Anahtar kelimeler: Eylülden Mutabık Harçlandırma Nöbetçi Küçükçekmece Kalınarak Eserlere Ödememesi Başlanıldığını Taşeron

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu █████/2025 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkilinin davalıyla arasındaki taşeron sözleşmesi ilişkisi nedeniyle davalıya vermiş olduğu hizmet ve meydana getirdiği eserlere karşılık olarak ve yine mutabık kalınarak keşide edilen faturalarla oluşan muhasebe kayıtları ve cari hesaba ait bedellerini süresinde ödememesi üzerine davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Dairesi Müdürlüğü’nün ..... Esas ile icra takibine başlanıldığını, 2024 Eylül'den itibaren de müvekkilinin sözlü olarak oyalanıldığını, müvekkilinin oyalandığını anlayınca dava yoluna gittiğini ve davalı tarafça icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, müvekkilinin davalı şirket ile aralarındaki taşeronluk sözleşmesi ilişkisi kapsamında, kendisine bırakılan işleri davalının adına tam ve gereği gibi yerine getirdiğini, bu işlerin süresinde olmadığı veya gereği şekilde yapılmadığı gibi herhangi bir itiraz veya şikayet de iletilmediğini, müvekkilinin 10 Adet fatura keşide ettiğini, bu dönemde oluşan cari hesap ilişkisi kapsamında oluşan bedel üzerinde de karşılıklı olarak mutabık kalındığını, müvekkilinin mevcut sözleşme kapsamında kendisine bırakılan işleri tam ve gereği gibi ifa ettiği hususunda bir uyuşmazlık olmamasına ve yine karşılıklı mutabık kalınarak keşide edilen faturalara davalının itiraz etmemiş olmasına rağmen, davalı şirketin borcunu ödemekte direndiği gibi bu sebeple yapılan icra takibinde borca ve fer'ilerine itiraz etmesine bir anlam verilemediğini, davalının icra takibine kötüniyetli şekilde itiraz etme amacının, süreci uzatarak mal kaçırmak olduğunu, müvekkilinin hak edişinin 2024 Eylül'de muaccel hale geldiğini, davalının banka, taşınmaz ve üçüncü kişilerden alacaklarına takdiren teminatsız, sayın mahkemeniz aksi kanaatte olursa teminatlı olarak ihtiyati tedbir konulmasını, davalının Küçükçekmece İcra Dairesi Müdürlüğü ..... Sayılı doyasına yapmış olduğu; borca, faize, ferilerine ve takibe, kötü niyetli itirazlarının iptali ile takibin asıl alacak, işlemiş - işleyecek faizleri ve ferilerinin tamamının devamına, reeskont avans faiziyle birlikte alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2025 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacı ile aralarında yapılan sözleşme bakımından davanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini ve dosyanın bu mahkemeye gönderilmesini, aksi halde davanın reddi ile, takipte haksız ve kötüniyetli olan davacının takip alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, alacağın tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK hükümlerine göre: Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir (HMK 19/1). Yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi halde dinlenemez (HMK 117/1). Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir (HMK 19/4). Yetki itiirazından vazgeçilmiş ise yetki itirazı bulunmadığı kabul edilerek değerlendirme yapılmalıdır.
Yetki sözleşmesini düzenleyen HMK'nın 17. maddesinde "tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflarca aksi kararlaştırılabilen bir hususun kamu düzenine ilişkin olduğundan söz edilemez. Kamu düzenine ilişkin olmadığı için buradaki yetki, HMK 114/1-ç maddede düzenlenen dava şartı niteliğinde kesin yetki değildir. Taraflar aralarındaki sözleşmeyi her zaman değiştirebilir ve bazı hükümlerini de ortadan kaldırabilirler. Dava yetki sözleşmesinde belirtilenden başka yerde açılmış ve süresinde yetki itirazında bulunulmamış ise artık önceki yetki sözleşmesini ortadan kaldıran yeni bir yetki sözleşmesi kurulduğu ve dava açılan mahkemenin yetkili hale geldiğinin kabulü gerekir. HMK 17. madde açıkça tarafların iradesine önem verirken yetki sözleşmesindeki mahkemenin kesin yetkili olduğu ve bu yetkisinin taraflarca ortadan kaldırılamayacağı şeklinde bir sonuca ulaşılması da mümkün değildir. Anlatılanların sonucu olarak sözleşmedeki mahkemenin münhasır yetkisi davalının yetki itirazında bulunulması halinde mahkemece dikkate alınması gereklidir.
Dosya içerisinde bulunan taşeron sözleşmesi incelendiğinde;anılan sözleşmenin 37 nci maddesinde ".....ihtilaf hâlinde İstanbul Mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir." şeklinde yetki sözleşmesi yapıldığı, 6100 sayılı HMK'nin 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde açılabileceği yönünde düzenleme bulunduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanında yetki sözleşmesi ancak kesin yetki bulunmayan ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir.
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, taraflar tacir olup, bu bakımından öncelikle sözleşmedeki yetki şartı geçerlidir. Dosya içerisinde davalı şirkete dava dilekçesinin tebliğ edildiği, davalı vekilinin verdiği cevap dilekçesi ile süresinde yetki itirazında bulunulduğu anlaşılmış olup tacir olan taraflar arasında yapılan sözleşmedeki düzenleme dikkate alındığında, İstanbul Mahkemelerinin yetkisi münhasır yetki olup, bu nedenle davanın İstanbul Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden mahkememizin yetkisizliğine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının açtığı davada; yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeni ile mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-Yetkisizlik nedeni ile dava dilekçesinin REDDİNE,
3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
4-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların █████/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda karar verildi. █████/2025
Başkan .....
☪e-imzalıdır.☪
Üye .....
☪e-imzalıdır.☪
Üye....
☪e-imzalıdır.☪
Katip ....
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!