Anahtar kelimeler: Satmakta Çiçekleri Çiçek Sürüncemede İmal İmalatı Faturadan Kuru Olduğumuz Esaskarar

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ...Esas - ...

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : ...
Av. ...
Av. ...
DAVALI : ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikte Faturadan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :...
KARAR TARİHİ : ...
KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; " Müvekkil adına alacağın tahsili amacıyla başlatmış olduğumuz Kayseri Genel İcra Dairesi ...E. Dosyasına davalı tarafından haksız ve kötüniyetli bir şekilde itiraz edilerek takip durdurulduğunu, davalının itirazlarını takibi sürüncemede bırakmak amaçlı olduğunu, davacının kuru çiçek imalatı yapan bir şahıs şirketi olduğunu, imal edilen kuru çiçekleri müşterilerine satmakta ve kazancını bu şekilde sağladığını, █████/2023 tarihli fatura içeriğinden görüleceği üzere davalı 10.368,00-TL değerinde altı kalem kuru çiçek satın aldığını, müvekkilin bu sebeple fatura kestiğini, müvekkil oğlu davalıyı defaten aramış, mesaj atmış hatta davalı borcu kabul etmiş ama ödeme için zaman istediğini, müvekkilin süre daha beklediğini ancak vermiş olduğu hizmetin bedeli davalıdan defaten istenmesine rağmen bir türlü tahsilatını yapamadığını, davalının mesaj içeriğinde görüleceği üzere kendisinin kötü niyetli olarak faturayı işlemediğini, itiraz ederse davanın 1 yıl uzayacağını ve dava açıldığı takdirde ödeme yapacağını beyan ettiğini, bu sebeple davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkilin kesmiş olduğu fatura kapsamında davalıya ürün sattığı, satılan ürünün davalı tarafından teslim alındığı ancak buna rağmen süreci uzattığını, bu nedenlerle Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ...E. Sayılı icra dosyasına ilişkin borcun itirazın iptaline ve takibin devamına, icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine ve yargı giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini " talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görüldü. Alacaklısının Atilla Perek, borçlusunun Hakan Balgüneş olduğu görülmüştür.
Erciyes Vergi Dairesine, Aksaray Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği görülmüştür.
Yalova 4. Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı, davacı tanığı Tanık Mehmet Uğur Perek'in █████/2025 tarihinde beyanının alındığı görüldü.
Davalı tarafa incelemesi için yerinde inceleme günü verildiği, ihtaratlı tebligatın tebliğ edildiği ancak davalı tarafça herhangi bir ibrazda bulunulmadığı, ticari defter ve kayıtların adresinin bildirilmediği bu nedenlerle bilirkişi incelemesi yapılamadığı görüldü.
Tüm deliller toplandıktan sonra davacının bulunduğu mahal mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi incelemesi yaptırılmış, SMMM bilirkişi Mehmet Acar'ın █████/2024 tarihli raporunda özetle;
1-28 Eylül 2023 vade başlangıç tarihinden 15.11.2023 takip tarihine kadar merkez bankası avans kredi faiz oranı üzerinden 459,07 TL faiz işletildiği bunun 10.368 TL ile toplanması halinde toplam borç tutarının 10.427,07TL ye ulaştığı kayıtlardan tespit edilebilmiştir.
2-Belirtilen nedenlerle itirazın kaldırılması, takip tarihine kadar oluşan 10.427,07 TL. nin dosya masrafları ve mahkemenin takdir edeceği diğer tutarları hariç belirtilen tutarın davalıdan alınıp, davacıya ödenmesi gerektiği kanaatini bildirir raporunu sunmuştur.
Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı davalıdan faturadan kaynaklı alacaklarının bulunduğunu, davalı hakkında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyası ile takibe geçtiklerini, takibe davalının itiraz ettiğini, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...esas esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı faturadan kaynaklı toplam 10.368,00 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının ise █████/2023 tarihli 10.368,00 TL bedelli fatura olduğu, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
-Tarafların tacir olup olmadığına dair meselenin değerlendirilmesi;
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2008 tarih ve █████████ E., ██████████ K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.
TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. █████/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir. Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, █████/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (█████/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;
a-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
b-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Davanın taraflarından davacı gerçek kişi olup, davacının ticaret siciline kayıtlı olması tacir olduğu anlamına gelemez. Tacir sıfatı VUK 177 maddesi çerçevesinde yapılacak inceleme sonucu belirlenmelidir. Mahkemece Dairemizin kaldırma kararı sonrasında vergi dairesi müdürlüğüne bu konuda bir müzekkere yazılmış ise de müzekkere cevabına dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Bu nedenle mahkemece ilgili vergi dairesi müdürlüğüne davacının ticari faaliyetleri ve gayri safi gelir durumu gözetildiğinde VUK 177 maddesi kapsamında tacir sayılmasını gerektirecek ticari faaliyeti olup olmadığı, söz konusu kanun hükmü çerçevesinde davacının tacir mi yoksa esnaf mı kabul edilmesi gerektiği hususunda bir müzekkere yazılarak görevli mahkeme hususu açık ve net olarak ortaya çıkarılmalıdır.
TTK'nın 24. ve devamı maddelerinde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir.
Somut olayda Vergi Dairesi kayıtlarına göre tarafların bilanço esasına göre defter tuttuğu ve tarafların tacir vasfında olduğu görülmüştür.
-Davanın esasının incelenmesine dair mesele;
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Somut olayda konunun iyi anlaşılması için açıklamak gerekir ise, davacı taraf başlatmış olduğu takipte açık hesap ilişkisine dayanmamış sadece faturaya dayandığı görülmüş ve bu kapsamda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.
TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".
27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir.
Somut olayda, davalı taraf verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini sunmamıştır. Davacı ticari defteri incelenmiştir. Anılan inceleme sonucunda dava konusu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, ödenmediği ve davacı ticari defterlerinin usule uygun tutulduğu tespit olunmuşur.
Somut olayda ispat, davaya konu malların teslim edilip edilmediği ve teslim edildi ise bedelin ödenip ödenmediği ve mallar ayıplı ise ayıplı mala ilişkin işlemlerin yapılıp yapılmadığı noktasındadır. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK m. 6) İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190) HMK'nun 222. Maddesi uyarınca ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebi ile davacı taraf davaya konu malların teslim ettiğini ispat etmiştir. Davalı taraf ise ödemeyi ispat edemediğinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
-İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih ███████-295 Esas, ████████ Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı ticari defter kayıtları ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davacının davasının kabulü ile; davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin ...esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile ödeme emrine uygun takibin devamına,
2-İtirazın iptaline karar verilen 11.368,00-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması alınması gerekli 708,23 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL 'nin mahsubu ile eksik 280,63-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 3.361,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 10.368,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
9-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
10-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekili yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, miktar itibarıyla KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
TASHİH ŞERHİ
Her ne kadar mahkememiz gerekçeli kararının hüküm bölümünde
"...2-İtirazın iptaline karar verilen 11.368,00-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"... yazılmış ise de dava değerinin sehven yazıldığı anlaşılmakla;
Hüküm kısmının "2-İtirazın iptaline karar verilen 10.368,00-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde HMK'nun 304/1. maddesi gereğince maddi hatanın düzeltilerek hükmün tashihine ve işbu tashih şerhinin gerekçeli kararın suretlerinin altına eklenmesine karar verildi. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!