Anahtar kelimeler: Uçucu Linyitleri Çimento Kül Termik Devraldığını Santrali Bünyesindeki Özelleştirme Anonim
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

    SAYISI : ███████ Esas, ████████ Karar
    HÜKÜM : Esastan ret
    SAYISI : ████████ E., ████████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    KARAR
    I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP
    Davacı- karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... Üretim Anonim Şirketi (...) bünyesindeki ... Termik Santrali ve ... Linyitleri İşletmesinin işletme hakkını özelleştirme kapsamında 17.06.2013 tarihinde devraldığını, ... ile ... Çimento San. ve Tic. A.Ş. arasında 14.11.2006 tarihinde imzalanan ... Termik Santrali uçucu kül sözleşmesi imzalandığını, satış sözleşmesi kapsamında taahhüt edilen miktarda kül alınmadığını, tahakkuku yapılan fatura bedelinin ödenmediğini ileri sürerek fatura bedelinin tahsiline, davalının müdahalesinin menine, çalışır vaziyette teslimine, tesisin işletilmemesi nedeniyle kazanç kaybının tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, müdahalenin men'i davasını takip etmediklerini belirtmiş, 11.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davalı karşı davacıdan alınmayan kül bedeli alacakları olan 2.448.613,13 TL kül bedelinin, temerrüt tarihi olan 04.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, kazanç kaybı olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı- karşı davalı vekili, karşı davanın ise reddini istemiştir.
    II. CEVAP VE KARŞI DAVA
    Davalı karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacının fiktif fatura gönderdiğini, husumet itirazında bulunduklarını, müvekkilinin, davacı- karşı davalının doğaya attığı külleri kendisi sepere ederek piyasaya satışını gerçekleştirdiğini, müvekkilinin termik santralin çalışmadığı süreler içinde de çalışanların ücretlerini ve vergilerini ödediğini, sepere külün çimentoya alternatif bir katkı malzemesi olduğunu, davacı- karşı davalının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin sözleşmeye uygun mal alamadığını, bu nedenle de satış yapamadığından zarara uğradığını, müvekkiline devir tarihinden itibaren bir iki ay süre ile kül satışına izin verilmediğini, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, müvekkilinin termik santralin çalışmadığı süreler içinde de çalışanların ücretlerini ve vergilerini ödediğinden bu zararın tespitinin gerektiğini, davacı- karşı davalının temerrüdü, kusuru ve ayıbının bulunduğunu, davacı- karşı davalının taleplerine karşı takas ve mahsup talep ettiklerini, ... ile müvekkili arasında 5 yıl süreli 750.000 ton uçucu kül satışı sözleşmesinin 14.11.2006 tarihinde imzalandığını, sözleşmenin 11.12. maddesi ve 18. maddesine göre gerek mücbir sebepler gerekse 5 yıllık sözleşme süresince alınamayan kül miktarı tamamlanana kadar sözleşme süresinin otomatik olarak uzatılacağının düzenlendiğini, ... ... İşletmesinde müvekkilini kül alım haklarını söz konusu olduğunu, davacı- karşı davalının müvekkiline yönelik sözleşme hükümleri çerçevesinde sözleşme hükümlerindeki koşullar ile fiyatlandırma şekli ile kül teslimi yapmayarak müvekkilinin kazanılmış haklarının ihlaline ve zararına neden olduğunu savunarak asıl davanın reddini, temerrüt tarihinden işleyecek ticari faizi ile 10.000,00 TL maddi zararlarının karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın davalı ... A.Ş tarafından imzalanan ve davacı ... A.Ş. tarafından dayanılan 16.08.2013 tarihli protokol hükümlerine göre değerlendirmesi gerektiği, her ne kadar davacı- karşı davalı ... A.Ş. vekili 06.10.2021 tarihli oturumda ve celse arasında sunduğu tarihsiz dilekçede protokolün sadece eskale edilen birim fiyatlar yönünden geçerli olduğu, diğer maddelerin taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurmadığını belirtmiş ise de, bu iddiayı destekleyen herhangi bir delil dosyaya sunulmadığı, kaldı ki davacı- karşı davalı vekili 30.06.2021 tarihli duruşmadaki imzalı beyanında protokolün müvekkili ile davalı ... A.Ş arasında imzalandığı, protokolün geçerli olduğu ve protokole dayandıklarını ifade ettiği, 16.08.2013 tarihli protokolün bir bütün olduğu, bazı hükümlerinin hüküm ve sonuç doğurmadığı iddiasının desteklenmediği, her ne kadar protokolde sadece alıcı ... Çimento A.Ş.'nin imzası bulunuyor ise de protokolün ... ... ... Üretim A.Ş. vekili tarafından dosyaya ibraz edildiği, iddia ve taleplerin söz konusu protokole dayandığı, bu durum karşısında protokolün taraflarca kabul edilip benimsendiği, hüküm ve sonuçlarının her iki taraf yönünden de bağlayıcı olduğu, protokolün taraflarca karşılıklı olarak rızaen 16.08.2013 tarihinde imza altına alındığı, ... Holding Yönetim Kurulu'nca onaylandıktan sonra yürürlüğe gireceği hükmüne bağlı olarak protokolün davacı ... A.Ş. yönünden bağlayıcılık taşıdığı, sepere kül fiyatının KDV hariç 11,00 TL/ton olduğu iddiası ile talepte bulunması karşısında, protokolün davacı ... A.Ş. tarafından da benimsendiğini açıkça ortaya koyduğu, protokolde geçen “... Çimento A.Ş.'nin 31.07.2014 tarihine kadar alması gereken kül miktarının 250.566 ton olduğu, 31.07.2014 tarihine kadar 250.566 ton külün tamamının alınmaması durumunda, alınmayan kül miktarından satıcı ... Üretim A.Ş ve alıcı ... Çimento A.Ş sorumlu tutulmayacaktır.” hükmünün ise göz ardı edilemeyeceği, bu hükmün davaya konu talepler yönünden davalı ... A.Ş.'yi sorumluluktan kurtardığı, taraf iradelerinin bu düzenlemenin aksi yönde olduğunun kanıtlanamadığı, anılan hüküm çerçevesinde alınmayan kül miktarı yönünden davalı ... A.Ş.'nin sorumlu tutulamayacağı, alınan bilirkişi raporlarında varlığı saptanan bir kazanç kaybının bulunmadığı, karşı dava yönünden ise davacının ileri sürdüğü zararlandırıcı eylemlerin neler olduğu ve ne kadar olduğu konusunda somut bir belge dava dosyasına sunulmadığı, 16.08.2013 tarihli protokolde karşı davacı ... A.Ş.'nin 31.07.2014 tarihinden sonra hiçbir hak ve alacak iddiasında bulunamayacağının belirtildiği gerekçesiyle asıl davada el atmanın önlenmesi talebine ilişkin davanın açılmamış sayılmasına, diğer taleplerin reddine ve karşı davanın reddine karar verilmiş karar davacı- karşı davalı vekilince istinaf edilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu uyuşmazlığın davalı ... A.Ş. tarafından imzalanan ve davacı ... A.Ş tarafından dayanılan 16.08.2013 tarihli protokol hükümlerine göre değerlendirilerek “... Çimento A.Ş.'nin 31.07.2014 tarihine kadar alması gereken kül miktarı 250.566 tondur. 31.07.2014 tarihine kadar 250.566 ton külün tamamının alınmaması durumunda, alınmayan kül miktarından satıcı ... Üretim A.Ş. ve alıcı ... Çimento A.Ş. sorumlu tutulmayacaktır.” hükmü gözetilerek asıl davanın ve kanıtlanamayan karşı davalının taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı- karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, kül satış sözleşmesi kapsamında sözleşmeden kaynaklı alacağın ve kazanç kaybının tespiti ve tahsili; karşı dava tazminat istemine ilişkindir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
    Dosya içeriğine göre karşı dava ile 10.000,00 TL maddi tazminatın tahsili talep edilmiş, talep İlk Derece Mahkemesince reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de hükmün gerekçesine yönelik yapılan istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bu durumda karşı davada temyize konu edilen toplam miktar 10.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
    2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince asıl davaya ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından asıl dava davacısı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    3. Asıl davada, davalının almayı taahhüt ettiği kül bedeli ve kazanç kaybı talep edilmiştir. Davacının her iki talebinin de tazminat hukuki kurumuna vücut verdiğinin kabulü gerekmektedir. Bu durumda davacının reddedilen taleplerine ilişkin vekalet ücretine hükmedilirken de bu belirleme çerçevesinde değerlendirme yapılmalı ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 hükmüne göre maktu vekalet ücretine hükmedilmelidir. Sonuç olarak kendisini vekil ile temsil ettiren asıl davalı lehine reddedilen maddi tazminat istemi nedeniyle maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
    Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
    VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karşı davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
    (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, asıl davada davacının temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının A bendinin dördüncü paragrafında yer alan “3,13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 104.318,04 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “13/4 hükmü gereği 17.900,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.04.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!