Anahtar kelimeler: Bileti Dur Uçak Levhasında Kavşağa Ekipleri Almanya Esnada Esaskarar İkame

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ...Esas - ...

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM :...
KATİP : ...
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 2- ...
DAVA : Tazminat Tazminat ( Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Hasar Bedeli, İkame Araç Bedeli, Uçak Bileti Ücreti ve Değer Kaybı)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan Tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " █████/2023 tarihinde müvekkil sevk ve idaresindeki ... Almanya plakalı araç ile davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kaza yaptığını, olay yerine gelen polis ekipleri tarafından tutulan "Trafik Kazası Tespit Tutanağında" davalı ...'in 38 ... Plakalı aracı ile DUR levhasında kavşağa kontrolsüz giriş yaptığı esnada ... idaresindeki SZ-... plakalı aracın sol ön yan kısımlarına kendi aracının sağ ön köşe kısımları ile çarpıştığını, çarpmanın etkisiyle bu araç savrulup yolun sağında yaya kaldırımı üzerinde yürüyen yaya ... isimli şahsa aracının sağ yan kısımları ile çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı ...'in tam kusurlu olup müvekkilin herhangi bir kusuru bulunmadığını, karşı tarafın aracı ... Sigorta tarafından sigortalı olduğunu, aracın yapım sürecine başlanmadan önce hasarlı parçaların listeleri ve tamirat süresi çıkarıldığından aracın hasarlı parçalarının getirilmesi ve tamirat işlemlerinin yaklaşık 2 ay sürebileceğinin söylendiğini, ülkesine dönmek isteyen müvekkil kendisinin ve ailesinin uçak ile bileti alarak uçak ile döndüğünü, fazlaca masraf yaptığını, müvekkilin Almanya'ya dönmesinin ardından oradaki acil işlerini halledebilmesi için 7 günlüğüne araç kiraladığını, aracını almak için Kayseri'ye ... Otomotive gelen müvekkil sigorta şirketinin hasarın %25 ini ödememesi 950 Euro olarak ödediğini, söz konusu ödemeyi yaparken de tamir masraflarını ve kusur oranını kabul etmediğini şerh düşerek tutanak altına aldığını, aracın kazadan önce hasarlı veya değişen hiçbir parçası olmayıp kazadan sonra bir çok parçası değişmek ve onarım görmek zorunda kaldığını, öte yandan aracın tamir süreci, parça bekleme ayrıntılı ve detaylı işçilik çalışması gibi edenlerle uzun sürmüş müvekkil bu süre boyunca araçtan mahrum kalması nedeniyle zarara uğradığını, arabuluculuk aşamasının anlaşamama ile sonuçlandığını bu nedenlerle davanın kabulü ile araçta meydana gelen hasarın onarım ücretine ilişkin şimdilik 10,00-TL'nin davalılardan alınmasına, meydana gelen değer kaybına ilişkin olarak 10,00-TL'nin davalılardan alınmasına, müvekkilin yurtdışına uçakla dönmek zorunda kalması nedeniyle kaza sonrakı gidiş için aldığı ve aracı teslim almak için geri gelmek için ödediği uçak biletleri için şimdilik 10-Euro nun davalı ...'den, kiralama bedeli için şimdilik 10-Euro'nun davalı ...'den alınması ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine " karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... Sigorta vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesi ile özetle; " Dava yetkili olmayan mahkemede açılmış olup işbu davada yetkili mahkeme İstanbul mahkemeleri olduğunu, davacının dava yoluna gitmeden önce ibraz etmesi gereken belgeler ile dava şartı olan şirkete başvuru şartını yerine getirmediğini, sigorta sözleşmelerinden doğan her türlü tazminat davası hak sahibinin zararı ve tazminat yükümlülüğünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl sonra zamanaşımına uğradığını bu nedenle dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, işbu davanın “belirsiz alacak davası” olarak ikame edilmesi HMK’nın ilgili hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, kusur oranlarının tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, hasar bedeli hesaplamasının sigortacılık teamülüne ve mevzuata uygun şekilde yapılması gerektiğini, yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, poliçede sigorta bedeline kdv dahil olduğuna dair bir ifade bulunmadığını, müvekkil şirket aleyhine hasar tazminatına hükmedilmesi durumunda hesaplanan tutardan kdv hariç tutulması gerektiğini, müvekkil şirket tarafından araçta oluşan değer kaybı için 04.12.2023 tarihinde davacıya 8.237,25 tl reel değer kaybı tazminatı ödenmiş olup başvuru konusu kaza kapsamında zararın karşılanmış olması sebebiyle başvurunun reddini talep ettiğini, değer kaybı hesaplamasının maddi olaya uygun olarak yapılması gerektiğini, araç kilometresi yüksek ise veya daha önce benzer hasarlara maruz kaldı ise değer kaybından söz edilemeyeceğini, değer kaybı bedelinin genel şartlara göre hesaplanması gerektiğini, yargılama sırasında uzman bilirkişi eliyle rapor alınmasını, bu nedenlerle davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini" talep etmiştir.
Davalı ... davaya karşı cevap vermemiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Davalı ... Sigorta A.Ş.'e müzekkere yazılarak ... plakalı araç ile şirketiniz tarafından sigortalı olan 38 ... plakalı aracın █████/2023 tarihli trafik kazasından dolayı açılan hasar dosyası ve poliçe örneği celp edilmiş, 38 ... plakalı aracın █████/2022 başlangıç ve █████/2023 bitiş tarihli, ZMMS ile sigortalandığı görülmüştür.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyasının celp edildiği görüldü.
Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü'ne, ... Otomotiv'e, Türk Havayolları A.Ş.'ne, ... Havayolları A.Ş.'e, yazılan müzekkerelere cevap verildiği görülmüştür.
Tüm deliller toplandıktan sonra bir makina mühendisi ve sigorta eksper bilirkişiye tevdii ile ;bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Makine Mühendisi Adli Trafik/ Otomotiv Değerleme bilirkişisi ...ve Sigorta Uzmanı ...nun █████/2024 tarihli raporunda özetle;
Bu raporun OLAY bölümünde bu davaya esas teşkil eden, olay ve olayın meydana geliş şekli dosya muhteviyatından faydalanılarak açıklanmıştır. Bu davanın ortaya çıkmasına sebep olan olayın meydana gelişi ile ilgili olarak ihlal edilen yasal hükümler maddeler halinde yukarıda verilmiştir.
-Kaza olayının maddi hasarlı, yaralanmalı ve üç taraflı bir Trafik Kazası olduğu,
-Kazaya ait kroki çizildiğini,
-Raporun 2. Maddesinde belirtildiği üzere kazadaki KÖK NEDEN; sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde ASLİ KUSURLU SAYILAN TRAFİK KURALLARINDAN ve aşağıda detaylıca bahsetmiş olduğum ilgili maddelerindeki hallerini ihlal etmiş, aracını kullanırken çevre, yol, hava ve trafik durumunu kontrol etmemiş, gündüz saatlerinde sürüş güzergahını kontrol etmemiş, kavşak öncesinde araç hızını ayarlayamamış, kendisine hitaben bulunan DUR trafik levhasına uymamış, kavşaklarda geçiş önceliğine dikkat etmemiş, trafikte aracının doğrultu değiştirme manevrasını hatalı yaparak kaza olmasına neden olmuş, trafikte başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamamıştır.
Bu nedenle 38 ... plakalı araç sürücüsü ...' in meydana gelen trafik kazasında TAMAMEN SORUMLU OLDUĞU,
-Raporun 3. Maddesinde detaylıca belirtildiği üzere; SZ-... yabancı plakalı araç sürücüsü ...' nın kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği,
-Raporun 4. Maddesinde belirtildiği üzere; araçların teknik donanımlarından kaynaklanan bir problemin tespit edilemediği, kazanın 38 ... plakalı araç sürücüsünün şahsi dikkatsizlikleri ve kural ihlalleri sonucunda ortaya çıktığı,
-Raporun 5. Maddesinde belirtildiği üzere; Suriye uyruklu yay ...' nın kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği,
-Kazanın meydana geldiği yolda trafik işaretlemesi ve yola bağlı bir problemin tespit edilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle Karayolundan sorumlu kurum veya kuruluşun hizmet eksikliği ve sorumluluğunun bulunmadığı,
-Kaza olayının yaşanmasında başkaca kişi ya da kişilerin etkilerinin olmadığı,
-Dava konusu araç için 02.08.2023 olay tarihi itibarıyla Yurt Dışındaki Sürüm Değerinin 4.444,44Euro olduğu, Araç Değer Kaybı Tutarının 344,44Euro olduğu,
-Dava konusu araç için 02.08.2023 olay tarihi itibarıyla Araç Değer Kaybının 20.000TL olduğu, ... Sigorta A.Ş. Tarafından ... Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti. adına 8.237,25TL değer kaybı ödemesi yapıldığı, buna istinaden Bakiye Araç Değer Kaybı Tutarının 11.762,75TL olduğu,
-Dava konusu araç üzerindeki hasarlı parçaların durumları dikkate alındığında 02.08.2023 olay tarihi itibariyle hasarlı aracın tamirinin ekonomik olduğu, dolayısı ile perte ayrılmasının uygun olmadığı,
-Dava konusu araç için 02.08.2023 olay tarihi itibarıyla yedek parça ve işçilik olmak üzere Araç Onarım Maliyetinin %20KDV dahil 132.120TL olduğu, (%20 KDV hariç 110.000TL olduğu),
-Dava konusu araç için 02.08.2023 olay tarihi itibarıyla İkame Araç Bedelinin 8.400TL olduğu, Yurt dışında araç kiralama için Avis, Sixt ve Europcar Rent a car firmalarında dava konusu aracın yaşı ve km dikkate alındığında kiralama olarak tercih edilmediği, 1-3 yaş arasındaki ekonomi sınıfı araçların ise günlük ortalama 45Euro dan kiralandığı, bu nedenle araç kiralama ücretinin yurtdışı verileri ile uyumlu olmadığı ve aracın makul sürede tamir durumuna göre miktarının belirlenemediği, ilgili Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası teminat kapsamında olmadığı,
-...' nın Kayseri-Hannover gidiş geliş uçak ücret toplamının 396,74Euro olduğu, ancak ilgili Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası teminat kapsamında olmadığı, (Maddi Zararlar Teminatı: Hak sahibinin kaza tarihi itibariyle bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.)
-Nihai değerlendirmesi ve takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere trafik sigortası teminatları ve daha önceki ödemeler dikkate alındığında 8.237,25TL bakiye değer kaybı miktarından davalı sigorta şirketi QUICK SİGORTA'nın sorumlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
02.08.2023 Kaza Tarihinde Araç Başına KMAZMSS Teminatı : 120.000,00 TL
Hasar Kapsamında Yapılan Ödemeler (-) : 82.500 TL
Değer Kaybı İçin Yapılan Ödemeler (-) : 8.237,25 TL
02.08.2023 Tarihli Kaza İçin Yapılan Ödemeler Dikkate Alındığında
Kalan KMAZMSS Teminat Limiti : 29.262,75 TL
Kanaatimize havi raporunu sunmuştur.
Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı tarafların beyan/itiraz dilekçeleri sundukları görülmüştür.
Davacı vekilinin █████/2025 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu harcını tamamladığı, dilekçeden bir örneğin davalı tarafa tebliğ edildiği görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2023 günü davalı ... sevk ve idaresindeki ve davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi bulunan 38 ... plakalı aracın kendisine ait ... plaka sayılı Almanya plakalı Ford S-Max marka araçla kazaya karıştığını, aracın hasar gördüğünü, belirterek 10 TL hasar onarım ücreti, 10 TL değer kaybı, davacının yurt dışına uçakla dönmek zorunda kalması ve kaza sonrası dönüş için ödediği uçak biletleri için 10 Euro ve yurt dışındaki kiralamak zorunda kalınan aracın kiralama bedeli olarak 10 Euro olduğunu belirterek tahsilini dilemiştir.
Sigorta poliçesi incelenmesinde, 38 ... plakalı aracın ZMSS'in davalı sigorta şirketi bünyesinde sigortalandığı, trafik kayıtlarına göre ise malikin ise davalı ..., kaza tespit tutanağı uyarınca sürücüsünün davalı ... olduğu ve davacının sunduğu kayıtlar dikkate alınarak yabancı plakalı ... plakalı aracın davacıya ait olduğu olduğu anlaşılmıştır.
KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir."
Somut olayda, sigorta şirketi ile ilgili yazışma ve posta evraklarının örneğinin sunulduğu anlaşılmakla KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının mevcut olduğu değerlendirilmiştir.
-Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazının değerlendirmesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz.
Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır.
Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK █████/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320).
Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için;
a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması,
b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir.
Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320).
Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321).
Somut olayda da; davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde, davacının belirsiz alacak olarak dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını ve bu nedenle açılan davanın reddini istemiştir. Davalı tarafın davaya cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacı alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Böyle bir durumda ve yukarda yapılan açıklamalar ışığında, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmadığından söz edilemez. Bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmasının mümkün değerlendirilmiştir. (Araç Değer kaybı davalarının belirsiz alacak davası olarak açılabileceğine dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-1099 E., ████████ K. Sayılı ilamı bulunmaktadır.)
Yetki ilk itirazının değerlendirmesinde;
Davalı sigorta vekili yasal süresi içinde yetki ilk itirazında bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır.
Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 16. maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu yasada yer almakta olup, "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin, veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü ile sigortanın merkez ve şubeleri, sigorta sözleşmesini yapan acenta veya kazanın meydana geldiği yerin yetkili kabul edilmesine, Aynı hüküm ZMSS genel şartlarının C.7. maddesinde de tekrar niteliğinde yer almaktadır.
Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacılar bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacılar, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir (aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████/2013 tarih █████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamı).
Dava konusu uyuşmazlıkta haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 16. maddesinde yer alan haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi kuralı dikkate alındığında; dava dilekçesine ve dosyamız içindeki diğer kayıtlara göre davacının yerleşim yeri Almanya ülkesinde bulunmakla ve yine dosya içinde mevcut trafik kaza tespit tutanağına göre davaya konu trafik kazası Kayseri İli, Melikgazi İlçesi'nde gerçekleşmiştir. Buna göre yetkili mahkememiz yetkilidir. Dolayısıyla yukarıda anlatılan yasal hükümlere ve kanunda belirlenen yetki kurallarına göre; kazanın meydana geldiği yer bir başka deyişle haksız fiilin meydana geldiği yer kuralına göre mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmış ve davalının yetki ilk itirazı █████/2024 tarihli ön inceleme duruşmasının (1) nolu ara kararı ile reddedilmiştir.
-Zamanaşına itirazına ilişkin değerlendirmede;
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK m. 72 haksız fiil nedeniyle tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Uzamış (ceza) zamanaşımının başlangıcı olay tarihidir, zarar ve failin öğrenilmemesi önem taşımaz. Ceza zamanışımı süresi dolmuş ise on yıllık hak düşürücü süre içinde olmak kaydıyla zararın (gelişen durumun sona ermesinden itibaren) ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süre içinde de dava açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda kaza tarihi █████/2023 dava tarihinin ise █████/2023 olduğu anlaşılmakla zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zaman aşımı itirazının yerine olmadığı görülmüştür.
-Kusur ön soruna ilişkin değerlendirmede,
Mahkememiz olayla ilgili kural ihlallerinin tespiti noktasında, hasar bedeli ve değer kaybı, uçak biletleri ücreti tespiti ve ikame araç bedeli konusunda rapor almıştır. Kayseri ili Melikgazi ilçesinde sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracı ile Ülkü sokak istikametinden Sümbül sokağı takiben gelip kendisine hitaben DUR trafik levhasında kavşağa kontrolsüz giriş yaptığı esnada sağından Yavuz caddesi istikametinden İstiklal caddesini takiben gelip doğru seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki SZ-... Almanya plakalı aracın sol ön yan kısımlarına kendi aracının sağ ön köşe kısımları ile çarpması, çarpmanın etkisi ile aracın savrularak yolun sağında yaya kaldırımı üzerindeki yaya ... isimli şahısa aracının sağ yan kısımları ile çarpması sonucu meydana gelen üç taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası olayı gerçekleşmiştir.
Sürücü/davalı ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu 47/c, 52/a-b, 57/a, 57/b-5 ve 84/h Karayolları Trafik Yönetmeliği 95/c, 101/a-b, 109/a, 109/b-5 ve 157/6-8 hükümlerinde yer alan asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal etmiş, aracını kullanırken çevre, yol, hava ve trafik durumunu kontrol etmemiş, gündüz saatlerinde sürüş güzergahını kontrol etmemiş, kavşak öncesinde araç hızını ayarlayamamış, kendisine hitaben bulunan DUR trafik levhasına uymamış, kavşaklarda geçiş önceliğine dikkat etmemiş, trafikte aracının doğrultu değiştirme manevrasını hatalı yaparak kaza olmasına neden olmuş, trafikte başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle 38 ... plakalı araç sürücüsü/davalı ...'in meydana gelen trafik kazasında %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
- Hasara ait değerlendirmede;
Yargıtay Yerleşik uygulamalarına uygun olarak yabancı plakalı araçlarda, yabancı plakalı araçların hasar tazminat talepleri yönünden aracın pert değerlendirilmesi yapılsa dahi, aracın onarım bedeli, aracın satın alındığı ülke rayicindeki piyasa değeri ile karşılaştırılması bakımından önem arz etmektedir. Şöyle ki; eğer aracın satın alındığı ülke rayicindeki piyasa değeri onarım giderinden fazla ise davacı yalnız onarım giderini, onarım giderinden az ise, aracın olay gününde satın alındığı ülkedeki sürüm değerini davalıdan isteyebilir. Bu durumda mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak aracın Türkiye'deki tamir bedelinin tespiti ile daha önce usulüne uygun olarak tespit edilen, olay tarihinde kayıtlı olduğu ülkedeki ikinci el piyasa rayiç değeri ile karşılaştırılarak hangisi az ise o miktara hükmedilmesi gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ██████████ E., ██████████ K. sayılı ilamı
)
Somut olayda bilirkişi tarafından sunulan raporda yurt dışı verileri esas alınarak yapılan hesaplamada kaza tarihindeki hasarın 132.120,00 TL Euro , davalı sigorta şirketince █████/2023 tarihindeki 82.500,00 TL miktarlı ödeme düşüldükten sonra bakiye davacının zararının 49.620,00 TL bulunduğu anlaşılmıştır.
-Değer kaybına dair değerlendirmede;
Yargıtay Yerleşik uygulamalarına uygun olarak, değer azalması veya değer kaybının belirlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütler her olayın somut özelliğine göre değişebilecek ise de aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı) hususları değer kaybında gözönüne alınmalıdır. Somut olayda bilirkişi tarafından belirtilen ölçütler dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmamıştır. Ancak davacı aracı yabancı plakalı olup kayıtlı olduğu ülkedeki ikinci el değerleri bilirkişiler tarafından hesaplanması gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████████ E.█████████ K.sayılı ilamı)
Dosya kapsamında alınan rapor Yargıtay uygulamalarına uygun olduğundan davacının aracının 344,44 Euro değer kaybı zararı bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak bu alacak kaleminde davacının TL talebi olan 11.762,75 TL ile bağlı kalınmıştır.
-İkame araç bedeline ait değerlendirmede;
Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği, davalılardan istenen araç mahrumiyet zararını yönünden talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak sözkonusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir.
Davacının aracının 12 günde tamir edilebileceğinden günlük araç kira bedeli Almanya'da 45,00 Euro bedelle günlük kiralabilir olması, davacının kazadan kısa süre sonra Almanya'ya gittiği de nazara alındığında 204,53 Euro Bedelli araç kiralama ücreti makul görülmüştür.
-Uçak bileti ücretlerine ilişkin talebin değerlendirilmesi;
Davacı vekili davacı ve ailesinin yurt dışında yaşadığını, kazada hasar gören araç ile Türkiye'ye geldikleri ve tatil sonrası yine araç ile yurt dışındaki evlerine geri döneceklerini ancak kazanın meydana gelmesi ile araç ile evlerine geri dönemediklerini ve uçak bileti alarak evlerine dönmek zorunda kaldıklarını belirterek uçak bileti masrafının davalı taraftan karşılanmasını talep ettikleri, kaza meydana gelmeseydi davacı ve ailesinin evlerine gidecekleri, benzin vb. gibi masrafları yine yapacakları dikkate alınarak kaza sebebiyle uçak bileti alınmasının davacı tarafta artı bir zarar oluşturmadığı kanaatine varılarak uçak bileti masrafı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
-Sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede;
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.
Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. HD'nin █████/2013 tarih ve █████████ Esas, ██████████ Karar).
Kaldı ki █████/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre değer kaybı maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır. Somut olayda davalı sigorta şirketi hasar ve değer kaybından sorumludur.
-Davalı ...'in sorumluluğuna dair değerlendirmede;
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. █████████, K. ██████████)
Somut olayda, davalı işleten olması nedeni ile kusursuz sorumluluk ilkesi hem de araç sürücü olduğundan haksız fiil hükümleri çerçevesinde zarardan sorumludur.
- Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir.
Anılan açıklamalar uyarınca davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu kısmi ödeme dikkate alınarak █████/2023 tarihi temerrüt sigorta şirketi yönünden bu tarihten başlatılmıştır. Diğer davalı yönünden ise temerrüt tarihi olay tarihi kabul edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davacının davalı ...'e karşı ikame etmiş olduğu ikame araç bedeline ilişkin talebin kabulü ile, 204,53-EURO ikame araç bedelinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, alacağa kaza tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince devlet bankalarınca EURO cinsi açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek oranda faiz işletilmesine,
2-Davacının değer kaybı ve hasar bedeline ilişkin davasının kabulü ile, 11.762,75-TL değer kaybı tazminatı ve 49.620,00-TL hasar bedeli olmak üzere toplam 61.382,75-TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin bakiye 29.262,75-TL poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, sigorta şirketi yönünden kısmi ödeme tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren alacağa yasal faiz uygulanmasına,
3-Davacının fazlaya ilişkin tüm taleplerinin reddine,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 4.644,10-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 269,85-TL peşin harç ve 1.462.60-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.732,45 TL harcın düşümü ile eksik kalan 2.911,65 TL harcın (davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin 2.628,86-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olmak koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) sigorta şirketine karşı ikame etmiş olduğu davasının kabulü kararı verildiğinden davalı sigorta şirketinden alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvurma harcı ve 269,85-TL peşin harç, 1.462,60-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.002,30 TL harcın (davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin 1.807,83-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olmak koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, kep reddiyat gideri ve tedbir harcı olmak üzere toplam 9.347,10-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 7.865,33 TL'sinin (davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin 7.101,43-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olmak koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı taraflarca yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap edilen 30.000,00-TL (davalı sigorta şirketi vekalet ücretinin 29.262,75 TL miktarlı kısmından sorumlu olması kaydı ile) vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
10-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!