Anahtar kelimeler: Tapusunun Antalya İstinaden Eski İii Kesinlik Özetle Hale Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.Mahkeme kararı davacı asil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya 2. İdare Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına istinaden dava konusu 204 ada 35 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile eski hale iadesine ve davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.III. MAHKEMESİ KARARIMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Antalya 2. İdare Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında (imar düzenlemesinin imar mevzuatına uygun bir biçimde yapılmaması sebebiyle) dava konusu parselasyon işleminin davacının parseline ilişkin kısmının iptaline karar verildiği, aynı ada hakkındaki imar işleminin geçerliliğini koruduğu, yalnızca davacının parseline ilişkin kısmın iptal edildiği ve davacının verilen idare mahkemesi kararı doğrultusunda idareden hukuka aykırılığın giderilmesini talep edebilecekken dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.IV. TEMYİZDavacı asil temyiz dilekçesinde özetle; 1. Mahkeme kararının usul ve yasalara aykırı olduğunu,2. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini,3. Dava konusu taşınmaza yönelik imar işleminin iptal edildiğini,4. Davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğunu,5. Dava konusu taşınmazın eski haline iade ve adına tescil edilmesi gerektiğini,6. İdare mahkemesi kararının kesin hüküm niteliğinde olup imar düzenlemesinin hukuka aykırı yapıldığının kanıtlandığını, 7. Davacının idareden hukuka aykırılığın giderilmesini talep etmesinin yeterli olmadığını,8. İdareye yapılan başvuruya rağmen aykırılığın giderilmediğini,9. Davanın esastan incelenmesi gerektiğini, 10.Delillerinin incelenmediğini ancak davalının iddialarının kanıt gösterilmeden kabul gördüğünü, beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral parselin ihyası istemine ilişkindir.1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir.Eklenen bu hükme göre, 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği belirtilmiştir.Dava konusu uyuşmazlık, eklenen bu hüküm uyarınca idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden, imar parselinin kadastral parsele ihyasına yönelik dava konusu talebin, kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değiştirilmeden önceki 438. maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının gerekçesi düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Davacı vekilinin yukarıda belirtlilen temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile mahkeme kararının değişik gerekçe ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin yatırılan harcın temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OYDava kadastral parselin ihyasına ilişkindir. Davacı vekili dava konusu taşınmazın imar uygulamasına tabii tutulduğunu, imar uygulamalarının idari yargıda iptal edildiğini ve iptal kararının kesinleştiğini ileri sürerek kadastral parselin ihyasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davanın reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Dairemizin Sayın Çoğunluğunca 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'na 14.02.2020 tarihli ve 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 7. maddesiyle eklenen ek fıkra gerekçe gösterilmek suretiyle uyuşmazlığın idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiği belirtilerek davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerektiğinden bahisle İDM kararı düzeltilerek onanmıştır.Sayın Çoğunlukla aramızda oluşan uyuşmazlık 20.02.2020 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ek fıkranın yürürlük tarihinden geriye yürütülüp yürütülemeyeceği, buradan hareketle anılan hükme dayalı gerekçe ile davanın reddedilip reddedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre mülkiyet hakkı “ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını” kapsamaktadır (AYM, E.████████, K.███████, █████/2023, §19). Anayasa’nın 36. maddesinde “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle hak arama özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri de mahkemeye erişim hakkıdır. “Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkının tanınması hak arama özgürlüğünün ön koşulunu oluşturur” (AYM, E.███████, K.███████, 3/3/2021, § 21). Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28/4/2023 tarihli ve E. 2021/5, K. 2023/2 sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere “Davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye mahkemeye erişim imkanının tanınması gerekir (YİBBGK, s. 23-24).Öte yandan Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi uyarınca kanun hükümleri kural olarak yürürlüğünden sonraki olay ve olgulara uygulanabilir. Kanun hükümlerinin yürürlükten önceki olay ve olgulara uygulanabilmesi için bu hususta açık bir hükme yer verilmesi gerekir.Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık ...Belediyesi tarafından yapılan imar uygulamalarına dayalıdır. Davacı söz konusu parselasyon işleminin kendi taşınmazı yönünden idari yargı yerlerince iptal edilmesi üzerine eldeki davayı 10.12.2013 tarihinde açmış olup uyuşmazlığın dava tarihindeki mevzuata göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Buna göre söz konusu uyuşmazlıklarda idareye başvuru yolunu öngören ek fıkra 10.01.2018 tarihinde yürürlükte olmadığından anılan fıkra geriye yürütülerek davacının davasının adli yargıda görülemeyeceğine hükmedilmesi, hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gibi davacının mülkiyet hakkını ve hak arama özgürlüğünü de öngörülemez bir şekilde sınırlamaktadır. Açıklanan nedenlerle anılan ek maddeye dayalı olarak idareye başvurulması gerektiğine ilişkin gerekçe ile davanın reddedilmesine ilişkin Dairemizin Sayın çoğunluğunun düzeltilerek onama karına iştirak edilememiştir.