Anahtar kelimeler: Özetidavadavacı Davaitirazın Süredir Satımdan Bayilik Akaryakıt Akdedilmiş Uzun Takibi İşbu

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:███████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2021
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:█████/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilmiş akaryakıt ve bayilik sözleşmesi söz konusu olup, tarafların arasında uzun süredir devam ticari iş ilişkisi olduğunu işbu icra takibi ile alacaklarının tahsil edilmek istenildiğini,bu sebeple davalı aleyhine ... Sayılı dosyası asıl alacak olan 89.693,21 TL ve 840,41 TL işlemiş faiz için icra takibi başlatıldığı, düzenlenen ödeme emrinin 18.09.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve yasal süresi içinde 21.09.2017 tarihinde davalının takibe itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, davalı davaya konu icra takibine haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğini, açık hesap borcunu oluşturan faturalar müvekkili şirket defterlerine kaydedilmiş olup anılan açık hesap borcuna ilişkin olarak davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığını, icra takibinde faiz, borçlunun temerrüde uğratıldığı 05.08.2017 tarihinden itibaren işletilmek üzere her iki tarafın tacir olması sebebiyle ticari temerrüt faizi talep edilerek açıldığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüyle borçlunun takibe, borca, asıl alacağa, yetkiye, faize ve tüm ferilerine yaptığı itirazının iptaline, takibin... sayılı dosyası üzerinden devamına, davalı şirkete %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin de davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkili hakkında ... sayılı dosyası ile 89.693,21 TL icra takibi başlatıldığını, 21.09.2017 tarihinde yetkiye ve borca ve ferilerine itiraz ettiklerini, davacı taraf her ne kadar söz konusu itirazın iptali davasında İstanbul adliyelerinin yetkili olduğunu iddia etse de sözleşmeden kaynaklı borçlarda sözleşmenin yapıldığı ye özel yetkili olup sözleşmenin yapıldığı Hatay ili olduğunu, arıca genel hükümlere göre de tüzel kişilere karşı açılan davalarda tüzel kişiliğin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olduğunu, Ticaret Sicil kayıtları incelendiğinde müvekkili şirketin merkezi Hatay ili olup yetki itirazlarının kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, 19.07.2017 tarihinde tarafımıza tebliğ edilen 13.07.2017 düzenlenme tarihli 297123 seri nolu 23.682,68 TL’lik meblağlı faturayı kabul etmediklerini, şirketlerinin böyle bir borcu bulunmadığını, davacı taraf müvekkili şirketin... ile çalışmış olması sebebiyle her yıl kart bedeli ödemekte olup son yılki çalışmadan kaynaklı 23.551,00TL olan kart bedelini müvekkiline ödemediğini, müvekkili buna ilişkin 25.07.2017 tarihli ... seri nolu faturayı kesmiş davacı tarafa gönderdiğini, ancak davacı taraf buna rağmen müvekkile herhangi bir ödeme yapmadığını, bilirkişi marifetiyle müvekkilin kart bedelinin ücretinin tespiti ile davacının alacaklı olduğunu kabul etmemekle birlikte muhtemel alacağının olması halinde takas edilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle haksız olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında akaryakıt satım ve bayilik sözleşmesi bulunduğu, sözleşmeye istinaden taraflar arasında uzun süreden bu yana devam eden ticari bir ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından cari hesaptan kaynaklı alacağın ödenmediğinden bahisle davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişilerce yapılan inceleme neticesinde her iki taraf ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdik /beratlarının yasal süresinde yapıldığı, bu anlamda ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiği, davacı yan ticari defter kayıtlarına göre davacının 15.08.2017 takip tarihi itibarıyla davalı yandan 89.693,21 TL alacaklı olarak göründüğü, davalı yan ticari defter ve kayıtlarına göre ise davalının takip tarihi itibariyle davacıya 30.802,03 TL borçlu göründüğü fakat davacı tarafın ilgili icra dosyasındaki alacağa dayanak olarak gösterilen faturalardan davalı tarafça iade edilen 13.07.2017 tarih KDV dahil, 23.682,68 TL'lik fatura 14.08.2017 tarih KDV dahil 8.765,04 TL'lik fatura ve 15.08.2017 tarih KDV dahil 2.639,45 TL'lik faturalar ile davalı yan tarafından davacı yana keşide edilen 25.07.2017 tarih, 92255 no.lu, KDV Dahil 23.551,32 TL bedelli fatura alacak ve ödemelerin ispat edilememiş olması nedeniyle mahkememizce hükme esas alınan ve denetlenebilir █████/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamalar doğrultusunda davacı tarafın alacağının 89.693,21 – 23.682,68 - 8.765,04 – 2.639,45 = 54.606,04 TL olduğu , davacı yanın ihtarnamenin tebliği tarihinden ( █████/2017 ) itibaren talep edebileceği işlemiş faiz tutarı, 554,29 TL olduğu, bu miktarlara ilişkin olarak icra takibine yapılan itirazın yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın KISMEN KABULÜNE, her ne kadar takip cari hesaptan kaynaklı ise de, alacağa ilişkin yargılama ve hesaplama yapılması gerektiğinden alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ...'in ticari defter kayıtlarına göre davalı ... Akaryakıt’tan 89.693,21 TL tutarında alacaklı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme maddeleri dosyanın esası yönünden eksik ve hatalı değerlendirildiğini, davalı ...’ın faturalarının davacı ...’e itiraz ve iade ettiğine ilişkin tespit yapılmış olsa da işbu faturaların iadesinin davacı şirket ...'in alacağının olmadığı şeklinde yorumlanamayacağını, yerel mahkemenin 25.07.2017 tarih ... nolu KDV dahil 23.551,32 TL bedelli kart bedeli açıklamalı faturanın dayanaksız olduğu yönündeki tespitlerine katıldıklarını, davalı tarafın davacı ...’e düzenlenmiş olduğu iddia edilen 25.07.2017 tarih ...nolu KDV dahil 23.551,32 TL bedelli kart bedeli açıklamalı faturanın dayanaksız olduğuNU, davalı tarafın bu iddiasını somutlaştıramadığının bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi heyet raporunun denetime elverişli olmadığını yerel mahkemece ek rapor istendiğini, ek raporda ise önceki değerlendirmeler konusunda ısrarcı olunmasına rağmen raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu, itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun sonuç bölümünde davacı ile davalı borç/alacak durumunun mahsup sonrası davacının 30.802,03 TL alacaklı olduğuna ilişkin kanaat getirmiş ise de bu hususun gerçeklerle bağdaşmadığını, tam aksine davalı şirketin davacı taraftan kart bedeline ilişkin 23.551,00 TL alacağı olduğunu, bu hususun bilirkişi raporunda da belirtildiğini, davalı tarafın cari hesap defterinde davacının herhangi bir alacağı bulunmadığının tespiti yapılmasına rağmen yerel mahkemenin davayı kabul etmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının icra inkar tazminatı yönünden hukuka aykırı olduğunu, alacağın likit olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının icra inkar tazminatı yönünden kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, bayilik sözleşmesine dayalı cari (açık) hesap ve faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekillerince istinaf isteminde bulunulmuş, ayrıca davacı vekilince katılma yolu ile de istinaf talebinde bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı ve davalının düzenlediği faturalardan kaynaklı alacakların ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır. Taraflar arasında █████/2010 tarihli bayilik sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek sözleşme,█████/2016 ve █████/2017 tarihli 2 adet standart bayilik sözleşmesi, █████/2012 tarihli ariyet sözleşmeleri imzalanmıştır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... sayılı takip dosyası ile "█████/2017 düzenleme tarihli █████/2017 tarihli faiz başlangıç tarihli, 89.693,21 TL tutarında cari hesap alacağı" borcun sebebi gösterilerek 89.693,21 TL asıl alacak, 840,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 90.533,62 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf cevap dilekçesinde; davacının düzenleyip █████/2017 tarihinde kendilerine tebliğ edilen █████/2017 tarihli ...seri no'lu 23.682,68 TL tutarlı faturayı kabul etmediklerini, davacı şirketin her yıl kendilerine kart bedeli ödediğini, son yıl kart bedeli olan 23.551,00 TL kart bedeline ilişkin davacı tarafa düzenledikleri █████/2017 tarihli faturadan kaynaklı alacaklarınında takas edilmesini talep etmiştir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun █████/2018 Tarih, ███████-915 Esas ve █████████ Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir.Somut olayda: tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme her iki tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfında olduğu, davacı ticari defterlerine göre davalıdan 89.693,21 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre davacının düzenlediği 54.353,35 TL lik faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının düzenlediği vade farkına ilişkin 23.682,68 TL lik fatura, 8.765,04 TL bedelli '"akaryakıt" ekipmanları söküm yansıtma' ve 2.639,45 TL bedelli 'otomasyon ekipmanları söküm yansıtma' faturalarının davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının ticari kayıtlarında yer alan davacıya düzenlediği 23.551,32 TL tutarlı "kart bedeli"(hizmet karşılığı" açıklamalı faturanın davacı ticari defterinde kayıtlı olmadığı, mutabakatsızlığın bu 4 kayıttan kaynaklandığı, davalı kayıtlarında davacıya düzenlediği fatura dışında davacıya 54.353,35 TL borcu bulunduğu, kart bedeli faturasının mahsubu ile bakiye 30.802,03 TL borçlu olarak göründüğü belirlenmiştir.Vade farkı alacağının istenebilmesi için taraflar arasında vade farkı alacağına ilişkin bir sözleşme bulunması veya devam eden ticari ilişkide vade farkı ödenmesine yönelik bir teamülün oluşması gerekir.Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 8. maddesi ile ödemelerin hiç veya eksik yapılması halinde davacının alacakları için vade farkı tahakkuk ettirmeye yetkili olduğu düzenlenmiş olmakla davacının vade farkı talep hakkının bulunduğunun kabulü gerekir. Ancak sözleşmede vade farkı oranı belli olmadığı gibi davacının vade farkına dayanak yaptığı fatura alacağı için hangi tarihlerdeki hangi alacaklar için düzenlendiği ispatlanmış olmadığı, davalı tarafça da bu fatura kabul edilip kayıtlarına işlenmeyip iade edildiği anlaşılmakla vade farkına ilişkin 23.682,68 TL lik alacağını ispatlanmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.Davacının davalıya düzenlediği 14.08.2017 tarihli KDV dahil 8.765,04 TL'lik ve 15.08.2017 tarih KDV dahil 2.639,45 TL'lik otomasyon söküm yansıtma faturalar yönünden davacı taraf yürürlükteki sözleşmeye değil 2010 tarihli sözleşmenin 22. Maddesine dayanmakta olup o maddede dahi cihazların söküm bedelinin davalıya ait olacağına ilişkin bir düzenleme bulunmayıp davalıya teslim yükümlülüğü getirmektedir. Mülkiyet davacıda olan emanetlerin söküm giderlerine ilişkin sözleşmede özel bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmakla davacı bu giderler yönünden de davasını ispatlamış değildir. Davalı tarafın davacı yana keşide ettiği 25.07.2017 tarih, ... no.lu, KDV dahil 23.551,32 TL tutarlı "kart bedeli" açıklamalı faturanın dayanağı sözleşme veya uygulama davalı tarafça ispat edilmiş değildir. Bilirkişi tarafından taraf ticari defterlerinde kart bedeli açıklaması ile herhangi bir kayıt bulunmadığı belirlenmiş olmakla davalının bu faturaya yönelik alacak iddiasını ispatlamadığı sonucuna ulaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince de bu yöndeki kabulden hareketle kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı ve davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 882,70 TL harcın, alınması gerekli olan 3.767,99 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.885,29‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafından istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!