Anahtar kelimeler: Mücadele Kaçakçılıkla Aracının Eşyanın Görüşü İstemlerinin Nakil İadesi Edenlerin Kaçak
7. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    B O Z M A Ü Z E R İ N E

    MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
    SAYISI : ████████ E., ████████ K.
    SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
    HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
    Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
    Katılan vekilinin temyiz dilekçesinin kapsamına göre; nakil aracının iadesine ve vekalet ücretine ilişkin sınırlı temyiz isteminde bulunduğu kabul edilerek inceleme yapılmıştır.
    Her ne kadar Tebliğnamede; sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücedele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı gözetilerek; suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile
    değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi delâletiyle aynı maddenin beşinci ve onuncu fıkraları ile suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin ilgili tüm hükümlerinin somut olaya uygulanması ile yapılan mukayesede, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Zaman bakımından uygulama" kenar başlıklı 7. maddesi göz önüne alınarak suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi yerine, olay tarihinde yürürlükte olmayan ve lehe hüküm içermeyen 6545 sayılı Kanun'la değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi delâletiyle aynı maddenin beşinci ve onuncu fıkraları ile kaçak eşyanın değerinin fahiş olduğu gerekçesiyle aynı Kanun'un 3/23. maddesi gereğince sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması talep edilmiş ise de;
    Sanığın eyleminin 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun döneminde gerçekleştiği, olayda ele geçen kaçak eşyaların gümrüklenmiş değerin suç tarihi ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre “fahiş” değer seviyesinde olduğu, sanığın 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile getirilen etkin pişmanlık düzenlenmesinden yararlanmadığı, ele geçirilen kaçak eşyanın miktarına göre, yerel mahkemece temel cezada 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca teşdit uygulanarak hüküm kurulması karşısında, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi gereği alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle tayin edilecek sonuç cezanın sanığın aleyhine olacağı gözetilerek, Tebliğnamedeki görüşe iştirak olunmamıştır.
    Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ile sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
    Kendisini vekil ile temsil ettiren ve katılmasına karar verilen katılan ... İdaresi lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
    Açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ile sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği, hükmün müsadereye ilişkin bendinden sonra gelmek üzere, “Katılan ... İdaresi kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu 17.900,00 TL vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.03.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!