Anahtar kelimeler: Davaalacak Özetidavacı Firmadaki Vadesinde Güncel Anlaştığını Devrederken Devrettiğini Piyasa Hissesini

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:███████ EsasKARAR NO:█████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI:████████ Esas - ███████ Karar TARİH:█████/2021DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:█████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hisse devir sözleşmesi ile ... Şti. isimli firmadaki 20.000,00 TL değerindeki hissesini davalıya devrettiğini, müvekkilinin hissesini devrederken şirketin ve hissesinin piyasa şartlarındaki güncel değeri üzerinden davalı ile anlaştığını ve müvekkiline 300.000,00 TL bedelli bir senet keşide edildiğini, söz konusu borcun vadesinde ödenmemesi neticesinde davalıya karşı ... sayılı dosyasıyla icra takibine girişildiğini, ancak yapılan kısmi itiraz neticesinde takibin durduğunu, davalı tarafın icra dosyasına yapmış olduğu kısmi itirazında noter hisse devir sözleşmesinde yer alan matbu 'hisse devir bedelinin tamamen tahsil edildiği' ibaresine dayanarak senede konu edildiği şekilde bir borcu bulunmadığını iddia ettiğini, bilindiği üzere noter şirket hisse devir sözleşmelerinin hisse devir bedelinin tamamen tahsil edildiği yönünde standart ibareler içerdiğini, bu durumdan kaynaklı sakıncaları engellemek adına tarafların bir alt sözleşme ile veya borç ikrarı içeren bir evrakla devir anında aslında ödenmemiş bulunan hisse devir bedeli varsa bunu kayıt altına aldıklarını, bu sebeple de müvekkiline dava konusu senet keşide edildiğini, davalı tarafın 20.000,00 TL resmi hisse devir bedeli borcunu kabul edip bu rakamı ferileriyle beraber icra dosyasına yatırdığını, bakiye 280.000,00 TL için ise işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, davalı tarafın maddi durumu olmadığından ve zaman kazanmak adına böylesi bir itirazda bulunduğunu belirterek bakiye borcunu ödemek için müvekkilinden defalarca süre talep ettiğini, ancak geçen onca sürede hiçbir ödemede bulunmadığını, tüm bu nedenlerden dolayı mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi nedeniyle öncelikle HMK 389. maddesi uyarınca davalının menkul/gayrimenkul malvarlığına teminatsız olarak ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir konulmasına, fazlaya dair dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla davaya konu 280.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle beraber davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafından dosyaya süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2021 tarih ve ████████ Esas - ███████ Karar sayılı kararında; "Dava, hisse devir sözleşmesinden kaynaklı bonodan kalan bakiye alacak istemine ilişkindir.Dosyanın yapılan inceleme ve değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasında 30.11.2011 ödeme tarihli 300.000 TL bedelli bononun bulunduğu, bonoda bedelinin şirket hissesi olarak ahzolunduğunun yazılı olduğu, Bakırköy 3. Noterliğinin 12.05.2010 tarihli ... yevmiye nolu hisse devri sözleşmesinde, hissesini devir eden tarafın dava dışı ..., hissesini devir alan kişinin davalı ... olduğu, davacı tarafın ihtarname numarasının "... nolu" olduğunun ve bu devir sözleşmesinin İstanbul 14.İcra Hukuk Mahkeme dosyasında olduğunun bildirildiği, İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasının, davacısının ..., davalısının ... olduğu, yargılama sonucunda ... sayılı icra takibiyle ilgili olarak borca kısmi itirazın kabulüne karar verilerek asıl alacak 20.000 TL ve vade tarihinden takip tarihine kadar işlemiş avans faizinden ibaret ferileri dışındaki kısmının tahsilinin gerekip gerekmediği muhakemeyi gerektirdiğinden fazlaya ilişkin kısımlar yönünden takibin iptaline karar verildiği, bu kararın Y. 12. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonunda onadığı, iş bu dosya arasında 15.08.2010 tarihli limited şirket hisse devri sözleşmesinin bulunduğu, devredenin ... , devralanın ... olduğu, hissenin 20.000TL bedel karşılığında devir ve temlik edildiğinin yazılı olduğu, ...LTD.ŞTİ nin ticaret sicil kayıtlarının dosyaya alındığı, şirket ortağının ... olduğu, İstanbul CBS ██████████ soruşturma dosyasında dolandırıcılık ve hakaret suçlarına ilişkin davacı tarafça davalı taraf hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, bu dosyada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın reddedildiği, bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmediği, iş dosyanın mahkememize yetkisizlik kararı ile mahkememize geldiği, dosya kapsamında ...ve ...'ın tanık olarak dinlenildiği görüldü.Davaya konu somut olayda; Türk Ticaret Kanununun 661. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bir bonoda yazılı alacağın, temel ilişkiye dayanılmak suretiyle talep edilebileceği, temel ilişkiden doğan bir alacağın bulunduğunu ve alacak miktarını kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafa ait olduğu, Hukuk Genel Kurulunun 04.04.2007 gün ve ███████-153 E.-████████ K. sayılı kararında da benimsendiği gibi zamanaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bononun, temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, davacının bononun verilmesine dayanak temel ilişkinin hisse devri sözleşmesi olduğunu iddia ettiği, taraflar arasında 15.08.2010 tarihli limited şirket hisse devri sözleşmesinin bulunduğu, hisse devri sözleşmesinde bedelin 20.000TL olduğu, taraflar arasında bu sözleşmeden sonraki 12.04.2011 tarihinde, ödeme tarihli 30.11.2011, bedeli 300.000 TL olan bononun düzenlendiği, bononun dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı, gerek bonoda yazılı kayıttan gerek dinlenen davacı tanık beyanlarından bononun verilmesine ilişkin temel ilişkinin hisse devri sözleşmesi olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafça imza inkarında bulunmadığı, bononun icra takibine konulduğu, davalı tarafın icra dosyasına itirazı uyarınca icra mahkemesince takibin 20.000TL ile sınırlı olarak devamına karar verildiği, 20.000 TL'nin davalı tarafça 7.3.2014 de ödendiği, davacının bakiye kalan 280.000TL'ye alacağının ödendiğine ilişkin davalı tarafça belge sunulmadığı, davacının alacak iddiasını ispat ettiği, davacının icra takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü ancak davacı tarafça temerrüt tarihi belirtilmediği dikkate alınarak dava tairhinden itibaren faize hükmedilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kuruldu."gerekçesi ile,''1-Açılan davanın kabulü ile 280.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu; Yerel Mahkemenin yeterli araştırma yapmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verdiğini,Mahkeme █████/2021 tarihli, celsede vermiş olduğu ara karar ile savunma ve delil sunma, dosyaya delil sunma haklarını ortadan kaldırdığını ve usul hukukuna aykırı arar karar oluşturarak davalı müvekkilinin dosyaya delil sunma hakkını ortadan kaldırdığını, yerel mahkemeye, iş bu davanın yetkisizlik kararı ile geldiğini; davalı müvekkilinin Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davayı yeni öğrendiğini ve hemen akabinde tarafına vekaletname çıkardığını, aynı gün taraflarından dava dosyasına sunulduğunu ve mahkemeye dosyayı incelemek ve varsa delillerini bildirmek için süre istememelerine rağmen mahkemenin bu taleplerini ara karar ile red ettiğini; bu durumda yerel mahkemenin sadece davacı tarafın dosyaya sunduğu tek taraflı delilleri ile usul ve yasaya aykırı bir şekilde karar verdiğini,Yerel Mahkemede görülen davanın alacak davası olup temel borç ilişkisinin acık bir şekilde ispatlanması gerektiğini, mahkeme gerekçeli kararının"delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe " başlıklı bölümünde 15.08.2010 tarihli limited şirket hisse devri sözleşmesinin bulunduğu, devredenin ..., devralanın ... olduğunu, hissenin 20.000TL bedel karşılığında devir ve temlik edildiğinin yazılı olduğunun, taraflar arasında 15.08.2010 tarihli limited şirket hisse devri sözleşmesinin bulunduğunun, hisse devri sözleşmesinde bedelin 20.000TL olduğunun, taraflar arasında bu sözleşmeden sonraki 12.04.2011 tarihinde, ödeme tarihli 30.11.2011, bedeli 300.000 TL olan bononun düzenlendiğinin, bononun dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığının belirtildiğini,Senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan ve ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda mücerretlik vasfı ortadan kalkacağını( örneğin: "hisse devrinin teminatıdır", "...ile imzalanan sözleşmenin teminatıdır", “eseri ... tarihinde tamamlayamamam hâlinde ödeyeceğim”, “inşaat bitiminde ödenecektir" şeklindeki kayıtlar. ) bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılan bu gibi hâllerde bononun kayıtsız ( koşulsuz ) borç vaadi içermediği için hükümsüz olacağını ve bu hükümsüzlüğün; düzenleyen tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebileceğini, bu hâlde TTK'nın 687. maddesinin 1. fıkrası uyarınca senet metninden anlaşılan ( hükümsüzlük ) def'i olduğunu; bu definin mutlak def'i olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebileceğini;Mahkemenin gerekçeli kararında ve dosyada bulunan █████/2010 tarihli hisse devri sözleşmesinde hisse devri sözlemesinde hisse devir bedelinin 20.000 tl olduğu ve bu bedeli davacı tarafın nakten ve tamamen tahsil edildiğini davacı tarafın dava dilekçesi ile ikrar edildiği açık bir şekilde dosya icerisinde bulunmakta olduğunu,Mahkemenin kararında da belirtildiği gibi hisse devir sözleşmesinden sonra tarafların bir bono düzenledikleri açık bir şekilde ortada olduğunu; yani bu senedin başka bir borç için miveya başka bir temel ilişki için mi düzenlediğini mahkemenin hiçbir şekilde araştırmadığını, taraflar arasında oluşturulan bu temel ilişki nedeniyle davacı tarafa bu bedelin malen veya nakten ödenip ödenmediğinin araştırılmadığını,Davalı müvekkilinin davacı tarafa hisse devrinden daha sonra düzenlenen bu bono bedelini ödediğini; bu konuda davacı yana yemin tekliflerinin olacağını fakat mahkemenin bu hususları araştırmadan usul ve yasaya aykırı bir karar verdiğini,Dava da temel ilişkiye dayanılmış ise, alacağın diğer yan delillerle kanıtlanması gerektiğini, temel ilişkideki sakatlığın kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'ini dermeyan etme hakkını vermekte olduğunu; bu hususların hiçbir şekilde yerel mahkemece tartışılmadığını, usul ve yasaya aykırı bir şekilde karar verdiğini,Yerel Mahkemenin, toplanan delilleri hatalı değerlendirerek ve hatalı değerlendirmelerle yetinerek usul ve yasaya aykırı hatalı bir karar verdiğini,İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle ve HMK m. 355 hükmü gereğince re’sen gözetilecek nedenlerle istinaf incelemesi yapılarak Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin █████/2021 gün ve ████████ e. ███████ sayılı kararının kaldırılmasına, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasındaki limited şirket hisse devir sözleşmesinden doğan devir bedeli borcunun ifası amacıyla verildiği iddia olunan ve zamanaşımına uğramış bakiye bono bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; yetkisizlik kararı ile mahkemeye gelen dava dosyasında taraflarına delil sunmak için süre verilmediği, bono üzerinde yer alan kayıt nedeniyle bononun geçersiz olduğu, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinde 20.000,00-TL devir bedelinin nakden tahsil edildiğinin yazılı olduğu, mahkemece dava konusu bononun iddia olunan temel ilişkiden mi doğduğunun başka bir ilişkiden mi doğduğunun araştırılmadığı, dava konusu bono bedelinin ödendiği, bu hususta yemin deliline dayanacakları, ancak mahkemenin bu hususu araştırmadığı, davacının temel ilişkiyi kanıtlaması gerektiği yönündedir.Davacının █████/2010 tarihli noterde onaylama şeklinde düzenlenen limited şirket hisse devri sözleşmesi ile dava dışı ... Ltd. Şti'ndeki paylarını davalıya devrettiği, pay devrinin sicile tescil edildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı yan, dava dışı şirketteki paylarının 300.000,00-TL bedelle davalıya devri konusunda anlaşıldığını, her ne kadar noterdeki devir sözleşmesinde 20.000,00-TL devir bedelinin nakden ödendiği yazılı ise de, bunun payların nominal bedeli olduğunu, gerçek devir bedelinin 300.000,00-TL olduğunu, nitekim dava konusu █████/2011 vadeli, █████/2011 düzenleme tarihli, 300.000,00-TL bedelli, keşidecisi davalı, lehdarı davacı olan ve üzerinde "bedeli şirket hissesi olarak ahzolunmuştur" kaydı bulunan bononun da bu amaçla davalı tarafından davacıya verildiğini, bononun ... nezdinde kambiyo takibine konulduğunu, davalının bonodaki imzayı inkar etmeyip içeriğinin rıza hilafına doldurulduğu, devir bedelinin 20.000,00-TL olduğu iddiası ile icra hukuk mahkemesi nezdinde borca kısmi itiraz davası açtığını, icra hukuk mahkemesi tarafından itiraz edilen 280.000,00-TL'nin varlığı bakımından genel mahkemede yargılama yapılması gerektiğinden bahisle takibin 280.000,00-TL yönünden kısmen iptaline karar verdiğini, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, 20.000,00-TL'lik kısmın da ancak icra yolu ile tahsil edildiğini ileri sürerek, bakiye 280.000,00-TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Dava önce İstanbul 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyası nezdinde ikame edilmiş olup, mahkemece dava dilekçesi ve eklerinin, ön inceleme duruşma gün ve saatinin, tahkikat duruşma gün ve saatinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı gibi, süresinden sonra inkar kapsamında herhangi bir savunma dilekçesi de sunulmadığı, mahkemece tanıkların dinlenildiği, davacı tarafın bildirdiği tüm delillerin toplandığı, pay devri sözleşmesine konu dava dışı şirketin adresi itibariyle Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin kesin yetkili olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verildiği, gerekçeli kararın taraflara tebliğ edildiği, kararın kesinleşmesi ve davacının talebi üzerine dosyanın Bakırköy 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esasına tevzii edildiği, bu dosyada davalıya tensip zaptı ile duruşma gün ve saatinin tebliğ edildiği, tensip zaptında TTK'nun 4/2 fıkrasında yapılan değişiklik ile basit yargılama usulüne ilişkin sınırın 500.000,00-TL'ye çıkarılmış olması ve usul kurallarının derhal uygulanacağına ilişkin kural nedeniyle davaya basit yargılama usulüne göre devam edilmesine karar verildiği,█████/2020 tarihinde dosyaya davalı adına vekalet sunulduğu, █████/2021 tarihli celsede davalı vekilinin vekaletnamenin yeni alınmış olması nedeniyle beyanda bulunmak üzere süre talep ettiği, mahkemece davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, HMK'nun 77/4 maddesi uyarınca vekilin dosyayı incelememiş olması nedeniyle yargılamanın başka bir güne ertelenemeyeceği gerekçesi ile talebin reddedildiği ve tahkikat bitirilerek davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmış olup, davalı yanın süresinde cevap dilekçesi sunmadığı gibi, ön inceleme ve tahkikat aşamaları boyunca inkar kapsamında herhangi bir beyan yahut delil de sunmamış olması karşısında, mahkemece 6100 Sayılı HMK'nun 77/4 fıkrası da gözetildiğinde davalı vekilinin beyanda bulunma isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı yanın delil sunma haklarının ihlal edildiğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı yan İstanbul 14 İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyası nezdinde ikame etmiş olduğu, dava konusu bonoya dayalı kambiyo takibine kısmi itiraz davasında iş bu davanın da konusunu teşkil eden bononun davacıya hisse devir sözleşmesinden doğan 20.000,00-TL'lik borcuna karşılık verilmiş olduğunu, imzanın ve ödeme gününe ilişkin yazının kendisine ait olduğunu, bononun kalan kısımlarının ve bedel kısmının rızası hilafına doldurulduğunu, henüz ödemediği 20.000,00-TL borcunu da en kısa zamanda ödeyeceğini beyan etmiş olup, davalının mahkeme önündeki ikrarı ile dava konusu zamanaşımına uğramış bononun dayandığı temel ilişkinin hisse devir sözleşmesi olduğu ispat edilmiş olduğundan, davalının mahkemenin bononun dayandığı temel ilişkiyi araştırmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir.Dava konusu bono üzerinde yer alan "bedeli şirket hissesi olarak ahzolunmuştur" kaydı, bononun veriliş nedenine ilişkin bir kayıt olup, davalı istinafının aksine bononun kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadine halel getirmediği gibi, hükümsüzlük sebebi de değildir. Dolayısıyla zamanaşımına uğramış dava konusu bono yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2021 tarihli 2018/(19)11-537 Esas, █████████ Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, davacının bononun dayandığı temel ilişkiyi ve temel ilişkiden doğan alacağın varlığını ispat etmek için tanık deliline dayanabileceği, mahkemece dinlenen davacı tanıkları ... ve ...'ın davacının dava dışı şirketteki paylarını 300.000,00-TL bedelle davacıya devrettiğini beyan ettikleri, yine ...'un, davalının davacıya bu borca karşılık, noterde hisse devri sırasında 300.000,00-TL'lik bonoyu düzenleyip verdiğini, kendisinin de orada olduğunu beyan ettiği, böylece davacının devrin 300.000,00-TL bedelle gerçekleştirildiğini de ispatlamış olduğu, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı yanın süresinde cevap dilekçesi sunmadığı gibi, süresinde herhangi bir delil sunmayıp, yemin deliline de dayanmamış olduğu, 6100 Sayılı HMK'nun 357/1 fıkrası uyarınca ilk derece yargılamasında ileri sürülmeyen savunmaların istinaf aşamasında dinlemeyecekleri, istinaf aşamasında yeni delil de sunulamayacağı, davalı yanın bono bedelinin ödendiğine dair yemin deliline dayanacaklarına yönelik istinaf sebebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 19.126,80-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 4.781,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 14.345,10-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.