Anahtar kelimeler: Nakden Elden Noter Vaadi Yapım Huzurunda İmzaladığını Bakırköy Bölüm İmza

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. Tüketici MahkemesiSAYISI : █████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı Şirket arasında, bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmaz için 252.000,00 TL bedel karşılığında noter huzurunda 26.03.2015 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve inşaat yapım sözleşmesi imzaladığını, bedelin elden ve nakden ödendiğini ve bu hususun noter sözleşmesinde taraflarca imza altına alındığını, davalının teslimi geciktirdiğini ileri sürerek, davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuda tesciline ve gecikmeden kaynaklı uğramış olduğu tüm zararların tespit edilerek şimdilik 900,00 TL'sinin ve sözleşmenin 3.2 maddesi gereğince ödenmesi gerekli cezai şartın şimdilik 100,00 TL'sinin, mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönerek davalıya ödenen 252.000,00 TL'nin ve sözleşme nedeniyle yapılan masrafların, sözleşmeden dönme nedeniyle gayrimenkulün rayiç bedeli esas alınmak suretiyle müvekkilinin uğradığı zarardan şimdilik 1.000,00 TL'nin ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiş; 05.07.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu taşınmazın tesliminin mümkün olmaması sebebiyle 26.03.2015 tarihli sözleşmeden haklı sebeple dönerek, davalıya ödenen 252.000,00 TL ile ödenen satış bedeli 252.000,00 TL'nin dava tarihindeki ulaştığı alım gücü farkı olan 292.085,82 TL 'nin dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davadan önce müvekkili temerrüde düşürülmediğinden davacının faiz taleplerinin reddi gerektiğini, davaya konu uyuşmazlıkta ticari faiz talep edilemeyeceğini, müvekkili Şirkete kayyum atanması sonrasında yapılan incelemelerde zamana ihtiyaç duyulduğunu, davacının yabancı uyruklu olması nedeniyle dosya kapsamında teminat yatırılması gerektiğini, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un (6502 sayılı Kanun) 45. maddesine göre sözleşmeden dönme cezasının hesaplanmasını talep ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı şirket arasında 26.03.2016 tarihinde imzalanan düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve inşaat yapım sözleşmesinin şartlarının davalı tarafından yerine getirilmediği, denkleştirici adalet ilkesi doğrultusunda yapılan hesaplamalara göre ödenmiş olan 252.000,00 TL'nin dava tarihindeki güncel değerinin 544.085,85 TL olduğu ve bu tutarın davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının tapu iptal tescil talebinin reddine, davacının davasının kabulü ile; dava konusu taşınmaz nedeniyle davalıya ödenen 252.000,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sözleşmeden dönülmesi nedeniyle uğranılan zarar kapsamındaki sözleşme için ödenen satış bedeli olan 252.000,00 TL'nin dava tarihindeki 292.085,82 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı OHAL durumunun ve değişen şartların mücbir sebep olduğunu iddia etse de OHAL sürecinde, OHAL, KHK.'ları ile alınan kararlar, günlük ekonomik ticari hayatın durdurulmasına, kısıtlanmasına ilişkin kararlar olmadığı gibi, bu süreç içerisinde ülkede tüm ekonomik faaliyetlerin OHAL öncesi süreçteki gibi aynen devam ettiği, sözleşmede, mücbir sebeplerin sayılmasının tek başına taşınmazın teslim tarihinin geciktirilmesini haklı kılmayacağı, davacı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü gerektiği, davacının taşınmaz için davalılara ödediği bedeli, taleple bağlılık kuralı gereğince sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde geri isteyebileceği, taşınmazın satış sözleşmesinde belirtilen tarihte teslim edilmeyerek, davalı satıcının temerrüde düştüğü, davacının sözleşmeden dönme talebi haklı nedene dayandığından davalının 6502 sayılı Kanun'un 45. maddesindeki dönme tazminatını isteme hakkı olmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 138. maddesi gereğince uyarlamanın mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığından, davacının talep arttırım dilekçesi doğrultusunda hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, davacının talep arttırım dilekçesi ile dava dilekçesindeki talebini değiştiremeyeceğini, hakkının kullanılmakla tüketilmiş olması nedeniyle talep arttırım dilekçesi ile değiştirilemeyeceğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede mücbir sebeplerin düzenlendiği, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi ve sonrasında Olağanüstü Hal Kararı alınması ve müvekkil şirkete kayyum atanmasının mücbir sebep olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının taşınmazın rayiç bedelini aşan bedeli talep edemeyeceğini, sözleşmeden dönmenin iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkili Şirket lehine 6502 sayılı Kanun’un 45. maddesi gereği talebe rağmen dönme tazminatına hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu, sözleşmenin değişen şartlara uyarlanmasına ilişkin taleplerinin değerlendirilmediğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin feshi ile ödenilen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince tahsili, sözleşmenin kurulması için yapılan masrafların tazmini istemine ilişkindir.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, bilirkişi raporunun taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimi ile hüküm kurmaya elverişli olmasına ve özellikle temyizde ileri sürülen sebeplerle, taşınmazın keşif tarihi itibariyle teslim şartlarını haiz olmadığının belirlenmesine göre davalı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.