Anahtar kelimeler: Recep Barış Savaş Tutuklu Müdafileri Görüşü İstemlerinin Edenler Edenlerin Neticesinde
8. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    TUTUKLU

    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
    SAYISI : ████████ E., █████████ K.
    SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti
    SUÇ TARİHLERİ : 23.09.2020 (Barış yönünden)
    20.12.2020 (Recep yönünden)
    23.09.2020, 20.12.2020 (Savaş yönünden)
    HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
    TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri, sanık ...
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
    Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
    Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
    İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2024 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile sanıklar Barış ve Recep hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 62, 52, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 43, 62, 52, 53, 58 ve 54. maddeleri uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
    B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
    İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 05.06.2024 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
    II. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
    Sanığın atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, suç vasfına, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
    Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
    Sanığın atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
    Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemi
    Sanığın atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, uyuşturucu maddeyi ticaret değil kullanma maksadı ile bulundurduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Dosya kapsamına göre, 23.09.2020 tarihinde, ihbar üzerine sanıklar Barış ve Savaş'ın ikametinde yapılan aramada eroin maddesinin ele geçirildiği, 20.12.2020 tarihinde ise, sanık ...'ın bir şahısla arasında araç içerisinde alışveriş olduğunun görülmesi üzerine usulüne uygun arama emrine istinaden sanık ...'ın yapılan üst aramasında üç parça halinde eroin maddesi, diğer sanık Receb'in üst aramasında altı parça halinde eroin maddesinin ele geçirilmesi iddiasına ilişkin olarak;
    Sanık ... yönünden mahkeme tarafından hükme esas alınan her iki eylemi arasında hukuki kesinti bulunmadığı anlaşılmakta ise de; sanığın her olay sonrası ilgili ifadesinin alınması, ilk eylem sonrası adli kontrol kararı ile serbest bırakılmasının ardından yeniden suç işlemesi nedeniyle iki olay arasında fiili kesintinin gerçekleşmiş olması, sanığın iki eyleminin aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu bağlamda sanığın eylemlerinin ayrı ayrı suçları oluşturduğu ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunmadığı, her iki suça konu eylemlere ilişkin olay tutanakları ve iddianame içeriğindeki anlatım dikkate alınarak her bir eylemden dolayı ayrı ayrı cezalandırılması yerine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi uyarınca zincirleme şekilde cezalandırılmak suretiyle eksik ceza tayin edilmesi karşı temyiz olmadığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
    İhbar tutanağı, ikamet arama, yakalama ve el koyma tutanağı, olay, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı, uzmanlık raporları, sanıkların savunmaları, tanıkların beyanları ile tüm dava dosyası kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan dosya kapsamına göre yeterli olduğu, delillerin birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, delillerin hukuka uygun elde edildiği, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanıklar ... ve ...'ın ele geçirilen uyuşturucu maddeyi ticari amaçlı bulundurduğu, sanıklar ... ve ...'ın, kullanıcı tanık S.Ş. isimli şahısa uyuşturucu madde satışı yaptığı, eylemlere uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, sanık ...'ın, sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
    III. KARAR
    Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 05.06.2024 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında sanıklar müdafiileri, sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, gerekçedeki eleştiriye yönelik olarak, Üye ...'in karşı düşüncesi nedeni ile oy çokluğu, esasa ilişkin oy birliği ile TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
    Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanıklar hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE,
    Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ
    Zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusunda tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Zaman aralığının kısa olması ise kural olarak suç işleme kararında bir değişiklik olmadığına karine teşkil etmektedir.
    23.09.2020 tarihli eylemde sanık ...'ın ikametgahında ele geçirilen maddeyi ticari amaçla bulundurmak suretiyle, 87 gün geçtikten sonra da 20.12.2020 tarihinde kullanıcı tanık Sevda'ya satmak suretiyle yakın tarihlerde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda aradan geçen kısa zaman aralığı ve ele geçen maddelerin niteliğinin aynı olması hususları birlikte dikkate alındığında sanığın suç işleme kararının yenilendiğine dair aleyhine yeterli somut delil bulunmadığı, yakalama, ifade alma, sorguya sevk, ev araması gibi adli işlemlerinin sanığın kararında bir değişiklik yapması gerektiği düşüncesinin varsayımsal bir düşünce olduğu, nitekim sanığın savcılıkta ifadesinin alınmasından sonra da ikinci eyleminin gerçekleştirdiği nazara alındığında sanığın suç işleme kararında bir değişiklik olmadığının anlaşıldığı failin iç dünyasını ilgilendiren suç işleme kararının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği, aksi halde her adli işlemin fiili kesinti olarak kabul edilmesi halinde sanığın çok ağır cezalar ile karşılaşılabileceği, bu durumun ceza adaletini öngören Türk Ceza Kanunu'nun 3. maddesi ve Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesinin düzenleniş amacına aykırılık oluşturacağı Yargıtay'ın yerleşik kararlarınında bu yönde olduğu ceza hukukundaki cezalandırmanın amacının cezanın caydırıcı olması ile ıslah edici olması amacına dönük olduğu aşırı ve kanun koyucunun amacını aşan cezaların bu dengenin bozulmasına ve suç işleyen kişinin tekrar topluma kazandırılması amacına aykırılık oluşturacağı ve sanıkların tamamen toplum dışına itilmesine sebebiyet vereceği düşüncesi ile karardaki eleştiri düşüncesine iştirak edilmemiştir. 07.04.2025
    ...

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!