Anahtar kelimeler: İiddialar Ytarihi Çıkma Hissedarları Yapmaya Anonim Başkan Aşnin Feshi Katip

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████BAŞKAN : ... ...ÜYE : ... ...ÜYE : ... ...KATİP : ... ...DAVACILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... ... 3- ... - ... ...VEKİLİ : Av. ... - ....DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ...DAVA : Anonim Şirketin Feshi ve Ortaklıktan Çıkma / Şirketler KaynaklıDAVA TARİHİ : █████/2013KARAR TARİHİ : █████/2024KARAR Y.TARİHİ : █████/2024Mahkememizde görülmekte olan "Anonim Şirketin Feshi / Ortaklıktan Çıkma" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ... Tic. A.Ş'nin hissedarları olduğunu, ... ile davalı şirket ortakları arasında bir çok dava bulunduğunu, ... aleyhine ortaklığın tasfiyesi amacı ile .... Mahkemesi ile görülen davada davanın reddine karar verildiğini, davalı şirket yöneticisi ... tarafından şirket hesaplarının dilediği gibi kullanıldığının, şirket ile ticari ilişkide olduğu şirketler arasındaki mali giriş ve çıkışların usulüne uygun olarak kayıt etmediğinin ve şirket sermayesini kendi şahsi işlerinde kullandığının tespit edilmesi üzerine müvekkili ... tarafından ...'e bu konuların açıklanması için ihtar keşide edildiğini, istenen bilgilerin verilmemesi üzerine müvekkili tarafından .... sayılı dosyası ile kar payı talepli dava ikame edildiğini ve davanın reddedildiğini, açıklanan nedenlerle müvekkilleri açısından şirket ortağı olmanın çekilmez hale geldiğini, beyan ederek davalı şirkete kayyum atanmasını, müvekkillerinin davalı şirketten çıkarılmasını, aksi takdirde davalı şirketin feshini talep etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kesin hüküm ve derdestlik itirazları bulunduğunu, davacının ...'in ikili hesap tuttuğu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket yöneticisi ...'in davalı şirketi devralırken aile ortaklığı hesabından 100.000 Euro ödeme yaptığını, yine şirket hisselerini devralırken aile ortaklığı hesabından ödenen senet bedellerinin de mevcut olduğunu, ali ortaklığını kabul etmeyen davacıların aslında müvekkili şirket hisselerini devralırken davacıların ödeme yapmadıklarını, davacçı yanın hisselerini devir teslim ile ortaklıktan ayrılabileceğini, davacı yanın şirket kayıt ve belgelerinin kendisine gösterilmediği iddiasının doğru olmadığını, davacının ancak artları varsa şirketin tasfiyesini isteyebileceğini, beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar3. Tarafların ileri sürdüğü, üzerinde anlaştıkları ve çekişme konusu olmaktan çıkan her hangi bir vakıa bulunmadığı anlaşılmaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları4. Uyuşmazlık; ispat yükü davacıda olmak üzere şirketin feshine ilişkin olarak dava dilekçesinde öne sürüler sebeplerin varit olup olmadığı, varlığı saptanan olay ve olguların şirketin feshini gerektirip gerektirmediği, şirketin ticari faaliyetini ve varlığını sürdürüp sürdürmediği, fesih koşulları var ise davacının ortaklıktan ayrılması dahil duruma uygun düşen başka bir tedbir olup olmadığı, ortaklıktan çıkarılma halinde davacıya ödenecek ortaklık payının gerçek değerinin ne miktar olduğu noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER5. .... sayılı dosyasının incelenmesinde; ... tarafından ... A.Ş aleyhine davalı şirketin █████/2010 ve █████/2010 tarihli genel kurul toplantılarında alınan kararların iptali ile kar payının dağıtılması istemine ilişkin ikame edildiği, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek █████/2010 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline karar verildiği ve kararın █████/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 6. .... sayılı dosyasının incelenmesinde; ... tarafından ... aleyhine 100.000,00 TL manevi tazminat talepli dava ikame edildiği, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın █████/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 7. Davalı şirket adına kayıtlı marka ve patent bulunup bulunmadığı ya da bunun dışında gayri maddi değerinin (fikri mülkiyet, buluş vb gibi) bulunup bulunmadığının tespiti bakımından ....'ne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, davalı şirket adına ... nolu ve "... ticaret a.ş" ibareli markaya rastlansa da, söz konusu markanın 10 yıllık koruma süresi içerisinde yenilenmesinin yapılmaması sebebi ile 2006 yılı itibari ile herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığı buldurulmuştur. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 8. Dava, anonim şirketin fesih ve tasfiyesi olmadığı takdirde ortaklıktan çıkma istemine ilişkindir. 9. Davacılar dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıalardan ötürü TTK m. 531 hükmü uyarınca davalı şirketin feshi ya da sözkonusu madde uyarınca halin icabına uygun düşecek çözüme karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 10. Davacıların dava konusu etmiş olduğu hususa ilişkin olarak ispat yükü, özellikle TTK m. 531 hükmü uyarınca şirketin feshi için haklı neden olarak ileri sürülen vakıaların ispatı yükü iddia eden davacı ortaklar üzerine düşmektedir. Bu anlamda ileri sürülen vakıaların ispatına yönelik olarak delillerini ortaya koymaları ve yine haklı neden olarak kabul edilip edilmeyeceği mahkemece takdir edilecektir. 11. Öte yandan TTK m. 531 hükmünde şirketin feshi için ileri sürülen haklı nedenlerin varlığı kabul edilmiş olsa dahi, Mahkeme fesih yerine davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme de karar verebilecektir. 12. Bu bakımdan öncelikle ispat yükü ve delil avansına yönelik açıklama yapmakta yarar görülmektedir. 13. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ( TMK ) 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. 14. 6100 sayılı HMK’nin “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesi ise, “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.15. Görüldüğü gibi HMK'nin 190. maddesinin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hâllerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. 16. Maddenin İkinci fıkradasın ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanuni karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir.17. Uyuşmazlığın çözümünde ispat yükü kapsamında, ispat yüküne ilişkin masrafların neler olduğuna ilişkin yasal düzenleme ve ilkelerin de ortaya konulması gerekmektedir. 18. HMK'nin “delil ikamesi için avans” başlıklı 324. maddesi “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” şeklindedir. 19. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yargılama sistemine kazandırdığı müesseselerden ikisi, yargılama aşamasında yapılmasına ihtiyaç duyulacak işlemlere ilişkin harcamalar için öngörülen gider avansı ve delillerin toplanabilmesi için gereken delil avansıdır. 20. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun üçüncü kısmının "davanın açılması" başlıklı birinci bölümünde, dava dilekçesi içeriğine ilişkin düzenlemenin hemen ardında yer alan "harç ve gider avansının ödemesi" başlıklı 120. maddenin bir numaralı fıkrasında davacının, yargılama harçları ile her yıl .... çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Gider avansı kural olarak üç ana kalemden oluşur. Bunlar davanın başında, dilekçe ve eklerinin tebliği için gereken tebligat giderleri, yapılacak zorunlu yazışmalar için gerekli giderler ve yapılacak zorunlu harcamalar için alınacak ücretlerdir ( ....). .... her yıl "Gider Avansı Tarifesi" hazırlanarak yayımlanmaktadır. Yasal düzenlemede de belirtildiği gibi gider avansının sorumlusu davacıdır. 21. Gider avansından farklı olarak delil avansı ise delillerin ibrazı, ilgili yerlerden getirtilmesi, tanıkların (ve gerekirse bilirkişilerin ya da uzmanların) dinlenmesi için gerekli olan masrafların karşılanması için yatırılan paradır ( ....). Delil avansı, o delille iddiasını ispatlayacak tarafça yatırılmalıdır. Ancak ilgilisinin bu gerekliliği yerine getirmemesi hâlinde, diğer taraf da delil avansını yatırabilir. 22. Gider avansı ile delil avansı arasındaki en önemli fark, gider avansının dava şartı olmasına rağmen delil avansının dava şartları arasında sayılmamış olmasıdır (HMK m.114/1-g). Bu bakımdan gider avansının yatırılmaması ya da yargılama süreci içinde tamamlanmaması hâlinde davanın, dava şartı yokluğundan reddi gerekirken (HMK m.115), delil avansının yatırılmaması hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçilmiş kabul edilerek (HMK m.324/2), yargılamaya devam edilir ve o delille ispatlanacağı düşünülen vakıa ispatlanamamış sayılır. Böyle bir durumda hâkim, mevcut delil durumuna göre karar verir.23. HMK’nin “Bilirkişi Gider ve Ücreti" başlıklı 283. maddesinde “(1) Bilirkişiye, sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenir. Bu konuda, ...... çıkarılacak ve her yıl güncellenecek olan tarife esas alınır." hükmü öngörülmüştür. 24. HMK’nin 323/1-e maddesinde de, tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve diğer giderlerin de yargılama giderleri içerisinde yer aldığı düzenlenmiştir. 25. HMK'nin 30/1. maddesi gereğince, hâkim yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesi ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla da yükümlüdür. Mahkemece bilirkişi ücreti tayin ve takdir edilirken açıklanan maddelerde belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmalıdır. 26. Somut olayda yukarıda da belirtildiği üzere davacılar, davalı anonim şirketin feshini talep etmiş olup TTK m. 531 hükmü uyarınca anonim şirketin şirket ortaklarınca feshi için ileri sürülen vakıaların haklı sebep teşkil etmesi gerekmektedir. Bu anlamda davacıların ileri sürdüğü vakıların ispat yükü kendi üzerlerine düşmekte olduğundan sözkonusu vakıların çözümünün hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği nazara alınarak davacıların delil olarak dayanmış olduğu bilirkişi incelemesi yapılması yönünde mahkememizce değerlendirme yapılmıştır. 27. Mahkememiz tarafından yapılan yargılamada 13.06.2024 tarihli celsede; TTK m. 531 hükmü uyarınca şirketin feshi, davacının çıkarılması ya da diğer bir çözümün belirlenmesi kapsamında davacıların ileri sürdüğü her bir vakıanın ele alınarak, bu suretle davacıların ortaklık haklarının ihlal edilip edilmediği, Şirket genel kurulunun düzenli olarak yapılıp yapılmadığı, şirket muhasebe defter ve kayıtları ile bilançolarının şeffaf ve güvenilir olarak, gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde tutarlı ve usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği, şirketin sürekli zarar edip etmediği, stokta bulunan malzemenin mevcut olup olmadığı davacıların şirkete ortak oldukları tarihten dava tarihine kadar geçen süreçte şirketin dönemsel faaliyetleri ve şirket defter kayıt ve bilançoları nazara alındığında şirketin kar payı dağıtması koşullarının oluşup oluşmadığı (dönemsel olarak değerlendirilmesi suretiyle), kar dağıtımı yapıp yapmadığı, bu konuda genel kurulda karar alınıp alınmadığı, bu konuda gündeme madde eklenip eklenmediği (davalı şirket tarafından 2 numaralı ara karar gereğinin yerine getirilmemesi halinde ... kayıtları incelenmek suretiyle) fesih nedeninin bulunması halinde TTK m. 531 hükmü uyarınca davacının çıkarılması yönünde değerlendirme yapılması halinde davacının çıkma payının belirlenmesi gerektiği, bu belirlemenin davalı şirketin malvarlığı değerlerinin yalnızca kaydi değerleri üzerinden değil, hali hazır rayiç değer verilerine göre şirketin reel öz varlığı hususunda değerlendirme yapılması gerektiği, bu kapsamda davalı şirketin hem tüm kayıtlar üzerinde incelenme yapılması hem de fiili olarak şirketin malvarlığının aktif ve pasifleri ile değerlendirilmesi, şirketin değerinin maddi ve gayri maddi malvarlığının, piyasadaki sahip olduğu bilinirliği (...) gibi faktörler de değerlendirilmek suretiyle davalı şirketin tümüyle satılması halinde şirketi devralınması için gerekli bedelin belirlenmesi belirlenen şirket değerine göre davacı pay sahiplerinin payına isabet eden rayiç pay değerinin tespitinin yapılması” suretiyle ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi bakımından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. 28. Bilirkişi incelemesi için gerekli delil avansı bakımından ise uyuşmazlığın çözümünde bilgisine başvurulması gereken davalı şirketin yürüttüğü faaliyet kolunda uzman bir bilirkişinin daha önce heyete ilave edilmesi, yine yargılama sürecinde birden fazla daha önce de ek rapor alınması nedeni ile düzenlenecek ek rapor için daha önce görevlendirilmiş olan bilirkişiler için ek ücret takdir edilmiş, ödenmesi gereken toplam bilirkişi ücretinin 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılması için davacı vekiline 13.06.2024 tarihli celsenin 3/b numaralı ara kararında sonuçları da açıklanmak suretiyle usulüne uygun şekilde ihtarat yapılmıştır. 29. Davacıların ileri sürdüğü vakıaların haklı neden oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi bakımından ve yine muhtemel davacıların çıkma payının hesabında bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekli olup davacıların iddiasını ispat etmek için gerekli masrafları yapmak zorundadırlar.30. Ancak bu ihtara rağmen davacılar, yasal süresi içerisinde bilirkişi inceleme gideri olan delil avansını yatırmamıştır. 31. Delil avansı ve bunun yatırılmasına ilişkin usul ve esaslar HMK m. 324 hükmünde ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme uyarınca, taraflardan her biri ikametini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içerisinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.32. 14.11.2024 tarihli celsede davacı yan delil avansını yatıramadıklarını beyan etmesi üzerine bu defa davalı yana gerekli delil avansını yatırmak isteyip istedikleri sorulmuş, davalı vekili yatırmayacakları yönünde beyanda bulunmuştur. 33. Davacının şirketin fesih ve tasfiyesi istemlerine yönelik olarak ileri sürdüğü vakıaların ancak teknik bilirkişi incelemesi ile tespit edilebilir olduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf, yasal süresi içerisinde bilirkişi inceleme giderini karşılamadığından bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılır. Bilirkişi incelemesi yapılmadan mevcut davacı yanca ortaya konulan diğer deliller ile ileri sürdüğü vakıaların haklı neden oluşturduğu iddiasını ispat edip edemediği değerlendirildiğinde ise sözkonusu delillerin haklı nedenle fesih için yeterli olmadığı ve iddiasını ispat edemediğinin kabulü gerekmiştir. 34. Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, verilen kesin mehile rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmaması ve tüm dosya içeriğine göre; davacı tarafın, şirketin feshi istemlerinin yerinde olup olmadığı ancak yapılacak bilirkişi incelemesi ile anlaşabileceğinden, bilirkişi inceleme gideri yatırılmadığından, dosyadaki mevcut delillere göre de fesih için haklı neden oluşturacak yeterlikte ve nitelikte görülmediğinden, ispat edilemediği anlaşılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 24,30 TL harcın düşümü ile bakiye 403,30 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı şirket tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete ödenmesine, 4-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE,5-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ....Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere █████/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2024Başkan ...e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR."5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"