Anahtar kelimeler: Davaalacak Kesmiş Yükselişine Arttırdığını Hitap Satıcısı Acentesi Süregelen Portföye Acentelik

T.C.

İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:████████ Esas
KARAR NO:████████
DAVA:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:█████/2022
KARAR TARİHİ:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin █████/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında yaklaşık 20 yılı aşkın süre ile süregelen Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin █████/2022 tarihine kadar davalı sigorta şirketinin yetkili acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, uzun süredir de davalının tek satıcısı olarak üretim yapmaya devam ettiğini, günden güne kesmiş olduğu poliçe sayısını Türkiye genelinde arttırdığını, davalının yükselişine katkı sağladığını, geniş bir portföye hitap ettiğini, davalı tarafından müvekkili şirkete kesmiş olduğu poliçe türüne göre komisyon ödendiğini, performansı yerinde üzerine düşen görevi yerine getiren müvekkili şirkete davalı, acentelik sözleşmesini █████/2022 tarihli ... referans no'lu yazısı ile Acenteler Yönetmeliğinin 15 inci maddesinin üçüncü bendi uyarınca 3 ay öncesinden bildirim yaparak feshedeceğini bildirdiğini, davalının feshi basiretli tacir sıfatı ile bağdaşmadığı gibi M.K.’nun 2. ve 3. maddelerine de aykırılık teşkil ettiğini, davacı şirketin yaptığı üretimlerin yıllarına ilişkin üretim listesi ve aldığı komisyonun müvekkili şirket kayıtlarında mevcut olduğunu, Türkiye’de sigorta aracısının/acentesinin sigortalı arasındaki ilişkisinin ana firmaların tüm olumsuzluklarına rağmen son derece sıkı olduğunu, TTK’nın 121/4. maddesinde “(4) Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır.” denildiğini, sigorta şirketine bu sürenin verilmesi veya sigorta şirketince bu sürenin kullanması keyfiyetine yol açamayacağını, davalının sözleşmenin feshinden kaynaklanan davacı zararlarını karşılamak zorunda olduğunu, T.T.K. 122 madde ve 5684 sayılı yasanın █████ maddesi gereğince yapılan tazminat talebinin, acenteyi feshin olumsuz sonuçlarından koruduğunu, birinci fıkrada “tazminat” sözcüğü kullanılmış olmasına rağmen, talep klasik anlamda bir malvarlığı zararının giderilmesi olarak anlaşılamayacağını ancak, öğretide buna rağmen talebin geniş anlamda zararın giderilmesine yöneldiği yaklaşımının benimsendiğini, hüküm uyarınca davalı şirketin tek acentesi konumunda olan müvekkilinin portföyünden faydalanmaya devam ettiği sürece tazminat isteyebileceğini, müvekkilinin başka bir acenteliği de bulunmadığı göz önüne alındığında bu listelerin davalı ticari defter ve kayıtlardan tespiti ile hak edebileceği tazminat miktarının belirlenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca yine Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik'te iptal edilen poliçelerle ilgili olarak acentenin payının hiç bir surette ödenmediğini, fesihten önce ve sonra müvekkili şirket aracılığı ile yapılan ve sonrasında iptal edilen bir çok poliçe bulunmakta olduğunu, halen dahi bu iptallerin devam ettiğini, yayınlanan ve yayınlanacak olan tarifeler gereğince bu bedellerin her yıl değişiklik gösterdiğini, yargılamanın sonuna kadar iptal edilen/edilecek olan poliçelerin tespit edilerek yayınlanan tarife üzerinden hesaplanması gerektiğini, arabuluculukta taraflar arasında anlaşmaya varılmadığını, yukarıdaki nedenlerle davacı ile davalı arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin haksız sebebe dayalı olarak tek taraflı fesih edilmesi sebebiyle; H.M.K.’nun 107. maddesi gereğince; fazlaya ilişkin talep, artırım, dava ve tazminat hakkı saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00-TL (5684 sayılı yasanın █████ maddesi ve T.T.K. 122. mad. gereğince) denkleştirme tazminatı, 100,00-TL TTK 113 maddesi gereğince ücrete hak kazandıran işlemlerden doğan tazminat ile 100,00-TL'den oluşan ZMSS iptal poliçelerden kaynaklı maddi tazminatın █████/2022 haksız fesih tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile avukatlık ücretinin ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin 07.02.2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kanuni noksanlıklar içeren dava dilekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı acentenin, yaptığı işin niteliği gereği davanın açıldığı tarihte ileri sürdüğü bu dava ile talep ettiği portföy tazminatını hesaplayabilecek durumda olduğunu, sözleşmedeki karlılık rakamlarında acentelik ilişkisinin devam ettiği yıllarda hiçbir düzelme yaşanmaması nedeniyle davacıya ilk olarak 08.09.2021 tarihinde yazı ile bildirimde bulunulduğunu, davacıya gönderilen 22.08.2022 tarihli fesih ihtarnamesinin, davacının gayet iyi bildiği bir durum olduğunu, müvekkili şirketin, sözleşmeye aykırılıklar nedeniyle derhal feshetmesi gerekirken sözleşmeyi 3 ay boyunca feshetmeyerek ekranları kapatmadığını, davacının ilgili sürede kendince alması gereken aksiyonları almasına imkan tanındığını, hal böyle iken kötü niyetli ve anlaşılmaz talepler içeren haksız davanın ileri sürülmesinin taraflarınca anlaşılamadığını, davacı, her ne kadar sözleşmenin haksız bir şekilde fesih edildiğini iddia etmiş olsa da; bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacının portföy tazminatı, ücrete hak kazandıran işlemlerden ve zmms iptal poliçelerden kaynaklı şeklinde adlandırılan ve anlaşılmayan taleplerine istinaden tazminat talep hakkı bulunmadığını, sigorta acentelerinin çok yüksek oranlarda komisyon geliri elde edebileceği branşlar mevcut olduğunu, davacı tarafın bu branşlarda üretim yapmış olması halinde yüksek oranlarda komisyon ödeneceğinin de muhakkak olduğunu, müvekkili şirketin üç aylık fesih ihbar süresini de ihlal etmediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiler nedeniyle sözleşme şartları ve mevzuat değerlendirildiğinde davacının herhangi bir portföy tazminatı alacağı bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, acentelik sözleşmesi haklı nedenle fesih edildiğinden ve davacının talepleri haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu talep miktarı belirli olduğundan davacılara eksik harçların tamamlatılması ve dava değerinin bildirilmesi için süre verilmesine, süre içerisinde harç tamamlatılmaz ise davanın usulden reddine, davanın bu aşamada usulden reddedilmemesi halinde, esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER:
- Acentelik Sözleşmesi, Ticari defter ve kayıtlar,
- Mali Müşavir ... ve Sigorta Uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 22.04.2024 tarihli bilirkişi kök raporu ve 01.07.2024 tarihli bilirkişi ek raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin fesih edilmesi nedeni ile davacının zarara uğrayıp uğramamış olduğu, uğramış ise toplam zararın hesabına ilişkin alacak ve tazminat davasıdır.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı yetkisizlik kararı ile dosyanın mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır.
Davacı; 1.000,00 TL denkleştirme tazminatı, TTK 113.maddesi gereğince tazminat ve ZMMS poliçe iptallerinden kaynaklı zararını talep etmektedir.
Taraflar arasında ilk olarak █████/2003 tarihli Sigorta Acenteliği Sözleşmesi, ardından █████/2009 tarihli Yetkili Sigorta Acenteliği Sözleşmesi, son olarak da █████/2020 tarihli Acentelik Sözleşmesinin imzalandığı, ticari ilişkinin imzalanan son sözleşme tahtında devam ettiği, "sözleşmenin feshi" başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrasının; "taraflardan her biri, üç ay evvel noter aracılığı ile...bildirilmek kaydıyla sözleşmeyi her zaman feshedebilir." şeklinde düzenlendiği, bu maddeye göre sözleşmenin, 1 yıl süreli olduğu, taraflarca feshedilmediği takdirde yenilenmiş sayılacağı, maddenin ikinci fıkrasında ise; acentenin üretimi arttırma, karlı olmak ve şirketin vereceği satış hedeflerine uymakla yükümlü olduğu, bu karlılığın sağlanmaması ve diğer haklı nedenlerle sözleşmenin sona erdirilmesi halinde davacının tazminat talebinde bulunamayacağı düzenlemesi yer almıştır. Davalı tarafından davacıya gönderilen █████/2022 tarihli Noter ihtarnamesi ile; "█████/2003 tarihinden itibaren yürütmekte olduğunuz acentelik faaliyetiniz; tebliğden itibaren 3 ay sonra hüküm ifade etmek üzere fesh edilmiştir." şeklinde bildirildiği, taraflar arasında sözleşmenin sona erdiği konusunda uyuşmazlık olmadığı, davalının sunmuş olduğu █████/2021 tarihli bildirimde, davacı acentenin hedeflenen üretime ulaşmadığının ve gelecek hedeflere ulaşılmasının istenildiğinin bildirildiği, ancak davalının savunmasına göre hedefe ulaşılamadığından sözleşmenin sonlandırılmış olduğu görülmüştür.
Uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkememizce re'sen görevlendirilen bilirkişiler Mali Müşavir ... ve Sigorta Uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 22.04.2024 tarihli bilirkişi kök raporu özetle;"...Mahkemece davacı yanın davasında haklı görülmesi halinde, davacı yanın portföy tazminatı talebine ilişkin TTK nun 122/2 Maddesi dikkate alındığında, tazminatın, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağı, bu amaçla yapılan incelemede, davalı tarafından davacı şirkete son 5 yılda toplamda 89.780,87 TL komisyon ödemesi yapıldığı, bu tutarın 5 yıllık ortalaması alınmak sureti ile birlikte davacı yanın talep edebileceği portföy tazminatı tutarının 17.956,17 TL olabileceği.." Şeklinde görüş bildirmiştir.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sundukları görüldü.
Mahkememizce re'sen görevlendirilen bilirkişiler Mali Müşavir ... ve Sigorta Uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporu özetle;"...Mahkemece davacı yanın davasında haklı görülmesi halinde, davacı yanın portföy tazminatı talebine ilişkin TTK nun 122/2 Maddesi dikkate alındığında, tazminatın, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağı, bu amaçla yapılan incelemede, davalı tarafından davacı şirkete son 5 yılda toplamda 89.780,87 TL komisyon ödemesi yapıldığı, bu tutarın 5 yıllık ortalaması alınmak sureti ile birlikte davacı yanın talep edebileceği portföy tazminatı tutarının 17.956,17 TL olabileceği..." Şeklinde görüş bildirmiştir.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sundukları görüldü.
Mahkememizin █████/2024 tarihli duruşması 2 nolu ara kararı gereğince dosyanın yeni bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, Mali Müşavir ..., Sigorta Uzmanı ... ve Nitelikli Hesap Uzmanı ... tarafından hazırlanan 18.02.2025 tarihli bilirkişi kök raporu özetle; "...Davalı tarafından gönderilen fesih ihtarnamesiyle, ihtarnamenin tebliğinden itibaren üç ay sonrasından geçerli olmak üzere acentelik sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiği, davalı tarafın bu ihtara uygun olarak sözleşme ilişkisini sona erdirdiği anlaşıldığından; taraflar arasındaki sözleşmenin, sözleşmede yer alan üç aylık mehil süresine uygun olarak feshedildiği dolayısıyla da bir haksız fesihten söz edilemeyeceği, Portföy tazminatı talep etme şartlarının da oluşmadığı, Sayın Mahkemenin aksi kanaate olması halinde, davacı yanın talep edebileceği azami portföy tazminatı tutarının 43.519,28 TL olabileceği, Dava dosyasında bulunan sigorta şirketinin acente portföyünden diğer kaynaklara aktarılan komisyon bedelinin yıllık ortalamasının 26.598,80 TL olduğu, bu tutarın tazminat olarak kadri maruf olduğu, davacını bu alacağı talep edebileceği, ZMSS poliçeler açısından yapılan talep açısından; 753 günlük listede, toplamda kısmi iptal ve üretim poliçe ve zeyilleri ile 73 kayıta ulaşılmış, toplam prim hacminin net 2.043,28 TL olduğu, ilgili poliçelerin acente faal iken düzenlendiğinden halihazırda eğer fesihten sonra yenilenmiş ise de incelenen listede yer alacağı, bu nedenle ayrıca bir değerlendirme gerekmeyeceği..." Şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sundukları görüldü.
Davacı vekiline ıslah dilekçesini sunması için süre verildiği ancak süresinde davayı ıslah etmediği anlaşıldı.
Tüm dosya kapsamından; taraflar arasındaki uyuşmazlığın; uzun dönem devam eden acentelik sözleşmesi nedeniyle davacının talep ettiği tazminat kalemlerinden davalının sorumlu olup olmadığı ve miktarına ilişkin olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki en son imzalanan █████/2020 tarihli Acentelik Sözleşmesinin 25.maddesinin ilk paragrafına göre; taraflardan her hangi birinin sözleşmeyi üç aylık fesih bildirimine dayanarak sonlandırabileceği düzenlenmiştir. Davalının sözleşmeyi sonlandırmadan 3 ay önce davacıya bildirimde bulunduğu, bu hususun davacı tarafından da kabul edildiği, bildirim süresine uyulduğu görülmüştür.
6102 sayılı TTK'nın 122. Maddesi gereğince, acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra, bazı koşulların sağlanması halinde acente, müvekkilden denkleştirme tazminatı talep edeblir. Acentenin denkeştirme tazminatı talep edebilmesi için;
a)Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmeli;
b) Acente ücret isteme hakkını kaybediyor olmalı ve
c) Denkleştirme istemi somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde denkleştirme bedelinin ödenmesi hakkaniyete uygun düşmelidir.
Acentenin denkleştirme isteminde bulunabilmesi için sözleşmenin sona ermesinde kusurlu bulunmaması gerekir. (TTK122/3) Diğer bir deyişle müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
Aynı zamanda TTK 122/4.maddesine göre tarafların aralarındaki sözleşmeyle denkleştirme isteminden önceden vazgeçemeyecekleri düzenlenmiştir. Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin 25.maddesinin ikinci paragrafının denkleştirme tazminatı bakımından uygulanması mümkün değildir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde, taraflar arasında █████/2003 tarihinden fesih tarihine kadar süre gelen bir acentelik ilişkisi olduğu, bu ilişkinin davalı yanın fesih ihbarı ile sona erdiği anlaşılmıştır. Fesih ihbarı incelendiğinde; davalı yanın fesih sebebini davacı yana bildirmediği görülmüş olmakla her ne kadar acentelik ilişkisi devam ederken davacı acenteyi ihtar ettiği görülmüşse de, davacının üretim koşullarına uygun davranmadığını kanıtlayamadığından davacının fesihte bir kusuru bulunmadığı, bu nedenle de diğer koşulların sağlanması halinde denkleştirme bedeli talep edebileceği değerlendirilmiştir. Taraflar arasındaki uzun süreli ilişki dolayısıyla davacının somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde denkleştirme tazminatına hak kazandığı kabul edilmiştir.
Mali Müşavir ... ve Sigorta Uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 22.04.2024 tarihli bilirkişi kök raporundaki denkleştirme (portföy) tazminatı hesabının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle, yerleşik yargı içtihatlarına uygun şekilde hazırlanan raporun yargısal denetime elverişli olduğu anlaşılarak hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
Bu nokta belirlendikten sonra; davacının diğer tazminat talepleri incelenmiştir. TTK 113.maddesinde öngörülen tazminata hak kazanılması için davacının, fesihten sonra kurulan işlemler için aracılık ettiğini, hazırladığını, sözleşme bitiminden itibaren makul bir sürede işlemin kurulduğunu ve üçüncü kişinin icabının sözleşmenin sona ermesinden önce acenteye ulaştığını ispat etmesi gereklidir.
Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmesi neticesinde davacının, acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra TTK 113.maddesinde öngörülen tazminata hak kazanılması için gereken şartları sağladığının ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Aynı zamanda, poliçe iptalleri için bu iptallerin nedenselliği ve komisyon kaybı önemli olup; bu iptaller fesih nedenli ise davacının tazminata hak kazanmayacağı, iptal nedenlerinin somutlaştırılmadığı görülmekle davacının bu yönden de alacağa hak kazanmadığı görülmüştür.
Acentelik ilişkisinin kendine özgü yapısı gereği, davacının acentelik ilişkisi devam ederken davalı müvekkiline müşteri kazandırmak adına harcadığı çaba ve emeğin karşılığı olarak ücret hakkını kaybetmesi ve fakat davalı müvekkilin davacı yanca kazandırılan müşterilerle iş yapmaya devam ediyor olması sebebiyle önemli menfaat elde etmeye devam edecek olması sebebiyle davacı yanın portföy tazminatı talepleri TTK 122. Maddesi gereğince yerinde görülmüş, davacı tarafından ıslah edilmemesi nedeniyle dava dilekçesindeki talebine göre 1.000,00 TL tazminatın dava tarihinden tarihinden itibaren (davacı yanca davalının daha önceki bir tarihte temerrüde düşürüldüğü ispat olunamamıştır) işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davacının diğer talepleri yönünden ise ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;.
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;
A) Davacının TTK 113.maddesi ve poliçe iptalleri nedeniyle talep ettiği zarar kalemlerine ilişkin taleplerinin ayrı ayrı reddine,
B) 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının dava tarihinden tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, 80,70 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 537,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvuru harcı, 80,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 161,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının karşıladığı 640,00 TL tebligat gideri, 22.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 23.140,00 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 19.283,33 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 3.856,67 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 1.000,00 TL üzerinden takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 200,00 TL üzerinden takdir edilen 200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00TL'nin kabul-red oranına göre 520,00 TL'sinin davacıdan, 2.600,00 TL'sinin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi, verilen karar usulen okundu anlatıldı.█████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!