Anahtar kelimeler: Lim Davatazminat Almayacağını Aramak Plastik Bonoya Mezkur Çıkardıklarını Ödemeyince Pazarlama

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:████████ Esas
KARAR NO:████████
DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:█████/2024
KARAR TARİHİ:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin, 16.02.2018 tarihli bonoya istinaden, şikayet dışı ... ve ... Plastik Pazarlama Sanayi ve Tic. Lim. Şirketinden olan, 100.000 Euro alacağı bulunduğunu, borçluların mezkur borcu ödemeyince, müvekkil hakkını aramak adına, icra takibi başlatması için davalıya 12.10.2018 tarihinde, avukatlık vekaletnamesi verdiğini ve davalı ile aralarındaki anlaşma '...alacağı alması karşılığında, %5 olarak...' belirlendiğini, daha sonra bu oranı sözlü olarak %10 a çıkardıklarını, alacağın tahsil edilmemesi halinde, davalı müvekkilden herhangi bir vekalet ücreti almayacağını belirttiğini, bu duruma, davalıya referans olan ve müvekkili, davalı yanına götüren Bülent isimli kişinin de şahit olduğunu, gerekirse bu kişinin de şahit olarak dinlenmesini talep ettiklerini, davalı verilen vekaletnameye istinaden dava dışı borçlular hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... Değişik İş numarası ile ihtiyati haciz kararı aldıklarını ve 100.000 Euro senedin %15 lik teminatı olan 102.945 TL, davalıya dosyaya yatırması için, müvekkil tarafından gönderildiğini, teminatı için yaklaşık olarak müvekkilin 16.200 Euro bozdurduğunu, teminat miktarının dosyaya yatırıldıktan sonra, borçlular hakkında, .... İcra Dairesi 2018/... esas sayılı dosya ile ihtiyati haciz alındığını, daha sonra davalı tarafından adı geçen teminat miktarının borçlu ...'in ihtiyati haczinden feragat edilerek davalı tarafından çekilmiş, ve bu durumdan müvekkilin hiç bir şekilde bilgisi olmadığını, yine başlatılan ihtiyati haciz kararında, dava dışı borçlu ... hakkında feragat edilmesi hakkında da müvekkilin hiç bir bilgisi olmadığını, davalının yatan teminat bedelini alabilmesi için bunu yaptığını, müvekkilin davalıya, yatırılan teminatın ne olduğu sorulduğunda, 'abi teminat dosyada, dava bitmeden teminatını vermezler' diyerek müvekkili oyaladığını ve kandırdığını, müvekkilin bu durumu yaklaşık 5-6 ay önce, bir arkadaş ortamında, dosyayı başka bir avukat arkadaşa anlattığını ve avukat arkadaşın tarafına 'takip kesinleşmiştir, normal şartlarda ihtiyati haciz teminatını alman gerekirdi' dediğini ve e devletine baktığında, teminatın takibin kesinleşmesine istinaden 2018 yılında davalı tarafından çekildiğinin öğrenildiğini belirterek, haksız fiil sorumluluğuna göre olmaması halinde vekalet sözleşmesine aykırılığa göre 200.000 TL manevi ve şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın, teminatın çekildiği gün olan 06.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, arabuluculuğa başvurulmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacıya borçlu olmadığını, aksine davacıdan alacaklı olduklarını, alacağı bir kısım ücretlerin ödenmediğini kendisinin görevinden azledildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, karşı davayı ikame edeceğini belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
.... Tüketici Mahkemesinin ... sayılı ve █████/2025 tarihli görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilmiş ve mahkememizin ████████ esas sırasına kaydedilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava, avukatlık vekalet sözleşmesinden kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Dosyamız ile emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin █████████ E., █████████ K. Sayılı kararında " 6100 sayılı HMK'nın 2/1. maddesinde “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” hükmüne yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Aynı Kanun'un TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Davacı vekili, taraflar arasındaki avukatlık(vekalet) sözleşmesi gereği başarı primi olarak verilen davaya konu çeklerin, edimler yerine getirilmediği, anılan dava kazanılmadığı halde müvekkil şirkete iade edilmediği iddiasıyla eldeki davayı açmıştır. Davalı taraf ise çek bedellerinin, gerek davacı şirkete gerek davacı şirket nezdindeki grup şirketlerine hukuki danışmanlık/vekillik hizmetlerinin bedeli olarak ödendiği savunulmaktadır.
Buna göre, davacı taraf vekalet ilişkisi kapsamında başarı şartına dayalı olarak verilen avans niteliğindeki çek ödemelerinin isitrdatı isteminde bulunmaktadır.
Bu durumda, davacı şirket tüketici, davalı avukat da tacir olmadığına ve uyuşmazlık vekalet sözleşmesinden kaynaklanmasına göre, nisbi veyahut mutlak nitelikte bir ticari dava mevzu bahis olmayıp, genel hükümlere göre davaya bakmak görevi asliye hukuk mahkemesine ait bulunmaktadır." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Somut olay bakımından yapılan incelemede; her ne kadar tüketici mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ise de; taraflar arasında, davacının hukuki işlemlerini yürütmek ve avukatlık görevini yerine getirmek üzere vekalet sözleşmesi düzenlendiği, davacının ihtiyati haciz dosyasından bilgisi olmadan davalı tarafça feragat edildiği ve teminatın davalı tarafça alınarak kendisine verilmediği iddiasında olduğu, bu durumda uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı, davacının da tacir sıfatının bulunmadığı, uyuşmazlığın vekalet ilişkisinden kaynakladığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (emsal mahiyette Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2025/7 E., ███████ K. Sayılı ilamı)
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (gerekçeli kararın tebliği ile ihtarına)
5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!