Anahtar kelimeler: Makyaj Eğitmeni Maddimanevi Profesyonel Kızının Kurduklarını Uzmanı Açılmamış Oranda Şti

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2024
NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Şirket ortaklığından kaynaklı)
Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıların% 25'er oranda, davalı ...'ın %50 oranında ortak olduğu ... Tic. Ltd. Şti. (...) şirketini kurduklarını, davacı ...'un profesyonel makyaj uzmanı ve eğitmeni olduğunu, davacı ...'nin kızının dava dışı ...'ün ise protez tırnak uzmanı ve eğitmeni olduğunu, davalı ...'nın ise bu alanda çalışan ve ... unvanına sahip başkaca da birçok şirketin ortağı olan davalı ...'ın kızı olduğunu, tarafların haricen anlaşması sonucunda, 21.03.20233 tarihinde davalı şirketin kurulduğunu, davalı ...'ın ise işbu şirketin gizli ortağı olduğunu, zira müdür olarak atanan kızı davalı ...'nın üzerinden, şirketin tüzel kişiliğini bir perde olarak kullanarak tüm iş ve işlemleri yöneten kişi olduğunu, bu durumun internet site görüntülerinden, şirketin kira sözleşmesinde kefil olmasından gerekse de müvekkillerinin söz konusu güzellik akademisinin kurulması için gönderdikleri kişi başı 500.000'er TL'nin ...'ın banka hesabına gönderilmesinden gerekse Whatsapp, e-posta konuşma içeriklerinden ve ...'ın “...” adı altında sahip başkaca da şirketleri olmasından kolaylıkla ispat edilebildiğini, davacılar ve davalı ... arasında yapılan görüşmeler sonucunda ... tarafından söz konusu güzellik akademisinin kurulması için en az 2.000.000,00 TL'nin gerektiği müvekkillerine söylendiğini, onların da kendi hisselerine düşen 500.000,00 TL'yi isteği üzerine onun hesabına yatırıldığını, ortak olan davalı ...'nın ödemesi gereken 1.000.000-TL sermaye ödemesini yapmadığını, davacıların işletmenin kurulumu aşamasında ortaya koyulan sermayeden çok daha fazlasının istendiğini, yapılan ödemeler ve istenilen meblağlar arasında çelişki olduğunun tespit edildiğini, öncelikle ve en önemlisi şirket tüzel kişiliğinin ayrı bir malvarlığı olması gerekirken ... tarafından şirket tüzel kişiliğinin perde olarak kullanıldığını, para akışlarını yapması gereken şirket iken şirket ve müdürünün yükümlülüklerini yerini getirmediğini, davacıların tüm yatırımlarını şirkete yapmış ise de davalı ... tarafından adeta şirketin maşa olarak kullanıldığını, davalıların müvekkillerini kasıtlı ve kötüniyetli olarak aldattıkları ve sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmedikleri hususlarına ilişkin en bariz örneklerden birisinin, davalılar, işletmeye kurulacak olan ... sistemi için aldıkları teklifin 480.000-TL olduğunu ifade etmelerine, akabinde yapılan teklifin onlara da fazla geldiğini ve aldıkları yeni teklifin 200.000-TL ile 220.000-TL arasında olduğunu ve ardından bu teklifin makul olduğunu beyan ettiklerini, davalılardan ısıtma sisteminin satın alım ve kurulumu için anlaşılan ve ödenen tutara ilişkin fatura talep edilmesine rağmen ibraz edilmediğini, haricen yapılan araştırmalar ışığında ısıtma sistemi için firmanın 167.000-TL teklif yapmış olduğu ve davalılar ile bu fiyata anlaşmış olduklarının öğrenildiğini, tüm süreç boyunca, müvekkilleri tarafından akademinin kurulmasına, şirkete alınan malzemelere, makine ve cihazlara vb. hususlara ilişkin muhasebeye ve mali kayıtlara dair belgeler talep edilmiş olsa da davalıların bu kayıtları vermediğini, davacılar tarafından gönderilen 1.000.000TL'nin üzerine şirketin yarı ortağı davalı ... tarafından hiçbir katkıda bulunulmadığını, kiranın 6 aylık kısmının tamamı müvekkili ...'ün kızı ... tarafından ödendiğini, davacıların kuşkulandığı her süre zarfında da valı ... tarafından müvekkillerine sürekli “açılan işletmenin çok kazançlı olacağı ve tarafları hem maddi hem manevi olarak tatmin edeceği” hususunda güzellemeler yapıldığını, davacıların kandırıldığını, adeta davacıların ortaya koydukları sermaye ile kendilerine güzellik akademisi açtıklarını, davalıların hangi ürün, makine, cihaz, proje vb. hususlar için ne kadar para harcadığının bilinmediğini, yapıldığını beyan ettikleri harcamalarda kişisel harcamalarının veyahut diğer işletmelere ilişkin masrafların bulunup bulunmadığının bilinemediğini, davalı ...'ın işbu eylemleri başkaca şubelerdeki ortaklara da yaptığını ve bu kişileri de mağdur ettiğini, bu kişilerce de ... hakkında gerek suç duyurusu gerekse dava ikame edildiği bilgisi öğrenildiğini, ilgili kişilerin tanık olarak dinletileceğini, davacı ...'un sosyal medyadan da hitap ettiği kesimin geniş olduğunu, açılışta dünyaca ünlü tanınmış bir Kore makyaj markasının müvekkili ... aracılığıyla ...'e geldiğini, neredeyse 300.000-TL değerinde bir PR (reklam) çalışması yapıldığını, müvekkilimizin şahsi olarak bu çalışmadan hiçbir kazancının olmadığı ve marka tarafından gelen ...'e misafirlere yaklaşık 100.000-TL değerinde ürün hediye edildiğinin görüldüğünü, bu davacının cevresi tarafından duyulan güven ve saygının son derece fazla olduğunu, güveninin davalılar tarafından kötüye kullanılması ve maddi olarak davalılar tarafından zarara uğratıldıkları da göz önünde bulundurulduğunda ticari ve mesleki itibar kaybı yaşandığını, davacı ... yaşadığı psikolojik ve maddi çöküntü dolayısıyla psikolojik destek almaya başladığını, güzellik akademisinin kurulması süreci, şirketin ayrı bir mal varlığı olmasına rağmen tüm süreçlerin ... üzerinden yürütülmesi ve para akışlarını yapması gereken şirketin amacını yerine getirmemesi, muhasebe kayıtlarının ve mali kayıtların müvekkilleri ile paylaşılmaması, işlerin usule ve yasaya aykırı bir şekilde yürütülmesi, taahhüt edilen hususların yerine getirilmemesi, güvenin kötüye kullanılması, şirketin bir perde olarak kullanılması ve güvensizlik nedenleriyle, müvekkillerinin davalı ... ve kızı ... ile gerekli görüşmeleri gerçekleştirdiğini, 04.11.2022 tarihinde paylarını davalılara devrettiklerini, davacıların Aralık 2021 tarihinden başlamak üzere, işbu güzellik akademisinin kurulması için birçok masrafın altına girdiklerini, Kasım 2022'de ortaklıklarını devrettikleri tarih itibariyle gerek maddi gerekse de manevi ciddi derecede zarara uğradıklarını, davalıların yükümlülüklerini yerine getirmedikleri ve adeta müvekkilleri tarafından gönderilen paraları uhdelerine geçirdiklerinin İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde ████████ D. İş sayısı ile görülmekte olan delil tespiti davasında alınmış olan bilirkişi raporu ile de ispatlandığını, davacıların önceden ortağı oldukları ...'de kendilerine alınacağı taahhüt edilen malzemeler, cihazlar, araç ve gereçler ve makineler için yatırdıkları bedelin, söz konusu hususlara harcanmaması nedeniyle de zarara uğratıldıklarını, bilirkişi raporunda açıkça görüleceği üzere, işletmeye alınacak olan ürünlerin genel toplam fiyatı 115.900,00-TL civarlarında olması gerekirken sipariş listesinde yer alıp listedeki ürünler ile kısmı ve / veya tam örtüşen ya da kullanım amacı bakımından benzerlik gösteren mahalde mevcut olan ürünlerin delil tespiti tarihi Mart 2022 bedellerinin 84.500,00- TL olduğunun tespit edildiğini, ayrıca akademinin mevcut giriş holünün, giriş için çizilmiş olan üç boyutlu görselle kısmen örtüştüğü, mevcut diğer piyeslerin / bölümlerin, dosya içeriğine sunulan üç boyutlu görse mediği tespit edildiğini, ticari güven ilişkisi, ekonomik hayatın sürdürülebilmesi için son derece önemli olduğunda, davalı ...'ın ortaklığı için koyduğu sermayeye ilişkin ödemelerin ibraz edilmemesi ve işletmeye alınan ürünler, makineler, cihazlara ilişkin herhangi bir fatura sunulamaması, şirket mali ve ticari kayıtlarının gösterilmemesi müvekkillerinin güveninin kötüye kullanıldığını açıkça ortaya koyduğunu, açılmış olan delil tespiti davasında alınan bilirkişi raporuyla da müvekkillerinin zarara uğratıldığı ve haklılığının açıkça tespit edildiğini, bu konuya ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na nitelikli dolandırıcılık ve hizmet sebebiyle güveni köye kullanma suçlarından ötürü suç duyurusunda bulunulduğunu, davacıların ticari itibar kaybına uğradığını, davalılara verdikleri yetkinin kötüye kullanıldığını, sermaye olarak koymuş oldukları 500.000'er TL ve fazlaya ilişkin yapılan masraflar hiçbir amaca hizmet etmediğinden zarara uğradıklarını, sözleşme hiç söz konusu olmasaydı müvekkillerinin 2021 yılı içerisinde Nişantaşı, Şişli mevkiinde daha uygun kiralarla, daha uygun makine ve cihazlarla kendilerine bir akademi açabileceklerken davalıların eylemleri ile bunu yapamadıklarını, davacıların eskiden tanımaları sebebiyle davalılara güvendiklerini, bir sözleşmenin hüküm ifade edeceği yönünde uyandırılan güveni boşa çıkarılan kimsenin, bu sözleşmeyi kurmaya yönelik yaptığı masrafları ve bu sözleşmeyi yapması yüzünden kaçırdığı fırsatları talep edebileceğini, bu sebeple de müvekkillerinin güveninin boşa çıkması sabit olduğundan sözleşmenin kurulumuna yönelik yapılan masrafları ve işbu sözleşmeyi yapmaları sebebiyle kaçırdıkları fırsatları, ortaya koydukları sermayenin değer kaybını -ülkemizdeki mevcut enflasyon da göz önünde bulundurarak- davalılardan tazminini talep etme hakları olduğunu, haklı güvenin ihlâli olduğunu, asıl zarar verici olayın sözleşme öncesi davranış yükümlülüğü ihlâlinden kaynaklandığını, sözleşme öncesi ihlâle uğrayan davranış yükümlülüğünün ise “borç ilişkisinin hüküm ifade ettiğine yönelik” kendisinde haklı bir güven oluşturulması olduğunu, deliller incelendikten ve tanıklar dinlenildikten sonra da açıkça anlaşılacağı üzere davalılar tarafından gereği gibi ifayı gerçekleştirmemekle birlikte müvekkillerinin onlara duydukları güveni kötüye kullanılarak müvekkillerinin mağdur edildiğini, davalı ...'un şirkette öğrencilere eğitimler verdiğini, öğrenciler tarafından ödemelerin davalı ...'a yapıldığını, bu ödemelrden belirli oranda kesinti yapıldıktan sonra davacıya eğitim verme bedeli olarak akademi tarafından maaş ödemesi haricinde ödeme yapılması gerekeceği hususunda tarafların anlaşmasına rağmen ödeme yapılmadığını, her ne kadar ortaklık devredilirken müvekkillerine “sus payı” olarak 500.00'er TL iade edilmiş ise de işletmenin açılışı sürecinde o dönem için 500.000-TL'den daha fazla masraf yapan müvekkillerinin parasının bu süreçte adeta eridiğini, 2021 yılı itibariyle kendilerine bir akademi kurmuş olsalar idi koymaları gereken sermaye ve davalıların kusurlu ve sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmemeleri nedeniyle, 2023 yılında akademi kurmuş olmaların nedeniyle, koydukları sermaye arasında uğranılan zararı da talep ettiklerini, davacıların bu işletmenin maddi manevi çok emek harcadıkları ve sonucunda hiçbir menfaat elde edemedikleri ve davalıların kötüniyetli eylemleri nedeniyle zarara uğradıkları açıkça görüldüğünü, davalılar tarafından gerçekleştirilen hileli, hukuka aykırı ve sözleşmeden doğan edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle, davacıların aldatılmış, zarara uğratılmış ve bunun karşılığında davalılarca menfaat elde edilmiş ve davacıların hem maddi hem de manevi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla, bilirkişi marifetiyle tespit edileceği üzere şimdilik belirsiz alacak olarak ikame ettikleri davada, davacıların 2021 yılında açabilecekleri iş yerlerini davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle, 2023 yılında açtıklarından uğranılan zarar için şimdilik 5.000-TL, ülkenin ekonomik durumu dikkate alındığında, müvekkillerinin maddi durumunda meydana gelen zarar için şimdilik 5.000-TL, müvekkili ...'a ödenmeyen ders ücretleri için şimdilik 5.000-TL'nin, davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle, delil tespiti için ödenen 4.000-TL'nin tahsiline, müvekkili ...' için 70.000- TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; taraflarca dava konusu şirketin kurulmasında ve şirketin ve şirkete ait eğitim alanının kiralanması, dekorasyonu, kurulumu, makine ve teçhizat harcamalarının yaklaşık olarak 2.000.000,00-2.500.000,00 TL olacağı yönünde mutabık olunduğunu ve şirketin kurulduğunu, yine davalı ...'ın 10 adedin üzerinde şube açılış ve bu şubelerin işletmesini yürütme tecrübesi ve markanın sahibi olduğu dikkate alınarak sürece davalı ...'ın mentörlük etmesinin de tarafların karşılıklı mutabakatı ile gerçekleştirildiğini, bir kısmı veyahut tamamı 3.kişilere ait olan şube ve franchiselardan ... markası tarafından isim hakkı alınmakta iken davalı ...'ın dava konusu işletme için davacılardan yahut şirketten bir isim hakkı bedeli dahi talep etmediğini, şirket için kiralanan bağımsız bölümün eğitim ve öğretim faaliyetine, mevzuat hükümlerine hazır hale getirilmesini adreste dekorasyon ve tadilat yapılması gerekmiş olup şirketin faaliyet gösterebilir hale gelmesinin sadece yaklaşık olarak 3 ay sürdüğünü, her iş ve işçilik için kendileri tarafından da teklif alınabileceğinin, çeşitli alternatiflerin değerlendirilebileceğinin kendilerine ifade edildiğini, şirketin faaliyete geçtiği dönemde de tarafların ortak mutabakatı ile davacılardan ...'ün şirkete ait ticari işletmenin hem danışmasında hem de mali işlerinde görev almaya başladığını, diğer ortak ...'un da kurumda aktif olarak bulunduğunu, dava sürecine girilene kadar taraflar arasında herhangi bir tartışma, problem, itiraz yahut sorun olmadığını, şirketin kurulmasından 5-6 ay geçtikten sonra davacı yanın akıl ve hayallerindeki karı kendilerine bırakmaması nedeniyle şirket ortaklığından ayrılmak istediğini, davacılara ödedikleri paranın vadeli bir hesaba yatırılması halinde ne kadar faiz getireceği bankacıya hesaplattırılarak davacıların da kabulü ile hisselerine 561.000 TL ödendiğini, davacılar tarafından anılan iddiaların hiçbirisine şirket itham edilmediğinden şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, menfi zarar mahiyetinde olduğu ve şirketin kuruluşu, ortaklığın devamı ile ortaklığın hisselerini satmak suretiyle ileriye etkili olarak sona erdirilmesi doğrultusunda hareket eden davacının munzam zarar talep edemeyeceğini, davacıların sabırsız hareket etmemiş olmaları, sakin ve mantıklı davranmaları halinde şu anda maddi ve manevi olarak tatmin edici neticelere ulaşmış olacaklarını, davacılar tarafından işletmenin kurulması için yapılan harcamaların toplam harcamanın %50'sine dahi tekabül etmediğini, davacı ...'un zaten ortaklık ilişkisi başlamadan önce psikolojik olarak destek almakta olduğunu, davalı ... ile yaptığı whatsapp yazışmasında taraflar arasında hiçbir problem yokken bu durumu ikrar ettiğini, davacılar ile davalı ... arasında geriye etkili olarak ortadan kaldırılmış bir sözleşme ve sebepsiz hale düşmüş bir bedel olmadığını, Türkiye standartlarında ticaret yapan her tacirin enflasyon üzerinde gelir elde etme ihtimali bulunduğu gibi enflasyon altında kalma veyahut batma ihtimalinin de mevcut olduğunu, daha bir işin oturma süresinde ortaklığı sonra erdirerek hisselerini devreden davacı yanın talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının bir taraftan sözleşme kurulmamış olsaydı 2021 yılı itibarı ile iş kurulacağını, işletmenin geç kurulması nedeniyle zarara uğradığını, diğer taraftan paranın değer kazanacağını iddia etmesinin birbiriyle çeliştiğini, davacının talep ettiği manevi tazminat isteminin TTK'da sayılan ticari davalardan olmadığından dosyanın tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesini, aksi halde talebin reddine karar verilmesini, davacı ...'un talep ettiği özel ders alacağı kaleminin işçilik alacağı olup iş mahkemesinde görülmesi gerektiğinden tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesini, davalı ...'ın ... markasının sahibi olup ... şirketinin ayrı ve bağımsız bir kişilik olduğunu, davalı ...'ın ise şirketin ortağı olduğunu, davalıların işbu talep yönünden işverenlik vasfı bulunmadığından işbu davalılar yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının davalı şirkette yürütmüş olduğu her türlü hizmet için hak etmiş olduğu bedellerin eksiksiz olarak tarafına ödendiğini, davacının şirket hisselerini devrettikten sonra eğitim ve öğretimlerle ilgili olarak planlama yapmaksızın işten ayrıldığı için davacıdan eğitim almış olan çoğu öğrencinin eğitimlerinin yarıda kaldığını, davalının davacıya yapmış olduğu ödemelere mükerrer olacak şekilde 3.hocalara ödemeler yapmak zorunda kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Eldeki dava, hem davacılar yönünden ve hem de davalılar yönünden mecburi dava arkadaşlığının geçerli olduğu bir dava değildir. O halde davacı taraf, her bir davacının ayrı ayrı hangi vakıadan ve yine ayrı ayrı hangi davalıdan alacaklı olduğunu vakıa bazlı ayırt ederek izah etmesini gerektirmektedir. Ne var ki yapılan ihtarata rağmen bu yönde izahat yapılamamıştır.Örneğin davalılar ... ile ...'ın fikir ve eylem birliği içerisinde hangi tür ve hangi tarih veya döneme eylemlerle şirketi zarara uğrattıkları izah edilememiştir. Öte yandan bu eylemlerle zarara uğrayan şirket ise, bu zararları neden şahsen dava edip kendilerine istemektedirler? Zira TTK 553 ve devamı maddelerine göre yöneticilerin eylem ve işlemlerinden doğan zararlar kural olarak şirkete ödenir. İstisnai olarak ortakların doğrudan zararı var ise, bu istisnai duruma dair vakıalar izah edilerek ortaklar doğrudan kendilerine ödeme yapılmasını isteyebilirler. Yapılan ihtarata rağmen böyle bir ayırım yapılmaksızın ve buna dair herhangi bir vakıa anlatılmadan doğrudan zararların kendilerine ödenmesini talep etmişleridir.Yine dava dilekçesinin açıklamalar kısmında, davalılardan ...'ın eksik sermaye ödeme iddiaları ileri sürülmüş ise de, bunun neticesi talep ile irtibatlandırmamışlar, eksik sermayenin ödenmesi isteniyor mu izah edilmemiştir. Kaldı ki talep ediliyor ise bile bunun şirkete ödenmesi talep edilmesi gerekirken, yine doğrudan bu hususta da davacı olarak kendilerini göstermeleri bir çelişki olmuştur.Fanciol fiyat teklifi bakımından da şirket zarara uğratılmış ise bu hususta alacaklı olan yine şirkettir, neden doğrudan kendilerine para istedikleri izah edilmemiştir.Öte yandan, davalı gerçek kişiler şirketi birtakım eylem ve işlemleri ile zarara uğratmış iseler, şirket bu kimselerden alacaklı olması gerekirken, neden şirket aleyhine dava açılarak şirket davalı konumda gösterilmiştir, buna dair de bir izahat yapılmamıştır.Ayrıca neticei talep kısmında belirtilen zararlar da soyut olarak sıralanmış, yapılan ihtarata rağmen somutlaştırma yapılmamıştır.Davacılardan ...'un ders verdiğini bu sebeple alacaklı olduğunu izah etmiş ise de hangi dönemler arası, kaç saat ders vermiştir, bu ders verme işlemlerinin mahiyeti iş mahkemesinin görevine giren bir hizmet akti midir, mahiyetinden bahsedilmemiştir, ders ücretleri şirketten talep edebilecekken, bu ücretlerden neden diğer davalılar da sorumlu tutulmuştur, bu hususta herhangi bir ayırım da yapılmamıştır. Görüldüğü üzere davacılar, yapılan ihtarata rağmen dava dilekçesini HMK 119/1mde sayılan eksikleri gidermemiş, yine davacılar ve davalıların alacak iddiaları ve mükellefiyet iddiaları tefrik edilmemiş, gerekli somutlaştırmalar yapılmamıştır. Bu sebeple HMK 119/2. Maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.Aksi düşünce, mevzuatın insan haklarına daha uyumlu hale getirilmesine yönelik yasa koyucunun 2000'li yılların başından itibaren ihdas ettiği iradeyi akim kılar ve uygulayıcıların açık kanun hükümlerini uygulamaktan imtina etmesi sebebiyle AHİM nezdinde Devletimizin tazminatlara mahkum olmaya devam etmesi sonucu doğurur.Anılan sebeplerle HMK 119/1-(e, f, g, ğ) bentlerinde sayılan unsurları içermeyen dava dilekçesi sebebiyle 119/2. Maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştirTaraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, banka dekontları, faturalar, whatsapp konuşmaları, İstanbul 5.Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ D.iş sayılı dosyasının UYAP sureti, İstanbul C.Başsavcılığının ███████████ soruşturma sayılı dosyasının UYAP sureti, ticaret sicil kayıtları dosya içerisine alınmıştır. Davalı şirket ticari sicil kayıtları incelendiğinde; firmanın tescil tarihinin █████/2022 kayıt tarihli olduğu, firma ortaklarının %50'şer hisse ile müdür-münferiden yetkili ... ile ... oldukları, firmanın eski ortaklarının %25 sermaye ile ortak ... ve ... olduğu, █████/2021 tarihinde paylarını ...'a devrettikleri anlaşılmıştır. Yargı erkini tekelinde bulunduran Türkiye Cumhuriyeti devletinin de taraf olduğu AİHS'in 6. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlali sebebiyle AİHM nezdinde, Devletimiz aleyhine çokça ihlal kararları verildiği herkesçe malumdur. Bu kararların kahir ekseriyeti uzun yargılama süreçlerine dayanmaktadır. İşte uzayan yargılamaların önüne geçilmek amacıyla 2000'li yılların başından itibaren temel adli yasalarda köklü değişikliklere gidilmiş, TCK, CMK, TMK, TTK, TBK gibi hukuk yargılamalarındaki usulü düzenleyen HUMK'ta da değişikliğe gidilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe konmuştur. HMK'ta yargılamaların uzamasının önüne geçilmek için daha dava dilekçesi verilirken hangi hususlara dikkat edilmesi gerektiği 119. maddesinde tek tek sayılmış, maddenin ikinci fıkrasında da eksikliklerin yaptırımı düzenlenmiştir. Buna göre; - dayanılan vakıaların sıra numarası ile açık özeti (e), - iddia edilen her bir vakıanın hangi delil ile ispat edileceği (f), - dayanılan hukuki sebepler (g) - açık bir şekilde talep sonucu (ğ) dava dilekçesinde yer almalıdır. Somut olayda dava dilekçesi HMK'nın 119/1-(e, f, g, ğ) bentlerine aykırı olarak tanzim edilmiştir. Dava dilekçesinde bulunması gereken bu unsurlar her şeyden evvel HMK 33. maddesi göre davayı nitelemek ve mahkemenin en başta görevli olup olmadığını tayin etmek için önemli olduğu gibi, dava öncesi müracaat edilen arabuluculuğun bu vakıaları kapsayıp kapsamadığı, yargılamanın yazılı usulde mi yoksa basit usulde mi olduğunu tayin açısından, bilahere bilirkişilere hangi minvalde inceleme yaptırılacağı yönünden ve neticede kabul ya da red edilen talep kalemleri bakımından, hangi davacı ya da davalıların yargılama masrafı ve vekalet ücretinden sorumlu tutulacağı yönünden de ehemmiyet arz etmektedir. Eldeki dava, hem davacılar yönünden ve hem de davalılar yönünden mecburi dava arkadaşlığının geçerli olduğu bir dava değildir. O halde davacı taraf, her bir davacının ayrı ayrı hangi vakıadan ve yine ayrı ayrı hangi davalıdan alacaklı olduğunu vakıa bazlı ayırt ederek izah etmesini gerektirmektedir. Ne var ki yapılan ihtarata rağmen bu yönde izahat yapılamamıştır. Örneğin davalılar ... ile ...'ın fikir ve eylem birliği içerisinde hangi tür ve hangi tarih veya döneme eylemlerle şirketi zarara uğrattıkları izah edilememiştir. Öte yandan bu eylemlerle zarara uğrayan şirket ise, bu zararları neden şahsen dava edip kendilerine istemektedirler? Zira TTK 553 ve devamı maddelerine göre yöneticilerin eylem ve işlemlerinden doğan zararlar kural olarak şirkete ödenir. İstisnai olarak ortakların doğrudan zararı var ise, bu istisnai duruma dair vakıalar izah edilerek ortaklar doğrudan kendilerine ödeme yapılmasını isteyebilirler. Yapılan ihtarata rağmen böyle bir ayırım yapılmaksızın ve buna dair herhangi bir vakıa anlatılmadan doğrudan zararların kendilerine ödenmesini talep etmişleridir.Yine dava dilekçesinin açıklamalar kısmında, davalılardan ...'ın eksik sermaye ödeme iddiaları ileri sürülmüş ise de, bunun neticesi talep ile irtibatlandırmamışlar, eksik sermayenin ödenmesi isteniyor mu izah edilmemiştir. Kaldı ki talep ediliyor ise bile bunun şirkete ödenmesi talep edilmesi gerekirken, yine doğrudan bu hususta da davacı olarak kendilerini göstermeleri bir çelişki olmuştur. Fanciol fiyat teklifi bakımından da şirket zarara uğratılmış ise bu hususta alacaklı olan yine şirkettir, neden doğrudan kendilerine para istedikleri izah edilmemiştir.Öte yandan, davalı gerçek kişiler şirketi birtakım eylem ve işlemleri ile zarara uğratmış iseler, şirket bu kimselerden alacaklı olması gerekirken, neden şirket aleyhine dava açılarak şirket davalı konumda gösterilmiştir, buna dair de bir izahat yapılmamıştır.Ayrıca neticei talep kısmında belirtilen zararlar da soyut olarak sıralanmış, yapılan ihtarata rağmen somutlaştırma yapılmamıştır.Davacılardan ...'un ders verdiğini bu sebeple alacaklı olduğunu izah etmiş ise de hangi dönemler arası, kaç saat ders vermiştir, bu ders verme işlemlerinin mahiyeti iş mahkemesinin görevine giren bir hizmet akti midir, mahiyetinden bahsedilmemiştir, ders ücretleri şirketten talep edebilecekken, bu ücretlerden neden diğer davalılar da sorumlu tutulmuştur, bu hususta herhangi bir ayırım da yapılmamıştır. Görüldüğü üzere davacılar, yapılan ihtarata rağmen dava dilekçesini HMK 119/1mde sayılan eksikleri gidermemiş, yine davacılar ve davalıların alacak iddiaları ve mükellefiyet iddiaları tefrik edilmemiş, gerekli somutlaştırmalar yapılmamıştır. Bu sebeple HMK 119/2. Maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. Aksi düşünce, mevzuatın insan haklarına daha uyumlu hale getirilmesine yönelik yasa koyucunun 2000'li yılların başından itibaren ihdas ettiği iradeyi akim kılar ve uygulayıcıların açık kanun hükümlerini uygulamaktan imtina etmesi sebebiyle AHİM nezdinde Devletimizin tazminatlara mahkum olmaya devam etmesi sonucu doğurur. Anılan sebeplerle HMK 119/1-(e, f, g, ğ) bentlerinde sayılan unsurları içermeyen dava dilekçesi sebebiyle 119/2. Maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir" gerekçesiyle davanın HMK'NIN 119/2. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;dava konusu işletmenin, güzellik sektöründe yer aldığını, bu işletme için kullanılacak malzemelerin kaliteli olması, öncelikle göze hitap etmesi beklenmekte iken İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi ████████ E. Sayılı D.İş Dosyasında alınan bilirkişi raporunda davalılar tarafından edimlerin eksik ve gereği gibi belirlenen süre içerisinde ifa etmedikleri, müvekkillerine yapılacağı taahhüt edilen ve bu taahhütler nedeniyle, müvekkilinden tahsil edilen bedellere ilişkin iş ve işlemlerin yapılmadığının tespit edildiğini, şirket tüzel kişiliğinin ayrı bir malvarlığı olması gerekirken ... tarafından şirket tüzel kişiliği perde olarak kullanıldığını, para akışlarını yapması gereken şirket iken şirket ve şirket müdürü ... yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dolayısıyla davacılardan işletmenin kurulumu aşamasında alınan ve şirket için kullanılmayan meblağlardan davalıların sorumlu olduklarını, kötüniyetli olarak şirket kullanılmak suretiyle müvekkillerinden haksız kazanç elde edildiğini, mahkeme tarafından işbu açık taleplerinin ne şekilde açık olmadığının tespit edildiğini anlaşılamadığını, davalıların kasıtlı ve kötü niyetli olarak müvekkillerini aldattıkları ve sorumluluklarını yerine getirmediklerine dair en bariz örneklerden birinin işletmeye kurulacak olan ... sistemi için aldıkları teklifin 480.000,00-TL olduğunu ifade etmeleri ve sonrasında ise bu teklifin kendilerine de fazla geldiğini ve yeni aldıkları teklifin 200.000,-TL ile 220.000,00-TL arasında olduğunu ifade etmişlerine ve fakat müvekkilleri tarafından haricen yapılan araştırmalar ışığında ısıtma sistemi için firmanın 167.000,00-TL teklif yapıldığı ve davalıların bu fiyatı anlaşarak ödemeleri olduğunu, şirket müdürü ...'ın şirkete koyacağını taahhüt ettiği meblağı yerine getirmediğinden ötürü müvekkillerinin zarara uğradığını, davacılardan aldıkları 1.000.000-TL ile güzellik akademisini açtıkları düşünüldüğünde; eşit ödeme borçları olduğundan müvekkillerinden toplamda 500.000-TL tahsil ederek kendi payı olan 500.000-TL'yi de ortaya koyarak güzellik akademisini açabileceklerini, bu durumda, müvekkillerini zarara uğrattıklarının kuşkusuz olduğunu, tarafların anlaşmasına göre şirketin 2.000.000,00-TL ile kurulacak ve yapılan harcamalar hep eşit yapılacağını, fakat ... aralarındaki anlaşma doğrultusunda ödemesi gereken tutarı ödemeyerek müvekkillerini şirketten kazanacakları kârdan mahrum ettiğini, ayrıca yine şirket müdürü ... ve gizli ortak ... müvekkillerinin ortaya koyduğu 1.000.000,00-TL sermayeyi kullanarak işletmeden haksız gelir elde ettiğini, bu durumda müvekkillerinin menfi ve müspet zararlarından tüm davalıların sorumlu olduğunu, davacı ...'un iş akdi ile çalışmadığını, şirket ortağı olduğunu, davalılardan defaten şirket için yapılan harcamalara ilişkin bilgi ve belge istemesine rağmen müvekkillerinin gerçeklikle bağdaşmayan A4 kağıdına yapılmış hesaplamalar paylaşıldığını, ... sisteminin bunun en basit örneklerinden biri olduğunu, TTK'nın 553.maddesinde "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." hükmünü içerdiğini, davalıların müvekkillerine karşı sorumlu olduklarının izahtan vareste olduğunu, mahkeme kararı ile davalıların ödüllendirildiğini, tüm aşamalarında davalı ...'ın kötü niyetli olduğu ve müvekkillerini aldatmak suretiyle koyacağını taahhüt ettiği meblağı koymayarak salt müvekkillerinin ödediği miktarlarla haksız kazanç elde ettiğinin açıklandığını, şirketin gelir ve giderleri ...'ın banka hesaplarından yapıldığını, elde edilen kazançlar ve yapılan harcamalarla ilgili müvekkillerinin yanlış bilgilendirildiğini, müvekkillerinin bu süreçte maddi ve manevi birçok mağduriyet yaşadığını, sonuç olarak daha fazla mağduriyet yaşamamak adına ortaklıktan ayrıldıklarını, davacılar tarafından gizli ortak ...'ın hesabına yatırılan tutarların akıbetinin belirlenmesi ve şirketin uğradığı zararların belirlenerek müvekkillerine payları oranında şirket tarafından şahsi sorumluluğu oranında ise ... tarafından ödeme yapılması gerektiğini, davalıların somut ve yazılı delillerden görüleceği üzere, hukuka aykırı eylemlerle müvekkillerini maddi zarara uğrattıklarını, nitekim TTK'nın 614.maddesinin "Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir." hükmünü haiz olduğunu, dolayısıyla davalı ...'ın müvekkillerinin bilgi alma ve inceleme hakkını engellediğini, şirket müdürü olan davalının gerekli özeni yerine getirmeyip dürüstlük kurallarıyla bağdaşmayan şekilde hareket ettiğini, bu durumda müvekkillerinin şirketin ve şirketi bir nevi paravan olarak kullanan ...'ın hesaplarının incelenerek davalıların kusurlu ve haksız eylemleri nedeniyle uğradıkları zararın tazminini istemekte haklı olduğunu, davacılar tarafından akademiye başvuran öğrencilere çeşitli eğitimler verildiğini, bu eğitimlerin belirli bir ücret karşılığında verildiğini, ödemelerin öğrenciler tarafından yapıldığını, davacı ...'un ders verdiği öğrencilerin isimlerinin belli olduğunu, bu ödemenin maaş ödemesi olmayıp müvekkilinin alacağı olduğunu, bu hususta şirketin ve ...'ın sorumlu olduğunu, ... profesyonel makyaj uzmanı ve eğitmeni olup İstanbul'da ünlü sanatçılarla çalışan ve popüler dergilere çıkan tanınmış bir kişi olduğunu, bu süreçte her ne kadar yeni açmış oldukları işletmeye yarar sağlamak amacıyla gayret gösterse de davalılar tarafından bu durumun suistimal edildiğini, davacının davalıların haksız ve kötü niyetli eylemleri nedeniyle ciddi bir buhran ve depresyon sürecine girdiğini, çok uzun süre psikiyatra gitmek ve ilaç kullanmak zorunda kaldığını, davacı ...'un yaşadığı manevi çöküntüye, ızdıraba ve psikolojik tahribata ilişkin 70.000,00-TL manevi tazminat talebinde bulunma zaruretimiz hasıl olduğunu, davacıların alanında tanınan ve başarılı kişiler olup davalı şirket için maddi manevi birçok emek harcadığını, ancak hiçbir menfaat elde edemediğini, davacıların yapmış oldukları harcamaların sabit olup davalıların haksız ve kötü niyetli eylemleri nedeniyle zarara uğradıklarını, dolayısıyla müvekkillerinin 2021 yılı itibariyle kendilerine bir akademi kurmuş olsalardı harcaması gereken meblağ ve davalıların kusurlu ve sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmemeleri nedeniyle, haksız fiil eylemleri sonucunda 2023 yılında akademi kurmuş olmalarının nedeniyle, harcamak zorunda oldukları tutar arasında uğranılan zararı talep ettiklerini, ayrıca munzam zararın da talep edilmesinin dava dilekçesinde detaylıca izah edildiği üzere gerekli olduğunu, davada, davalılar tarafından gerçekleştirilen hileli, hukuka aykırı ve haksız fiil eylemleri nedeniyle, müvekkillerinin aldatılmış, zarara uğratılmış ve bunun karşılığında davalılarca menfaat elde edilmiş ve müvekkillerinin hem maddi hem de manevi zarara uğratılmış olduklarını, bu zararların tespiti ve tazmini için usul ve yasaya uygun olarak açmış oldukları işbu davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken herhangi bir delil toplamaksızın davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, taleplerinin ve delillerinin son derece açık olup taleplerinin çarpıtılarak mahkemenin yanıltıldığını, şirket zararının tahsiline yönelik bir talepleri olmamakla birlikte, taleplerinin davalıların taahhüt ettikleri eylemleri yerine getirmemeleri ve müvekkillerini aldatarak müvekkillerinin üzerinden haksız kazanç elde etmeleri nedeniyle, müvekkillerinin hiç bu ortaklığa girmeseydi 2021 yılında kendi işletmelerini açabilecekken davalıların kötüniyetli eylemlerine inandıklarını, 2023 yılında ancak kendi güzellik akademilerini açabildiklerini, yine ayn şekilde, müvekkillerinin paranın bu denli değer kaybettiği bir ekonomide 1 yıl önce koydukları tutarın kendilerine sus payı olarak verildiğini, davalılar haklı ve kusursuz iseler müvekkillerinin ödediği meblağı müvekkillerine geri ödemelerinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işbu nedenle, esas incelemesi yapılmaksızın herhangi bir delil toplanmadan davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, şirket ortaklığından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar, davalılardan, birlikte kurdukları, sonradan hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldıkları davalı şirkete ilişkin aralarındaki anlaşmaya aykırı davranışlar sebebiyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. HMK'nın 119/1 maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar tek tek sayılmış olup dayanılan vakıaların sıra numarası ile açık özeti, iddia edilen her bir vakıanın hangi delil ile ispat edileceği, dayanılan hukuki sebepler, açık bir şekilde talep sonucu dava dilekçesinde yer almalıdır.Mahkemece, 20.12.2023 tarihli duruşmada davacı tarafa HMK'nın 119/2 maddesine göre bir haftalık kesin süre verilerek davada üç davalı olduğu ve iki davacı olduğu hatırlatılarak, hangi davalının hangi tarihli eylemi, işlemi, aldığı kararı sebebiyle hangi davacının hangi davalıdan alacaklı olduğu hususlarının her bir işlem ve bu işlemden sorumlu olan davalı ve bu işlemden alacaklı olan davacı ayrı ayrı belirtilmek suretiyle ve yine her bir eylem ve işlemden dolayı hangi davacının hangi davalıdan şimdilik ne miktar alacağı bulunduğunu açıklaması istenilmiş, aksi halde davanın HMK'nın 119/2 maddesi uyarınca açılmamış sayılacağı ihtar edilmiştir. Davacı vekilince, mahkeme ara kararı gereğince 27.12.2023 tarihli dilekçe sunulmuş ise de dava dilekçesinin ve açıklama dilekçesinin HMK'nın 119/1-(e, f, g, ğ) bentlerine aykırı olarak tanzim edildiği, davacıların alacak iddiaları ve davalıların sorumluluğuna dair iddiaları ayrıştırılmadığı gibi gerekli somutlaştırmaların da yapılmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın açılmış sayılmasına karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık görülmemiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline,3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!