Anahtar kelimeler: Uygılanmaz Usulünün İstikrarla Basit Edenin Resmî İştirak Neticesinde Edilmemiştir Edilebilir

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.SUÇ : TehditHÜKÜM : MahkumiyetYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:14.07.2021 tarih 31541 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7331 sayılı Yasanın 23 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251 inci maddesine eklenen “175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygılanmaz." şeklindeki düzenleme gözetilerek, basit yargılama usulünün uygulanamayacağı anlaşıldığından Tebliğname'de bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, inceleme dışı taraflar, sanık ve katılan arasında çıkan tartışmada her ne kadar katılan, sanığın kendisine " Sana şimdi bir kafa atarım, ağzından dişlerini alırım" dediğini beyan etmişse de sanığın her aşamada istikrarlı şekilde üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, olaya ilişkin bilgi ve görgüsü bulunan tarafsız tanık bulunmadığı gibi katılanın annesi katılan sanık .... ve anneannesi katılan ...'ın da katılanın beyanını destekler mahiyette sanığın katılana "Sana şimdi bir kafa atarım, ağzından dişlerini alırım" dediğine ilişkin beyanda bulunmadıkları anlaşılmakla katılanın beyanı dışında sanığın mahkumiyetine yetecek ölçüde her türlü şüpheden uzak, kesin mahiyette delil bulunmadığı, ceza hukukunun evrensel olarak kabul edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanık hakkında üzerine atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Kabule göre de;Sanık ve katılanın da aralarında bulunduğu taraflar arasında tartışmanın meydana geldiği sabit olmakla sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesi uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmamasıBozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.