Anahtar kelimeler: Akdedilen Bankacılık Yazim Diş Ürün Layihalar İhtiyati Haciz İzmir Dinlenip

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2025NUMARASI : ████████ D.iş - ████████ KararDAVANIN KONUSU : İhtiyati HacizKARAR TARİHİ : █████/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2025 İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarih ████████ D.iş ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ....... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP : İhtiyati haciz isteyen vekili, banka ile borçlu .... Ticaret A.Ş. arasında akdedilen "Temel Bankacılık Ürün Bilgilendirme ve Talep Formu","Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi","Business Card Üyelik Sözleşmesi" gereğince borçluya istemine uygun bir şekilde ticari kredi kartı tahsis edilerek kullandırıldığını, ancak borçlunun akdetmiş olduğu sözleşmelere bağlılık göstermediğini, borçlunun taraflar arasında kararlaştırılan ödeme planına uygun davranmayarak borcunu ifa etmediğini, borçlu kefil ...'nin Business Card Üyelik Sözleşmesi'ni müşterek müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kredi kartı borcunun borcunun tamamından sorumlu olduğunu, alacaklı bankanın alacağına kavuşmak amacıyla ticari kredi kartı alacaklarına ilişkin ihtarnamesinin keşide ettiğini, ancak müvekkili alacaklı banka tarafından her ne kadar borçluya ve kefile ihtarname gönderilmişse de borçlu ve kefil, kredi kartları kullanımı nedeniyle kendisine her ay belirlenen meblağı ödemediğini, sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını, bunun üzerine borçlunun hesaplarının kat edilerek kapatıldığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, 879.665,76-TL alacak tahsilini mümkün kılmak amacıyla karşı yan/borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarıyla ayrıca 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, İhtiyati hacze dayanak teşkil eden sözleşmede asıl borçlu şirket olan .....Ticaret A.Ş.'nin kaşesi bulunduğu ve kaşenin okunaklı olmadığı, bunun dışında sözleşmede herhangi bir adres belirtilmediği, dosyaya uyap sistemi üzerinden gönderilen... 17.Noterliğinin █████/2025 tarih 01661 yevmiye nolu ihtarnamesinin asıl borçlu .....Ticaret A.Ş.'nin 4 farklı adresine tebliğe çıkarıldığı ancak sözleşmede şirketin açık şekilde adresinin yazılmadığı, yine dilekçe ekinde sunulan tebliğ şerlerine göre kanuni tebligat adresi itibariyle adresine yapılmış usulüne uygun kat ihtarından söz edilemeyeceği, bu itibarla alacağın muacceliyet koşulunun işbu taleple gerçekleşmediği, İİK 257 maddesindeki şartların oluşmadığı, belirtilerek; ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiştir.Karara karşı ihtiyati haciz isteyen tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati haciz isteyen vekili, asıl borçlu ile banka arasında ticari kredi sözleşmesi bulunduğu, ticari kredilerde müteselsil kefillere başvurmak için asıl borçluya kat ihtarının tebliğ şartı aranmadığı, Hem Asıl Borçlu ....Tic. Ltd.şti. Ve ......'a İhtarname Gönderildiği, hakkında ihtiyati haciz talep edilen borçlu kefillerin borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını üstlenmiş ise alacaklı asıl borçluya başvurmadan ve rehinleri paraya çevirmeden önce kefil aleyhinde takip yapabileceği, ihtamamelerin tebliğ edilememesinin hem asıl borçlu şirket yönünden, hem de müşterek borçlu müteselsil kefil yönünden malların kaçırıldığına ve borçlunun muayyen yerleşim yeri olmadığına işaret ettiği, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Borçlular vekili istinafa cevap dilekçesi ile ihtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE : Talep, ihtiyati hacize ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir. 1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.2.İhtiyati haciz, İİK'nın 257. vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, bir para alacağının zamanında ödenmesini temin etmek için, mahkeme kararı ile borçlunun mal varlığına geçici olarak el konulması halidir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için, talepte bulunanın alacaklı olması, bu alacağın muaccel bulunması ve rehinle temin edilmemiş olması gerekir. İhtiyati haciz talep tarihi itibarıyla henüz muaccel olmayan alacaklar yönünden ise İİK'nın 257/2. maddesindeki koşulların varlığı aranacaktır. Anılan madde uyarınca muaccel hale gelmiş olan ve rehinle temin edilmemiş olan alacaklar için ihtiyati haciz kararı verilebilecektir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin █████/2019 tarih ve █████████ E. - █████████ K). 3.Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Alacaklının, alacağın varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat asıl davadaki gibi tam bir ispat değil yaklaşık ispattır.4.Türk Borçlar Kanunu'nun 586/1 maddesi gereğince kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Bu çerçevede, borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir. ( Yargıtay 11. HD'nin 01.11.2016 tarih ██████████ E. - █████████ K. )5.Banka nezdindeki kayıtlı adresine çıkartılan kat ihtarnameleri iade edilmiş olsa da adres değişikliğinin bankaya bildirilmemesi halinde sözleşmede belirtilen adres ile ticaret sicil / mernis kayıtlarındaki adrese yapılan bildirimlerin geçerli sayılacağın sözleşmenin tüm tarafları tarafından kararlaştırtmış olması durumunda ihtarnamede belirtilen sürenin sonunda borcunun tamamın asıl borçlu, müşterek borçlu ve müteselsil kefil yönünden muacceliyet kesbedeceğinin kabulü gerekir. Sözleşmede bu husus taraflarca kabul edilerek hüküm altına alınmış ise bu durumda, alacaklı banka tarafından hesabın kat edildiği ve tebliğ edilemese dahi sözleşmedeki adrese gönderilmesiyle kefilin borcunun muaccel hale geldiği göz önüne alınarak kefiller yönünden de temerrüt tarihi ve oranının ihtarnamesinin davalı kefillerin adreslerine ulaştığı tarih dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Açıklandığı gibi sözleşmede bir hüküm bulunuyorsa sözleşmedeki adrese ihtarname hesabın kat edilmesi, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterlidir, ayrıca ihtarın tebliği şartı da aranmaz.( Yargıtay 11. HD'nin 07.06.2023 tarih ve ███████ E. - █████████ K. ) Banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalı kefillere bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelirsede banka gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki bir gün için atıfet tanıyarak alacağını imhal etmiş, diğer bir söyleyişle muacceliyeti atıfet süresinin sonuna kadar ertelemiştir. ( Yargıtay 19. HD'nin 03.04.2019 tarih ve █████████ E. - █████████ K. ) Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden icra takibine de geçilemez. ( Yargıtay 11. HD'nin 02.11.2022 tarih ve █████████ E. - █████████ K. )6.Dosya kapsamında, ihtiyati haciz talep eden banka tarafından taraflar arasında bakancılık hizmetleri sözleşmesi ve ticari kredi sözleşmesine dayanılmıştır. Ancak sunulan belge ve eklerinde asıl borçlu şirketin adresine yer verilmediği gibi şirket kaşesinin kullanılığı kısımlarda şirketin açık adresinin de okunamadığı anlaşılmaktadır. Banka tarafından dayanılan, sözleşmenin 30. maddesine açıkça belirtildiği üzere sözleşmedeki hususların yerine getirilmesi için yapılacak her türlü yazışma ve tebliğ için sözleşmede belirtilen adrese yapılacak tebligatın geçerli olacağı, bu adrese tebligat yapılamaması halinde ise kanuni ikametgah adresine tebligat yapılabileceği kararlaştırtmıştır. Bu çerçevede, ihtiyati haciz istenen müteselsil kefil yönünden borcun muaccel olması için asıl borçluya kat ihtarının tebliğe çıkarılması yeterli ise de söz konusu ihtarın öncelikle sözleşmede yer alan adrese tebliğe çıkartılması elzemdir. Bu noktada muacceliyet için tebliğin önemi yoktur, önemli olan öncelike asıl borçlunun sözleşmedeki adresine kat ihtarının tebliğe çıkarılmış olmasıdır. Her ne kadar ihtiyati haciz isteyen banka asıl borçlunun biri ticaret sicilindeki adresi olmak üzere dört, müteselsil kefilin ise yine biri sözleşmede belirtilen olmak üzere üç adrese yapılan kat ihtarı tebliğinin iade edildiğine dair belge sunulmuş ise de az yukarıda belirtildiği üzere bankanın dayandığı sözleşme ve eklerinde asıl borçlu şirketin adresine yer verilmediği gibi şirket kaşesindeb şirketin açık adresi de okunamadığından bu adreslerin sözleşmede belirtilen adres olup olmadığının tespit edilemesi nedeniyle, bankanın sözleşmenin 30. Maddesine uygun şekilde öncelikle asıl borçlunun adresine kat ihtarını tebliğe çıkarıp çıkarmadığı belirlenmedeiğinden, kefil yönünden talep tarihi itibariyle muaccel bir alacağın varlığından söz edilemez. Kat ihtarının tebliğe çıkarıldığı adreslerden biri kanuni tebligat adresi olsada kanuni tebligat adresine yapılacak tebliğin geçerli olması için öncelikle sözleşmede belirtilen adrese kat ihtarının tebliğe çıkarılmasına rağmen bu adrese tebligat yapılamamış olması gerektiğinden doğrudan doğruya kanuni adrese kat ihtarının tebliğe çıkarılmış olması sözleşmenin ilgili hükümü karşısında borcu muaccel hale getirmeyecektir. Anılan ilke ve esaslar çerçevesinde, öncelikle sözleşmede belirtilen adrese kat ihtarının tebliğe çıkartıldığı ihtiyati aciz talep eden tarafından ispat edilemediğinden, bu aşamada; kefiller yönünden talep tarihi itibariyle yasal şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına ve İİK'nın 257. maddesindeki şartların somut olayda bulunmamasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İhtiyati haciz isteyen vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati haciz isteyen yönünden istinaf karar harcı olan 1.013,90 TL'den peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 398,50 TL'nin ihtiyati haciz isteyenden alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati haciz isteyenin yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.