Anahtar kelimeler: Küçükserenin Kyazim Burak Özetledavalı Çarpışması Promil Eylemden Hasarlı Otomobil Alkollü

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ███████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2025
K.YAZIM TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı ..... ile müvekkilİ sigorta şirketi arasında, davalıya ait ..... plaka sayılı otomobil için , Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, Müvekkili şirketin trafik poliçesi ile sigortalı araç sahibi ..... ve ....... sevk ve idaresindeki ..... plakalı sigortalı araç ile ....... plakalı aracın çarpışması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ....... plakalı araca ödenen hasar tutarının sigortalı araç sürücüsü Burak Küçükseren'in 2,42 promil alkollü olması ve ağır kusur ihlali sebebiyle rücuen talepli olarak Bakırköy ...... İcra Dairesi .... Esas Sayısı ile icra takibi başlatıldığını, davalı yanın haksız ve kötü niyetli olarak borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine icra takibi durdurulduğunu, bu nedenle itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde özetle;davacı/alacaklı sigorta şirketi tarafından dava konusu kazaya ilişkin olarak müvekkiline █████/2020 keşide tarihli rücen talepli ihtarnamenin tanzimi ve tebliği sonrasında müvekkili tarafından söz konusu bedel █████/2020 tarihinde eksiksiz bir şekilde ödendiğini, müvekkili tarafından söz konusu borç ödendiği halde yıllar sonrasında icra takibine konu edilmesi ve akabinde dava açılmasında davacı açıkça kötü niyetli hareket ederek mükerrer ödeme talep ettiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Huzurda görülen dava zorunlu mali mesuliyet sigortasına dayalı olarak üçüncü kişiye ödenen bedelin sigortalı ve sürücüden rücuen tahsili istemine dayalı itirazın iptali davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
█████/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3'ncü maddesinin (l) bendinde "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi," ifade edeceği belirtilmiş, yine anılan kanunun 83'ncü maddesinin ikinci fıkrasında "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." denilmek suretiyle tüketici işlemi ile ilgili her türlü olayda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un uygulanacağı, aynı kanunun 73'ncü maddesinin birinci fıkrasında ise "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." denilerek tüketici işlemlerinde tüketici mahkemelerinin görevli olacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketi ile davalı Derya arasında zorunlu mali mesuliyet sigortası akdedildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı sigorta şirketi tarafından ZMMS'ye konu aracın şoför Burak sevk ve idaresinde iken trafik kazasına karıştığı, sürücünün alkollü olduğu gerekçesi ile sigorta şirketi tarafından 3. kişiye ödenen bedelin rücuen tahsili istemli olarak gerek araç maliki gerek araç sürücüsü aleyhine huzurda görülen dava açılmıştır. Davalı .....'nın tacir olduğu yönünde herhangi bir iddia olmadığı gibi dosya kapsamında bu yönde herhangi bir delil de bulunmadığı gibi davalıya ait araç hususi nitelikte bir araçtır. Bu itibarla dava konusu uyuşmazlık; 6502 sayılı TKHK'nin 3/1-k maddesi kapsamında tüketici olan davalı ..... ile davacı sigorta şirketi arasında tüketici işlemi niteliğinde akdedilen sigorta poliçesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle davalılardan ..... bakımından davaya bakma görevi tüketici mahkemesine aittir. (İstanbul BAM 40. Hukuk Dairesi'nin E. █████████, K. ████████ sayılı kararı)
Davacı sigorta şirketi tarafından araç sürücüsü Burak aleyhine de huzurda görülen dava açılmış ise de davalı ..... ile davacı sigorta şirketi arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmadığı, bu nedenle HMK'nın 2. maddesi uyarınca bu davalı hakkında açılan davaya bakmakta görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu açıktır. Aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da taleplerden biri yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa sözkonusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “yargılama usulüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece uyuşmazlığın çözülmesi gerekmektedir. (Aynı yönde karar için bknz; Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin E. █████████, K. █████████ sayılı kararı) Ancak huzurda görülen davada davalılardan biri bakımından basit yargılama usulünün uygulandığı Tüketici Mahkemesi'nin diğer davalı bakımından ise yazılı yargılama usulünün uygulandığı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu; görevli olan mahkemelerin yargılama usulleri yönünden esaslı farklılıkların bulunduğu anlaşıldığından davalılardan Burak aleyhine açılan davanın tefriki ile mahkememizin başka bir esasına kaydı yapılmıştır. (Yeni esas no: ████████) Açıklanan nedenlerle davalı ..... nın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketici olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun çerçevesinde Tüketici Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olduğundan, kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlendiği, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,
5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip .....
e-imzalı
Hakim .....
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!