusu olan ürünlerin ise davacının her zamanki siparişe rağmen SBS olarak gönderildiğini, bilirkişi heyeti raporunda da belirttiği üzere tarafların süre gelen anlaşmasını kabul etmek yerine yalnızca dava konu ürün ile ilgili satış sözleşmesi bulunmadığını belirttiklerini, irsaliyede yazan ürünle davacıya gelen ürünün arasında fark olduğunu belirttiklerini, bunun hayatın ve ticaretin olağan akışına aykırı olduğunu, raporda ve ek rapordaki inceleme yönteminin bilimsel olmadığını, uzak bir şekilde ürünleri sadece koklamak suretiyle bir inceleme yapmaktan öteye geçmediğini, ilili ürünler ise araba paspası olduğundan ve şikayetlerin tamamı ıslandığında kötü koku yaydığı belirtildiğinden bilirkişinin daha detaylı bir inceleme yapması gerekirken bilimsel yöntemlerden uzak incelemenin hükme esas teşkil edilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi itiraz dilekçesinde ısrarla belirttikleri gibi ham maddedeki ayıp olağan incelemeyle ortaya çıkmayan belirli süre kullandıktan sonra tüketiciler tarafından tarafımıza iletilen şikayetler olduğunu, ispat yükü kural olarak her ne kadar davacıya düşse de, davacı davasını dayandırdığı vakıaları ispat ettiği takdirde davalı savunmasını dayandırdığı vakıayı ispat etmesi gerektiğini, davacının ispat yükünü yerine getirdiğini, davada, sürekli olarak aynı ürününü gönderen davalının bu kere neden farklı ürün gönderdiğini ispat yükümlülüğünün de davalıda olması gerektiğini, bir önceki bilirkişi raporuna atıf yapılarak sipariş edilen ürünle davacıya ulaşan ham maddelerin farklı olduğu yönündeki tespitinin yerine olduğunu ifade ettiklerini, kaldı ki, bilirkişi raporunda ve bilirkişi ek raporunda “davacının bu ham maddeyi irsaliye üstünde basit bir göz kontrolüyle bile, gelen ham maddenin sipariş edilen ham maddeden farklı olduğunu anlayacağı” konusunda hukuka aykırı olarak davacının sorumlu tutulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma konu malların ayıplı olduğu iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; davacının imalat için █████/2018 tarih, ... seri sıra nolu fatura ile davalı şirketten 23.690.000,00-KG hammadde satın aldığını,bu hammadeyle ürettiği ve sattığı araba pasapaslarına ilişkin müşterilerinden kötü koku olduğu yönünde şikayetler geldiğini ve iadeler yapıldığını, bu durumun davalının sattığı kalitesiz hammaddeden kaynaklandığını, bunun üzerine derhal davalıya ihtarname gönderilerek ayıp ihbarında bulunulduğunu ileri sürerek, davacının uğradığı maddi ve manvi zararın tazminini talep etmiştir. Davalı vekili ise; satışa konu üründe ayıp olmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını savunmuştur. Davacı ile davalı arasındaki satım ilişkisine dair yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte satım ilişkisi tarafların kabulünde ve taraf defterlerine göre de bu ilişkinin varlığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple taraflar arasında araba paspası imalatında kullanılan hammaddenin satımına dair satım ilişkisi bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamakta olup taraflar arasındaki bu satım sözleşmesine TBK'nın 207 ve devamı maddeleri ile TTK'nın 23.maddesinin uygulanması gerekmektedir.HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda davacı, kontrol ve muayene yükümlülüğünü yerine getirdiğini, dava konusu malın ayıplı olduğunu ve süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatla yükümlüdür. Ancak davacı taraf, davalıdan satın alarak araba pasapası ürettiğini belirttiği hammaddeye ilişkin numune sunamamış, teslim aldığı anda hammadede kontrol yaptığını ortaya koyamadığı gibi ürettiğini ve müşterilerince iade edildiğini iddia ettiği paspaslarda kötü koku olduğunu da ispat edememiştir. Zira mahkemece, aralarında kimya mühendisi bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetince davacı deposunda yerinde inceleme yapılmış, ancak herhangi bir kötü kokuya ve ayıba rastlanmamıştır. Bu nedenlerle, bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibariyle davacının dava konusu ayıp iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar davacı vekili, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, alınan bilirkişi raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olup mahkemece de gerekçesi yazılmak ve taraf iddiaları değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulduğu anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Ayrıca, davacı vekili, davacının sürekli SEBS denilen ham maddeyi alırken, en son faturada davalı tarafından SBS gönderilmesinin sebebinin davalı yanca ispatlanması gerektiğini ileri sürmüş ise de, farklı bir hammadde teslim edildiğini teslim anında fark ederek gerekli itirazlarda bulunup malı teslim almaması gerekirken bu hususu, imalatı yapıp, iddia ettiği ayıp ortaya çıktıktan sonra ileri sürmesi her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi zorunluluğuna da aykırıdır. Bu nedenle aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, artan 409,25 TL istinaf karar harcının davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.06.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!