Anahtar kelimeler: Dayanır Yönüne Yapar Olabilir Yalnız Noksanlardan Bunu Kuralının Yanlış Olaylar

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.SUÇ : Nitelikli yağmaHÜKÜMLER : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede;Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak,1. Sanıkların savunmalarında ailesine ait züccaciye dükkanını işleten kardeşi ....'nun internet üzerinden yaptığı araştırma ile ..... Ambalaj ve Promosyon/ ..... Ünvanlı kişiye 600,00 TL kapora göndererek poşet siparişi verdiğini ancak malları alamadığı gibi ....'ya da ulaşamadığını öğrenmesi üzerine, internet üzerinden yaptığı araştırmada ....'nın cep telefonu bilgilerine ulaştığını şahısla yaptığı görüşmede şirketin müdürünün mağdur ... olduğunu öğrendiğini ve mağduru arayıp kardeşini neden dolandırdığını sorduğunda mağdurun kendisini engellemesi nedeniyle kuzeni olan sanık ...'ın cep telefonu ile arayıp sipariş vereceğini söyleyerek buluşma ayarladığını, buluştuklarında sanıkların numuneleri göstermek için mağduru işyerine götürmek bahanesiyle yürüdükleri sırada sanık ...'ın mağdura bıçak dayadığı, "ben tahsilatçıyım, abim sana 600 TL para göndermiş ancak sen istediği ürünü teslim etmemişsin" dediği, devamında sanık ...'ın telefonla bir şahıs ile görüştüğü ve sonra telefonu mağdurun kulağına tuttuğu, telefondaki şahsın "sen ... değil misin?" dediği, mağdurun "değilim" dediği sırada sanık ...'ın mağdura kafa atarak yumruk attığı akabinde de mağdurun 65,00 TL parası ile cep telefonunu alarak kaçtıkları olayda, Dairemiz bozma kararı sonrası tanık ....’nın alınan ifadesinde sanıkları tanımadığını, mağduru ise ticaret yapması nedeniyle tanıdığını mağdurun olayı kendisine anlattığını beyan ettiği, tanık .....’in ise mağduru tanımadığını ancak ...'i poşet işi yaptığından tanıdığını, hesabına gönderilen 600,00 TL paranın kim tarafından ne amaçla gönderildiğini hatırlamadığını, ... ve başka esnaf arkadaşlarının iş ile ilgili para gönderilmesi gerektiğinde hesabını istediklerini sözkonusu paranın bu şekilde gönderilmiş olabileceğini beyan ettiği, telefon iletişim kayıtlarından da tanık ... ile ... arasında bir telefon görüşme kaydının bulunduğu dikkate alındığında; çözülmesi gereken sorun sanıklar hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a,c maddesi veya aynı Yasanın “Daha Az Cezayı Gerektiren Hâl” başlıklı 150/1. maddesiyle hüküm kurulması gerektiği noktasından kaynaklanmaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun)150/1. maddesinin uygulanması sırasında, dikkat edilmesi gereken en belirleyici unsurlardan biri, hukukî ilişkiye dayalı alacak kavramıdır. Çünkü madde hükmü açık bir şekilde hukukî ilişkiye dayalı alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olmasını öngörmüştür. Hukukî ilişki, hukuk düzeni tarafından korunan, geçerli kabul edilen meşru ve hukuka uygun bir ilişkiyi ifade etmekte olup, hukukî manada alacak ise bir edim ile yükümlü borçlunun, şahsına karşı, alacaklının kullandığı bir hak anlamına gelmektedir. Öte yandan alacağın mutlaka yazılı bir belgeye bağlanmış olması gerekmediği gibi, sanığın gerçekte bir alacağı olmamasına rağmen, var olduğu inancıyla hareket etmiş olması da yeterlidir. Ancak, yukarıda da belirtildiği üzere, alacağın veya alacağı olduğu inancının, meşru ve hukuk düzenine uygun olarak oluşmuş bulunması gerekir. Somut olayda, sanıkların alacaklarının varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket ettiklerinin anlaşılması ve Mahkemece de sanıkların, "kardeş/kuzen olan ...'un olaydan önce poşet siparişi verdiği ve kaparo bedeli olarak gönderdiği 600,00 TL nedeniyle dolandırıldıklarını düşünerek mağdur ...'ın dolandırıcılıkla kendilerinden aldığı paraları geri alabilmek için" atılı suçu işledikleri kabul edildiği halde, sanıkların eyleminden kaynaklanan haksız fiilin etkisi altında gerçekleştirdikleri eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 150/1.maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 106/2-a-c, 86/2, 29/1. maddelerindeki hukuki alacağın tahsili amacıyla birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit ve kasten basit yaralama suçlarını oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Uygulamaya göre de, sanıklar hakkında ceza miktarı 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi ile 1/6 oranında indirilirken, 6'şar yıl 1'er ay 10'ar gün hapis cezası yerine 5'er yıl 13'er ay 10'ar gün hapis cezasına hükmedilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak ayrı ayrı BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanıkların kazanılmış hakkının korunmasına,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.