Anahtar kelimeler: Faturadan İlişkiden Kayseri Faturayı Yansıtmadığını Durduğunu Yazim Gerçeği Katip İlişki

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARARESAS NO : ...KARAR NO :...HAKİM : ... ...KATİP : ... ...DAVACI : ....VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ...DAVA : İtirazın İptali ( Ticari Nitelikte Faturadan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : ...KARAR TARİHİ : ...KARAR YAZIM TARİHİ : ...Mahkememize açılan İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan 170.071,36-TL alacağın davalı tarafça ödenmediğini, söz konusu alacağın tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, davalı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, takip dayanağı faturayı dosyaya sunduklarını, davalının takibe itirazının kötü niyetli olduğunu, BA/BS formlarının dosya arasına alınmasını talep ettiklerini, davalının davacıya toplam 490.000,00-TL ödeme yaptığını, yapılan ödemeden geriye kalan tutar için icra takibi yapıldığını belirterek itirazın iptaline karar verilmesini takibin devamına, takip tarihi itibariyle işleyecek faiziyle ödemesine, icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı taraf dava dilekçesine cevap vermemiştir. DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görüldü. Alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu görülmüştür. İstanbul/Sultanbeyli Vergi Dairesine, Kayseri Gevher Nesibe Vergi Dairesine, Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği görülmüştür.Davalının bulunduğu mahal mahkemesine talimat yazılarak davalının defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davalı tarafça herhangi bir defter ve kayıt sunulmadığından bilirkişi incelemesi yapılamadığı görüldü. Davacı tarafından tarafından yemin metni sunulduğu, yemin metninin yerine getirilmesi amacıyla davalı şirket yetkilisinin bulunduğu İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı, davalı asile tebligat çıkarıldığı, duruşmaya katılan olmadığı yemin edasının yerine getirilmediği görüldü.Tüm deliller toplandıktan sonra davacı tarafın defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, SMMM bilirkişi Prof. Dr. ...n'ın █████/2024 tarihli raporunda özetle;Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davacı tarafça dosyaya flash bellek içinde sunulan excel ve pdf formatındaki yevmiye defteri ile envanter defterinin incelenmesinden ulaştığımız bulgular şöyledir:1. Davacı tarafça davalıya düzenlenen ve takip konusu yapılan 22.03.2023 tarihli .... numaralı 660.071,36 TL tutarlı fatura davalıdan alacak olarak kaydedilmiştir. Davacının e-defter dataları sunulmadığı için GİB sisteminden doğruluğu teyit edilememiştir.2. Davacının ticari defterlerinde davalıdan banka kanalıyla toplam 490.000 TL tahsilat kayıtlıdır.3. Davacının takip ve dava konusu yaptığı faturadan tahsilatlar toplamı mahsup edildiğinde davacının bakiye 660.071,36 TL - 490.000,00 TL - 170.071,36-TL alacağı kalmaktadır.4. Davacının ticari defterlerinde davalıdan olan 170.071,36 TL tutarındaki alacak, şirketin ortağı ... hesabına virman yapılmış ve davacının davalıdan olan alacağı kapatılmıştır. Yani davacının davalıdan olan alacağı ile şirketin ortağına olan borcunun ödendiğine ilişkin kayıt bulunmaktadır. Kanaatini bildirir raporunu sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Davacı taraf faturadan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu ve bedelini ödemediğinden bahisle davalı hakkında takip yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazının kısmen iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini talep ettiği görülmüştür.Taraflar arasındaki uyuşmalık noktalarının icra dairesinin yetkisi davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyası ve bu icra dosyasına konu █████/2023 tarihli ... fatura numaralı 660.071,036 TL bedelli faturada alacaklı olup olmadığı, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı gerekip gerekmediği noktasında toplandığı görülmüştür.Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı █████/2023 tarihli ... fatura numaralı 660.071,036 TL miktarlı faturadan kaynaklı 180.000,00 kaynaklı ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.-Davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazın değerlendirilmesinde; İİK'nın 50/1. maddesi uyarınca, para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. TBK 89/1. maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Uyuşmazlık sözleşmeden doğan bir para borcuna ilişkin olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödenir. Bu nedenle para alacaklarına ilişkin takipler alacaklının ikametgâhında da yapılabilir. Somut olayda, taraflar arasında akdi ilişki yemin delili ile davalı tarafından doğruladığından ve akdi ilişki ispatlandığından davacı kendi ikametgahında dava açıp ve takip yapabileceğinden █████/2025 tarihli duruşmada icra dairesinin yetkisine ilişkin itiraz kaldırılmıştır.-Davanın esasının incelenmesine dair mesele;Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Somut olayda konunun iyi anlaşılması için açıklamak gerekir ise, davacı taraf başlatmış olduğu takipte açık hesap ilişkisine dayanmamış sadece faturaya dayandığı görülmüş ve bu kapsamda değerlendirme yapılması gerekmektedir. Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir. Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir. Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir. Somut olayda, taraf ticari defterleri sunması için kesin süre verilmiş ancak taraflarca defter sunulmadığı görülmüştür.Somut olayda ispat, dava konu malın davalıya teslim edilip edilmediği edildi ise bedelinin ödenip ödenmediği noktasındadır. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK m. 6) İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190). Somut olayda faturaya konu malın davalıya teslim davacı taraf yazılı belge ispat külfeti altındadır. Mahkememizce davacının ticari defterleri incelenmiştir. Ticari kayıtlarına göre, davacı tarafça davalıya düzenlenen ve takip konusu yapılan 22.03.2023 tarihli ... numaralı 660.071,36 TL tutarlı fatura davalıdan alacak olarak kaydedilmiştir. Davacının e-defter dataları sunulmadığı için GİB sisteminden doğruluğu teyit edilememiştir. Davacının ticari defterlerinde davalıdan banka kanalıyla toplam 490.000 TL tahsilat kayıtlıdır. Davacının takip ve dava konusu yaptığı faturadan tahsilatlar toplamı mahsup edildiğinde davacının bakiye 660.071,36 TL – 490.000,00 TL = 170.071,36 TL alacağı kalmaktadır. Davacının ticari defterlerinde davalıdan olan 170.071,36 TL tutarındaki alacak, şirketin ortağı Rıza Aydın hesabına virman yapılmış ve davacının davalıdan olan alacağı kapatılmıştır. Yani davacının davalıdan olan alacağı ile şirketin ortağına olan borcunun ödendiğine ilişkin kayıt bulunmaktadır. Davacı defterleri kendi aleyhinde delil teşkil ettiğinden alacak iddiası ispatlanmamıştır. Davalı taraf defterlerini kesin süreye rağmen sunmamış olup davacı aleyhindeki tespitler sonuca etkili olmadığı değerlendirilmiştir.- Yemine ilişkin meselenin değerlendirilmesi;Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 225'nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Kanun Md. 226). Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Kanun Md. 227-228). Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır. Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez. Yemin edecek taraf gerçek kişi olup, yeminden evvel ölür veya fiil ehliyetini kaybederse yemin teklif edilmemiş sayılır. Yemin, bizzat tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur. Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir (6100 sayılı Kanun Md. 229 ilâ 232). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 233’ncü maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, “Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?” şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından “Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.” denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 234 ve devamı maddeleri gereğince, okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler. Yemin edecek kimse, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya özürlü ise hâkim, bulunduğu yerde o kimseye yemin ettirir. Bu sırada isterlerse taraf vekilleri ve karşı taraf da hazır bulunabilir. Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz.Somut olayda nihai olarak davacı tarafa yemin teklifi hatırlatılmış ve davacı yemin teklifi sunmuştur. Davalı şirkete talimat yolu tebligat çıkarılmış ve usule uygun tebliğ edilmiş ancak davalı şirket yetkilisi duruşmada yemin için hazır olmamıştır. HMK'nın 229/1. maddesinde ''Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.'' hükmüne yer verildiği, mezkur hükümde düzenlendiği üzere davalı yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.-İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede;İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih ███████-295 Esas, ████████ Karar sayılı kararı).Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı yemin kurumu ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.-Faize ilişkin Değerlendirmede;Davacı faiz türü olarak Mal ve Hizmet Tedarikinde Geç Ödemelerde Uygulanacak Temerrüt istemiş ise de uygulamada ve yasalardaMal ve Hizmet Tedarikinde Geç Ödemelerde Uygulanacak Temerrüt isimli bir faizin bulunmadığı, davacının avans veya yasal ibaresini de kullanmadığı anlaşılmakla yasal faizi geçmemek kaydı ile talep edilen faiz oranı kabul edilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;1-Davacının davasının kabulü ile; davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile, takip tarihi itibariyle 170.071,36-TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacağa yıllık % 11,75'i geçmemek kaydıyla yasal faiz uygulanmasına, 2-İtirazın iptaline karar verilen 170.071,36-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması alınması gerekli 11.617,57-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 2.004,40-TL'nin mahsubu ile eksik 9.613,17-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,5-Davacı tarafından yapılan 269,85-TL başvurma harcı, 2.004,40-TL peşin harç olmak üzere toplam 2.274,25-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 4.078,5-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,Dair, davacı vekili yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır