Anahtar kelimeler: Senesinde İstemli Temlikinin Ortağının Bedelsiz Haricinde Payların Beri Hissesinin Pay

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : █████/2021
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket (genel kurul kararının iptali istemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacılar vekilince verilen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ---------- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşen kararına istinaden 25-07-1994 tarihinden beri davalı şirkette pay sahibi olduklarını, kesinleşen karardan sonra davalı şirketin ortaklarına karşı 2020 senesinde--------- Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yeni bir dava açıldığını, bu davada kesinleşen mahkeme kararı ile müvekkillerine intikal eden payların haricinde kalan bedelsiz payların da talep edildiğini, Mahkemenin davalı şirketin hakim ortağının 57.151.250 adet hissesinin üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için tedbir kararı verdiğini, davalı şirketin dava konusu olan 2020 senesine ilişkin olağan genel kurul toplantısının 15-04-2021 tarihinde yapıldığını, müvekkillerinin vekilinin genel kurula katıldığını, olumsuz oy kullandığını ve muhalefet beyanında bulunduğunu, müvekkillerinin gündeme madde ilave edilmesi talebinin reddedildiğini, iptali talep edilen kararların müvekkillerinin vekilinin kullandığını 677.920 adet olumsuz oya karşılık kullanılan 1.515.282.080 adet olumlu oyla oy çokluğuyla alındığını, genel kurulda 3 üncü maddede 2020 senesine ait finansal tabloların kabulüne, 4 üncü maddede de yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verildiğini, genel kurul öncesi davalı şirket tarafından ibraz edilen defterler üzerinde inceleme yapıldığını, birtakım olumsuzlukların tespit edildiğini, 2020 senesinde önceki yıla nazaran ticari alacaklarda, stoklarda ve borçlarda artışların söz konusu olduğunu, davalı şirketin iyi yönetilmediğini, bu şartlar altında hesapların kabulünün ve yönetim kurulunun ibrasının doğru olmadığını, 5 inci maddede kâr dağıtımına karar verildiğini, müvekkillerinin hisse durumu kesinleşmeden kârın dağıtılmasının iyi niyetle bağdaşmadığını, iptali talep edilen 8 inci maddede yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395. ve 396. maddelerinde belirtilen hususlarda faaliyetlerde bulunabilmesi için izin verildiğini, bu kararda da iyi niyetten söz edilemeyeceğini iddia ederek; genel kurulda alınan 3, 4, 5 ve 8 madde numaralı kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, hukuka ve ana sözleşmeye aykırı bu kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilince verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; 2019 senesinde müvekkili şirketin çoğunluk paylarının dünyanın en büyük -------Boya firması olan -------- mukim ---------- satıldığını, daha sonra sermaye artırımı yapılarak sermayenin 1.520.000.000. TL. sına çıkarıldığını, davacıların bu sermayede ve % 0,03 oranında hissesinin bulunduğunu, -------- sayılı dosyası üzerinden davacıların müvekkili şirkette 44.600 adet paya sahip olduğuna karar verildiğini ve bu kararın 29-01-2019 tarihinde kesinleştiğini, davacıların bu paylarının pay defterine kaydedildiğini, davacıların ----------- esas sayılı dosyası üzerinden 07-02-2020 tarihinde açığı davada şirket ortağı ---------- tarafından ---------- satılan hisselerin satışının iptalini talep ettiklerini, davanın halen derdest olduğunu, müvekkili şirketin kâr payı dağıtmasına söz konusu derdest davanın engel olamayacağını, dava dilekçesinde bahsedilen tedbir kararının ---------- sayılı ilâmı ile kesin olarak kaldırıldığını, finansal tabloların kabulüne ve yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararların kanun'a ve iyi niyet kurallarına uygun oluğunu, müvekkili şirketin rakip şirketlere hazaran daha fazla büyüme ve kârlılık başarısı elde ettiğini, yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395 inci ve 396 ıncı maddelerine göre izin verilmesinin kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil etmediğini, davacıların bilgi edinme hakkının kısıtlanmadığını savunarak davacıların haksız davasının ve tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; davalı şirketin █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3,4,5 ve 8 nolu kararların iptali istemine ilişkindir.
Dava basit yargılama usulüne tabi olup, yöntemine uygun olarak oluşturulan tensip zabtı uyarınca yargılamaya başlanmış, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları kapsamında tahkikata geçilerek deliler toplanmak suretiyle tahkikat bitirilmiş ve yargılama sonuçlandırılmıştır.Taraflarca delil olarak dayanılan ito kayıtları, genel kurul toplantı tutanakları celp edilmiş ve sunulan diğer deliller ile birlikte incelenmiştir. Davacı vekilinin tedbir talebi hakkında █████/2021 tarihli ara karar ile davacıların ortak olup olmadıkları, bu davayı açıp açamayacakları mevcut dosya içeriğinden tespit edilemediğini, dava şartlarının mevcut olup olmadığı değerlendirilmeksizin genel kurul kararının yürütmesinin tedbiren durdurulması ileride telafisi imkansız zarar doğurabileceğinden talebin reddine karar verildiği görülmüştür. Belirlenen uyuşmazlık noktalarının teknik değerlendirme gerektirmesi sebebiyle dava dosyası bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, anılan bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2023 tarihli rapor içeriğinde --------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde -------- sicil numarasıyla kayıtlı olan davalı --------- Şirketi'nin, 15-04-2021 tarihinde yapılan 2020 senesine ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan ve huzurunuzdaki davada iptali talep edilen 3, 4, 5 ve 8 numaralı da kararların, kanuna veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı yönünde görülmediğini, yine aynı bilirkişi heyetinden alınan █████/2025 tarihli ek rapor da görüşlerinin kök rapor ile aynı olduğu görülmüş olup HMK m.282 hükmü kapsamında anılan bilirkişi raporları denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3,4,5 ve 8 nolu kararların iptal şartlarının mevcut olup olmadığı, kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırılık taşıyıp taşımadığı noktalarında toplanmaktadır. Dava konusu genel kurulun █████/2021 tarihinde yapıldığı, davanın ise █████/2021 tarihinde yani 3 aylık yasal sürede açıldığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 445. maddesinde, 446.madde de belirtilen kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilecekleri; 447. maddede ise, genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlarının batıl olduğu düzenlenmiştir. ----------- sayılı kararında vurgulandığı üzere; "Hükümsüzlük halleri, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ele alınabilir. Kavram olarak yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getirir.Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir. Hâkim tarafından de re'sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir.Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği ---------- sayılı ilamı ile de benimsenmiştir.
Şirket hukukundaki emredici hükümlere göre genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir. Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda karar alınmasındır. Bunların birisindeki eksiklik halinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur." Genel kurul kararlarının yokluğu halinde, iptal davası değil, Genel Kurul kararının yok olduğunun tespiti anlamında bir "tespit davası" açılır. Bu dava herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmadığı gibi, herkes tarafından ileri sürülebilir ve yargıç tarafından da re'sen dikkate alınır.Genel kurul kararlarının butlanı yada yokluğunun tespiti istemi kural olarak herhangi bir süreye tabi değilse de bu hak hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmayacak şekilde dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanılmaldır. Ögretide ve Yargıtay uygulamalarında bu hususun ileri sürülmesi bir kararın uygulanmasını ve bu uygulamanın sonuçlarına yıllarca itiraz etmeden rıza ve tahammül gösterilip de sonradan butlanın ileri sürülmesi ve bir kimsenin kararlarının butlanı eskiden beri bilmesine rağmen buna menfaati icabı ses çıkarmayıp da ancak hesaplamayadığı sonuçlarını gördükten sonra kararın butlanı tespiti dava etmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde sayılmıştır. Kesin hükümsüzlüğün ileri sürülmesi hakkının kötüye kullanılması mahiyetinde ise kesin hükümsüzlüğü ileri süren korunmaz. Davalı --------- Şirketi, -------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde ---------sicil numarasıyla kayıtlıdır. Şirketin sermayesi; 1.520.000,000.- T.L. sı olup, bu sermaye beheri 1.- TL olan 1.520.000.000 adet hisseye ayrılmıştır. Üç davacının hisse adedi toplamı 677.920 dir. Davacıların, toplam sermayede 0,0004 (onbinde 4) oranında hisseleri bulunmaktadır.1.520.000.000.-TL lık sermayenin, 4.040,000.-TL lık kısmı davalı şirketin kendisine aittir. Dolayısıyla davalı şirketin iktisap ettiği kendi payları, Türk Ticaret Kanunu'nun 389 uncu maddesi uyarınca, █████/2021 tarihinde yapılan 2020 yılına ilişkin olağan genel kurulun toplantı nisabının hesaplanmasında dikkate alınmamıştır.Davalı şirketin 1.520.000.000.-TLlik sermayesinden, 4.040.000.-TLsi tutarında kendi sermayesini çıkardığımızda, geriye 1.515,960,000.-TL lık sermaye kalmaktadır. Bu sermaye de 1.515.960.000 adet hisseden oluşmaktadır.Dava konusu genel kurula 1.515.960.000 adet hissenin sahiplerinin tamamı vekaleten ve temsilen katılmışlardır. Genel kurulda oy kullanmaya haiz hissedarlar açısından %100 oranında katılım nisabı sağlanmıştır. Davacılar genel kurulda vekili Vekili---------- tarafından temsil edilmişlerdir.Tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça davalı şirketin dava konusu olan 2020 senesine ilişkin olağan genel kurul toplantısının █████/2021 tarihinde yapıldığını, genel kurula katıldığını, olumsuz oy kullandığını ve muhalefet beyanında bulunduğunu, gündeme madde ilave edilmesi talebinin reddedildiğini, genel kurulda 3 üncü maddede 2020 senesine ait finansal tabloların kabulüne, 4 üncü maddede de yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verildiğini, genel kurul öncesi davalı şirket tarafından ibraz edilen defterler üzerinde inceleme yapıldığını, birtakım olumsuzlukların tespit edildiğini, 2020 senesinde önceki yıla nazaran ticari alacaklarda, stoklarda ve borçlarda artışların söz konusu olduğunu, davalı şirketin iyi yönetilmediğini, bu şartlar altında hesapların kabulünün ve yönetim kurulunun ibrasının doğru olmadığını, 5 inci maddede kâr dağıtımına karar verildiğini, davacının hisse durumu kesinleşmeden kârın dağıtılmasının iyi niyetle bağdaşmadığını, iptali talep edilen 8 inci maddede yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395. ve 396. maddelerinde belirtilen hususlarda faaliyetlerde bulunabilmesi için izin verildiğini, bu kararda da iyi niyetten söz edilemeyeceğini iddia ederek; genel kurulda alınan 3, 4, 5 ve 8 madde numaralı kararların iptalini talep ettiği, davalı tarafça iddiaların kabul edilmediği, anlaşılmıştır.
Davaya konu genel kurulun çağrılı olarak yapıldığı, çağrı usulünce yapılmış olup davacıların vekili iptalini talep edilen kararlarda olumsuz oy kullanmış ve muhalefet şerhini de toplantı tutanağına yazdırmıştır.Davacı tarafça 3, 4, 5 ve 8 numaralı genel kurul kararlarının iptali talep edilmiş olup bu kararların gündem maddeleri şöyledir;
3 nolu kararda; Şirketin 31-12-2020 tarihli finansal tabloların ve kâr-zarar cetvellerinin okunması, müzakere edilerek tasdik edilmesi konusunda karar alınması.
4 nolu kararda; Yönetim kurulu üyelerinin 2020 mali yılına ait muamele, fiil ve işlemlerinden ötürü ibra edilmeleri konusunda karar alınması.
5 nolu kararda; Şirketin 2020 mali yılına ilişkin varsa elde edilen kârın, pay sahiplerine dağıtılması veya dağıtılmayıp ihtiyari yedek akçe olarak aşılması konusunda karar alınması ve 8 nolu kararda; Yönetim kurulu başkan, başkan vekili ve üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395. ve 396. maddelerinde belirtilen hususlarda faaliyetlerde bulunabilmesi için izin verilmesi.
İptal istemine konu 3 üncü maddede; davalı şirketin 2020 senesine ait bilânçosu ve kâr- zarar hesabı görüşülerek oya sunulmuştur. Oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Yapılan mali incelemede ayrıntıları belirtildiği üzere davalı şirket 2019 senesinde 42.931.099,48 T.L. sı zarar etmiş iken, dava konusu 2020 senesinde 324.990,07.49 T.L. sı net kâr elde etmiştir. 2019 senesinde 1,420.460.232,30 T.L. sı olan öz kaynaklarını da, 2020 senesinde 1.679.438.091,40 T.L. sına çıkarmayı başarmıştır. Şirket kayıtlarında usulsüzlük saptanmadığı gibi mali tablolar, defter kayıtlarının sonuçlarını tam ve doğru olarak yansıtmaktadır. İptal istemine konu 4 üncü maddede; yönetim kurulu üyelerinin 2020 senesine ilişkin faaliyetlerinden ötürü ibraları ayrı ayrı oylanmıştır. Bütün yönetim kurulu üyeleri, ayrı ayrı yapılan oylama sonucunda; oy çokluğuyla ibra edilmişlerdir.TTK'nun 436/2'inci maddesine göre; “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.” Oydan yoksunluk tüm yönetim kurulu üyeleri için geçerlidir. Birbirlerinin ibrasında da, oy kullanamazlar. Davaya konu genel kurula katılanları gösteren hazirun cetveli ile de sabit olduğu üzere bu kurala riayet etmişlerdir. Dolayısıyla alınan kararda usulsüzlük bulunmamaktadır.İptal istemine konu 5 inci maddede; 2020 senesine ait kârdan gerekli yasal yedekler ayrıldıktan ve bilânço zararı düşüldükten sonra, 90.000.000.-TL lık kârın pay sahiplerine hisseleri oranında dağıtılmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir. Yapılan oylamada 1.515.282.080 adet oy kârın dağıtılması yönünde olumlu olarak, davacıların 677.920 adet oyu ise kârın dağıtılmaması yönünde olumsuz olarak kullanılmıştır. Davacılar vekili müvekkillerinin sermaye payı ile ilgili olarak açılmış bir dava bulunduğunu, bu davanın neticesi beklenmeden kâr dağıtımı yapılmasının yasaya aykırı olduğu iddia edilmiş ise de davalı şirketin dava konusu olan 2020 yılında, önceki 2019 yılına nazaran daha başarılı bir mali yıl geçirdiği, şirketin 2020 yılındaki cirosu ve brüt kârlılığı, önceki yıla göre artış kaydetmiş olduğunun tespiti karşısında davacı tarafın iddiaları dinlenebilir bulunmamıştır. Dolayısıyla alınan kararda aykırılık bulunmamaktadır.İptal istemine konu 8 inci maddede; yönetim kurulu üyelerine sadece şirket bağlı kuruluşları ve iştirakleri ile yapılacak işlemler bakımından kullanılmak üzere Türk Ticaret Kanunu'nun 395 inci ve 396 ıncı madde hükümlerinde belirtilen izin ve yetkilerin verilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir. Yönetim kurulu üyelerine anılan maddelerdeki yetkinin verilmesine ilişkin karar, ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan, TTK'nun 436/1 inci maddesindeki oydan yoksunluk halinin uygulanması gerekmektedir. Toplantıya katılan yönetim kurulu üyeleri oydan yoksundurlar. Ancak, hazirun cetveli incelendiğinde toplantıya katılan yönetim kurulu üyesinin olmadığı anlaşılmakla kanuna aykırı bir durum bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle davacı tarafça açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İspatlanamayan davanın reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 556,10-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 44,20 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!