Anahtar kelimeler: Gebzeye Kahve Abonman Çerkezköyden Nakliyat Makinesinin Nakliyesi İşinin Poliçesi Şti

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2021
NUMARASI: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2025
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından ... numaralı nakliyat abonman sigorta poliçesi ile sigortalanan ... Tic. Ltd. Şti sorumluluğundaki 240 adet kahve makinesinin Çerkezköy'den Gebze'ye nakliyesi işinin davalılar tarafından üstlendiğini, emtiaların 2 nolu davalı firma sorumluluğu altında taşınmak üzere 2 nolu davalının sürücüsü olduğu ... - ... plakalı araca tam ve sağlam olarak yüklendiğini, 240 adet emtianın 204 adedini sefer esnasında çalınmak suretiyle zayi olduğunu, fatura ve yapılan tespitlere göre müvekkili sigortalının 127.159,08 TL'lik zararının tazmin edildiğini, TTK ve poliçe hükümleri gereğince sigortalısının hakkını devralan müvekkilinin davalılardan rücu hakkının doğduğunu, davalıların vaki itirazı üzerine duran icra takibinin devam edebilmesi için itirazın iptali ile işbu davayı açmak zaruretinin doğduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Hasar miktarının yüksek olduğunu, hasar miktarın ve kusur durumuna itiraz ettiklerini, talep edilen alacak bedelinin nasıl oluştuğunu, mal faturası, birim fiyatı, toplam fiyat ve çalınan mal adedi ile toplam bedelinin belli olmadığını, buna ilişkin hiçbir fatura, belge ve tutanak olmadığını, malların tesliminden itibaren süresi içinde yapılan bir hasar ihbarının olmadığını, TTK 889'a göre teslim anında veya en geç teslimden 7 gün sonra malların hasarlı olduğunun bildirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin aracının güvenlikli, aydınlatması olan bir alanda park halindeyken hırsızlığa uğradığını, diğer davalı şoförün aracın içinde olduğunu, aracın sallanması üzerinde müdahale ettiğini, malların tamamının çalınmasını engellediğini, taşıyıcının önlenmesine imkan olmayan bir durumun var olduğunu, bu nedenle müvekkilinin olayda herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, davacının dava açmadan önce müvekkillerine herhangi bir ihbarda bulunmadığını ve temerrüde düşürmediğini, davacının faiz talep edemeyeceğini herhangi bir hasar ihbarı ve talebinin olmadığını, bu nedenle faiz talebinin reddi gerektiğini, talep edilen faiz miktarının ise fahiş olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Huzurdaki davada davacı sigorta şirketi tarafından nakliyat abonman poliçesi kapsamında sigorta kapsamındaki taşıma kapsamında emtiaların davalı taşıyıcıların sorumluluğunda taşınırken çalındığını, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, ödeme yapmakla sigortalının haklarına halef olduğunu, meydana gelen hasardan davalıların sorumlu olduğunu, hasar bedelinin tahsili için başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali davasının ikame edildiği görülmüştür. Somut olayda dava dışı sigortalıya ait eşyaların taşınmasının davalılar tarafından üstlenildiği, davacı ile dava dışı sigortalısı arasında düzenlenen nakliyat abonman sigorta poliçesinin cari olduğu, eşyaların bir kısmının davalıların taşıması sırasında 3. kişiler tarafından taşıma aracından çalındığı, hasar bedelinin dava dışı sigortalıya ödendiği hususlarının çekişme konusu olmadığı anlaşılmıştır. Bu noktada yanlar arasındaki uyuşmazlığın sigortalıya yapılan ödemenin sigorta poliçesine uygun olup olmadığı, davacının rücu hakkının doğup doğmadığı noktasında toplandığı saptanmıştır. Saptanan durum ve tüm dosya kapsamı ile delillerin değerlendirilmesi neticesinde; Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi gereğince sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçmekle birlikte sigortacının sigortalısına halef olabilmesi için davacının sigortalısına yaptığı ödemenin poliçe koşulları ve klozlarına uygun olması gerektiği açıktır. Sigortalının hasarı poliçe koşulları kapsamında olmadığı halde sigortalısına ödeme yapması halinde yapılan bu ödeme lütuf ödemesi olarak kabul edileceğinden böyle bir ödemenin yapılması sigortacıya rücu hakkı vermeyecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; Nakliyat Sigortası Abonman Poliçesinin özel şartlar 6. maddesinde; "Şoförün aracı park etmesi gerektiğinde benzin istasyonlarında ya da bekçili park yerlerinde konaklaması, zaruri haller dışında park halinde ise gerekli tedbirlerini almış olması şarttır. Aksi halde her nevi hırsızlık hasarı teminat dışıdır." düzenlemesi mevcut olup davacı sigortacının dava dışı sigortalısına yapmış olduğu ödemenin sigorta sözleşmesi kapsamında yapılan bir ödeme olup olmadığı ve dolayısıyla davacının rücu hakkının bulunup bulunmadığı hususları sigorta alanında uzman bilirkişi heyeti marifeti ile yapılan inceleme neticesinde de tetkik edilmiş olup tespitlerin dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, gerekçeli olması kapsamında itibar edilir olduğu kanaatine varılmıştır. Somut olaydaki dinlenme tesisinin poliçe kapsamındaki şartları taşımadığı gibi yükleme yeri ile teslim yeri açısından teslime az bir süre kala yapılan geceleme sureti ile uzun süreli konaklamanın hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu hali ile davacı tarafından yapılan ödemenin sözleşme ve poliçe koşullarına uygun olmadığından rücu koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Poliçe Özel Şartları'nın 6 nolu maddesi'nde yer alan; "şoförün aracı park etmesi gerektiğinde, benzin istasyonlarında veya bekçili park yerlerinde konaklaması, zaruri haller dışında park halinde ise gerekli tedbirleri alması zorunludur" şeklindeki poliçe şartı gereğince mola yerinin sigorta poliçesinde belirtilen güvenlik hizmeti veren ve benzin istasyonu hizmeti veren bir tesis niteliğinde olmaması sebebiyle gerçekleşen hırsızlık hadisesinin sigorta poliçesi teminatı kapsamı dışında olduğu şeklindeki bilirkişi görüşünün kabul edilemeyeceğini, zira raporda da kabul edilmiş olduğu üzere söz konusu şart bir poliçe şartı olup poliçenin taraflarının da ... Sigorta A.ş. İle ... Tic. Ltd. Şti. olduğunu, dolayısı ile poliçe şartlarının ancak söz konusu taraflar arasında geçerli olabileceğini, bunun da ancak taşıma işinin fiilen sigortalı ... tarafından yapılması hallerine münhasır olacağını, dava konusu taşıma işinin ise ... Nakliyat tarafından davalı ...'a tevdi edildiğini, bu durumda müvekkili şirketin söz konusu poliçe şartını ileri sürerek hasarın teminat kapsamı dışında olduğunu iddia etmesinin beklenemeyeceğini, dolayısı ile bilirkişiler tarafından poliçe özel şartına istinaden değerlendirme yapılmış olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hasarın poliçe teminatı kapsamında olduğuna dair beyanları saklı kalmak ve hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin alacağın temliki hükümleri gereğince de talep hakkı mevcut olduğuna dair beyanlarının Mahkeme tarafından dikkate alınmamış olmasının da istinaf sebebi olduğunu, her ne kadar, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, alacak temlikine ilişkin bir tespit yapılamadığı belirtilmiş ise de delil listeleri kapsamında ödeme dekontu ile birlikte sunmuş oldukları ibraname kapsamında temlik beyanının yer aldığını, bu konudaki itirazları üzerine, ek raporda; söz konusu belgenin alacağın temliki olarak değerlendirilmediğinin belirtildiğini, hatalı olduğu açık olan bilirkişi görüşünün dikkate alınmamasını ve hukuki yönden değerlendirilmesi mümkün olan bu hususun Mahkeme tarafından dikkate alınarak yine hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile hasarın teminat kapsamı dışında olduğunun kabul edilmesi halinde müvekkili şirketin alacağın temliki hükümleri gereğince rücu hakkının bulunduğunun kabulüne karar verilmesini talep etmiş olmalarına rağmen bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmamış olmasının eksik inceleme ile karar verilmiş olduğunu gösterdiğini, hükme esas alınmış olan bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları tüm bu itirazların Mahkeme tarafından dikkate alınmamış olmasının hukuka aykırı olup, kararın kaldırılması gerektiğini, kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarık davanın kabulüne, istinaf giderlerinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, yurtiçi karayolu taşımasına konu yükün bir kısmının çalınması nedeniyle sigortalının uğradığı zararı tazmin eden sigorta şirketinin, ödediği zarar tutarını fiili taşıyıcı ve sürücüden rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının yaptığı ödemenin lütuf ödemesi olup olmadığı, sigortalının davacıya verdiği ibraname nedeniyle ödemenin alacağın temliki hükümlerine göre talep edilip edilemeyeceği noktasındadır. Davacı tarafça dava dışı sigortalı ... Limited Şirketi'ne 16.11.2018 tarihinde 127.159,08 TL hasar tazminatı ödemesi yapılması üzerine davacı tarafından davalılar hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, "sigortalı ... Tic. Ltd Şti. Sorumluluğundaki emtiaların .../... plakalı araçlar ile Çerkezköy'den Gebze'ye nakliyesi esnasında meydana gelen hırsızlık hasarı sebebiyle ödenen zararın rücuen tahsili talebi" sebebine dayalı olarak 127.159,08 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 03.01.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Dosya kapsamından dava dışı sigortalı ... Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi ile dava dışı ... Ticaret A.Ş. arasında taşıma ilişkisinin bulunduğu, dava dışı sigortalı tarafından 28.07.2018 tarihinde nakliye bedeline ilişkin fatura tanzim edildiği , davacı ve dava dışı sigortalı ... Tic Ltd Şti arasında 25.05.2018-25.05.2019 dönemini kapsayan "Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesi" düzenlendiği, dava dışı sigortalı tarafından tanzim edilen 28.07.2018 tarihli taşıma irsaliyesine göre satıcı ve alıcının ... A.Ş. olup, kahve makinesinin Çerkezköy'deki depodan Gebze'ye taşınması amacıyla davalı fiili taşıyıcı ... San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait araca yüklendiği, ... tesislerinde park halinde bulunan araçta 29.07.2018 tarihinde hırsızlık olayının meydana geldiği ve dorsedeki bir kısım yükün çalındığı, ... tarafından 30.07.2018 tarihinde tanzim edilen depolama ve dağıtım yöneticiliği nakliye hasarı ve kayıp tutanağında hırsızlık olayı nedeniyle eksik çıkan ürün adedinin 204 adet olduğu tespitinin yapıldığı ve bu tutanağın davalı sürücü ... tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Somut olayda taşımaya konu emtianın dava dışı sigortalıya ait olmadığı ihtilafsız olup, davaya dayanak sigorta poliçesinde emtia sigortası genel şartlarına atıf yapılmış ise de sigortanın konusuna ilişkin bölümde yer alan "..poliçede yazılı özel şartlar dahilinde gerçekleşecek rizikolar sonucu ve yasadan doğan sorumluluklara bağlı olarak sigortalıya karşı ileri sürülebilecek zarar, ziyan ve hasar ile ilgili taleplerin karşılanmasına ilişkin nakliyat yurtiçi taşıyıcı mali sorumluluk sigortasıdır." açıklaması nedeniyle sigorta poliçesinin, aynı zamanda nakliyat yurtiçi taşıyıcı mali sorumluluk sigortası niteliği de bulunmaktadır. Dosya kapsamına alınan 01.10.2018 tarihli eksper raporunda, davalı şoförün aracı park ettiği Mirkelam tesislerinin otobanın üstünde tırların park etmesine uygun olan ışıklandırılmış bir tesis olduğu, tesis içinde park eden araçlara güvenlik hizmeti verilmediği sadece ücretsiz park hizmeti sağlandığı, tesisin kendi güvenlik görevlisi olduğu ama park eden araçlara güvenlik garantisi verilmediği, hasarın tazminat kapsamında değerlendirilebileceği tespitinde bulunulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise sigortalının taşınan malın mülkiyetine sahip olmadığı, sigorta poliçesinin ikinci sayfasında bulunan “özel şartlar" altında sigorta teminatı haricinde bırakılan durumlara ilişkin 6. Maddenin "şoförün aracı park etmesi gerektiğinde, benzin istasyonlarında veya bekçili park yerlerinde konaklaması, zaruri haller dışında park halinde ise gerekli tedbirleri alması zorunludur" hükmünü içerdiği, ... Dinlenme Tesisleri'nin benzin istasyonu niteliğinde olmadığı, güvenlik hizmeti vermediği, yapılan konaklamanın zaruri haller dışında olduğu , bu iki durum nedeniyle gerçekleşen hırsızlık olayının sigorta teminatı kapsamı dışında olduğu, sigorta şirketi tarafından sigortalıya yapılan ödemenin lütuf (ex gratia) ödemesi olduğu belirtilmiştir.Eldeki uyuşmazlıkta davacı tarafça dayanılan sigorta poliçesinin özel şartlarında, yazılı şartların yerine getirilmemesi halinde poliçenin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. Özel şartların 6.maddesinde şoförün aracı park etmesi gerektiğinde benzin istasyonlarında veya bekçili park yerlerinde konaklamasının, zaruri haller dışında park halinde ise gerekli tedbirleri almasının zorunlu olduğu belirtilmiş olup, bilirkişi raporundaki tespitlere göre taşıma yapan aracın ... Dinlenme Tesisleri'nde konaklamasının özel şartlar kapsamında kalmadığı gözetildiğinde davacı tarafından sigortalısına yapılan ödemenin ex gratia, lütuf ödemesi olduğu açıktır. Bu durumda, dava konusu rücuya dayanak ödeme, zarardan sorumlu gösterilen davalıları bağlamaz. Ancak davacı tarafça dosyaya sunulan 15.11.2018 tarihli ibranamede, dava dışı sigortalı tarafından bu olaydan doğan rücu ve dava haklarının sigorta şirketine devredildiği ve anılan ibranamenin Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 183. ve devamı maddelerinde düzenlenen alacağın temlikine ilişkin tüm şekil ve içerik şartlarını sağladığı gözetildiğinde sigortalısına ödeme yapan ve bu ödeme ile birlikte sigortalısının haklarını Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre temlik alan davacının sigortalısının haklarına halef olduğunun kabulü gerekir.
Davaya konu taşıma işi alıcı ... Ticaret A.Ş. tarafından organize edilmiş olup, dava dışı ... Pazarlama A.Ş. tarafından tanzim edilen satış faturasında çıkış depo yeri ... Dğl.İşl.- ... olarak belirtildiğinden, satılanın ifa yerinden başka bir yere gönderilmesi (mesafe satımı) söz konusudur. Bu durumda yarar ve hasar, somut olayda olduğu gibi satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçmektedir. Dosya kapsamından ... A.Ş. tarafından 30.07.2018 tarihinde 204 adet kahve makinesinin satışına ilişkin ... A.Ş. hakkında KDV hariç 127.759,08 TL üzerinden fatura tanzim edildiği ve aynı tutarın 27.08.2018 tarihinde ... Tic. A.Ş. tarafından "hasara istinaden" açıklamalı fatura ile dava dışı sigortalıya yansıtıldığı anlaşılmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 875/1. maddesi uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan ve TTK'nın 879. maddesi uyarınca kendi adamlarının ya da yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmesi sırasındaki fiili ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. TTK'nun 888/1 maddesine göre "Taşıma, kısmen veya tamamen üçüncü bir kişi olan fiilî taşıyıcı tarafından yerine getirilirse, bu kişi eşyanın zıyaı, hasarı veya gecikmesi nedeniyle kendisi tarafından yapılan taşıma sırasında ortaya çıkan zarardan asıl taşıyıcı gibi sorumludur." TTK'nın 880. maddesi uyarınca da "(1) Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. (2) Eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki fark tazmin edilir. Zararı azaltmak ve gidermek için yapılacak harcamaların birinci cümleye göre saptanacak değer farkını karşıladığı karine olarak kabul edilir. (3) Eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir. Eşya, taşımak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır." TTK.'nın 882/1. maddesi uyarınca "Gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881.maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır." TTK.'nın 886. maddesi uyarınca "Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. " Yukarıda belirtilen düzenlemeler ışığında somut olaya gelindiğinde öncelikle dava dışı ... A.Ş'ye müzekkere yazılarak dava dışı sigortalı ... Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi hakkında tanzim edilen 27.08.2018 tarihli "hasara istinaden" açıklamalı fatura bedelinin dava dışı sigortalı ile olan cari hesaptan mahsup edilip edilmediğinin sorulması, dava dışı alıcı ... Ticaret A.Ş tarafından mahsup edilmiş bir bedelin olması halinde zararın tazmin edildiği gözetilerek dava dışı sigortalıya ödeme yapan davacı sigorta şirketinin davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabul edilmesi, bu durumda eşin esasına girilerek dosyanın taşıma konusunda uzman bir bilirkişi, bir makine mühendisi ve bir sigorta bilirkişisinden oluşacak heyete tevdi ile taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin hükümler çerçevesinde zarar yönünden hesaplama yapılmak üzere alınacak rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!