Anahtar kelimeler: Davatespit Malta Kabza Ahzu Özetidavacı Bank Münhasır Surette Temlik İpotek

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:███████ EsasKARAR NO:█████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar TARİH:█████/2024DAVA:TespitKARAR TARİHİ:█████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... sayılı takip dosyasına konu alacağın teminatında yer alan ipotek ile birlikte ... Şirketi'ne temlik edildiğini, ... Bank Malta Ltd vekili tarafından █████/2018 tarihinde icra dosyasına bildirildiğini ve bu temlik sebebi ile takibe konu alacakların talep, tahsil, ahzu kabza münhasır ve kesin surette alacağı temlik alan ... Yönetim Anonim Şirketi'nin yetkili olduğunun bildirildiğini, dosyadan alacaklıya ipotekli taşınmaz █████/2018 tarihli ihalede 97.860.000,00-TL bedelle alacağına mahsuben temlik alacaklısı olan ... Yönetim Anonim Şirketi'ne ihale edildiğini, söz konusu ihale hakkında İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasına kayden ihalenin feshi davası açıldığını, ihalenin feshine dair verilen istinaf mahkemesi kararının Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiğini, ... sayılı icra dosyasında alacaklı tarafın sonradan dosyayı temlik alan ... Şirketi olduğunu, ... Yönetim Anonim Şirketi'nin yeni unvanı ile ... Anonim Şirketi'nin söz konusu icra dosyasına konu alacağı müvekkili bankaya █████/2018 tarihli taaahhütname başlıklı belge ile temlik ettiğini, ihalenin feshi davasına ilişkin Yargıtay bozma kararından sonra İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından yapılan yargılamada █████████ Esas ████████ karar sayılı karar ile ihalenin feshine karar verildiğini, bu karar nedeni ile icra dosyasına temlik şartının gerçekleştiği belirtilerek talepte bulunulduğunu, icra müdürlüğü tarafından temliknamenin noterden düzenlenmiş halinin talep edilerek taleplerinin reddedildiğini, temliğin sadece yazılı şekil şartına bağlı olduğu noterden düzenleme şartı olmadığı ve taahhütname başlıklı belgede yer alan şartın da gerçekleştiğinden bahisle icra müdürlüğü kararına karşı yapılan şikayetin İstanbul 3 icra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas ████████ karar sayılı kararı ile kabul edildiğini, yerel mahkeme kararına karşı temlik eden davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin █████████ esas ████████ karar sayılı kararı ile istinaf talebinin kabulüne karar verildiğini, istinaf kararının temyiz edilmesi sonucu Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin █████████ esas ████████ karar sayılı kararı ile istinaf mahkemesi kararının onandığını, temlik ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi' ve Yargıtay kararında alacağın temlik edildiğine dair yetkili icra mahkemesi tarafından inceleme yapılayacağının belirtildiğini, temliğin geçerli olmadığı iddiasında olan tarafın genel mahkemelerde dava açması gerektiğinin belirtildiğini, karar ile birlikte müvekkili bankanın dava açma zorunluluğu doğduğunu ve bu davayı açmak zorunda kaldıklarını beyanla █████/2018 tarihli taahhütname başlıklı temlik sözleşmesine konu ... sayılı takip alacağı ve teminatında yer alan ipoteğin müvekkili bankaya temlikinin gerçekleşmiş olduğunun, müvekkili bankanın işbu takip dosyasına konu alacağın alacaklısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; davacı Bankanın, huzurdaki davada müvekkili şirket ile davacı Banka arasında █████/2018 tarihli temlikname imzalandığını ve bu temlikname uyarınca müvekkili şirketin İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...sayılı dosyasında mevcut alacaklarını davacı Bankaya temlik ettiğini iddia etmekte olduğunu, söz konusu belgenin "temlikname" vasfı taşımadığına dair itirazlarımız saklı kalmakla dosyaya ibraz edilen sözde taahhütnamenin müvekkili şirket yetkililerince imzalanmamış olduğunu, taahhütnamedeki imzaya itirazlarının bulunduğunu, müvekkili şirket ile davacı banka arasında herhangi bir temlikname imzalanmadığını, müvekkili şirket tarafından davacı Bankaya alacağın temliki vaadinde bulunulmadığını, temlikname vasfı taşıdığı iddia edilen belgenin taraflar arasında imzalanmadığını, belgede davacı Bankanın imzasının bulunmamakta olduğunu, müvekkili şirket yetkililerinin alacağı temlik etme iradesi de bulunmadığını, alacağın devri (temliki) sözleşmelerinin TBK m.183 vd. maddelerinde düzenlendiğini, buna göre, alacağın temliki sözleşmelerinin tıpkı diğer sözleşmelerde olduğu gibi tarafların karşılıklı irade beyanları ile kurulacağını, bununla birlikte, temlik sözleşmelerinin geçerliliğinin sözleşmenin yazılı şekilde yapılmış olması koşuluna bağlı olduğunu, dolayısıyla, tarafların karşılıklı irade beyanlarını içermeyen ve yazılı şekilde yapılmayan sözleşmelerin hukuken geçersiz olduklarını, tarafların geçersiz sözleşmeye dayanarak hak iddia etmelerinin mümkün olmadığını, taahhütname incelendiğinde alacağın temlikinin hem geciktirici şarta bağlandığı hem de sözleşmenin ivazlı olarak tanzim edildiğinin görülmekte olduğunu, taahhütnamenin, dava dışı üçüncü kişi şirketlerin kredi sözleşmelerinin eki olarak düzenlenmiş ve işbu kredi sözleşmelerine teminat olarak kabul edilmiş olduğunu, sözleşme uyarınca bir tarafın alacağı temlik etmeyi vaad ederken, sözleşmenin diğer tarafı olan Bankanın işbu taahhütnameyi muhtelif kredi sözleşmelerinin eki ve sözleşmede devri vaad edilen alacağı ise kredi sözleşmelerinin teminatı olarak kabul etmeyi, yani müşteriye kredi limiti açmayı ve yeni krediler için teminat olarak kabul etmeyi vaat etmekte olduğunu, bu kapsamda, dava konusu "sözde alacağın temliki" işleminin hem geciktirici şarta bağlandığı hem de ivazlı olarak düzenlendiğinin açık olduğunu, hukuki tanım itibariyle eldeki sözde sözleşmenin ivazlı olduğundan her iki tarafa da borç yükleyen sözleşme niteliğini haiz olduğunu, söz konusu taahhütname ile taahhütname taraflarının her birinin borç ve yükümlülük altına gireceğinden sözleşmenin, yükümlülük altına giren tarafların tümü tarafından imzalanmış olmasının gerektiğini, halbuki, her ne kadar taahhütnamenin davacı Bankayı da borç ve yükümlülük altına sokmaktaysa da davacı Banka yetkilileri tarafından imzalanmamış, alacağın temlikine karşılık gelen ivazın davalı Banka tarafından taahhüt edilmemiş olduğunu, dolayısıyla, eldeki dosyada tarafların karşılıklı iradeleriyle imza altına alınan herhangi bir taahhütname bulunmadığını, bu kapsamda, davacı Banka'nın imzasını içermeyen sözde taahhütnamenin, davacı Banka yetkililerince imzalanmadığından hukuken geçersiz olup işbu sözleşmeye dayanarak dava açılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın, █████/2018 tarihli taahhütname başlıklı belgeye dayanarak ... sayılı takip alacağı ve teminatında yer alan ipoteğin kendisine temlik edildiğinin ve davacı bankanın temlik alacaklısı olduğunun tespiti talebiyle açtığı davada müvekkili şirkete de husumet yöneltip, müvekkili şirketi davalı olarak göstermiş olduğunu, müvekkili şirketin davaya dayanak belge olan taahhütname başlıklı belge ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, belgenin tarafı veya muhatabı olmadığını, bu nedenle huzurdaki davada davalı sıfatı bulunmayan müvekkili şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu, davacının, alacağı temlik aldığı iddiasına dayanak yaptığı belge incelendiğinde, “TAAHHÜTNAME” başlıklı bir belge olduğu ve ihalenin iptali halinde icra dosyasından doğan hakların temlik edileceğinin taahhüt edildiğinin görülmekte olduğunu, taahhüt etmenin hukuktaki karşılığının “vaat etme”, “söz verme” olduğunu, taahhütte bulunmanın, bir hakkını gelecekte bir zaman diliminde devredeceğine dair vaatte bulunma anlamına gelmekte olduğunu ve hakkını hemen, şu an kayıtsız şartsız bir devretme amacı veya niteliği taşımamakta olduğunu, alacağın devrinin, TBK’nun 183 vd. maddelerinde düzenlenmiş olduğunu, TBK’nun 183. maddesinde “kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceği” belirtildikten sonra, TBK’nun 184. maddesinde “devrin şeklinin” öngörülmüş olduğunu, buna göre; alacağın devrinin geçerliliğinin, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı olduğunu, alacağın devri sözü vermenin, şekle bağlı olmadığını, dava konusu “TAAHÜTNAME” başlıklı belgenin, TBK’nun 184/2. maddesinde bahsi geçen “Alacağın Devri Sözü Verme” olduğunu, yani dava konusu belgenin temlikin vaat edildiği bir belge olduğunu, bu nedenle bu taahhüde dayanılarak alacağın temlik edildiğinden söz edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının, .... sayılı dosyasının önceki alacaklısı diğer davalı ... Yönetimi A.Ş.(yeni unvanı: ... A.Ş.)’den dosya alacağını temlik aldığından bahisle temlik alacaklısı olduğu iddiasıyla, icra dosyasından talepte bulunduğunu ve dosyaya sunulan sözleşmenin temlik işlemi olmadığı gerekçesiyle icra müdürlüğü tarafından talebinin reddedilmiş olduğunu, bunun üzerine bu yöndeki müdürlük kararının kaldırılmasını dava ettiğini, İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E.- ████████ K. sayılı kararı ile şikayetin kabulüne karar verilmiş ise de, İstanbul BAM 23. HD’nin █████████ E.- ████████ K. sayılı ve 08.04.2022 tarihli kararı ile “sözleşmenin alacağın temliki sözleşmesi olmadığı, alacağın temlikinin şartlara bağlı olarak taahhüt edildiği bir sözleşme olduğu, bu taahhüde dayanılarak alacağın temlik edildiğinin dar yetkili icra mahkemesince değerlendirilemeyeceği” gerekçesiyle icra mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verilmiş olduğunu, temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay 12. HD’nin █████████ E.- ████████ K. sayılı kararıyla, BAM kararının usul ve yasaya uygun olduğundan onanmasına karar verildiğini, böylelikle, davaya dayanak belgenin alacağın temliki belgesi olmadığı, davacı ... Bankası T.A.O.’nun alacağı temlik almadığı ve icra dosyasında alacaklı sıfatının olmadığının kesinleşmiş olduğunu, alacaklı/müvekkili İstmar tarafından icra dosyasına sunulan talep ile davacı Bankanın alacaklı sıfatının kaldırılmasının talep edilmiş olup, talepleri gibi karar verilmemesi üzerine Müdürlük işleminin iptali/kaldırılması talebiyle İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E sayılı dosyasıyla dava açıldığını, İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E.-████████ K. sayılı ve █████/2023 tarihli kararı ile, şikayetin kabulü ile... sayılı dosyasında şikayet konusu █████/2023 tarihli müdürlük kararının iptaline, dosyada alacaklı sıfatı bulunmayan... Bankası T.A.O.’nun alacaklı kaydının silinmesine karar verilmiş olduğunu, görüldüğü üzere, davacının davasına dayanak yaptığı TAAHHÜTNAME’nin alacağın temliki niteliğinde olmadığı ve kesinleşmiş mahkeme kararı doğrultusunda alacaklı sıfatının bulunmadığının bir başka mahkeme tarafından da aynı şekilde hüküm altına alınmış olduğunu, davacının, temyiz merci ve istinaf mahkemesince temliğin geçerliliğine ilişkin bir karar verilmediğini, sadece dar yetkili icra mahkemesi tarafından bu hususta bir karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunun belirtildiğini, bu nedenle genel mahkemelerde temliğin geçerliliği için işbu davayı açtıklarını ileri sürmekte olduğunu, davacının iddiasının aksine istinaf incelemesini yapan İstanbul BAM 23. HD’nin █████████ E.- ████████ K. sayılı ve █████/2022 tarihli kararında davaya dayanak belgenin içeriği konusunda esasa girilmiş ve bu konuda görüş bildirilmiş olduğunu, İstanbul BAM 23. HD’nin █████████ E.- ████████ K. sayılı ve █████/2022 tarihli kararı ile, “…Şikayetçi tarafından dosyaya sunulan █████/2018 tarihli "Taahhütname" başlıklı adi nitelikte belgede şikayetçinin imzasının bulunmadığı, ... A.Ş., ... A.Ş., ... Yönetim A.Ş., ... A.Ş., ...Yapı A.Ş. ve ... tarafından imzalandığı, belgenin içeriği incelendiğinde, TBK'nın 184.maddesinde karşılığını bulan alacağın devri sözü verme niteliğinde olduğu ve mevcut haliyle alacağın temliki sözleşmesi değil alacağın temlikinin şartlara bağlı olarak taahhüt edildiği sözleşme olduğu, bu taahhüde dayanılarak alacağın temlik edildiğinin dar yetkili icra mahkemesince değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, icra müdürlüğünün şikayete konu işleminin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu dikkate alınarak Mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, şikayetin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.” şeklinde oluşturulan gerekçeyle işin esasına girilerek “belgenin TBK’nun 184. maddesinde karşılığını bulan alacağın devri sözü verme niteliğinde olduğunun ve mevcut haliyle alacağın temliki sözleşmesi olmadığının, alacağın temlikinin taahhüt edildiği bir sözleşme olduğunun” açık ve net olarak belirtildiğini, buna ilave olarak İstanbul BAM 23. HD’nin vermiş olduğu bu kararla icra mahkemesinin temliğin geçerli olduğuna dair verdiği kararı kaldırmış olması ve icra müdürlüğünce dosyaya ibraz edilen taahhütnamenin temlik sözleşmesi olmadığına dair ret gerekçesini onaylayacak şekilde icra müdürlüğünün şikayete konu işleminin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunu belirtmesinin de esasa ilişkin görüşünü bildirdiğinin bir başka göstergesi olduğunu, Yargıtayca da kararın içeriğine hiç dokunmaksızın, aynen onanmasının da BAM ile aynı görüşü benimsediklerini göstermekte olduğunu, davaya konu olayda alacağın, üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahip alacaklı şirket tarafından müvekkili davalı şirkete yasaya uygun şekilde temlik edilmiş olduğunu, müvekkili şirket ile diğer davalı ... A.Ş. arasında TBK’nun 184/1. maddesine uygun şekilde Sincan ... Noterliği’nin █████/2023 tarih ve ...yevmiye numaralı “Alacağın Temliki Sözleşmesi” imzalandığını, noterde yapılan resmi temlik sözleşmesinin icra dosyasına da ibraz edilmiş olduğunu, davacıya temlik edilmiş bir alacak söz konusu olmadığından ve alacak müvekkiline temlik edildiğinden, eldeki davada alacağın davacıya temlik edildiğinin tespiti iddiasının dinlenebilirliğinin bulunmadığını belirterek, müvekkili hakkında açılan davanın öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2024 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; "Dava, davacı bankanın, █████/2018 tarihli "Taahhütname" gereğince,....(Eski ...) Sayılı dosyasına konu alacağın alacaklısı olduğunun tespiti talebine ilişkin bulunmaktadır.Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerledirilmiştir. Buna göre; davaya konu █████/2018 tarihli "Taahhütname" başlıklı belgede davalı ... Şirketi'nin imzasının bulunmaması nedeniyle taraf olarak yer almasa da, ...(Eski ....) Sayılı dosyasına konu alacağın, Sincan ... Noterliği’nin █████/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı “Alacağın Temliki Sözleşmesi” ile ... A.Ş. tarafından davalı ... Şirketi'ne temlik edilmiş olması, davalı ... Şirketi tarafından bu durumun icra dosyası kapsamına bildirilerek, verilen kararlar sonrasında icra dosyası alacaklısı olarak dosyaya kayıt edilmesi nedeniyle, davacı bankanın, taahhütname gereğince, dosya alacağının kendisine devredilmiş olduğu iddiasını davalı ... Şirketi'ne karşı ileri sürmesine bir engel bulunmamasına, icra dosyası kapsamında davalı ... Şirketi'nin de alacaklı sıfatıyla yer alması nedeniyle eldeki dava açısından davalı ... Şirketi'nin pasif husumet ehliyetinin bulunmasına, davalı ... A.Ş. Vekili tarafından, █████/2018 tarihli taahhütnamede yer alan imzaların müvekkili şirket yetkili temsilcilerine ait olmadığı yönünde iddiada bulunulmuşsa da, Mahkememizin █████/2024 tarihli duruşması 1 ve 2 nolu ara kararları ile davalı ... A. Ş. vekiline, "...ticaret sicil kayıtlarına göre davalı ... AŞ (eski ... Yönetim A. Ş.)'nin █████/2018 tarihi itibariyle yetkilileri olarak görülen ... ile ...'ın imza örneklerinin alınması amacıyla kendilerinin 1 aylık kesin süre içerisinde mahkememizde hazır edilmelerinin istenilmesine, bu süre içerisinde müşterek yetkili oldukları anlaşılan şahısların mahkememize hazır edilmemesi halinde davalı ... AŞ nin taahhütnamedeki imzaya itirazdan vazgeçmiş sayılacaklarının...", "... taahhütname tarihi █████/2018 tarihi itibariyle şirketin müşterek imzaları ile temsile yetkili olan ... ile ...'ın █████/2017 ila █████/2018 tarihleri arasında tatbike medar imzalarının bulunabileceği kurum ve yerlerin bildirilmesi hususunda iki haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde imzaların bulunabileceği yerlerin bildirilmemesi halinde davalı tarafın taahhütnamedeki imzaya itirazdan vazgeçmiş sayılacağının..." ihtar edilmesine rağmen, davalı tarafça söz konusu ara kararı gerekleri yerine getirilmediğinden, Mahkememizin █████/2024 tarihli duruşma ara kararı ile, "... davalı .... A.Ş vekilinin █████/2018 tarihli taahhütname altındaki imzaların müvekkili şirket yetkili temsilcilerine ait olmadığı itirazından vazgeçilmiş sayılmasına..." karar verilmiş olması karşısında, davaya konu █████/2018 tarihli "Taahhütname" başlıklı belgedeki ... A. Ş. (eski ... Yönetim A. Ş.) adına atılı imzaların bu şirket yetkililerine ait olduğunun kabul edilmesi gerekmesine, dava dışı ... Bank ... Limited tarafından, .... A. Ş. aleyhine....(Eski ....) Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine konu alacağın, teminatında yer alan ipotek ile birlikte █████/2018 tarihli devir sözleşmesi ile ... Şirketi'ne temlik edilmesi sebebi ile takibe konu alacakla ilgili her türlü hakkın alacağı temlik alan ... Yönetim Anonim Şirketi'ne devredilmiş olmasına, icra dosyası kapsamında alacaklıya ipotekli taşınmazın █████/2018 tarihli ihalede 97.860.000,00-TL bedelle alacağına mahsuben temlik alacaklısı olan ... Yönetim Anonim Şirketi'ne ihale edilmiş olmasına, söz konusu ihale ile ilgili olarak █████/2018 tarihi itibariyle ...A. Ş. tarafından, davalılar ...Bank ... Limited Şirketi ve ... Yönetim A. Ş. aleyhine, İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. Sayılı dosyası ile ihalenin feshi davası açılmış olmasına, ihalenin feshi davası devam ederken, davaya konu █████/2018 tarihli "Taahhütname" başlıklı belgenin düzenlenmiş olmasına, söz konusu taahhütname içeriğinde birbirinden farklı taahhüt ve beyanların düzenlenmiş olmasına, taahhütname bütünü dikkate alındığında, açılmış olan ihalenin feshi davası sonucuna göre, icra dosyası kapsamında satışa çıkarılan taşınmazın, ... Yönetim A. Ş. adına tescil edilmesi veya edilmemesi durumlarına ilişin olarak banka lehine ne gibi işlemler yapılacağının düzenlendiğinin anlaşılmasına, taahhütnamedeki amaç ve kullanılan ifadeler dikkate alındığında, ihalenin feshi/iptali halinde, icra dosyası kapsamındaki alacağın davacı bankaya temlik edilmiş olduğunun taahhüt edildiğinin açık bulunmasına, bu anlamda ihalenin feshi halindeki hukuki işlemin, alacağın devri vaadi değil, alacağın devri olduğunun sabit olmasına, 6098 Sayılı TBK'nun 184/1. maddesine göre, alacağın devrinin geçerliliğinin, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı bulunmasına, ayrıca resmi bir makamın düzenleme yapması veya onayının gerekmemesine, yine 6098 Sayılı TBK'nun 189/1. maddesindeki, "Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer." düzenlemesi dikkate alındığında, alacakla birlikte alacağın teminatında bulunan ipoteğin de devralana geçeceğinin, bunun için tapu sicil müdürlüğünde veya başka bir resmi makam önünde ayrıca bir işlem yapılmasına gerek olmadığının açık bulunmasına, "taahhütname" başlıklı belge içeriği dikkate alındığında, alacağın bir ivaz karşılığı devredilmediğinin anlaşılmasına, bu anlamda, taahhütnamede sadece borç altına giren ... Yönetim A. Ş.'nin imzasının bulunmasının yeterli olmasına, davacı bankanın imzasının bulunmasının gerekmemesine, kaldı ki temlikin ivaz karşılığı olduğu kabul edilecek olsa dahi, davacı bankanın, kendisini taahhütname ile bağlı sayması, taahhütname içeriğini kabul etmesi karşısında, yani irade beyanını bu şekilde açıklaması karşısında mutlaka imzasının bulunmamasının gerekmemesine, alacağın temlikinin şarta bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmasına, somut olayda bu şartın ihalenin feshedilmesi olmasına, ihalenin feshi talebiyle açılan dava sonucu İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin █████/2019 tarih ve ████████ E., ████████ K. Sayılı kararı ile ihalenin feshine karar verilmesi ve dahi bu kararın kesinleşmiş olması karşısında, taahhütnamedeki geciktirici şartın gerçekleşmiş olmasına, taahhütnamenin, ihalenin feshi davasının açıldığı █████/2018 tarihinden bir ay sonra █████/2018 tarihinde düzenlenmiş olması karşısında, taahhütnamede geçen "ihalenin iptali" şeklindeki ifadenin, taahhütnamenin bütünü de dikkate alındığında esasen ihalenin feshi davasını ifade etmek için kullanıldığının açık olmasına, teknik anlamda, taahhütname tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 2004 Sayılı İİK'nun 133. maddesindeki ihalenin feshi(iptali)nin kastedilmemekte olduğunun sabit olmasına, kaldı ki taahhütnamenin bütünü ile güdülen amaç dikkate alındığında, geciktirici şart bakımından ihalenin feshi veya iptali arasında bir fark bulunmamasına, yukarıda belirtildiği gibi, taahhütnamedeki amacın, icra dosyası kapsamında satışı gerçekleştirilen taşınmazın ... Yönetim A. Ş. adına tescil edilmesi veya edilememesi hallerinde yapılacak işlemlerin neler olduğunun belirlenmesi olmasına, ihalenin feshi nedeniyle, taşınmazın ... Yönetim A. Ş. adına tescil edilememesi halinde, icra dosyası alacağının davacı bankaya devredilmesi olduğunun açık bulunmasına, İcra Hukuk Mahkemesi kararlarının, ihalenin feshi, zamanaşımı nedeniyle icranın geriye bırakılması ve istihkak davaları dışında maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemesine, bu anlamda Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarih ve █████████ E., ████████ K. Sayılı ilamı ile onanmasına karar verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2022 tarih ve █████████ E., ████████ K. Sayılı kararı ile, taahhütnamenin, "...TBK'nun 184. maddesinde karşılığını bulan alacağın devri sözü verme niteliğinde olduğu ve mevcut haliyle alacağın temliki sözleşmesi değil alacağın temlikinin şartlara bağlı olarak taahhüt edildiği sözleşme olduğu..." şeklindeki nitelendirilmesinin Mahkememiz açısından bağlayıcı bir yönü bulunmamasına, bu nitelemenin dar yetkili icra mahkemesince yapılmasının mümkün bulunmamasına, kaldı ki mahkeme gerekçesinin, hüküm fıkrası ile sıkı sıkıya bağlılık göstermedikçe, yani iç içe geçmedikçe gerekçede tespit edilen hususların maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemesine göre, davacı bankanın, █████/2018 tarihli "Taahhütname" başlıklı belgeye istinaden,...(Eski ...) Sayılı dosyasına konu alacağın alacaklısı olduğu sonucuna varılarak, açılan davanın kabulüne yönelik aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,''1-Davacı tarafça davalılar aleyhine açılan davanın KABULÜ ile, davacının, █████/2018 tarihli "Taahhütname" başlıklı belgeye istinaden,....(Eski...) Sayılı dosyasına konu alacağın alacaklısı olduğunun TESPİTİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından davaya konu "Taahhütname" başlıklı belgenin “Alacağın devri sözü verme niteliğinde olduğu ve mevcut haliyle alacağın temliki sözleşmesi değil alacağın temlikinin şartlara bağlı olarak taahhüt edildiği sözleşme olduğu"nun hüküm altına alındığını ve bu kararların kesinleşmiş olduğunu, buna rağmen mahkemece "Taahhütname"nin içeriğinin değerlendirilmesinde hata yapıldığını, bu hatalı nitelendirme neticesinde de "alacağın temliki sözleşmesi" olduğuna karar verildiğini,Davanın başlangıcında davacı bankanın “davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak dahi ispat edemediği” düşüncesinde olan ve bu nedenle davacı bankanın ihtiyati tedbir talebini reddeden ilk derece mahkemesinin, ispat konusunda değişen hiçbir husus olmadığı, yeni veya farklı bir delil vs. sunulmadığı halde davacı bankanın haklılığına karar verdiğini, hatalı karara giden süreç içerisinde sözleşmeler hukukuna dair bilinen tüm ilkelerin alt üst edildiğini, sözleşmeye bağlılık ilkesinin bir tarafa bırakıldığını, davaya konu "Taahhütname" yorum gerektirmeyecek açıklıkta olmasına rağmen ilk derece mahkemesince zorlama bir şekilde yorum yapıldığını, bu yorum yapılırken de aslolan irade açıklamasının anlamını değiştirmemek olduğu halde zorlamayla "Taahhütname"de açıklanan iradenin anlamının değiştirildiğini,İlk Derece Mahkemesince yapılan zorlama yorum ile hukuken iki farklı müessese olan ve İİK'da farklı maddelerde düzenlenen 'ihalenin iptali' ile 'ihalenin feshi' kavramları aynı anlamda kullanıldığından bahisle aynı kefeye konulduğunu, sözleşmede "ihalenin iptali" şeklindeki ifadenin, esasen "ihalenin feshi davasını" ifade etmek için kullanıldığı şeklindeki gerekçeyle İİK'nun sözleşme tarihinde yürürlükte olan 133. maddesinin yok sayıldığını, ilk derece mahkemesi davaya konu "Taahhütname"de ‘ihalenin iptali' ile 'ihalenin feshi'nin aynı anlamda kullanıldığını söylerken, "taahhütnamede neden iki farklı hukuki müesseseye ayrı ayrı yer verildiğine ve neden bu iki farklı müesseseye farklı farklı hukuki sonuçlar bağlandığına” ilişkin ise herhangi bir açıklama getiremediğini, ilk derece mahkemesince bir başka zorlama yorumun ise davaya konu "Taahhütname"nin alacağın devri veya alacağın devrinin vaadi olup olmadığı noktasında yapıldığını, sözleşmenin başlığından dahi alacağın temlikinin vaat edildiği/taahhüt edildiği sözleşme olduğu anlaşılmasına rağmen alacağın temlik edildiği sözleşme olduğuna kanaat getirildiğini, ivazsız temlikin sadece bağışlama işleminde söz konusu olabileceği, ... Yönetim A.Ş.'nin davacı bankaya bağışlamada bulunmadığını, dolayısıyla davaya konu “Taahhütname”de ivazın söz konusu olduğunu, bu nedenle davacı bankanın imzasının olması gerektiğinin dikkate alınmadığını, ivazlı olduğunun kabulünde de belgenin düzenlenme tarihinden itibaren yaklaşık 3 yıl ses çıkarmayan davacı bankanın 3 yıl sonra talepte bulunmasının “Taahhütname” içeriğini kabul olarak değerlendirildiğini, davacı bankanın 3 yıllık sükutunun görmezden gelindiğini, Bizzat davacı bankanın delili olan, 2020 yılında keşide edilen ihtarnamede borcun kat edilmesi ve ödenmesinin talep edilmesine mukabil taahhütnameden, alacağın temlikinden tek kelime bahsedilmemiş olması karşısında davacı bankanın “Taahhütname”nin içeriğini benimsediğinden söz edilmeyeceğinin de görmezden gelindiğini, İlk Derece Mahkemesince, taahhüde aykırılık halinde cezai şartın ve zararın tazminin düzenlenmiş olduğu, bu düzenlemeler karşısında “Taahhütname” başlıklı belgenin ancak alacağın temlikinin vaat edildiği sözleşme olabileceğine ilişkin iddialarının değerlendirilmediğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay’ın davaya konu “Taahhütname”nin alacağın temliki sözleşmesi değil alacağın temlikinin şartlara bağlı olarak taahhüt edildiği sözleşme olduğuna ilişkin tespitini içeren kesinleşmiş kararların görmezden gelindiğini, İcra Hukuk Mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği gerekçesiyle derece olarak kendisinden yüksek dereceli mahkeme kararları ilk derece mahkemesince yok sayıldığını, netice olarak, ilk derece mahkemesince verilen karar ile alacağın şarta bağlı olarak vaat edildiği sözleşme, alacağın temliki sözleşmesine evrildiğini, ortada TBK'nun 184. maddesinde tanımlanan ve hukuken geçerli alacağın temliki olmadığı halde müvekkilinin alacak hakkının yok edildiğini, Gelinen aşamada, TBK’daki alacağın temliki hükümlerine, İİK'nun 133. maddesine, sözleşmeler hukukuna, ihalenin feshi ve ihalenin iptali müesseslerine aykırı olarak verilen davanın kabulüne dair kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiiğni,İlk Derece Mahkemesi Kararının Aksine İstanbul BAM 23. Hukuk Dairesi Ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin Kesinleşmiş Kararlarıyla “Taahhütname” Başlıklı Belgenin "Alacağın Temliki" niteliğinde olmadığının ihtilafsız hale geldiğini, istinafa konu dava açılmadan önce dahi söz konusu "Taahhütname"nin alacağın temlikinin vaat edildiği bir sözleşme olduğu, alacağın temliki olmadığının karar altına alındığını, kararın kesinleştiğini ve bu hususun ihtilafsız hale geldiğini, davacı bankanın istinafa konu davayı açmadan önce davaya konu "Taahhütname"ye dayanarak temlik alacaklısı olduğu iddiasıyla icra dosyasına alacaklı olarak kaydının yapılmasını talep ettiğini; davacı bankanın, bu talebinin icra müdürlüğünce reddi üzerine yapmış olduğu şikayetin İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E.- ████████ K. sayılı kararı ile kabul edildiğini, anılan kabul kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 23. Hukuk Dairesi’nin █████████ E.- ████████ K. sayılı ve 08.04.2022 tarihli kararı ile, “…Şikayetçi tarafından dosyaya sunulan █████/2018 tarihli "Taahhütname" başlıklı adi nitelikte belgede şikayetçinin imzasının bulunmadığı, ... A.Ş., ... Yapı A.Ş., ... Yönetim A.Ş., ... A.Ş., ...Yapı A.Ş. ve .. tarafından imzalandığı, belgenin içeriği incelendiğinde, TBK'Nın 184. maddesinde karşılığını bulan alacağın devri sözü verme niteliğinde olduğu ve mevcut haliyle alacağın temliki sözleşmesi değil, alacağın temlikinin şartlara bağlı olarak taahhüt edildiği sözleşme olduğu…” hususlarının hüküm altına alındığını, söz konusu BAM kararının davacı banka tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz incelemesini yapan Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin █████████ E.-████████ K. sayılı ve █████/2023 tarihli kararı ile BAM kararının onanmasına karar verildiğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin onama kararı ile davaya dayanak “Taahhütname başlıklı belgenin alacağın temliki sözleşmesi olmadığı, alacağın temlikinin şartlara bağlı olarak taahhüt edildiği sözleşme olduğu”, daha açık bir ifadeyle alacağın temlikinin vaat edildiği bir sözleşme olduğunun kesinleştiğini, bu hususun ihtilafsız hale geldiğini, tartışma konusu olmaktan çıktığını,İlk Derece Mahkemesi’nin İcra Hukuk Mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği ve mahkeme gerekçesinin hüküm fıkrası ile sıkı sıkıya bağlılık göstermedikçe, yani iç içe geçmedikçe gerekçede tespit edilen hususların maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği gerekçesiyle yukarıda yer verilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin █████████ E.-████████ K. sayılı ve 25.01.2023 tarihli ilamı ile onanmasına karar verilen İstanbul BAM 23. Hukuk Dairesi'nin █████████ E.-████████ K. sayılı ve 08.04.2022 tarihli kararı ile bağlı olmadığına ilişkin değerlendirmesinin de hatalı bir değerlendirme olduğunu, Anayasa’nın 141. maddesinde bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gerektiğinin düzenlendiğini; Anayasa’da yapılan bu düzenleme ile gerekçenin önemi ile gerekçe ve hükmün birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunun ortaya konulduğunu; bu sıkı bağlılık nedeniyle gerekçe ile hükmün zaten iç içe geçtiğini, Yargıtay kararlarında da "mahkemelerce verilecek kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerektiği"nin belirtilmekte olduğunu,dava konusu olayda da, BAM tarafından verilen kararda gerekçe ile hüküm arasında olması gereken bağlılık bulunduğunu; İlk Derece Mahkemesi’nin iç içe geçmişlikten kastı gerekçenin hüküm fıkrasında da belirtilmesi ise hükümde gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesi usul hükümlerinin bir gereği olduğunu; gerekçeye uygun, gerekçeyle çelişmeyen bir hüküm verilmesiyle bu bağlılık oluştuğunu, bununla birlikte, kural olarak, İcra Hukuk Mahkemelerinin vermiş olduğu kararların genel mahkemeler açısından kesin hüküm teşkil etmediğinin kabul edilmekte olduğunu; bunun sebebinin de, İcra Hukuk Mahkemelerinin yargılama esnasında maddi gerçeği aramaktan ziyade takip hukuku çerçevesinde sınırlı inceleme yapmalarından, uyuşmazlığı sınırlı inceleme ile çözmeyi amaçlamalarından kaynaklanmakta olduğunu, genel kural bu olmakla birlikte, icra hukuk mahkemesi karar verirken davanın esasına girmiş, davaya konu edilen hakkın esası hakkında değerlendirme yapmış ve görüş bildirmiş ise bildirilen bu görüşün ve bu görüşe bağlı olarak verilen kararın maddi anlamda yok sayılmasının, soyutlanmasının da hukuken mümkün olmadığını, bu durumda, gerekçe ile hükmün sıkı sıkı bağlılığı, İcra Hukuk Mahkemesi’nin dava konusu hakkın esasına ilişkin görüş bildirmiş olması ve usul ekonomisi de dikkate alınarak İcra Hukuk Mahkemesi kararının kesin hüküm olarak dikkate alınması ve genel mahkemeleri de bağlaması gerektiğinin kuşkusuz olduğunu, istinafa konu olayda; İstanbul BAM 23. Hukuk Dairesi’nin █████████ E.- ████████ K. sayılı ve 08.04.2022 tarihli kararı ile davaya dayanak belgenin içeriği incelenmiş, içeriği hakkında esasa girildiğini, burada dikkat edilmesi gereken bir diğer hususun ise söz konusu değerlendirmenin İlk Derece Mahkemesi’nden daha büyük 2. derece mahkemesi olan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılmış olması ve yüksek mahkeme olan Yargıtay tarafından da onanması olduğunu, gerek Bölge Adliye Mahkemesi gerekse Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlarda "alacağın temliki sözleşmesi değil", "alacağın temlikinin şartlara bağlı olarak taahhüt edildiği sözleşme" olduğuna ilişkin davaya dayanak “Taahhütname” hakkında esasa ilişkin görüş bildirilmiş olması karşısında bu görüşün İlk Derece Mahkemesi’ni bağlamadığına karar verilmesi hukuki güvenlik ve adil yargılanma ilkesine açıkça aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesinin bir başka hatalı değerlendirmesinin ise, hukuken iki farklı müessese olan ve İİK'da farklı maddelerde düzenlenen 'ihalenin iptali' ile 'ihalenin feshi'nin aynı anlamda kullanıldığına ilişkin değerlendirmesi olduğunu, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında yer verdiği “…taahhütname bütünü dikkate alındığında, …taahhütnamedeki amaç ve kullanılan ifadeler dikkate alındığında …taahhütnamenin bütünü ile güdülen amaç dikkate alındığında…” şeklindeki ifadelerden bu hatalı sonuca “Taahhütname” başlıklı belgeyi yorumlayarak ulaştığının anlaşılmakta olduğunu, ihalenin feshi ile ihalenin iptalinin aynı olmadığını, farklı hukuki müesseseler olduğunu ve kanunda farklı maddelerde düzenlenmiş olduğunu belirtmek istediklerini, ihalenin feshinin, İİK’nun 134. maddesinde düzenlendiğini, ihalenin iptalinin ise davaya dayanak “Taahhütname”nin düzenlenme tarihinde yürürlükte olan İİK'nun 133. maddesinde düzenlendiğini, Buna göre; ihalenin feshinin İİK’nun 134. maddesinde düzenlendiği şekliyle satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye katılanlar tarafından açılan bir dava sonucunda verilen bir karar olduğunu, ihalenin iptalinin ise imza tarihinde yürürlükte olan İİK’nun 133. maddesinde düzenlendiği şekliyle icra müdürlüğünce ihale kararının resen geri alınmasına yönelik bir karar olduğunu, “Taahhütname”de hangi durumda hangi taahhütte bulunulduğu anlaşılmakta olup yorumlanması için bir sebep bulunmadığını, ilk derece mahkemesi ihalenin iptali ile feshinin aynı anlamda kullanıldığına ilişkin tespite davaya konu“taahhütname”yi yorumlayarak ulaştığını, TBK’nun 19. maddesinde “bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınacağı“ düzenlendiğini, öncelikle, davaya konu “Taahhütname”de davacı tarafın imzası olmadığından, tek taraf olduğundan tarafların amaçlarından veya ortak iradelerinden bahsedilemeyeceği gibi davacı bankanın “Taahhütname”de ihalenin iptali veya ihalenin feshinin hangi anlamda kullanıldığına ilişkin bir görüş de aranmayacağını; bu nedenle davacı bankanın hangi düşünceyle hareket ettiğinin irdelenmesine gerek bulunmadığı, dolayısıyla sözleşmenin yorumlanmasına gerek bulunmadığını, bununla birlikte çözümlenmesi gereken bir diğer hususun ise “Taahhütname” başlıklı belgenin yorumlanmasına ihtiyaç olup olmadığı hususu olduğunu, başlangıçtan bitişine değin farklı olasılıklara göre farklı taahhütlere yer verilen “Taahhütname” başlıklı belgede, söz konusu taahhütlerin aralıksız yazılmasından, taahhütlerin numaralandırılmamasından veya sıralandırılmamasından kaynaklı bir karmaşa söz konusu ise de, hangi olasılığa karşılık hangi taahhütte bulunulduğunun açıkça anlaşılmakta olduğunu; bu nedenle içerik olarak yorum yapılmasını gerektiren hiçbir husus bulunmadığını, “Taahhütname”, ihalenin iptali ve ihalenin feshinin farklı kavramlar olduğu dikkate alınarak hazırlanmış olup, ilk derece mahkemesi’nin kavramların aynı anlamda kullandığına ilişkin yorumun hatalı olduğunu, “Taahhütname”nin aralıksız bir şekilde kaleme alınmasından kaynaklı bir karmaşa söz konusu ise de hangi olasılığa karşılık hangi taahhütte bulunulduğunun açıkça anlaşılmakta olduğunu,Konunun daha iyi anlaşılabilmesi açısından “Taahhütname” isimli belgedeki olasılıklar ve bunlara ilişkin taahhütler aslına uygun olarak tarafımızca numaralandırılmış halinin dava dosyasına sunulduğunu; kolaylık olması açısından işbu istinaf dilekçelerinin ekinde de sunulduğunu, buna göre yapılacak değerlendirmede, davaya konu “Taahhütname”de hangi olasılıkta hangi taahhüdün verilmiş olduğunun açıkça görülmekte olduğunu, istinafa konu davayla ilgili kısmı 6 ve 8 numaralı bentler olup buna göre; 6 numaralı bentte ihalenin feshi davası açılması veya iptal edilmesi halinde, taşınmazın mülkiyet hakkının tescil edilmemesi ve ipotek tesis edilmemesi durumunda kredi sözleşmelerinin feshi ve ihbarsız olarak tüm borçların muacceliyet kazanacağının kabulü taahhüt edildiğini, 8 numaralı bentte ise ihalenin iptal edilmesi halinde alacağın temliki taahhüt edildiğini, “Taahhütname”de anlaşılamayan veya yorum gerektiren bir husus olmadığı gibi aksine “Taahhütname”de “…ihalenin feshi davası açılması ve/veya ihalenin iptal edilmesi...” şeklinde yer alan ifade ile her iki kavrama da ayrı ayrı yer verilmiş olması, üstelik ardı ardına yer verilmiş olması iki kavramın aynı anlamda kullanılmadığını, ihalenin feshi ile ihalenin iptalinin farklı anlamlarda ve gerçek anlamlarında kullanıldığını, ilk derece mahkemesi’nin aynı anlamda kullanıldığına ilişkin tespitinin de hatalı olduğunu açıkça göstermekte olduğunu, “Taahhütname”de ihalenin feshi ve ihalenin iptali farklı anlamlarda kullanıldığını,İlk Derece Mahkemesi’nin, ihalenin █████/2018 tarihinde yapılmış olduğu, █████/2018 tarihinde ihalenin feshi davası açıldığı, ihalenin feshi davası devam ederken davaya konu █████/2018 tarihli "Taahhütname"nin düzenlenmiş olduğu gerekçesiyle “Taahhütname”de ihalenin feshi ile iptalinin “ihalenin feshi” anlamında kullanıldığına ilişkin tespitinin de hatalı olduğunu, yapılacak doğru bir yorumda, "Taahhütname"nin tarihi her ne kadar ihalenin feshi davası açılmasından sonraki bir tarih olsa da “Taahhütname”de ihalenin feshi davası açıldığından söz edilmediği, aksine ihalenin feshi davası açılması halinde diyerek ortada henüz bir ihalenin feshi davası olmadığının açık olduğunu, nitekim ihalenin feshi davasına ilişkin mahkeme dosya vs. bilgilerine yer verilmediğinin görüleceğini, bu durumda da ilk derece mahkemesi’nin ihalenin feshi davası açılmış olması nedeniyle ihalenin iptali ile ihalenin feshi davasının kastedildiği yorumunun doğru olmadığını, aksine hatalı olduğunun anlaşılmakta olduğunu,“Taahhütname”de davacı bankanın imzası bulunmamakta olup, bu husus ilk derece mahkemesince hatalı değerlendirildiğini, yargılama esnasında “Taahhütname”de davacı bankanın imzasının olmamasına dikkat çekilmiş, alacağın temliki sözleşmesi sayılabilmesi için davacı bankanın da imzasının olması gerektiğinin belirtildiğini, esasen davacı bankanın imzasının eksikliği hususuna İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da dikkat çekildiğini ve 08.04.2022 tarihli kaldırma kararında “şikayetçi (davacı banka) tarafından dosyaya sunulan █████/2018 tarihli ‘taahhütname’ başlıklı adi nitelikte belgede şikayetçinin imzasının bulunmadığı” hususunun özellikle belirtildiğini, alacağın temliki sözleşmesi de her sözleşmede olduğu gibi devreden ve devralan olmak üzere 2 taraf bulunmakta olduğunu; uygulamada temlikin ivazsız olduğu durumlarda devralanın imzası aranmamakla birlikte en azından temliki kabul ettiğini gösteren bir emarenin varlığının aranmakta olduğunu, devralanın imzasının aranmaması için ilk şartın temlikin ivazsız olması gerektiği olduğunu, ilk derece mahkemesi, "alacağın bir ivaz karşılığı devredilmediği, bu nedenle davacının imzasına gerek bulunmadığı" gerekçesiyle davacı bankanın imza eksikliğini yok saydığını; ilk derece mahkemesi’nin hatalı değerlendirme yaptığının en önemli delillerinden birisinin de ivazsız olduğuna ilişkin değerlendirmesi olduğunu, ivazsız temlik sadece bağışlamada söz konusu olabilecek bir husus olup ... Yönetim A.Ş.’nin davacı bankaya bağışlamada bulunmadığı açık iken ivazsız temlikten bahsedilmesinin ne denli vahim bir karar verildiğini göstermekte olduğunu, davaya konu "Taahhütname"nin alacağın temliki sözleşmesi olmadığının ve taraflarınca bu hususun kabul edilmediğinin altını çizerek, “Taahhütname” baştan sona, ... Yönetim A.Ş.'nin ve “Taahhütname”de adı geçen diğer şirketlerin davacı bankadan kullanmış olduğu ve kullanacağı her türlü krediler nedeniyle asaleten/kefaleten doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını sağlamak, gerektiğinde de ödenmesinin yolunu açmak amacıyla verilmiş olup, ivazsız olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bununla birlikte söz konusu "Taahhütname" sadece tek taraflı yükümlülükler içermemekte olduğunu; İstanbul İli, Sarıyer ilçesinde ve tapunun ... Mah. ... ada ... parselde kain ARSA vasıflı taşınmaz üzerine ipotek tesis edilmesi şeklinde karşılıklı edim içeren bir yükümlülüğün de yer aldığının görüleceğini, taşınmaz üzerine ipotek tesis edilmesi işleminin, tek taraflı bir işlem olmayıp, iki taraflı bir işlem olması, iki tarafa da borç yüklemesi karşısında, davacı ... Bankası’nın da söz konusu belgeyi imzalamış olması gerektiğini, "Taahhütname"nin gerek ivazlı olması gerekse davacı bankaya da edim yüklemiş olması karşısında davacı bankanın imzası olmayan söz konusu belgenin alacağın temliki olarak kabul edilemeyeceğini, ilk derece mahkemesi’nin temlikin ivaz karşılığı olduğu kabul edilecek olsa dahi, davacı bankanın, kendisini “Taahhütname” ile bağlı sayması, “Taahhütname” içeriğini kabul etmesi karşısında da imzasının olmasına gerek olmadığının da zorlama ve hatalı bir yorum olduğunu, uygulamada temlikin ivazsız olduğu durumlarda devralanın temliki kabul ettiğini gösteren bir emarenin varlığı yeterli bulunmaktaysa da kastedilenin 3 yıl sessiz kalıp 3 yıl sonra ortaya çıkmak olmadığını, "Taahhütname"de ihalenin feshi kararının kesinleşmesinden bahsedilmediğini, ihalenin feshi davası açılması veya ihalenin feshi kararı verilmesinden bahsedilmiş olmasına rağmen davacı bankanın 3 yıl hiçbir işlem yapmadığını, aradan 3 yıl geçtikten sonra, üstelik "Taahhütname"ye farklı anlam yüklenerek “alacak bana temlik edilmiştir” denmesinin kabul edilemez bir husus olup alacağın temliki için aranılan imza eksikliği gerçeğini değiştirmemekte olduğunu,İlk Derece Mahkemesince temlikin ivaz karşılığı olduğu kabul edilecek olsa dahi, davacı bankanın, kendisini “Taahhütname” ile bağlı saydığı ve “Taahhütname” içeriğini kabul ettiği gerekçesinin hatalı olduğunu, davacı bankanın delilleri arasında bulunan Beşiktaş ... Noterliğinin 17.06.2020 tarih ve... yevmiye sayılı ihtarnamesi incelendiğinde de davacı bankanın “Taahhütname” ile kendisini bağlı saymadığının anlaşılmakta olduğunu, davacı banka tarafından keşide edilen ihtarnamede, “Taahhütname”den bahsedilmediği gibi, alacağın temlik edildiğinden de bahsedilmediğini, borcun kat edildiğinin ve ödenmesinin ihtar edildiğini, davaya konu “Taahhütname”nin 2018 yılında düzenlendiğini, davacı bankanın ilk olarak 2021 yılında “Taahhütname”ye dayanarak alacağın temlik edildiği iddiasında bulunduğunu; 2020 yılında “Taahhütname”den bahsetmemesi, alacağın temlikinden bahsetmemesi, farklı taleplerde bulunması karşısında “Taahhütname”yi benimsediğinden bahsedilemeyeceğini, ilk derece mahkemesinin kararında belirttiği üzere davacı banka “Taahhütname”yi benimsemiş olsaydı, davacı bankanın söz konusu ihtarnameyi keşide etmesi için bir sebep olmayacağı veya ihtarnamede alacağın temlik edilmiş olduğunu ileri süreceği, icra dosyasına da alacaklı olarak kaydını bu aşamada talep edeceğinin muhakkak olduğunu, davacı bankanın bunların hiçbirini yapmaması, aradan 6 ay geçtikten sonra icra dosyasına temlik bildiriminde bulunmasının “Taahhütname”yi benimsemiş olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu,Alacağın temliki bir tasarruf işlemi iken alacağın temlikinin vaadi borçlandırıcı bir işlem olduğunu, "Taahhütname"nin alacağın temliki sözleşmesi olmadığını gösteren bir diğer hususun ise taahhüde aykırılık nedeniyle tüm zararın ödenmesi ile ayrıca cezai şarta ilişkin düzenleme yapılmış olması olduğunu, "Taahhütname" incelendiğinde 9 numaralı bentte; “…Ayrıca taahhüde aykırılık nedeniyle herhangi bir zararınızın bulunması halinde söz konusu zararın tüm ferileriyle birlikte tarafımızca tazmin edileceğini bununla birlikte, bu haklarınız saklı kalmak kaydıyla ayrıca taahhüde aykırılık nedeniyle Bankanıza 330.000-EUR Cezai Şart ödeyeceğimizi…” şeklinde taahhütte bulunulmuş olduğunun görüleceğini, alacağın temliki bir tasarruf işlemi, alacağın temlikinin vaadinin ise borçlandırıcı bir işlem olduğunu, alacağın temliki bir tasarruf işlemi olması nedeniyle sözleşmenin yapılması ile alacak kendiliğinden geçeceği için, taahhüde aykırılık ihtimalinin düşünülemeyeceği gibi zararın ödenmesi ve cezai şart gibi bir şartın taahhüt edilmeyeceğinin kuşkusuz olduğunu, alacağın temliki vaadi ise borçlandırıcı bir işlem olup, bu vaadini yerine getirmeyen, yerine getirmekten kaçınan aleyhine açılacak ifa davasında verilecek kararla birlikte alacak hakkının devralana intikal edeceğini; alacağın temlikinin vaadinin borçlandırıcı işlem olması nedeniyle taahhüde aykırılık söz konusu olabileceğinden zararın tazmini ve cezai şartın öngörülmesinin mümkün olduğunu, davaya konu olayda asıl ilginç olanın ise İlk Derece Mahkemesince alacağın temliki olarak yorumlandığı kısmın hemen akabinde cezai şartın ve zararın ödeneceğinin taahhüt edilmiş olması olduğunu, "Taahhütname"de taahhüde aykırılık halinde zararın ödenmesi ve cezai şartın düzenlenmiş olması İlk Derece Mahkemesi kararının aksine söz konusu "Taahhütname"nin alacağın temliki sözleşmesi olmadığını, alacağın devri sözü verme niteliğinde olduğunu, İlk Derece Mahkemesi’nin hatalı değerlendirme yaptığını göstermekte olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; öncelikle istinaf taleplerinin kabulü ile incelemenin duruşmalı yapılmasına, İstinaf incelemesi neticesinde kesin olarak karar verilmesi halinde karar tarihi, temyiz yolu açık olarak karar verilmesi durumunda ise temyiz başvuru süresinin sonuna kadar icranın durdurulması için tehir-i icra kararı verilmesine,İlk Derece Mahkemesi’nin davanın kabulü kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı banka üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının ... (... eski esas) sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibine dayanak ipoteğin teminat altına aldığı alacağın ve rehnin kendisinin davalı ... Anonim Şirketi(Eski ünvan ... Yönetim Anonim Şirketi)'nden temlik alındığının, anılan icra dosyasında takip alacaklısı sıfatının davacı bankaya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece taraflarca gösterilen deliller toplanmış, davalı şirketlerin sicil kayıtları, ipotekli takip dosyası, █████/2018 tarihli taahhütname, davalılar arasındaki █████/2023 tarihli alacak devri sözleşmesi, İstanbul 4 İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas, ████████ karar sayılı, █████/2018 tarihli dosyası ihalenin feshi dosyası, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23 Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, ████████ karar sayılı, █████/2021 tarihli ilamı, İstanbul 3 İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas ████████ karar sayılı dosyası ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucu verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin, Yargıtay 12 Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleşen █████████ esas, ████████ karar sayılı ilamı yapılan yargılama sonucunda yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı İstmar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı İstmar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; cevap dilekçesinde ve aşamalarda sunulan savunmaların tekrarı mahiyetinde olup, █████/2018 tarihli taahhütname başlıklı belgenin alacağın temliki sözleşmesi mahiyetinde olmadığı, ön akit niteliğinde bulunduğu, bu hususun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin █████████ Esas, ████████ karar sayılı, █████/2022 tarihli kararı ile bu kararın onanmasına ilişkin Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı, █████/2023 tarihli ilamı ile ortaya konduğu, istinaf ve temyiz ilamlarının genel mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olduğu, taahhütname başlıklı belgenin alacağın temliki sözleşmesi olduğu kabul edilse dahi temlik ivazlı olduğundan ve davacı bankanın imzası bulunmadığından yazılı şekilde yapılmayan sözleşmenin geçersiz olduğu, temlik ivazlı olsa dahi davacının sözleşmeyi benimsediği yönündeki mahkeme tespitinin hatalı olduğu, davacının suskun kalmasının sözleşmenin benimsenmesi olarak yorumlanamayacağı, mahkemenin sözleşmede yer alan ihalenin feshi ve ihalenin iptali kavramlarının aynı anlama geldiği yönündeki yorumunun hatalı olduğu, taahhütnamede cezai şart kararlaştırılmış olmasının bu belgenin alacağın temliki sözleşmesi mahiyetinde olmadığını ortaya koyduğu, yine 2020 yılında diğer davalının kredi hesabını kat eden davacı bankanın ihtarnamede taahhütnameden bahsetmemesinin bu belge ile kendisini bağlı saymadığını ortaya koyduğu, davanın reddi gerektiği yönündedir.Davacının alacaklı sıfatını kazandığına dair iddiasının dayanağını teşkil eden "Taahhütname" başlıklı ve... Bankası T.A.O. ...Şubesi'ne hitaben düzenlenen █████/2018 tarihli adi yazılı belgenin içeriği; "... sayılı dosyasından satışa çıkartılan ve...A.Ş./ ... Yönetimi A.Ş....A.Ş ve /veya ... 'nun direkt ya da dolaylı olarak ortağı olduğu üçüncü bir tüzel kişiye tarafından satın alınmış ve fakat tapu tescil işlemleri henüz gerçekleşmemiş olan İSTANBUL ili SARIYER ilçesinde ve tapunun ...MAH. ... ADA ... parselde kain ARSA vasıflı taşınmazın mülkiyet hakkının ... A.Ş. Adına tescil edilmesini takiben 15 (onbeş) gün içinde mezkur taşınmaz üzerinde ... A.Ş. ve ...Yapı Anonim Şirketi'nin Bankanızdan kullanmış olduğu ve kullanacağı her türlü krediler nedeniyle asaleten/kefaleten doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere, her türlü takyidattan arındırılmış olarak tarafınızca belirlenecek şartlar dahilinde 80.000.000 EUR üzerinden 1 derece ve 1 sırada ve 300.000.000 TL üzerinden 2. Derece olmak üzere Bankanız (... Bankası T.A.O.) lehine ipotek tesis edeceğimizi, taşınmaza ilişkin ipotek tesisinden hiçbir gerekçe ile imtina etmeyeceğimizi, Şubenizin/Bankanızın dilerse başka ve/veya bu ipoteklere ilave olarak teminatlar isteyebileceğini, bu durumda derhal Şubenizin /Bankanızın istemiş olduğu başka/ilave teminatların Firmamızca verileceğini, tarafınızca ipotek tesisine ilişkin olarak herhangi bir işleminde her türlü masrafın tarafımızca karşılanacağını, söz konusu ipoteğin; ... sayılı dosyasından gerçekleştirilen ihalenin feshi davası açılması ve/veya ihalenin iptal edilmesi veya ihale kesinleşmiş olsa dahi taşınmazın mülkiyet hakkının tescilinin herhangi bir nedenle ... A.Ş. adına sağlanamaması veya sağlansa dahi herhangi bir nedenle ipotek tesis edilememesi ve/veya tesis edilse dahi yukarıda belirtilen şartlarda tesis edilmemesi ve taahhütlerimize aykırılık halinde, kredi sözleşmelerinin feshedilerek tüm borçlarımıza herhangi bir ihbaralitiraza gerek kalmaksızın muacceliyet vermeye Bankanızın yetkili olduğunu, muacceliyet verilen borçların derhal ve defaten tarafımızca ödeneceğini (Şubenizin talep edeceği temerrüt faiziyle birlikte), ihalenin iptali halinde .... sayılı icra dosyasından doğan tüm haklarımızın Bankanıza temlik edilmiş olduğunu, ayrıca taahhüde aykırılık nedeniyle herhangi bir zararınızın bulunması halinde söz konusu zararın tüm ferileriyle birlikte tarafımızca tazmin edileceğini bununla birlikte, bu haklarınız saklı kalmak kaydıyla ayrıca taahhüde aykırılık nedeniyle Bankanıza 330.000 EUR cezai şart ödeyeceğimizi, ipotek tesisine ilişkin olarak tüm bilgi ve belgeleri eksiksiz olarak tarafınıza vereceğimizi, tarafınız lehine ipotek tesisinden önce söz konusu taşınmaz üzerinde başka kişi/kurum vs. lehine herhangi şahsi/ayni hak vs. tesis etmeyeceğimizi, ipotek tesisinden önce taşınmazı başka bir kişiye satmayacağımızı ya da başka bir surette devir etmeyeceğimizi, ayrıca Bankanız nezdinde ... A.Ş. ve ...Yapı A.Ş firmalarına kullandırılmış olan kredilerin teminatını teşkil etmek üzere Bankanız lehine ipotekli olan gayrimenkuller ile firmalarımızın tamamlamış olduğu ve devam etmekte olan diğer gayrimenkul projelerimizdeki gayrimenkullerin tarafımızca satışı halinde, satış bedellerinin Bankanızda bulunan vadesiz mevduat hesaplarımıza ödenmesinin sağlanacağını, söz konusu bedellerin o tarihte devam etmekte olan kredilerimizin anapara faiz yasal eklentileri ile diğer masraf ve komisyonlarının tahsil ve tasfiyesi için kullanılmasına muvafakat ettiğimizi ve işbu taahhütnamenin, Firmamızın Bankanızla/Şubenizle imzalanmış olduğu muhtelif. tarihli kredi genel sözleşmelerinin ayrılmaz bir parçası ve eki olduğunu gayri kabili rücu beyan, kabul ve taahhüt ederiz.█████/2018" şeklinde olduğu, altının ... A.Ş., ... Yönetim A.Ş. ... A.Ş., ... A.Ş, ..., ...Yapı A.Ş. tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. ... (████████ yeni esas) sayılı takip dosyası kapsamından, █████/2014 tarihinde dava dışı ... Bank ... Limited isimli şirket tarafından, dava dışı ... Şirketi aleyhine 21,939,187.27 İsviçre Frangı alacağın kredi alacağının tahsili amacıyla, Sarıyer Tapu Tapu Sicil Müdürlüğünün █████/2007 tarih,... yevmiye numaralı, 1.dereceden 40,000,000.00 ... limitli ipotek resmi senedi ve ipotek sözleşmesine dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, kredi sözleşmesi, geri ödeme planı, Beşiktaş ...Noterliği'nin █████/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarı ve hesap özeti ve banka kayıtlarının takip dayanağı olarak gösterildiği, davalılardan ... Şirketi (Eski Unvan ... Yönetim A.Ş.) ile dava dışı takip alacaklısı .... Bank arasında Beyoğlu 18 Noterliği nezdinde ... yevmiye nolu ve █████/2018 tarihli alacak temliki sözleşmesi bağıtlandığı ve ... Bank tarafından takibe konu edilen alacağın teminatı ile birlikte davalılardan ... (...) Şirketi'ne ivazlı olarak temlik edildiği ve davalının alacaklı sıfatını kazandığı anlaşılmıştır. Temlik öncesi İpoteğin satışına ilişkin ilk açık arttırmaya dava dışı ... Yapı A.Ş tarafından teklif verildiği, temlikten sonra gerçekleşen ikinci açık arttırmaya bu kez davalı ...( ... Yönetim A.Ş.) tarafından teklif verildiği, taşınmazın █████/2018 tarihinde davalı ...( ... Yönetim A.Ş.)'ye ihale edildiği, bu işleme karşı takip borçlusu ... Şirketi tarafından İstanbul 4 İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyası nezdinde ihalenin feshi davası ikame edildiği, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23 Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, ████████ karar sayılı █████/2020 tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun kabul edildiği ve ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ihalenin feshine karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucu Yargıtay 12 Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, █████████ karar sayılı █████/2020 tarihli ilamı ile istinaf ilamının bozulduğu, bozma sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23 Hukuk Dairesi'nin bozmaya uyarak yaptığı yargılama sonucunda █████████ esas, ████████karar sayılı █████/2021 tarihli ilamı ile incelenmeyen istinaf sebeplerini de inceleyerek yine ihalenin feshi kararı verdiği, bu kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Eldeki dava davacısı ... tarafından bu kararın akabinde icra müdürlüğüne başvurularak ve █████/2018 tarihli belgeye dayalı olarak, alacağın ... Yönetim A.Ş.'den şarta bağlı olarak temlik alındığı, ihalenin feshi kararı verildiği ve şartın gerçekleştiği gerekçesi ile dosyaya alacaklı sıfatıyla kayıt talebinde bulunulmuştur. ... tarihli kararı ile talebi reddetmesi üzerine davacı tarafından İstanbul 3 İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyası nezdinde şikayet yoluna başvurulduğu, mahkemece ████████ karar sayılı ve █████/2021 tarihli karar ile şikayetin kabulüne karar verildiği, bu karara karşı takip alacaklısı ...(...) Şirketi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin █████████ Esas, ████████ karar sayılı, █████/2022 tarihli kararı ile "taahhütname başlıklı belgenin içeriği incelendiğinde, TBK'nın 184.madesinde karşılığını bulan alacağın devri sözü verme niteliğinde olduğu ve mevcut haliyle alacağın temliki sözleşmesi, değil alacağın temlikinin şartlara bağlı olarak taahhüt edildiği sözleşme olduğu, bu taahhüde dayanılarak alacağın temlik edildiğinin dar yetkili icra mahkemesince değerlendirilemeyeceği" gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabul edildiği ve ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak şikayetin reddine karar verildiği, karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay 12 Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, ████████ karar sayılı ve █████/2023 tarihli ilamı ile reddedildiği, kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu sırada davalı ...(...) Şirketi ile diğer davalı İstmar Şirketi arasında Sincan ... Noterliği nezdindeki █████/2023 tarihli ve ... yevmiye nolu alacağın temliki sözleşmesi bağıtlandığı, davalı ...(...) Şirketi'nin dava dışı... Bank'dan temlik aldığı ve ...'nün mezkur ipotek dosyasının da konusunu teşkil eden alacağı davalı İstmar Şirketi'ne ivazlı olarak temlik ettiği, temlik sözleşmenin icra dosyasına sunulduğu ve davalı ...'ın alacaklı olarak dosyaya kaydedildiği, davalı ...'ın şikayeti üzerine İstanbul 21 İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas, ████████ Karar sayılı █████/2023 tarihli kararı ile ...bank'ın alacaklı sıfatının icra dosyasından silinmesine karar verildiği anlaşılmıştır.İstinaf önüne gelen uyuşmazlık esas olarak; █████/2018 tarihli taahhütname başlıklı belgenin hukuki niteliğinin ne olduğu, belgede yer alan taahhütlerden ikincisinin alacağın temliki niteliğinde mi, alacağın temliki vaadi niteliğinde mi olduğu noktasında toplanmaktadır.TBK'nun 19/1 fıkrası uyarınca; bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.Gerçek irade ile kastedilen, şu veya bu şekilde dışa yansımış iç irade olup, sözleşmenin yorumunda esas olan tarafların gerçekte ne istemiş olduğudur. Sözleşme yorumuna ilişkin olarak, öğretide subjektif ve objektif yorum şeklinde ikili bir ayrım yapılmaktadır ve subjektif yorumun, güven prensibine göre yorum yani objektif yorum karşısında öncelikli olduğu kabul edilmektedir. Subjektif yorumun amacı, sözleşme taraflarının birbirine uygun gerçek iradelerini tespit etmek olup, objektif yorum ise, sözleşme taraflarının davranış ve açıklamalarının güven ilkesine göre yorumlanması anlamına gelmektedir. Burada güven ilkesine göre, ilgili muhatabın TMK md.2/I ışığında bütün şartları göz önünde bulundurarak ne anladığı veya anlaması gerektiği araştırılır.Sözleşme taraflarının dürüstlük ilkesine göre, somut olayın bütün hal ve şartları dikkate alınarak, dürüst ve makul sözleşme tarafı olarak o sözleşme kapsamında neyi istemiş sayılabilecekleri araştırılarak bir sonuca ulaşılmaya çalışılır. Güven prensibine göre yorum, subjektif yorum yolu ile sözleşme taraflarının birbirine uygun gerçek iradelerinin tespit edilememesi halinde devreye girer. İçeriği yukarıda alıntılanan taahhütname başlıklı belge ile belgede imzası bulunan şirketler tarafından peşpeşe iki taahhütte bulunulmuştur. Bunlardan ilki davalı ...(...) Şirketi'nin takip alacaklısı da olduğu ...'nün mezkur dosyasına konu, ihale yolu ile devraldığı taşınmaz üzerinde banka lehine ipotek tesis etme taahhüdüdür. İkincisi ise mülkiyetin davalı ...(...) Şirketi'ne ihalenin feshi, iptali veya herhangi bir başka sebeple geçmemesi ve taşınmaz üzerine ipotek tesis etme yükümlülüğünün yerine getirilmesine imkan kalmaması halinde bu kez ...'nün mezkur ipotek dosyasının da konusunu teşkil eden ve davalı ...(...) Şirketi'nin dava dışı ... Banka'dan temlik aldığı alacağı davacıya temlik etme taahhüdüdür. Diğer ifade ile ilk taahhüdün yerine getirilememesi halinde ikinci taahhüt devreye girecektir. Bu nedenle ilk taahhüdün gerçekleşmemesi durumu ikinci taahhüt için geciktirici koşul teşkil etmektedir. Belgede her iki taahhüde aykırılık hali davacı banka lehine ayrıca cezai şarta bağlanmıştır. Davacı yan ikinci taahhüdün temlik vaadi değil doğrudan tasarruf işlemi niteliğinde ki temlik işlemi niteliğinde olduğunu ileri sürmekte, davalılar ise ikinci taahhüdün temlik vaadi olduğunu savunmaktadır. Taahütnamede ipotek tesisi vaadi ve bunun gerçekleşmemesi halinde alacağın temlik edileceği taahhüdü peşpeşe sıralandıktan sonra; taahhütler arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın belgede imzası bulunan şirketlerin "ayrıca taahhüde aykırılık nedeniyle herhangi bir zararınızın bulunması halinde söz konusu zararın tüm ferileriyle birlikte tarafımızca tazmin edileceğini bununla birlikte, bu haklarınız saklı kalmak kaydıyla ayrıca taahhüde aykırılık nedeniyle Bankanıza 330.000 EUR cezai şart ödeyeceğimizi" ifadeleri ile koşulları gerçekleştiği halde ipotek tesisinin gerçekleştirilmemesi ve ipotek tesisi koşulları gerçekleşmemesine rağmen alacağın temlik edilmemesi hallerinin her ikisi için cezai şart ödeyeceklerini kabul ettikleri anlaşılmıştır. TBK'nun 183/1 fıkrasında düzenlenen alacağın tenliki hukuki niteliği itibariyle bir tasarruf işlemi olup, temlik eden bu işlem ile kendisine ait bir alacak üzerinde doğrudan tasarrufta bulunarak, sahip olduğu alacak hakkını kendi malvarlığından çıkartıp temellük edenin malvarlığına dahil etmektedir. Diğer ifade ile bir tasarruf işlemi niteliğinde olan alacağın temliki sözleşmesi yapıldığı anda temellük eden alacaklı sıfatını kesin olarak kazanmaktadır. Alacağın temellük edenin malvarlığına geçmiş birşey için başkaca bir işlem yapılmasına gerek yoktur (Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, Beta Yayınevi, İstanbul 2003, s.1180 vd; Nihat Yavuz, Borçlar Hukuku El Kitabı, Adalet Yayınevi, Ankara 2018, s.541 ) Alacağın temliki vaadi ise borçlandırıcı işlem niteliğinde olup, temlikin gerçekleşmesi temlik vaadinde bulunanın borcunu ifa etmesine, vaadinde bulunduğu kişiye alacağın geçmesi için tasarruf işlemi niteliğindeki alacağın temliki sözleşmesini yapmasına bağlıdır. Dava konusu taahütnamede koşulları gerçekleştiği halde ipotek tesisinin gerçekleştirilmemesi veya ipotek tesisi koşulları gerçekleşmemesine(geciktirici şart gerçekleşmesine) rağmen alacağın temlik edilmemesi hallerinin her ikisi cezai şarta bağlanmış olduğuna göre, geciktirici şartın gerçekleşmesi durumunda davalı ...(...) Şirketi'nin alacağı temlik işlemini gerçekleştirme borcunun doğacağının, bu borcun ifa edilmemesi halinin yaptırımına bağlandığının, buna göre tarafların gerçek ve ortak iradelerinin ikinci taahhüdün, geciktirici şarta bağlı alacağın temliki vaadi olduğunun kabulü gerekir. Zira ikinci taahhüdün alacağın temliki/tasarruf işlemi olarak kabul edilmesi halinde, şart gerçekleşmekle alacağında kendiliğinden davacı bankaya geçecek olması, başka bir ifa işlemine gerek bulunmaması karşısında, olmayan bir borcun cezai şarta bağlanmasına da gerek bulunmayacaktır.Nitekim belgede temlik edilmiş alacağın gerçekte varolmaması, tahsil edilememesi ve benzeri hususlar cezai şarta bağlanmamıştır. Doğrudan temlikin gerçekleştirilmemesi (alacağı temlik borcunun ifa edilmemesi) hali cezai şarta bağlanmıştır. Kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, delil niteliği bulunan Yargıtay 12 Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, ████████ karar sayılı ve █████/2023 tarihli ilamı ile onanan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin █████████ Esas, ████████ karar sayılı, █████/2022 tarihli kararında yer alan tespitler de bu yöndedir.█████/2018 tarihli belgede yer alan ikinci taahhüdün geciktirici şarta bağlı alacağın temliki vaadi niteliğinde bir borçlandırıcı işlem olması karşısında, geciktirici şartın gerçekleşmesi davacı bankanın doğrudan alacaklı sıfatını kazanmasına, alacağı temellük etmesine yetmez. Davalı ...(...) Şirketi ile davacı banka arasında tasarruf işlemi niteliğinde bir alacak temliki sözleşmesi yapılmamış olmasına göre, şartın gerçekleştiği tarih itibariyle halen alacaklı sıfatını haiz olan Davalı ...(...) Şirketi'nin alacağı diğer davalıya temlik etmesi mümkündür. Davacı bankanın ne şartın gerçekleştiği tarihte, ne de dava tarihi itibariyle alacağı temellük etmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamış ve davalı ... Şirketi'nin istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur. Ne varki dosyada toplanmamış delil ve yapılmamış tahkikat işlemi bulunmadığından, yeniden yargılama yapılmasına da gerek bulunmamaktadır.Sonuç itibariyle; davalı ... Şirketi'nin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm tesis edilerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Dava değeri; takip konusu alacak tutarı olan 21.939.187,27-...'nin dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanan TL cinsinden değeri olan 475.733.724,60-TL'dir. (Dava tarihi █████/2023 pazartesi günü saat 12:15 olup, bu saat itibariyle henüz kur güncellenmediğinden, dava tarihinde geçerli olan TCMB efektif satış kuru █████/2025 tarihli kurdur. Bu kura göre 1,00-... = 21,6842-TL olup, dava değeri 21.939.187,27-...x 21,6842-TL hesabı ile 475.733.724,60-TL olarak tespit edilmiştir.) Davacı aleyhine dava değeri üzerinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 fıkrası uyarınca hesaplanan nispi vekalet ücretine hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı ... ŞİRKETİ'nin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu harçtan, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak ödenen 29.147.779,38-TL'nin mahsubu ile bakiye 29.147.163,98-TL' nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı ... Şirketi tarafından yapılan 330,00-TL yargılama giderlerinin davacıdan tahsili ile davalı ... Şirketi'ne verilmesine, 6-Davalı ... Şirketi vekille temsil edildiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 fıkrası uyarınca hesap ve takdir olunan 5.365.337,25-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... Şirketi'ne verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,İSTİNAF YÖNÜNDEN:8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı ... Şirketi tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı... Şirketi'ne iadesine, 9-Davalı ... Şirketi tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalı ... Şirketi'ne verilmesine, 10-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,11-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.