Anahtar kelimeler: Şirketçe Tahsisini Garanti Turizm Kefalete Kültür Bankadan Ortağı Antalya Bankası

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların ortağı ve yetkilisinin aynı kişi olduğu dönemde, davalı şirketçe Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan lehine arazi tahsisini temin etmek üzere, davalı şirket ile dava dışı Garanti Bankası arasında yapılan kredi sözleşmesine davacı müvekkillerin verdiği kefalete istinaden davalı şirketin dava dışı bankadan toplam 14.071.089,80 TL'lik teminat mektubu alınıp Bakanlığa verildiğini, daha sonra tahsisli üç araziden biri üzerine yatırıma başlanmadığından Bakanlıkça tahsisinin iptal edildiğini, verilen teminat mektuplarından birinin tazmin edildiğini, bu bedelin davalı şirket tarafından bankaya ödendiğini ancak devam eden süreçte, tahsisli arazilerden biri için yatırımı tamamlama süresi içerisinde yatırım tamamlanmadığından, bu tahsisin de Bakanlıkça iptal edilip teminat mektubunun tazmin edilmesi ve davalının bu meblağı ödeme gücü bulunmaması nedeniyle Bankaca davacı kefillerden mektup bedelini tahsil etmek tehlikesinin ortaya çıktığı, 6098 sayılı TBK'nın 595. maddesi uyarınca bakiye 13.841.016,50 TL gayri nakdi teminat alacağı için davacılarca yeniden yasal yollara başvurulacağını öngören davalı şirketin bu kez sahibi olduğu tapulu tek mülkü olan taşınmazı alacaklılarını zarara uğratmak ve mal kaçırmak kastıyla şirket yetkilisi ve tek ortağı dava dışı ...'na tapuda satış gibi göstererek gerçek değerinin kat ve kat altında bedel göstererek muvazaalı biçimde kötü niyetle devrettiğini, hemen ertesi gün bu taşınmazı davalının bu amacını bilen ve bilmesi gereken kendi çocuklarına bağış göstererek devrettiğini, bu nedenlerle davacı kefillerin davalıdan TBK’nın 595. maddesinden kaynaklı olarak teminat alacağı doğduğunu, bu alacağın tahsilini sağlamak amacıyla İİK’nın 177/1. maddesi uyarına davalının doğrudan doğruya iflasına karar verilmesi talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 1.519.000,00 TL'lik teminat mektubu ile ilgili müvekkili şirketin nakit parayı bankaya yatırdığı, ilgili teminat mektubunun devre dışı kaldığını, davacı tarafın tedbir taleplerine konu beyan ve iddialarının aksine tahsis sürelerinin de yeniden bir karar alınıncaya kadar kurum tarafından durdurulmuş olması ve diğer mektubun da bedelinin ödenmiş ve devre dışı kalmış olması sebebiyle herhangi bir risk söz konusu olmadığı gibi, davacının iddiasının aksine zaten fiili olarak inşaatın yapılabilecek duruma gelmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Garanti Bankası'nın 27.03.2024 tarih ve █████████████ sayılı cevap yazısında davacı şirketlerin davaya konu olan 12.321.756,50 TL miktarlı teminat mektubu ve 1.519.260,00 TL miktarlı teminat mektupları ile ilgili olarak davalı şirketin vadeli mevduat hesabının teminat olarak kabul edilerek davacı şirketlerin her ikisinin de davaya konu teminat mektuplarından dolayı kefaletlerinden safınazar edildiğinin belirtildiği, davacı şirketlerin kefaletlerinden ötürü TBK'nın 595. maddesinden kaynaklanan teminat alacaklısı sıfatının sona erdiği, bu durumda artık alacaklı konumunda olmayan davacı şirketlerin davalı şirketin İİK'nın m.177/3. maddesi gereğince iflasını talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin ise istinaf başvurusunun kabulü ile somut olayda kefilin alacağının nakdi bir alacak değil, gayri nakdi alacak niteliğinde olduğu, gayri nakdi alacak nedeni ile doğrudan iflas talep edilemeyeceğinden davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ve kararı gerekçe yönünden düzelterek yeniden esas hakkında davanın reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. İİK’nın 177. maddesinde bahsi geçen “evvelce takibe hacet kalmaksızın” ifadesiyle doğrudan iflas yoluna gidilebilmesi için takibe konu edilebilir bir alacak bulunmasının yeterli görüldüğü, nakdi veya gayri nakdi olarak bir ayrıma gidilmediğini,b. Davacı müvekkili kefillerin İİK'nın 42. maddesine göre bir paranın teminat olarak verilmesini cebri icra yoluyla sağlamak amacıyla takip talebinde bulunmaya, bu talebinde haciz veya iflas suretiyle takip yapmaya hakkının bulunduğu,c. Davalının, Bakanlıkça adına üst hakkı tahsis edilen üç kamu arazisinden birinin üzerine tahsis konusu yatırımı hiç başlamadığından tahsisinin iptal edildiği, diğerinin 30.05.2024 tarihinde yatırımı tamamlama süresi dolmasına karşın bir çivi dahi çakmayıp, bankaya teminat mektubu bedelini depo ettiğini söyleyerek bu tahsisin iptalini peşinen kabullendiği, son olarak üçüncü tahsisli arazi yönünden ise yatırıma başlamadığı gibi elindeki tapulu tek mülkü şirket yetkilisine, ondan da çocuklarına devrederek mal kaçırdığı, bu durumda davacı kefillerin davalıdan güvence istemesi için davalının son teminat mektubunun verildiği tahsisi de yakmasının beklenmesi hem TMK’nın 2. maddesine hem de TBK’nın 595. maddesinin getiriliş amacına aykırı olduğunu,d. Dava tarihi itibariyle haklılıklarını ispat etmiş olduklarını,e. Dava dışı banka tarafından davacı müvekkillerin kefaletlerinden sarfınazar edilmesi işleminin, bankanın tek taraflı karşılıksız bir feragat işlemi nedeniyle değil , davalı tarafından bankaya davacıların kefaletlerinden sarfınazar edilmesi için uygun görülen dava tarihinden sonra bankaya 10.01.2024 tarihinde 1.520.000,00 TL yatırılması ve yeni bir teminat gösterilmesiyle gerçekleşmiş olduğunu, mahkemece davacıların bankaya verdikleri kefaletin kendiliğinden kalkmış ve alacaklı sıfatı kendiliğinden kaybolmuşcasına davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu,f. Davacı müvekkillerinin kefil oldukları davalının muvazaalı/hileli işlemle malvarlığını eksilttiği, bu şekilde sahibi olduğu tek mülkü şirket yetkilisine devrederek alacaklılarından mal kaçırdığı, davacı müvekkillerin TBK’nın 595. maddesi uyarınca doğmuş teminat alacakları için ilamsız iflas yoluyla icra takibi yapmak yerine seçimlik haklarını davalı hakkında doğrudan iflas davası olarak kullanmakta meşru hukuki yararlarının bulunduğu, dava açılmasına davalının sebebiyet verdiği göz önünde bulundurulduğunda, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi yerine, davanın reddine ve davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde:a. Davanın doğrudan iflasa ilişkin olsa da niteliği itibari ile değeri olan bir dava olduğunu, dolayısıyla nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.