Anahtar kelimeler: Sokmayı Geçemediğini Öteye Gemilerin Gemilere Hedefleyen Acentelik Zor İlişkiden Açıdan

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2025
K. YAZIM TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili şirkete karşı Bakırköy ... İcra Dairesi nezdinde .... Esas numaralı takibi başlattığını, 09.05.2025 itibariyle toplam borç 810.877,44 TL olarak bulunduğubu, müvekkili şirket icra takibinde borcu oluşturan faturalarda bahsi geçen gemilere acentelik ve ticari yönetim hizmeti vermekte olup bu gemilerin sahibi olmadığını, icra takibinin müvekkili şirketi finansal açıdan zor bir duruma sokmayı hedefleyen ve kötü niyet ile açılmış bir icra takibi olmaktan öteye geçemediğini, müvekkili ilgili gemilerin malikleri adına ve hesabına işlem yapmak suretiyle acentelik hizmeti icra etmektedir ve söz konusu borç müvekkili şitrkete ait olmadığını, Bakırköy ... İcra Dairesi nezdinde başlatılan ... Esas numaralı icra takibinde bahsi geçen borcu oluşturan ve neden müvekkili şirkete yansıtıldığının somut bir gerekçesi bulunmayan faturalar söz konusu olduğunu, ilgili faturaların .... (Yeni ismi: PANDO 1), ... ve ... gemilerine alınan kumanya, hijyen ürünleri ve bunun gibi gemi adamlarının günlük ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte ürünler söz konusu olduğnu, müvekkili şirket, bahsi geçen gemilerin sahibi olmamakla birlikte, bu gemilere sadece ve sadece acentelik hizmeti sağladığını, zira müvekkili şirketin acente faaliyetleri yürüten bir tüzel kişi olduğu Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Gemi Acenteleri Bilgi Sistemi’nde de açıkça görüleceğini, müvekkilinin hangi gemiye ne hizmeti sunduğu bilgisine gemiler bazında “....” sitesinden erişilebildiğini, müvekkili şirket ... ve ... gemilerine yönetici olarak hizmet vermekte, ancak .... gemisi ile gemi yöneticiliği kapsamında herhangi bir bağlantısı bulunmadığını, müvekkili şirket ... ve .... gemilerinin ticari kapsamda yönetilmesini ve faaliyetlerini icra etmesini sağladığını, ne var ki gemilerin ticari ve gündelik operasyonlarını yürütmesi katiyen müvekkili şirketin ilgili gemilerin giderlerine katlanmak durumunda olduğu anlamına gelmediğini, davalı tarafın müvekkili şirkete karşı icra takibi başlatması kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirkete yöneltilen bu borç acentelik hizmeti ya da ticari yönetim hizmeti göz önüne alınarak yöneltilmiş olsa da her iki durumda da doğan hak ve borçlar gemi maliklerine ait olduğunu, davalı taraf bu hususu bilmesine rağmen acentelik ve ticari yönetim hizmetini icra eden müvekkili şirkete karşı icra takibi başlatarak kötü niyetle hareket ettiğini gözler önüne serdiğini, bu sebepten ötürü %20’den az olmamak koşulu ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı ile müvekkili şirketin yıllardan beri süregelen bir ticari ilişkisi mevcut olduğunu, somut olayda başlatılan icra takibine konu alım satımlar ve ticari ilişki tarafların ilk defa gerçekleştirdiği bir işlem olmadığını, müvekkili şirket davalının faaliyet alanını kapsamı hakkında bilgili olduğu gibi, davalı da müvekkili şirketin ilgili gemilerin sahibi olmadığını ve bu gemilere acentelik ve yönetim hizmeti verdiğinin farkında olduğunu,, bu farkındalığa rağmen müvekkili şirkete icra takibi başlatmış olmasının kötü niyetli olması izahtan vareste olduğunu beyanla davanın kabulü ile alacak miktarının %115’inin teminat olarak yatırılması ve icra takibinin durdurulması doğrultusunda ara karar verilmesini, Bakırköy .... İcra Dairesi nezdinde görülen ... Esas sayılı takibin iptalini, borç miktarının %20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa tahmilini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Huzurda görülen dava menfi tespit davasıdır.
Her ne kadar işbu dava mahkememizde açılmış ise de; emsal nitelikteki Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin .... Esas, ... Karar ve █████/2018 tarihli ilamında;
"6762 sayılı Türk Ticaret Yasası’nın 4. maddesine eklenen fıkrada, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca, bu Yasa'nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve Asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri'nin kurulacağı, bu mahkemelerin yargı çevresinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirleneceği" hususunun belirtildiği;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesinin "Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir." hükmünü içerdiği; bu düzenlemenin 6762 sayılı Kanun'un 4. maddesine eklenen fıkra ile aynı mahiyette olduğu; 6762 sayılı Kanun zamanında anılan yasal düzenleme doğrultusunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun almış olduğu █████/2005 tarih ve 188 sayılı karar doğrultusunda söz konusu davalara bakmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemesi bulunmayan yerlerde 1 numaralı Ticaret Mahkemesi'nin; Ticaret Mahkemesi yok ise 1 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Denizcilik İhtisas Mahkemesi olarak görevlendirildiği; yine aynı kararda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile İstanbul'da kurulup faaliyete geçirilen Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin yargı alanın İstanbul ili mülki hudutları olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrasında Ticaret Mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiş olup, Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin görev alanın tayininde uyuşmazlığın deniz ticaretinden ve deniz sigortalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığının esas olduğu açıktır.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın çözümünde 6102 sayılı TTK'nın “Deniz Ticareti Sözleşmeleri” başlıklı 1119 vd. maddelerinin uygulanması gerektiği, davanın görülüp sonuçlandırılmasının Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin görevine girdiği, kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlendiği, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVA- NIN USULDEN REDDİNE, Uyuşmazlığın çözümünde İstanbul Denizcilik İhtisas Mahke- mesi'nin görevli olduğuna,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna baş- vurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına,
5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine dair,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların █████/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!