Anahtar kelimeler: Dünya Çapında Tanesinin Fikrî Tanınmış Benzerlik İbareli Ardından Statüsünde Sınaî

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: █████/2021NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2025Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; , müvekkilinin dünya çapında tanınmış ... markalarının sahibi olduğunu, bu markaların Türkiye'de de tescilli ve iki tanesinin tanınmış marka statüsünde olduğunu , davalının, daha önce “...” ibareli farklı markalar için başvuru yaptığını, bu başvuruların ... markalarına benzerlik nedeniyle reddedildiğini, ardından bu kez ... numaralı ... markasını tescil ettirdiğini, davalının bu markayı medya sektöründe kullanmak amacıyla değil, ... markalarına benzerlik yaratarak iltibas oluşturmak ve bu yolla haksız fayda sağlamak amacıyla tescil ettirdiğini, markada aynı renk kombinasyonu ve benzer görsel unsurların kullanıldığını, müvekkilinin ticari itibarı ve marka tanınmışlığından yararlanılmak istendiğini ayrıca davalının, daha önce müvekkil ile sözleşme ilişkisi içinde olan şirketin ortağı olduğunu, bu şirketin de marka hakkı ihlali ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle ayrı bir davaya konu olduğunu, şimdi aynı yapının diğer ortağı üzerinden marka başvurularının sürdürüldüğünü, bunun kötü niyet göstergesi olduğunu bu nedenlerle davacı, ... markasının ... markaları ile iltibas oluşturduğu, kötü niyetle tescil edildiğini belirterek ... tescil numaralı ... markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi ve bu davanın, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ███████ E sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil , ...’ın, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ███████ E sayılı davasında taraf olmadığını, ... Gayrimenkul şirketinde herhangi bir ortaklığı veya hissesi bulunmadığını, dolayısıyla bu davaya ilişkin bilgi ve belgelerin eldeki davada delil olarak kullanılamayacağını, bu nedenle birleştirme talebinin reddi gerektiğini , ... markasının 38. sınıfta, yani medya, yayıncılık ve haberleşme alanında tescilli olduğunu; logosunda klasik sinema kamerası ve film makarası figürlerinin yer aldığını, ... markasıyla görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığını, markaların farklı sektörlerde, farklı tüketici gruplarına hitap ettiğini ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının sunduğu bilirkişi raporlarının konut/gayrimenkul sektörüne ilişkin olduğunu, bu nedenle medya alanındaki somut uyuşmazlıkla ilgisinin bulunmadığını, davalının gazetecilik alanında uzun süredir faaliyet gösterdiğini, çok sayıda haber sitesinin sahibi olduğunu ve mesleki faaliyetinin bu alanda olduğunu belirterek, markalar arasında iltibas olmadığı gibi, kötü niyetin de söz konusu olmadığını, ayrıca davacının ... ibaresini "/" işareti olmadan yazarak yanıltıcı bir algı oluşturmaya çalıştığını savunmuş; tüm bu gerekçelerle davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı davalının davaya konu ... tescil sayılı "..." markası kendisine ait tanınmış markalarla iltibasa sebebiyet verecek şekilde kötü niyetli tescil ettirdiğinden bahisle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş ise de yapılan inceleme ve tespitler sonucu sunulan raporda da değerlendirildiği üzere her davacıya ait ... ibareli markalar tanınmış marka niteliğinde ise de davalıya ait marka ile davacı markaları arasında halk arasında karışıklığa sebebiyet verecek görsel işitsel kavramsal benzerliğin bulunmadığı, tescil edilen sınıf yönünden karışıklık yaratma ihtimalinini bulunmadığı bu noktada tanınmış markanın durumu değiştirmeyeceği, davalının tescil esnasında kötü niyetli olduğunun kabulünü gerektirir bir durumun bulunmadığı, neticeten hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, mevcut kullanım yönünden davalının tescil dışı kullanımlarının yargılama konusu olmadığı dikkate alındığında bu hususun değerlendirilmesini gerektirir bir durum bulunmadığı anlaşılmakla; "Davanın REDDİNE," karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; tanınmışlık olgusu mahkemece kabul edilmiş olmasına rağmen karara yansımadığını, somut olayın sık rastlanan bir ihtilaf olmadığının aşikar olduğunu, huzurdaki davanın mahkemece kabul edilen ███████ Esas sayılı dosya ile doğrudan bağlantılı olduğunu, davalının müvekkili şirket tarafından tesciline itiraz edilen diğer marka başvurularının da maliki olduğunu, davalının İstanbul 2. FSHHM ███████ Esas sayılı dosyanın davalısının ortağı olduğunu, davalının dava konusu markaya ilaveten ... kodlu ... ... Markası (36.sınıf), ... kodlu ... Danışmanlığı markası, ... kodlu ... Markası başvurularını yaptığını, bu markaların reddedilmesi üzerine davalının dava konusu ... markasını tescile ttirdiğini, burada amacın bir şekilde ... markaları ile iltibası devam ettirecek tescilli bir markaya sahip olmak olduğunu, bu nedenle 38.sınıfın tercih edildiğini, İstanbul 2. FSHHM ███████ Esas sayılı dosyanın davalısı aleyhine açılan davada marka hükümsüzlüğü ve tazminat talep edildiğinden bu kez şirketin diğer ortağı olan ...'ın da marka başvuruları yapmaya başladığını, burada gerçek kişilerin ve şirketin müştereken haksız rekabet ve iltibasa matuf fiilleri ifa ettiklerinin görülmekte olduğunu, bu nedenle İstanbul 2. FSHHM'nin ███████ Esas sayılı dosyasına ek dava ikame edildiğini, davalının markasal kullanım tarzı dikkate alındığında amacının medya sektöründe bir marka tescil ettirmekten ziyade müvekkili markaları ile iltibas faaliyetine devam ettirmek olduğunun anlaşılacağını, davalının aynı renk kombinasyonunu kullanmakta ısrar etmekte olup, ortak olduğu şirket aleyhine açılan dava ortadayken aynı renk kombinasyonu ve tertip tarzı ile müvekkili markalarını taklit etmeye devam etmekte olduğunu, TPMK nezdinde yapılan itirazlarda da davalı adına yapılan tüm başvuruların reddedildiğini, YHGK'nin bir kararında malların benzerliğine ilişkin yapılan incelemede hangi unsurların dikkate alınacağının belirlendiğini, müvekkilinin ... markası ile iltibas yaratan ... ibaresinin tescilinin SMK 5, 6, 152.maddelerine aykırı olduğunu, başvuru sahibinin marka hakı olmadığını bilmesine rağmen başvuru yapmasının dürüstlük kuralının ihlali niteliğini taşıdığını, davalının kötü niyeti dikkate alınarak istinaf incelemesi yapılması gerektiğini kötü niyetin en bariz delilinin davalının seri marka başvuruları yapması olduğunu, tescilli bir marka sahibi olmak için farklı sınıfta engelleme ve koruma amaçlı marka başvurusu yapmış olduğunu, müvekkili ile hukuki ve akdi ihtilafı bulunan dava dışı şirketin ortağı olduğunu, ısrarla aynı ibarenin farklı versiyonlarını ve müvekkili logosu ile çok benzer logo ve renk kombinasyonlarını tescile konu ettiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davalıya ait ... markasınınmarka hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkindir. Davacı vekili, ... markalarının dünya çapında ve Türkiye’de tanınmış olduğunu, davalının “...” markası ile bu markalara kasıtlı olarak benzerlik yaratarak iltibas ve haksız rekabet oluşturduğunu, kötü niyetli şekilde tescil başvuruları yaptığını, bu nedenle “...” markasının hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Davalı ise, markalar arasında görsel, işitsel, anlamsal benzerlik olmadığını, ... markasının medya sektöründe tescilli olduğunu ve ... ile karıştırılmasının mümkün olmadığını, faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, sunulan bilirkişi raporlarının da bu dava ile doğrudan ilgisi olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davaya konu, 23.01.2018 başvuru tarihli , ... sayılı "... medya" markasının davalı adına 20.06.2018 tarihinde 38.sınıfta "Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri internet servisi sağlama hizmetleri dahil) Haber ajansı hizmetleri" tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davacıya ait ... markası ... sayı ile, ... şekil markasının ... sayı ile tanınmış marka olarak kayıtlı olduğu ve 01.10.2009 tarihinden itibaren korunduğu tespit edilmiştir. █████/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; hükümsüzlüğü istenilen davalı adına tescilli ... tescil sayılı ... markası ile davacıya ait dayanak markalar arasında görsel işitsel ve kavramsal olarak bütüncül karşılaştırılma yapıldığında aynı veya benzer olarak değerlendirilemeyeceği, ortalama tüketici kitlesinin tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali olmadığı, taraf markalan arasında sınıfsal benzerlik olmadığı, davacı markalarının tanınmış marka olduğu, ancak bu tanınmışlığın davalı ve davacı markaları arasında ayniyet/benzerlik tespit edilmediğinden, somut olay bakımından etkisi bulunmadığı, somut uyuşmazlık bakımından kötü niyetli tescilin mevcut delil durumuyla ispat edilemediği, davaya konu ... tescil sayılı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, bildirilmiştir. Somut olayda, davacı taraf, kendisine ait “...” ibareli markaların tanınmış marka statüsünde olduğunu ileri sürerek, davalıya ait ... tescil numaralı “... MEDYA” markasının iltibas yaratacak şekilde kötü niyetle tescil ettirildiğini ve bu nedenle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı markalarının; ya beyaz ton üzerine büyük ve siyah harflerle ... yazısından ya da beyaz fon üzerine "/" işareti mavi renk olmak kaydı ile kırmızı ... ibaresinden, veyahut ... yazısını ihtiva eden ve etmeyen yukarıdan aşağıya kırmızı, beyaz mavi olmak üzere 3 renkli veya siyah ve beyaz renklerden tertip edilen sıcak hava balonu şeklinde olduğu, buna karşılık davalı markasının ise; beyaz fon üzerine siyah eski tarz makaralı bir kamera ve onun aşağısında büyüksiyah-beyaz bir film kamerası figürü ile altında siyah harflerle ... MEDYA ibaresinden oluştuğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda , her iki markada beyaz zemin kullanılmış olsa da, esas unsurlar olan ibareler ve figürlerin farklı olduğu, görsel benzerlik bulunmadığı, “...” ile “...” ibareleri arasında fonetik olarak benzerlik bulunduğu ancak bütün halinde telaffuzlarının farklı olduğu, kavramsal olarak ise ... ibaresinin “...” ve “...” kelimelerinden türediği, ... MEDYA’nın ise “rahatlama” ve “medya” kavramlarını içerdiği , dolayısıyla anlam yönünden benzerlik bulunmadığı, ayrıca, davacı markalarının 35 ve 36. sınıflarda (gayrimenkul ve sigortacılık hizmetleri), davalı markasının ise 38. sınıfta (medya ve yayıncılık hizmetleri) tescilli olduğu, sektörel faaliyet alanlarının, hitap edilen tüketici kitlesinin, dağıtım kanallarının ve kullanım şekillerinin farklılığı göz önünde bulundurulduğunda markalar arasında sınıfsal benzerlik bulunmadığı sonuç olarak SMK 6/1 maddesi kapsamında markaların bütüncül izlenimde görsel işitsel ve kavramsal olarak aynı veya benzer olarak değerlendirilemeyeceği, ortalama tüketici kitlesinin tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali olmadığı kanaatine varılmıştır. Tanınmış marka iddiası yönünden ; SMK 6/5 maddesinde “tanınmış markalara” tanınan ayrıcalık düzenlenmiş, belirtilen şartların varlığı halinde tanınmış markaların “farklı” ürün ve hizmetler için de korunacağı ifade edilmiştir. Bu şartlar; 1. Korumadan yararlanacak marka “tanınmış” olmalıdır. 2. Tanınmış marka Türkiye’de tescil edilmiş ya da tescili için başvuruda bulunulmuş bir marka olmalıdır. 3. Üçüncü kişiye ait marka, tanınmış marka ile aynı yada karışıklığa meydan verebilecek benzerlikte olmalıdır. 4. Sonraki markanın, tanınmış markanın tescili ya da başvurusu kapsamında yer alan ürünlerden ve/veya hizmetlerden farklı ürünler ve hizmetler üzerinde kullanılması dahi, önceki markanın sahip olduğu yüksek tanınmışlık düzeyi sebebiyle, haksız bir yararın sağlanması ihtimali veya tanınmış markanın itibarının zarar görme ihtimali veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurma ihtimali bulunmalıdır. Görüldüğü üzere, SMK’nın 6/5 maddesi, tanınmış bir markanın farklı ürün ve hizmetler için de korunmasını, yukarıdaki 4 şarta bağlamıştır. Son şartta sayılan ihtimallerin ise bir arada bulunması gerekmeyip, bunlardan sadece birinin varlığı yeterlidir. Somut olayda, davacının mesnet markalarının tanınmış marka olduğu anlaşılıyorsa da , davalıya ait hükümsüzlüğü talep edilen ... MEDYA markasının ... tanınmış markası ile iltibas düzeyinde benzer olmadığı tespit edildiğinden SMK 6/5 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşulunun sağlanmadığı görülmüştür. Kötü niyet yönünden yapılan değerlendirmede ise, her ne kadar davacı davalı marka tescillerinin kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de, tek başına tanınmış markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmek istenilmesi kötü niyetli marka başvurusu olarak nitelenemez. Zira tanınmış markanın aynısı veya benzerinin tescil olunmak istenilmesinin müeyyidesi yasada gösterilmiş olup, kötüniyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. Somut olayda, taraf markalarının farklı sektörde kullanıldığı, aralarında karışıklığa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, davanın açıldığı tarih olan 15.11.2018 tarihi itibariyle davalı ... Kumaşın birleştirme talep edilen ███████ E. sayılı davanın davalısı olan şirketin ortağı olmadığı , davalının marka tescilinin kötüniyetli tescil olarak kabul edilmesini gerektirir somut bir delilin ortaya konulamadığı dikkate alındığında, tescilin kötüniyete dayalı olduğu iddiası yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin █████/2021 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2025