Anahtar kelimeler: Ferhatpaşa Cirosu Firmadan Ltdşti Borcuna Ciro Firmanın Kambiyo Limited Şubesindeki

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████ Esas
KARAR NO: ████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: ████████ Esas- ████████ Karar
TARİHİ: █████/2022
DAVA: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: █████/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkil bankanın ...'da kurulu ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne kullandırdığı kredi nedeniyle adı geçen firmadan alacaklı olduğunu, kredi kullanıcısı firmanın kredi borcuna karşılık temlik cirosu ile ciro ettiğini davalı ... Ticaret Ltd.Şti. tarafından ... ... nolu Ferhatpaşa şubesindeki ... nolu hesap üzerinden 30.07.2016 tarihinde keşide edilmiş ... seri nolu 90.000.-TL bedelli çekin son hamili olduğunu, belirtilen çekin son hamili olan müvekkil banka tarafından 02.08.2016 tarihinde muhatap bankaya ibraz edildiğini ve 90.000.-TL miktar yönünden karşılığının bulunmadığı görülerek karşılıksız çek şerhi verildiğini, aradan geçen süre içerisinde dava dışı ... Gıda Ltd. Şti. firmasının kredi borcunu ödememesi üzerine adı geçen firma aleyhinde Aydın İcra Dairesinin ... dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, şirketin tespit edilebilen tek mal varlığı olan taşınmazı üzerine haciz uygulatıldığını, taşınmazın satışı sonrası düzenlenen sıra cetvelinde müvekkil bankaya dosya alacağını kapatacak miktarda pay düşmediğini, bu arada çekin 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bunun üzerine sebepsiz zenginleşmeye dayalı tahsilat sağlayabilmek için daha önce icra takibi yapmadığı için 3 yıllık yasal süresi geçen davaya konu çeki Aydın İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası üzerinden TTK 732. maddesi kapsamında "sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebi" açıklamasıyla örnek ödeme emri ile icra takibine konu ettiğini, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığından icra takibi özellikle sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebi ile açıldığını, davalı tarafın ise borcuna karşılık keşide ettiği çek bedelini halen son hamiline ödemediğini ve bu nedenle ödemediği çek bedelinin halen uhdesinde olduğunu, davalı tarafın vekili kanalıyla sunduğu dilekçe ile takibe öncelikle "İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri yetkili olduğu" gerekçesiyle yetki yönünden ve ayrıca "zamanaşımı nedeniyle borçlu bulunmadıkları" gerekçesiyle icra takibindeki borca itiraz ettiği" 21.12.2020 tarihinde uyap üzerinden öğrendiklerini, süresinde yapıldığı anlaşılan itiraz ile icra dairesine 25.11.2020 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini gördüklerini, bu itirazın taraflarına tebliğ edilmediğini belirterek davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacak üzerinden % 20'den az olmamak üzere hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı banka ile borç ilişkisi bulunan dava dışı Aydın merkezli ... Ltd. Şti. firması arasında gerçekleşen kredi kullanımından kaynaklı olarak bu firmanın kredi borçlusu durumunda olması ve kredi borcuna karşılık temlik cirosuyla ciro edilen davalı müvekkil ... Ticaret Limited Şirketi tarafından 30.07.2016 tarihinde keşide edilmiş çek davacı banka tarafından 02.08.2016 tarihinde muhatap bankaya ibraz edilmekte olduğunu, belli bir süre işlemsiz bırakılmasından sonra müvekkil aleyhine 19.06.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığını, taraflarınca mezkur icra takibine yapılan yetki itirazı ve borca karşı itiraz sonucunda takibin durdurulduğunu, yetkisiz yerde açılan icra takibinde davacı tarafın 21.12.2020 tarihli istemi üzerine bahsi geçen dosya yetkili olan İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’ne gönderildiğini, davalı müvekkile 08.02.2021 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davacı vekilinin zamanaşımına uğramadığını iddia ettiğini ancak bu husustaki zamanaşımı süresinin çekin ibraz süresinin bitiminden itibaren başladığını, çekler için düzenlenen zamanaşımı süresinin ibraz tarihi 02.08.2016 bitiminden başladığını, davacı tarafın 21.12.2020 tarihli istemi üzerine ancak yetkili icra dairesinin ... Esas dosya numaralı takibi üzerinden usulüne uygun olarak taraflarına tebliğ ettiğini, ödeme emrinin zamanaşımını kesintiye uğratacağının açık bir şekilde anlaşılmakta olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında; "....TTK 732/4 maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeden doğan istemlerde ispat yükü sebepsiz zenginleşmediğini iddia eden davalıya ait olup davalının çekin keşidecisi olması nedeni ile çeki elinde bulunduranlara karşı çek bedelinden her halükarda sorumlu olduğu, davalının çek bedelini ödediğine ilişkin bir iddiası olmadığı gibi bu hususun ispatına yarar bir delil de sunmadığı dosya kapsamındaki delillerden sabit olup davalının işbu çek nedeni ile çeki elinde bulunduran davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiği ve davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak davalıdan çek bedelini talep edebileceği, davacı vekilince davalı aleyhine yapılan icra takibinde takip öncesi işlemiş faizin başlangıç tarihi çekin bankaya ibraz edildiği █████/2016 olarak belirlenmiş ise de TTK 796/1 maddesi uyarınca çekin yasal ibraz süresi on gün olup, davalı borçlu/keşideci bu süre içerisinde çek bedelini ödeme hakkına sahiptir. Keşide tarihi █████/2016 olan çekin on günlük yasal ibraz süresinin █████/2016 tarihinde dolduğu anlaşılmakla davalının temerrüdünün de bu tarihte gerçekleştiği, █████/2016 temerrüt tarihinden takip tarihi olan █████/2020 tarihine kadar davacının talep edebileceği yasal faiz miktarının(talep gibi) toplam 31.356,99 TL olduğu, alacağın bilinir ve belirlenebilir olması nedeni ile icra ve inkar tazminatı hüküm ve koşullarının oluştuğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmakla davanın asıl alacak yönünden kabulüne, işlemiş faiz yönünden ise kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...."gerekçesi ile, ''1.Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; Aydın İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalının İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazın 90.000,00 TL asıl alacak ve 31.356,99 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, 2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 3-Hükmolunan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesi, bilirkişi raporu, icra takip dosyaları, takibe konu çek iddia ve savunmalar ile dava dışı ... Şirketi'ne kredi kullandırıldığı ve kredi borcuna istinaden müvekkil şirketin keşidecesi olduğu, davaya konu █████/2016 keşide tarihli 90.000,00 TL bedelli çekin dava dışı kredi borçlusu ... Şirketi tarafından davacı bankaya temlik cirosu ile teslim edildiği, çekin yasal ibraz süresi içerisinde █████/2016 tarihinde ibraz edildiği ve çekin karşılıksız olduğunun tespit edildiğini, davacı bankanın dava dışı kredi borçlusu ... Şirketi'nden toplam 937.055,05 TL alacaklı olduğu, davaya konu çekin keşide tarihi █████/2016, zamanaşımına uğradığı tarih █████/2019 olduğu, sebepsiz zenginleşmeye dayalı istemde zamanaşımı tarihinin █████/2020 olduğu, icra takip tarihinin ise █████/2020 tarihli olduğu ve bu hali ile zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı kanaatine varıldığını, ayrıca alacağın bilinir ve belirlenebilir olması nedeni ile icra ve inkar tazminatına hükmedildiğini, ancak bu kararın kabulünün mümkün olmadığını, davacı bankanın dava dışı ...'dan olan alacağının yargılama sonunda tespit edilebildiğini, yani müvekkilin keşidecisi olduğu ve davacı bankanın kredi ilişkisi kapsamında temlik cirosu ile (teminat olarak) almış olduğu çek nedeniyle asıl kredi borçlusunun borcu ve dolayısıyla bankanın dava dışı şirketten olan alacağı yargılamayı gerektirdiği için asıl alacağın likit olduğundan bahsedilemeyeceğini, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, zira davacı bankanın kredi ilişkisi kapsamındaki alacağının ne kadar olduğunu müvekkilin bilebilmesinin mümkün olmadığını, bir an için temel ilişkide davacı bankanın dava dışı ... şirketinden alacağının çek bedeli olan 90.000 TL'den daha düşük olduğunu varsayıldığında, çek bedelinin tamamını tahsil ederek davacı bankanın sebepsiz zenginleşmiş olacağını, bu hususun da yargılama ve davacı bankanın ticari defter ve kayıtları ile müvekkilin tarafı olmadığı ve yapılan tahsilatları bilmediğinin icra dosyası incelenmeden bilinemeyeceğini, bu nedenle alağın likit olmadığını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Dava dışı ... şirketi ile davacı banka arasındaki kredi ilişkisi kapsamında icra dosyası kapsamında yapılan tahsilatların, icra dosyasının güncel kapak hesabı alınarak tespit edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, özellikle uygulamada bankaların (icra dosyasına bildirim olmaksızın) haricen tahsil yoluna gidebileceği de nazara alındığında dava dışı ...'ın gerçek borcu tespit edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ve dosya içeriği incelendiğinde müvekkil şirketin çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğinin açıkça ortaya çıktığını, davayı konu edilen ve müvekkil tarafından keşide edilen çekin lehtarının ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. olduğunu, müvekkilin ... ile olan ilişkisi kapsamında borçlu değil, alacaklı olduğunu, yani müvekkilin dava konusu çek nedeniyle herhangi bir şekilde zenginleşmesinin söz konusu olmadığını, kaldı ki müvekkilin 31.12.2018 tarihi itibariyle ...'ten 1.345.900,00 TL alacaklı olduğunun bilirkişi raporunda açık şekilde tespit edildiğini, müvekkilin keşidecisi olduğu çek kapsamında temel ilişkide çek lehtarı dava dışı ... Şirketi'ne karşı müvekkilin borçlu değil alacaklı durumda olduğunu, yani söz konusu çekin yasal süresi içinde takibe konu edilmemesi sonucu müvekkilin zenginleşmediğini, kanundaki zenginleşmenin sadece son hamile karşı değerlendirilemeyeceğini, müvekkil ile davacı banka arasında çek ilişkisi dışında herhangi bir temel ilişki olmadığını, bu nedenle zenginleşmenin temel ilişkide çek lehtarı ile keşideci (müvekkil) arasındaki ilişkiye göre değerlendirilmesi gerektiğini, aksi takdirde kanunda ifadesini bulan "zenginleşme" kavramının pratikte hiçbir işlevinin kalmayacağını, 23.03.2022 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarında detaylı olarak açıkladıkları çekin teminat çeki (yani geçersiz) olduğu iddiasının hiçbir şekilde yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, oysa ki dosya içeriğine göre müvekkil ile hiçbir ilişkisi olmayan davacı bankanın çeki dava dışı ... şirketinin kredisinin teminatı olarak aldığının açık olduğunu, bu durumda çek kambiyo vasfını yitirmiş olduğu için, TTK 'da düzenlenen kambiyo senedi vasfının zamanaşımı nedeniyle kaybı sonrası 1 yıllık sebepsiz zenginleşme süresinin işletilmesinin mümkün olmadığını, zira söz konusu çekin daha bankaya ilk (devir cirosu) ile devredildiği anda asıl amaç olarak teminat amacıyla verildiğini, çekin teminat amacıyla (cirosu) ile devri mümkün olmadığı için de çek geçersiz hale geldiğini, bu durumda davacı banka çeke dayalı olarak meşru hamil olmadığı için bu çeke dayalı hakları kullanmasının mümkün olmadığını, zira TTK'da düzenlenen çek hükümleri içerisinde çekte rehin cirosuna ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı gibi, poliçe hükümlerine atıf yapılan TTK 818 hükmünde, poliçede rehin cirosunun düzenlendiği TTK 689 hükmüne atıf yapılmadığını, bu nedenle çekte rehin cirosu yapılabilmesine izin veren herhangi bir düzenleme bulunmadığını, Esasında çek kapsamında zenginleşenin müvekkil değil davacı banka olduğunu, bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere davacı banka tarafından Aydın İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, bunun dışında ... hakkında icra takibi olup olmadığının araştırılmadığını, bilirkişi raporunun (6) nolu sayfasında toplam 279.000 TL tahsilatın 5 adet çekten yapıldığının belirtildiğini, dosya arasına alınan Aydın İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından yapılan tahsilatların ise hesaba katılmadığını, dava dosyası arasına ilgili icra müdürlüğünün █████/2021 tarihli yazısı ile alınan icra dosyası içeriği incelendiği takdirde icra dosyasından birçok taşınır ve taşınmazın satıldığının anlaşılacağını, bu nedenle öncelikle ilgili Aydın İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasının güncel kapak hesabının talep edilmesi gerektiğini, ayrıca icra dosyası kapsamında yaptıkları incelemelerde ilgili icra dosyası ile ilgisi olduğu belirtilen Aydın İcra Müdürlüğü ... - ... - ... - ... - ... Esas sayılı dosyaları kapsamında sıra cetveline esas olmak üzere takyidat sorgusu yapıldığını, söz konusu takiplerin taraflarının da borçlular ... ve ... ile alacaklısı davacı alacaklı ... ise bu dosyaların da kapak hesabının çıkartılması ve bu dosyalardan da tahsilat olup olmadığının araştırılması gerektiğini, zira davacı banka bu dosyalardan da "tahsilde tekerrür etmemek üzere" tahsilat yapmış ise aynı alacak için birden çok kişiden veya icra dosyasından tahsilatta bulunmuş olacağını, uygulamada bankaların aynı alacak için hem ilamsız takip başlattıkları hem de munzam senet diye adlandırılan bonolara dayalı icra takibi başlattıkları, hem de varsa verilen ipoteklerin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçtikleri ve hatta eldeki davada olduğu gibi teminat olarak alınan müşteri çekleri kapsamında tahsilat yaptıklarının vaki olduğunu, Senede bağlı hakkın zamanaşımına uğraması neticesinde çek kambiyo senedi vasfını yitirdiğinden müvekkilin alt ilişkiden kaynaklanan defi haklarını kullanabileceğini, çekten doğan hak zamanaşımına uğradığı takdirde artık kambiyo hukukuna dayalı olan hakların kullanılması mümkün olmadığından, çekin temel ilişki bakımından ancak yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, zamanaşımına uğrayan çeke dayalı kambiyo hukukundan doğan haklar kullanılamadığından müvekkilin çeki keşide ettiği Lehtar ...'e karşı sahip olduğu hakların çeki elinde bulunduran kişiye karşı da ileri sürebileceğinin kabulünün gerektiğini, müvekkilin ...'e karşı sahip olduğu takas defini işbu davada davacı ...'ya karşı da kullanılmasının mümkün olduğunu, ancak bu hususun yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, Yerel mahkeme tarafından hatalı olarak çekin ibraz süresi olan 10 günlük sürenin dolum tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren çek tutarına faiz işletilebileceğine karar verildiğini, ancak yasal süresi içinde icra takibine konu edilmeyen çekin kambiyo vasfını yitireceğini, çek kambiyo senedi vasfını yitirdiğinde buradaki vade (düzenleme) tarihinin kesin vade olarak kabul edilmesinin ve buradaki ibraz süresi dikkate alınarak takip öncesi faiz talep edilebileceğine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı bankanın müvekkil şirketten alacaklı olduğu kabul edilse bile takip öncesi dönem için temerrüt olmadığı için faiz talebinin de mümkün olmadığını, yine davaya konu çek kambiyo vasfında olmadığı için ticari faiz talep edilmesinin de mümkün olmadığını, sebepsiz zenginleşmeye dayalı davaya konu olabilse dahi davadaki çekin kambiyo vasfını yitirdiğini, bu nedenle artık çekteki düzenleme tarihine göre 10 günlük ibraz süresi olan 02.08.2016 tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, zira zamanaşımına uğramış çek kambiyo senedi vasfını kaybettiği için vade tarihinin sadece temel ilişkinin muacceliyet tarihi olarak dikkate alınabileceğini, borçlu temerrüde düşürülmeden faiz talep edilebilmesinin de mümkün olmayacağını, bu nedenle takip öncesi faiz kalemlerinni reddinin gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; kambiyo vasfını yitirmiş çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkil bankanın, Aydın'da kurulu ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne kullandırdığı kredi nedeniyle adı geçen firmadan alacaklı olduğunu, kredi kullanıcısı firmanın kredi borcuna karşılık temlik cirosu ile ciro ettiği davalı ... Ticaret Ltd.Şti. tarafından ... ... nolu Ferhatpaşa şubesindeki ... nolu hesap üzerinden 30.07.2016 tarihinde keşide edilmiş ... seri nolu 90.000.-TL bedelli çekin son hamili olduğunu, belirtilen çek son hamil olan müvekkili banka tarafından 02.08.2016 tarihinde muhatap bankaya ibraz edilmiş ve 90.000.-TL miktar yönünden karşılığının bulunmadığı görülerek karşılıksız çek şerhi verildiğini, aradan geçen süre içerisinde dava dışı ... Ltd. Şti. firmasının kredi borcunu ödememesi üzerine adı geçen firma aleyhinde Aydın İcra Dairesinin ... dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ve şirketin tespit edilebilen tek mal varlığı olan taşınmazı üzerine haciz uygulatıldığını ancak taşınmazın satışı sonrası düzenlenen sıra cetvelinde müvekkili bankaya dosya alacağını kapatacak miktarda pay düşmediğini, bu arada çekin 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu sebeple sebepsiz zenginleşmeye dayalı tahsilat sağlayabilmek için davaya konu çeki Aydın İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası üzerinden TTK 732. maddesi kapsamında "sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebi" açıklamasıyla (7) örnek ödeme emri ile icra takibine konu edildiğini, davalı tarafın çek bedelini halen ödemediğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı banka ile müvekkili arasında herhangi bir hukuki ilişki olmadığını, davaya konu çekin zaman aşımına uğradığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, bankacı bilirkişiden rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Dava konusu ... T.A.Ş. Ferhat Paşa Şubesinden verilme ... seri numaralı, 90.000 TL. Bedelli, 30.07.2016 Keşide tarihli çekin keşidecinin davalı ... Limited Şirketi, lehdarın dava dışı ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. olduğu, cirantaların sırasıyla ..., ....Ltd. Şti., ... San. Tic. Ltd. Şti. ve davacı banka olduğu, davacı banka tarafından söz konusu çek, ödenmesi için 02.08.2016 tarihinde muhatap bankaya ibraz edilmiş olup, takas odası aracılığı ile ibraz edilen çekin ibrazı anında hesap bakiyesi sıfır olduğundan, herhangi bir işlem yapılamamış, karşılıksız kaşesi vurulmuştur. Davacı bankanın dava konusu çeki teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak hamil olduğu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-589 Esas, ████████ Karar sayılı ve 24.04.2024 tarihli ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ve 01.07.2014 tarihli emsal ilamları) anlaşılmıştır. Çek yasal süresi içerisinde bankaya ibraz edilmez veya süresinde ibraz edilmesine rağmen zamanaşımı süresi içerisinde tahsili talep edilmez ise, TTK'nun 808. maddesi uyarınca hamil, kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybeder. Bu durumda hamil, TTK'nun 818/1-m bendi atfı ile TTK'nun 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde keşideciye başvurabilir. Bu davada keşideci/davalı sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükü altındadır. Somut olayda; mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, davacının dava konusu çeke dayalı ve kambiyo hukukundan doğan haklarını kaybetmesi nedeniyle TTK'nun 732 maddesi uyarınca davalı keşideciye başvurabileceği, davalının sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükü altında olduğu, davalı taraf dava konusu çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispat edememiştir. O halde, davalı davacıya karşı TTK'nın 732. Maddesi kapsamında sorumludur. Davalı sebepsiz zenginleşme hükümleri oluşmadığını beyan etmiş ise de savunmasına yönelik delil bildirmediği, davalının sebepsiz zenginleşmediğini ispat edemediği ve davalının aşamalarda ödeme savunmasında da bulunmadığı tesbit edilmekle; Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, ilk derece mahkemesinin zaman aşımı süresinin dolmadığına yönelik tespiti ve ispat yükü doğru belirlenerek davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karar ve gerekçesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davalı tarafın zamanaşımı, borçlu olmadığı ve icra inkar tazminatına yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin faiz başlangıcı yönünden istinaf sebebi incelendiğinde, Çeklerde sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarih çek ibraz edildiği takdirde ibraz günü, ibraz edilmemişse ibrazı gereken son gün olarak kabul edilir. Davaya konu çek davacı banka tarafından ödenmesi için 02.08.2016 tarihinde muhatap bankaya ibraz edilmiş olup, takas odası aracılığı ile ibraz edilen çekin ibrazı anında hesap bakiyesi sıfır olduğundan, herhangi bir işlem yapılamamış, karşılıksız kaşesinin yer aldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle çekin ibraz edildiği 02.08.2016 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği halde mahkemece on günlük yasal ibraz süresinin █████/2016 tarihinde dolduğu gerekçesiyle, █████/2016 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerinde görülmemiş ise de, aleyhe istinaf olmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.289,89 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.072,47‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 6.217,42‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!