Anahtar kelimeler: Tomarza Kayseri Süreç Görüşü İstemlerinin Edenlerin Neticesinde Edilebilir Tehdit Mahkûmiyet

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇ : Nitelikli tehditHÜKÜM : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceSanık hakkında Tomarza Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2021 tarihli, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararı ile nitelikli tehdit suçundan açılan kamu davası hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.B. İstinafKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebinin kabulü ile sanık hakkındaki beraat hükmünün kaldırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/2-a, 43/2-1, 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık müdafiinin temyiz istemi, mahkûmiyete yeter kesin delil bulunmadığına, swap izlerine ilişkin örneklerin usulsüz alındığına, asıl failin başkası olduğuna yöneliktir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un madde 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. Madde gerekçesinde de “...Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir...” şeklinde daha da açıklık getirmiştir. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir. Yağmada amaç malın alınmasıdır. Bu amaca ulaşmak için araç hareketler ise cebir veya tehdit uygulanmasıdır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Aralarında amaçsal ilişki vardır. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. (Benzer görüşler için bkz. Gökçen, ... vd: Mal Varlığına Karşı Suçlar, Adalet, Ankara, 2018, s. 74.; Özgenç, İzzet: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin, Ankara, 2021 17. Baskı, s 168 vd.; Koca, .../Üzülmez, İlhan: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin, Ankara, 9. Baskı, s. 583)Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, Tüm dosya kapsamından, tarafların akraba oldukları ve aynı yerde yaşadıkları, sanığın ailesi ile katılanlar arasında husumet bulunduğu, sanığın aşamalarda suçlamayı istikrarlı şekilde inkar ettiği, kendisine iftira atıldığını, olay gecesi kendisine benzer birini gördüğünü söyleyerek üzerinde kırmızı tshirt bulunduğunu belirten katılan ...'ın akrabası olduğunu ve gün içinde kendisini görmüş olabileceğini belirttiği, sanığın kardeşi ve babasına ait olan pompalı tüfek ile av tüfeğinin bulunduğu ve bunların muhafaza altına alındığı ve alınan uzmanlık raporuna göre suç konusu av tüfeği kartuşlarının kalibresine uygun tek silahtan atıldığı, ancak sanığın evinde ele geçirilen silahlardan atılmadığının bildirildiği, sanığın sağ el, sol el ve omzundan svap örneklerinin alındığı ve bu hususta düzenlenen uzmanlık raporunda ise sanığın sağ el avuç içinden alınan svap örneğinde atış artığının tespit edildiği görülmekle, soruşturma aşamasındaki beyanında eve gelen kolluk görevlilerine babasına ve kardeşine ait tüfekleri kendisinin teslim ettiğini beyan eden sanığın sağ el avuç içinden elde edilen swap izlerinin bu sırada bulaşmış olabileceği ihtimalinin sanığın atılı eylemi işlediği hususunda şüphe yaratmış olması nedeniyle ceza hukukunun evrensel ilkesi olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Tomarza Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,27.05.2025 tarihinde karar verildi.